Dinlendirici şehir, Bratislava

Gürcan Elbek yazdı

Dinlendirici şehir, Bratislava

3000 km ardından Bratislava’da gelen dinlenme…

Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya ulaştığımda bir ayı aşkın süreyi arabam Kara Şimşek ile yollarda geçirmiştim. Balkanlarda ve Orta Avrupa’da 3000 km yol yapmış, 14 değişik hostelde kalmıştım. Gün içinde de sürekli gezilen yerler, çekilen fotoğraflar, videolar, alınan notlar, yazılan blog yazıları düşünüldüğünde dolu dolu geçen bir süre ardımda kalmıştı. Hatta bir de soğuk algınlığı atlatmıştım bu sürede. Son olarak, yoğun bir dönemine rast geldiğim Budapeşte’de kalacak mekan için her gece yer değiştirmek zorunda kalmak yormuştu beni. Birçok yer görmüş, sayısız deneyim yaşamıştım. Bu süreç keyifli ama temposu nedeniyle doğal olarak biraz yorucuydu. Bu tempo sonrasında ulaştığım Bratislava benim için huzur ve rahatlama noktası olacaktı.

Bratislava’da tam bir dinlenme ve toparlanma süreci yaşıyordum. Bu arabayla yaptığım keyifli gezi sırasında Bosna’da tanıştığım ve Bratislava’da beni konuk eden Tomas’ın evinde çok güzel dinlendim ve uyudum. Ahıra dönmüş Kara Şimşek’in içini temizledim, düzenledim. Birikmiş çamaşırlarımı yıkadım. Her anıyla bir rahatlama ve düzeni yeniden sağlama süreci oluyordu Bratislava benim için.

Bu arada Sziget Festivalinde tüm parasını yere düşüren üniversite öğrencisi Ukraynalı gezgin Daria’yı da Prag’a giden otobüse bindirdikten sonra daha da rahatlamış olarak eve dönmüştüm. Daria’nın ayrılırken yaşadığı mutluluk ve gülümsemesi yeterliydi benim için.

 Prag yolcusu Daria, Bratislava otobüs terminalinde.

Geçen haftaki yazıda anlattığım üzere; eve döndüğümde Tomas ile yaptığımız sohbet paramın geri gelmesi konusunda kafamı bulandırmıştı bir miktar. Bu konu birçok okurun da kafasını meşgul etmiş anlaşılan.

Tomas’a Teşekkür…

Bosna, Visoko’da karşılaştığım ve Bratislava’da bana ve Daria’ya evini açan Tomas’a müteşekkirim. Misafirin misafiri olmaz, demişti eski bir yöneticim, ama Tomas beni ve benim misafirimi güler yüzü ve hoşgörüsüyle ağırlıyordu. Daha önce de Couchsurfing’den oldukça fazla sayıda misafir kabul etmiş biriydi. Çok teşekkürler Tomas!

Bratislava’da beni evinde misafir eden Tomas.

Kısa Bratislava Tarihi…

430.000 kişilik nüfusuyla oldukça sakin, tarihi, rahat gezilen huzurlu bir şehir Bratislava. Bu kent, Moravia Devleti’nin hakimiyetinden sonra 500 yıl kadar Macaristan sınırlarında kalmış ve o dönemde Macaristan’a başkentlik yapmış. Daha sonra da Çekoslovakya içinde yer almış. 1 Ağustos 1993’de Çekoslovakya ayrılınca Slovakya'da kalmış. Çekoslovakya'dan ayrılan diğer devlet de Çekya adıyla anılıyor günümüzde.

Geçen haftaki yazımızda kentin önemli gezi noktalarından Bratislava Kalesi’ni dolaşmıştık. 10 Euro ücretle girilen kale, birçok değişik sergi salonuna sahipti. Aynı zamanda kaleden şehrin görünümü de oldukça güzel.

 Bratislava Kalesi’nden Tuna Nehri ve civarın görünümü.

3. Yüzyılda yapılmış Kaleden sonra gezilecek en temel bölge, tarihi şehir merkezi. Bugün ise kaleden ayrılıp eski şehrin merkezine doğru bir yol alacağız. Bratislava’nın çok rahat gezilecek tarihi bir merkezi var. Haydi şimdi tarihi merkeze uzanalım. 

