Doğu Kudüs krizinin nedeni ve Yahudi-Arap kardeşliği

Gürbüz Evren yazdı

Doğu Kudüs krizinin nedeni ve Yahudi-Arap kardeşliği

İsrail günlerdir Gazze’ye bomba yağdırıyor çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden herkesi katlediyor.

İsrail, Doğu Kudüs’te de Filistinlilere saldırmakla kalmıyor, Müslümanlar için büyük önemi olan Mescidi-i Aksa’ya da girip, değerleri ayaklar altına alıyor.

Aniden başlatılan Doğu Kudüs krizinin sırrını ve Başbakan Netanyahu’nun korkunç planını bir sonraki yazıda anlatmaya çalışacağım, ama önce Yahudi-Arap kardeşliği konusunu açmak gerekiyor.

Yahudilerle Araplar kardeştir. Ayrıca Yahudilerle dünyadaki tüm Müslümanlar da kardeştir. Bitmedi, Müslüman olmaları nedeniyle Türkler de Yahudilerle kardeştir.  

Kardeşlik konusunu Yahudilerin kutsal Kitabı Tevrat başta olmak üzere farklı kaynaklara dayanarak özetleyelim.

Hazreti İbrahim bir erkek evlat istemektedir, ancak eşi Sara’dan çocuğu olmamaktadır. Sara’nın Hacer isimli Mısırlı bir kölesi vardır. Hazreti İbrahim, eşi Sara’nın da izniyle Hacer ile evlenir ve bir süre sonra da erkek çocuk sahibi olur. Çocuğa İsmail ismi verilir.

Sara bu duruma çok üzülmüştür. Merhamet gösteren Allah, yaşı geçmiş olmasına rağmen Sara’ya da bir erkek çocuk verir. Bu çocuğun ismi ise İshak (Yitzak) olur.

Buna göre Yahudiler İshak’ın, Araplar ise İsmail’in soyundan gelmektedir. Babaları bir olmasına rağmen annesinin köleliği nedeniyle İsmail’e köle çocuğu denilirken, Yahudiler için asil, seçkin ve ayrıcalıklı gibi ifadeler kullanılmaktadır.

Sara ile Hacer arasındaki çekişme ve Sara’nın baskın çıkma gayretleri bir başka konuyu anlamamızı sağlamıştır. Bu da Yahudiliğin babadan değil anneden geçmesidir. Yani Yahudilikte esas olan annedir.

İsmail Arap kabilelerinin babası kabul edilir. İslam peygamberi Hazreti Muhammet de Arap olduğu için İslam dünyasındaki tüm milletler ve tabi ki Türklerle de İsmail’in evlatlarıdır. Yine buradan hareketle İslam ülkelerine “İsmail memleketi”, buralarda yaşayanlara da ben-i İsmail yani İsmailoğulları denilir.

Türklerin Nuh peygamberin oğlu Yafes’in soyundan geldiğini Türk tarihini araştıranlar çok sık tekrarlamaktadır. Yahudilerin de soy kütüklerini Nuh peygamberin oğlu Sam’dan başlattıkları bilinmektedir.

Ortadoğu sorununun temelinde Arap-Yahudi çatışması ve buna bağlı olarak İsrail’in işgal ettiği Arap toprakları sorunu vardır. Zamanla bu sorunlara İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesi de eklenince Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler için önemli olan bu kentteki kutsal yerler sorunu da ortaya çıkmıştır. Ama sorunun temelinde paylaşılamayan topraklar vardır.

Daha anlaşılabilir bir dilde söylemek gerekirse, kendilerini öz evlat olarak gören Yahudiler, köle çocuğu kabul edilen üvey kardeşleri Araplara, ortak babalarının mirasından pay vermek istemediklerini kanıtlarcasına, kutsal topraklara el koymayı ve onları buralardan kovmayı kendilerine hak görmektedirler.

İsmail’in Hazreti İbrahim’in mirasından pay alamayacağı konusu da Yahudilerin kutsal kitabında anlatılmıştır. Buna göre, Sara’nın, oğlu İshak’ı sütten kestiği gün Hazreti İbrahim büyük bir ziyafet düzenlemiştir. Ziyafet sırasında İsmail’in güldüğünü gören Sara, bu duruma çok kızar ve Hazreti İbrahim’inden cariye Hacer ve oğlu İsmail’i evden kovmasını, ayrıca mirastan pay verilmemesini ister.

Yahudiler İsrailoğullarının Allah tarafından seçilmiş bir kavim olduğuna inanırlar. Bu yüzden Allah Hazreti İbrahim, Hazreti İshak, Hazreti Yakup (Jakop) ve son olarak da Hazreti Musa (Moise) ile ismi Ahid olan bir sözleşme yapmıştır.

