Dijital sağlık sistemine adım adım! Smart tuvaletler!

Prof. Dr. Gülümser Heper yazdı...

Dijital sağlık sistemine adım adım!  Smart tuvaletler!

İnsanların sağlık konusundaki hassasiyetleri değişkendir. Şımartılmış zihinlerin sağlık hassasiyetleri ise bir metadır. Corona salgınında sağlık endişesinin bir meta olarak kullanılabileceği alenileşti. Zaten bunun böyle olacağı da belliydi.

Dijital sağlık sisteminin planlayıcıları yıllardır programlarını adım adım ilerlettiler ve son salgınla birlikte insanlar dijital sağlık sisteminin kölelerine dönüştüler. Sopa göstererek korkutuldu; havuç göstererek ödüllendirildiler. Planlanan yeni dijital takip döneminin ekonomik çıktısını dev şirketler paylaşacaklar. Teknolojiye ulaşanlar günlük hayatın içerisinde sürekli bir şekilde sağlık taramasından geçerken bizim gibi ülkelerde sağlığı bozan parametreleri ortadan kaldırmak yerine zaten kıt olan ekonomik kaynaklarımızı sağlık takip teknolojilerine aktarmaya çalışanlar olacak.

Dijital sağlık sistemi bizim vücut atıklarımızı analiz etmeye hevesli. İşe anüsümüzden, gaitamızdan ve idrarımızdan başladılar. Bir hekim olarak anüs ve gaita terimlerini kullanırken bir ara tereddüt ettiğimi bilmenizi isterim. Kasma kendini, anüs ve gaita yerine “kıçımızdan ve bokumuzdan de” dedim! Ancak yine de terbiyeyi elden bırakmayarak anüs ve gaita demeye devam edeceğim. Can Yücel üstat kadar rahat olamamak sosyal iletişim eksiğim olsa da…

Diyeceğim şu ki dijital sağlık planlayıcıları ve takipçileri yeni bir tuvalet bildiğimiz şekliyle bir hela kurguladılar. Adına “SMART TUVALET” diyorlar. Smart kelimesi biliyorsunuz İngilizce. Ancak öyle bir değişim yaşadık ki “smart” kelimesini içselleştirdik. Smart kelimesinin Türkçeye çevirisi de sıkıntılı. Genellikle “akıllı” anlamında bize yuttursalar da smart kelimesi züppeliğin insanlığa giydirilmiş hali. Akıllılıkla züppelik arasındaki farkı normal zihinle algılamak zor. Can Yücel ağabeyin dediği gibi, birbirini anlamayan iki kafa arasındaki mesafe en uzak mesafe. Üstelik insan aklından medet umulmaz. Keşke zihnimize akıl yerine merhamet konularak doğsaydık. Yaratılıştan sorunlu bir canlı türüyüz vesselam.

Neyse lafı uzattım. Bu smart helalar ile tam yirmi dört saat anüsümüzü gözleyecekler. İşe anüsümüzün fotoğrafını çekerek başlayacaklar ve anüsümüzün şeklinden, kıvrımlarından bir haritalama yapacak ve arşivleyecekler. Dijital sağlıkçılar büyük bir keşifmiş gibi anüsümüzün de aynen parmak izimiz gibi farklı farklı olduğunu söylüyorlar. Doğrudur! Herkesin anüsü farklıdır! Aslında her insanın dokusu, damarı, kemiği birbirinden farklıdır. Dünyada 7 milyar insan varsa 7 milyarın tamamı birbirinden farklıdır. Doğal olarak da anüsümüz de farklı olacaktır. Bunu bir keşifmiş gibi insanlığa sunmak ve anüsümüzün şeklinden yakalanacağımız hastalıklar hakkında ipucu aramak bir bilimse, dijital sağlıkçılar bunu yapacaklar. Bu bilimin gelişeceği belli. Bu bilimin çok su kaldıracağı da belli. Yakında anüsümüzün şeklinden ruhsal dünyamıza kadar uzanırlarsa şaşırmayınız. Misal anüsümüzü çok kastığımızda gerginliğimiz, gevşettiğimizde rahatlığımızı anlayabilirler. Adamlar işi biliyorlar. Biliyorlar ki her kültürde döt önemlidir. Bizde de çok önemlidir. Atalarımızın “öyle döte böyle tarak” demesi boşa değilmiş meğer…

Neyse lafı çok uzattım. Dijital sağlık takibinin diğer planlamalarını da anlatayım. Bu tuvaletlerde sadece anüsümüzü izlemekle yetinmeyecekler. Gaitamızdaki protein, yağ, lif oranları gibi virüsler için DNA ve RNA partiküllerini de tarayacaklar. Aynı zamanda gaita da kan var mı, yasal olmayan ilaç var mı diye de bakacaklar. Kısacası laboratuvarlarda yapılan gaita ve idrar analizlerini eve taşıyacaklar… Bu proje için Ulusal Kanser Enstitüsü ( NCI) 6.9 milyar dolar para ayırmış. Tuvaletler hazır, kurulmayı bekliyormuş…

İşin trajikomikliği bir yana bu projeler her boyutta zaten hazırlandı. Dijital takiple ateşimiz, nemimiz, ses tonumuz bile takip edilebilecek. Tahayyül sınırınız ne kadar bilemiyorum ama işerken, osururken, sevişirken gözleneceğiz. Ancak adamlar yemin billah ediyor ve diyor ki bu bilgiler bizde saklı kalacak, kimseye açıklamayacağız.

Soru şu: Böyle bir dünyada yaşamak ister misiniz? Misal karınız, kızınız, ananız veya kendiniz işerken orası burası görünsün ve kaydedilsin ister misiniz? İnsanlığın özel hayata dair izlenme sınırı ne kadar genişletilebilir bilemiyorum. Ancak hazırlandıysa bu tuvaletlerin alıcısının olacağı mutlak. Eminim ki yaşamayı ilke edinip ruhunu kiraya vermiş insanlar da olacak. Eminim ki bizleri gerilikle, yobazlıkla, bağnazlıkla itham edenler de olacak. Bunca yıldır insanım, inanın ben anlayamıyorum.

Dijital takip böyle bir takip arkadaşlar. Bu üçüncü boyuta geçmiş insanlığın ve insanların hayatı. Bizim gibi ülkelerde bir avuç azınlığın dışında bizleri bağlamaz. Bizim sağlık sistemimizi de bağlamaz. Biz Türk hekimleri tıbben biliyoruz ki eti çok yiyen protein sıçacak, yağı fazla kaçıran yağlı çıkaracak. Ayda 2.825 lira 90 kuruş asgari ücret alan bir ailenin gaitasında protein ve yağ arayacak halimiz yok ya! Vururuz aşıyı biter gider… Müsterih olunuz…