Sükunetli Bratislava’da Tarihi Merkez…

Kaleden aşağıya bana çok sıcak duygular veren eski görünümlü evlerin olduğu sokaktan yürüyerek indim.

Kaleden aşağıya yürüdüğüm cadde.

Doğu Blokundan ziyade bana büyüdüğüm Ankara’nın bazı noktalarını hatırlatan eski kente, güneşli bir günde 14. Yüzyılda yapılmış tarihi Michael Kapısı’ndan giriş yaptım. İkinci Dünya Savaşı’nda yıkılmamış tek yeri bu bölgedeki saat kulesiymiş. Tarihi kapıları ve saat kulesini geçtikten sonra eski kentin çok büyük olmayan ana meydanına ulaşılıyor. Burada Belediye Binası, tarihi görünümüyle dikkati çeken temel yapı. Bu tarihi ama ufak meydan ve çevresi en turistik bölge. Bu meydana çıkan sokaklarda barlar ve restoranlar var. Panska Caddesi bunların başında geliyor. Meydanda sıkça, ufak grupların verdiği konserleri izlemek mümkün.

Tarihi Bratislava’nın eski şehir merkezine giriş ve meydan.

Restoran önünde sokak müziği 

Pub’ın önünde bira için genç grup.

Meydan sonrası gezmeye devam ettiğimiz Eski Kent (Old Town) sokakları bronz heykellerle süslenmiş. Orijinal bu heykeller, atfedilen öykülerle turistlerin fotoğraf noktaları haline gelmişler. Bunların turistik meşhurlarından biri, rögar kapağından kafa ve gövdesinin yarısını çıkarıp etrafı izleyen bronz İş Başındaki Adam (Man at Work) ismini verdikleri heykel. Meydanlarda sokaklarda da muhtelif bronz heykeller bulunuyor.

“Man at work” heykeli.

(https://fineartamerica.com/featured/cumil-the-peeper-man-at-work-in-bratislava-carol-japp.html) 

Meydanda banka yaslanmış bir başka bronz heykel.

Gezilecek Diğer Noktalar…

Bratislava çok rahat gezilecek bir şehir. Bazı gezginler, “bir gün yeterli” dese de içinize sinmesi için iki hatta üç gün ayırıp sakin sakin dolaşmanız güzel olur bu şehirde. Ancak kalp çarpıntısı ile yaşamak isteyen taşikardik modern bir kişiye 6 saat bile yetebilir. Karar ve uygulama size kalmış. 

Gezilecek yerler arasında Primate Sarayı ve Opera Binası’nı belirtmekte fayda var. Gerçi bu yapılar da merkez dediğimiz alan içinde sayılır. Benim gitmediğim Bratislava Tarih Müzesi’ni ve St. Martin Katedrali’ni de gezi listenize ekleyebilirsiniz. 

 Bratislava’dan görüntüler.

Kentin değişik noktalarında Ortaçağ’da veba salgınında ölenler anısına yapılmış anıtlar, heykeller bulunuyor. Bazı evlerin duvarlarında da veba salgınını simgeleyen kabartmalar var.

Parklar, bahçeler çok. Biz de Tomas ile içimizdeki çocuğu serbest bırakıp bu park alanlarından birinde çimenler üzerinde top oynadık. Sanıyorum savaş zamanında sahra hastanelerinin kurulduğu bir parktı burası.

Top oynadığımız parktan görüntüler

Manzara sevenlere UFO Kulesi…

Manzarayı yükseklerden izlemeye meraklılar için şehrin içinde kaleye giden köprünün ayağından çıkılan bir kule var. UFO Kulesi diyorlar. Bir de şehrin hemen kenarından ormana girip kısa bir yürüyüş sonrasında ulaşacağınız Kamzik Televizyon Kulesi’nin döner restoranında yemek yiyip etrafı izleyebilirsiniz. Gezilecek yerler dahil manzara mekanlarını da tanıtan ve özgün sunumlu 4 dakikalık İngilizce Bratislava tanıtım videosunu aşağıda paylaşıyorum;

Turistlere kolaylık için meydanlarda, parklarda ve birçok noktada “Bedava İnternet”…

Bratislava’da yaşanılan bir başka kolaylık da meydanlarda ve parklarda bedava internet erişiminin mümkün olması. Avrupa Birliği vatandaşlarından öğrenci kartı sahibi olanlara ulaşımın bedava olduğunu söylediklerini hatırlıyorum. 