Bu sözleşmeye uyulduğu sürece İsrailoğulları sıkıntıya düşmemiş ve Allah onları en zor durumlardan kurtarmıştır. Bunun en somut örneklerinden biri, Yahudilerin Mısır’da 400 yıla yakın bir süre devam eden esaretten kurtulmaları için Allah’ın Hazreti Musa’yı görevlendirmesi ve Kızıl Deniz’in yarılarak geçmelerine olanak sağlamasıdır.

Allah’ın kutsal kitap Tevrat’ı başka kavim ya da milletlere değil de Yahudilere göndermesi de seçilmişlik fikrinin göstergesi olarak değerlendirilir.

Bir başka örnek ise Yahudilerin 2 bin yıl sürgün hayatı yaşadıktan sonra 1948 yılında kutsal topraklar olarak bilinen Filistin’e dönmeleri ve burada İsrail devletini kurmalarıdır.

Söz konusu seçilmişliğin dine bağlı bir seçilmişlik mi yoksa soya bağlı bir seçilmişlik mi olduğu konusunda tartışmalar din tarihçilerini ve ilahiyatçıları sürekli meşgul etmiştir.

Yahudilik, İsrailoğulları, Musevi gibi kavramlara da açıklık getirmekte fayda var.

Hazreti İshak’ın oğlu Yakup’a Allah İsrail lakabını vermiştir. Yahudiler bu nedenle Ben-i İsrail yani İsrailoğulları ismiyle anılır. Yahudi tanımlaması ise Hazreti Yakup’un 12 oğlundan dördüncüsü olan Yahuda ya da Yuda’dan gelmektedir.

Hazreti Musa’ya inananlar anlamındaki Musevi tanımlaması ise sadece Türkiye’de kullanılır.

Müslümanlarla Yahudiler arasında ortak konular olduğu gibi ayrıldıkları konular da vardır. En önemli ortak konulardan biri ise Müslümanların Kurban Bayramı’nın kaynağı olarak gösterilen, Hazreti İbrahim’in oğlunu Allah’a kurban etmesi olayıdır.

Kuran’da Hazreti İbrahim’in Allah’tan hayırlı bir oğul istediği anlatılır. Allah da Hazreti İbrahim’in bu isteğini karşılıksız bırakmaz. Daha sonra Hazreti İbrahim rüyasında Allah’ın kendisinden oğlunu kurban etmesini istediğini görür. Rüyasını anlattığı oğlunun onayını alan Hazreti İbrahim evladını kurban edecekken Allah bir koç gönderir, oğul bağışlanır ve onun yerine koç kurban edilir. Müslümanlara göre Hazreti İbrahim’in kurban etmek istediği bu oğlu İsmail’dir.  

Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat’ta ise Hazreti İbrahim’in Allah’a kurban etmek istediği oğlunun ismi İshak olarak verilmektedir.

Bir başka önemli ortak yan ise dil konusundadır. İbranice ile Arapça aynı dil ailesine yani Sami diline bağlıdır. Sami ismi ise yukarıda aktardığımız üzere Yahudilerin kökenlerini dayandırdıkları Hazreti Nuh'un oğlu Sam’dan gelmektedir. Sam’ın dilini konuşanlar anlamındadır.

İslam ile Yahudilik arasındaki farklılıklardan bahsedilirken en çok iki dinin kutsal kitaplarının kaydedilişlerine atıfta bulunulur.

Kuran’ı Kerim gelmeye başladığı andan itibaren kaydedilirken, içine kul sözü karışmaması için özel bir önem gösterilmiş ve bu sağlanmıştır.

Tevrat ise geldiği dönemde, Hazreti Musa yaşarken değil yüzyıllar sonra kaydedildiği için kul sözü karışmıştır. Bu nedenle de Tevrat’ta bahsedilen birçok konu kimi din bilimciler tarafından tartışmalı bulunmaktadır.

Bir başka gerçek ise İslam’ın Yahudilerle yakın ilişkisidir. Kur'an-ı Kerim’de birçok kez Yahudilere, Hazreti Musa’ya ve kutsal kitap Tevrat’a değinilmiştir. Ayrıntılı olarak vermek gerekirse, Kur'an’da 18 kez Tevrat’tan bahsedilirken, Hazreti Musa 34 Sure’de yer almış, 13 Sure’de de Yahudilerden bahsedilmiştir. Kur'an’da ayrıca Hazreti İbrahim ve Hazreti İshak’ın yanı sıra tam 41 kez İsrailoğulları ve 1 kez de İsrail’den bahsedilmektedir.

Girişte de söylediğim gibi aniden başlatılan Doğu Kudüs krizinin sırrını ve Başbakan Netanyahu’nun korkunç planını bir sonraki yazıda anlatacağım.