Dün gece Prezident Co Baydın Afganistan konusunda beni aradı

Nejat Eslen yazdı...

Dün gece Prezident Co Baydın Afganistan konusunda beni aradı

Dün gece geç saatlerde Amerikan Prezidenti Mister Co Baydın beni aradı.

Tabi o Amerikan saatine göre arıyor her zaman.

“Çok geç mi orada?” diye sordu.

“Önemi yok Co, söyle” dedim.

Görüntülü konuştuk Co ile.

Yorgun, mutsuz görünüyordu.

“Hayrola Co” dedim.

“Senin Afganistan, Taliban konusunda ne düşündüğünü merak ettim, ondan aradım” dedi.

“Co, siz bu savaşı kaybettiniz, Taliban’a yenildiniz, bu nedenle çekiliyorsunuz, arkanızda da kaos içinde bir ülke bırakıyorsunuz” diyerek söze başladım.

Co araya girdi, “Hayır biz yenilmedik, Amerikan tarihinin en uzun savaşını Taliban’la anlaşarak bitirdik” diye cevap verdi.

Sonra devam etti “Çok para harcadık Afganistan’da Nejat dedi, bunun sonu yok, Taliban’ı yenmemiz mümkün değil, anlaşalım, Afganistan’ı Taliban’a bırakalım, çekilelim dedik.”

Devam etti Co, “Nejat biz Afganistan’da 300 bin kişilik bir ordu kurduk, her çeşit silahı verdik, çok para harcadık, savaşmadılar Taliban karşısında, dağıldılar, kaçtılar…”

“Devşirdiğimiz adamdan cumhurbaşkanı yaptık, o da kaçtı, hem Afganistan’ı hem de bizi terk etti, bu şartlarda Taliban’ı nasıl yenebilirdik ki…”

“Co” diyerek sözünü kestim, “Ordular sadece para ile silah ile kurulmuyor, siz onlara savaşma iradesi, morali veremediniz, asıl mesele bu!”

"Haklısın Nejat" dedi Co, "Askerler, diplomatlar beni kandırdılar…"

"Ayrıca" dedi, Co "Orduda bizim çok ciddi sorunlarımız var. Biz eşitlikçi, demokrat bir topluluğuz ya, bu nedenle bizim orduda, çok sayıda homo var, lezbiyen var.

Homolara, lezbiyenlere tecavüzler çok arttı orduda.

Bir taraftan bu sorunla uğraşıyoruz, asker homoları, lezbiyenleri korumaya çalışıyoruz, bir taraftan Taliban’la uğraşıyoruz.

Biz bu askerleri Afganistan’a göndersek, bu sefer Taliban bizim askerleri yakalayıp tecavüz edecek, en iyisi savaşı bitirelim, çekilelim dedik."

"Taliban’la hangi konularda anlaştınız?" diye sordum.

"Çekilirken bize saldırmamaya söz verdiler" dedi.

"İngilizler, Çanakkale Savaşı’nda kaçıp giderken bir gecede sessizce terk ettiler savaş alanını; siz çekilmeyi bile beceremediniz, Kabil hava alanı kaos içinde, orada bile bir düzen kuramadınız, ölen insanlar var kaçarken, bu ne biçim çeklime harekatı böyle" dedim.

Medyaya başarılı çekilme harekatı icra ettiklerini açıklayan Co bu soruma cevap veremedi.

Sonra devam ettim; "Co, silah askerin namusudur, senin askerler tankını, topunu, mühimmatını Taliban’a terk edip gitti, buna nasıl izin verdiniz" diye sordum.

Co "Silahın askerin namusu olduğunu bilmiyordum, ilk defa senden duydum, bunu ben bizim genelkurmay başkanına sorayım" dedi.

"Bundan sonra Taliban ile ilişkiniz nasıl olacak?" diye sordum Co’ya.

"Henüz karar vermedik, üzerinde çalışıyoruz, ya Taliban’ı ikna edip, yani para verip onu Rusya’ya, Çin’e karşı kullanacağız, ya da muhalif gruplara para verip onları Taliban’a karşı direnişe çağıracağız, arkadaşlar bu konuda rapor hazırlıyorlar, raporu okuyup karar vereceğiz…" diye cevap verdi.

"Co" dedim, "Avrupalı liderler size kızgın, 'Amerika bize danışmadan, tek yanlı kararlar verip uyguluyor, Amerikan liderliğinin sorgulanması gerekiyor' şeklinde beyanatları var; Amerika artık sorgulanan, güvenilmez bir müttefik olarak değerlendiriliyor; hani sen iktidara gelince NATO’ya, ittifaklara, kurumlara önem verecektin…"

"Çok karmaşık konular bunlar Nejat’’ dedi Co, ‘’İşin içinden nasıl çıkacağız ben de bilemiyorum…"

"Co" dedim, "Sana bir soru sormak istiyorum, samimi bir cevap bekliyorum senden" dedim.

"Sor" dedi Co.

Ben de sordum: "Co, küresel lider olduğunu iddia eden ve mevcut dünya düzenini devam ettirmek isteyen ve aynı zamanda Taliban’la mücadeleyi kaybeden Amerika, Çin, Rusya karşısında nasıl başarılı olabilecek?"

"Haklısın Nejat" dedi Co, devam etti; "Ben de aynı kaygıları taşıyorum, arkadaşlara görev verdim, bu konuda yeni bir rapor hazırlayın dedim, raporun adı da 'Taliban sonrası dünya' olacak, biliyorsun Amerika’da çok sayıda think thank var onlar da çalışacak, onlar da raporlar yazacak, bakacağız en iyi rapor hangisi ise ona göre tedbir alacağız Rusya’ya, Çin’e karşı.

Günlerim rapor okumakla geçiyor Nejat, bazen nerden bulaştım bu işe seni dinlemedim diyorum, galiba pişmanım başkan seçildiğim için, çok rapor okumak zorunda kalıyorum, gözlerim bozulacak bu gidişle, bana her gün okumak için yeni raporlar veriyorlar, kendileri benden habersiz işler çeviriyorlar, yaşlandım artık be Nejat, bu başkanlık işi yoruyor artık beni, keşke başkan olmasaydım rapor okumak yerine balık tutmaya giderdim şimdi…"

"Co, bu Afganistanlı asker sığınmacıları neden bize gönderiyorsun" diye sordum.

"Onları eğitip Afganistan’a geri göndereceğiz Taliban’a karşı savaşmak için" dedi.

"Hani Taliban ile anlaşmıştınız, Taliban’ı Çin’e, Rusya’ya karşı kullanacaktınız" diyerek sözünü kestim.

Durakladı bir an, "Sahi, öylemi yapacakmışız?" diyerek cevapladı.

"Sedat Peker’i tanır mısın" diye sordum.

"Yakından takip ederiz" dedi.

"Neden yakından takip edersiniz?" diye sorunca, "Sana ancak şu kadarını söyleyebilirim, Amerika-Türkiye ilişkilerini dizayn etmek için yakından takip ederiz" dedi.

Kanımca değerli arkadaşım Amerikan Prezidenti Mister Co Baydın Afganistan-Taliban sendromu içinde…

Bu nedenle de yorgun ve moralsiz göründü görüntülü görüşmemizde.

Benden bir kasa Tekirdağ rakısı istedi.

"Ancak bu beni kendime getirir" dedi.

Tekirdağ rakısının Afganistan-Taliban sendromuna iyi geldiğini, değerli arkadaşım Amerikan Prezidenti Mister Co Baydın’dan öğrenmiş oldum böylece...

Görüntülü konuşmamız bitince, derin bir hüzün kapladı içimi…
Amerika’nın nükleer silahlarının şifreleri bu bunak adamın elinde diye…