Raylı sistemlerin getirdiği trafik rahatlaması…

Trafik olmaması için trafiği şehir içine sokmamak gerek. Araba varlığı böyle merkezi yerlerde büyük sorun. Bratislava’da ise kent merkezinde temel ulaşımı sağlayan raylı sistemler hem ulaşım işini hallediyor hem de yoğun araba trafiğinin önüne geçilmiş oluyor. Bu gerek turistik merkezde gerekse şehrin önemli caddelerinde bu şekilde düzenlenmiş gibi geldi bana.

Raylı sistemin getirdiği trafik rahatlığı bambaşka.

Aynı zamanda tarihi ve turistik yoğun bölgelerde kullanılan ilginç taşıma araçları da bulunmakta. Yürümek istemeyenler için güzel, fakat turistik bir imkan.

Turistik bölgelerdeki taşıma araçları.

Tuna kenarında şehrin modern kısımlarında yürüyüşler ve alışveriş merkezleri var ama bunlar benim ilgi alanıma girmediğinden meraklısına hatırlatıyorum sadece.

Obchodna Caddesi…

Komünist dönemin bir ticaret merkezi olan bu cadde, turist düzleminden gezgin veya avare düzlemine inildiğinde oldukça hormonsuz yeme, içme ve eğlenme noktaları sunan güzel bir cadde. Bu caddede oldukça fazla mekan bulunuyor. Biz Tomas ile KGB Pub’a gittik. Eski bir yeraltı mahzeninden dönüştürülmüş ilginç bir mekandı. Züppe alışveriş merkezleri yerine sıradan dükkanların bulunduğu bu cadde oldukça renkli bir gece hayatı sunuyor ziyaretçilerine. Meraklısının mutlaka uğraması gereken bir yer. Çok değişik nitelikte mekanlar bulabileceğiniz bu caddeyi aşağıdaki bağlantıdan ayrıntılı biçimde inceleyebilirsiniz;

https://www.bratislavaguide.com/guide-what-to-do/bratislava-guided-sightseeing-overview/obchodna-street-miniguide

Obchodna Caddesi’nden görünümler.

Benim tattığım Slovak yemekleri…

Ben temel bir iki yemek denedim Bratislava’da. Bunlar; Sarımsak Çorbası ve patates üzerine eklemelerle yapılan Halusky yemeğiydi. Ayrıca Slovak Kolası “Kofola”nın, şurup veya ilaç niyetine tadına bakmak isteyebilirsiniz.

Sarımsak Çorbası ve Halusky.

Slovak mutfağında patates, peynir, et katkısı, lahana, kuru fasulye kullanımı göze çarpıyor ilk bakışta. Hamur işleri de görüyoruz. Hatta Pogaca dedikleri bizim poğaça ile neredeyse aynı. Değişik karışımlarla güzel lezzetler hazırlanıyor. Oldukça fazla da çeşit var. Bu yemek çeşitliliğinde de uzun tarih boyunca birçok kültürün izlerini görmek çok doğal. Tabii ki bizim gibi Bereketli Hilal denilen Mezopotamya’nın devamı olan ve binlerce içerik kullanma şansı olan bir coğrafya değil Orta ve Kuzey Avrupa, ancak onlar da bu tarihi birikimi yemek açısından oldukça iyi biçimde değerlendirmişler. Yemekler hakkında bilgi edinmeniz için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Viyana’ya doğru…

Bratislava’da zamanım dolmuştu. Bir sonraki adım hemen burnumun dibindeki diyeceğim Viyana olacaktı. Burada bir arkadaşımın kardeşinin evinde konaklayacaktım. Arkadaşımın kardeşi tatile gitmişti ve anahtarı başka bir arkadaşından alıp Belvedere’deki evi bulmak ilk işim olacaktı. Tomas ile vedalaştıktan sonra Viyana’ya giden otobana çıktığımda Kara Şimşek nazlı nazlı salınıyordu. Yol üzerinde gördüğüm Rüzgar Enerji Santrali pervanelerini izleyerek ilerlediğim sırada kasetli araba teybimde Bülent Ortaçgil’in Değirmenler şarkısının denk gelmesine ne demeli?  

Viyana Yolunda Yel Değirmenleri.

Sağlık ve mutlulukla geçireceğiniz bir hafta diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla.