Ejderha ile ayı, tehditkar kartala karşı safları sıklaştırıyor

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Ejderha ile ayı, tehditkar kartala karşı safları sıklaştırıyor

Biz, denize düşen yılana sarılır misali, kuyumuzu kazan BAE’yi kurtarıcı ilan ederken, dünyada çok önemli gelişmeler oluyor.

Rusya ve Çin arasında mesela...

ABD’nin Tayvan, Güney Çin Denizi üzerinden sıkıştırmaya çalıştığı Çin ile yine ABD’nin Karadeniz, Belarus ve Ukrayna üzerinden taciz ettiği Rusya, askeri işbirliğini sıkılaştırma kararı aldı.

Çin Halk Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kıdemli Albay Wu Qian, 25 Kasım 2021 günü düzenlediği basın brifinginde, Çin-Rus yeni ve kapsamlı stratejik ortaklığının her iki ülkenin liderlerinin kalıcı kararları altında ilerlediğini söyledi.

Wu’ya göre Çin ordusu, stratejik koordinasyon ve işbirliğini derinleştirmek ve dünya barışını korumak üzere Rusya ile işbirliği yapacak.

Bu işbirliği kapsamında hipersonik füzelerin de olduğuna ben kesin gözle bakıyorum.

Hipersonik füze teknolojisini ilk olarak 2018’de geliştiren Rusya ve bu yıl içinde de Çin, hipersonik füzelerle Amerika’nın aklını almayı başarmıştı.

Rusya saatteki hızı 27 bin kilometreye varabilen bu füzelerle (Sarmat, Tsirkon, Kinjal tipleriyle) 15 Kasım 2021’de uzayda kendi atıl uydusunu vurmuş, ardından bu kez Çin ise 27 Temmuz 2021’de ateşlediği sesten beş kat (saatte 5000 km) daha hızlı giden hipersonik füzeden uçuş sırasında başka bir hipersonik füze fırlatmayı başarmıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı, 18 Kasım 2021’de de, Admiral Gorşkov savaş gemisinden fırlatılan hipersonik Tsirkon füzesi ile Beyaz Deniz sınırları içinde yer alan bir deniz hedefinin tam isabetle vurulduğunu açıkladı.

Sözcü Wu, iki ordunun pragmatik işbirliğinde yeni atılımlar yaptığını ve mekanizma inşasında yeni gelişmeler kaydettiğini söyleyince aklıma hipersonik füzelerde yeni işbirliği olasılıkları geldi doğrusu.

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Savunma Bakanı General Wei Fenghe ile Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, geçen Salı (23 Kasım 2021) düzenlenen sanal törenle iki ordu arasında önemli bir anlaşma imzaladılar.

2025 RUSYA-ÇİN SAVUNMA ANLAŞMASI

Bu önemli anlaşma, 2021-2025 yılları arasında geniş kapsamlı askeri işbirliğini içeriyor.

ABD kaynaklı tehditlere dikkati çeken Şoygu, ABD stratejik bombardıman uçaklarının Rus sınırlarına giderek artan yoğun uçuşlarına dikkat çekerek, yalnızca geçen ay bu tür 30 uçuş yapıldığını söyledi.

Sergey Şoygu, "Bu ay, ABD Global Thunder stratejik kuvvet tatbikatı sırasında, 10 stratejik bombardıman uçağı, Rusya sınırlarına 20 kilometre mesafede uçtu ve nükleer silahları batı ve doğu yönlerinden aynı anda kullanma senaryosunu uyguladı" dedi.

Şoygu ve Wei, Rusya ve Çin’in ABD’ye karşı stratejik askeri tatbikatları ve ortak devriyeleri artıracağını bildirdi.

Anlaşmayı gülümseyerek imzalayan Şoygu, "Böyle bir ortamda Rusya-Çin koordinasyonu küresel ilişkilerde istikrar sağlayıcı bir faktör haline geliyor" dedi.

Wei de, Rusya'yı ABD’nin baskı ve askeri tehditlerine başarıyla karşı koyduğu için övdü.

Çin – Rus askeri işbirliğinin ilerlediğinin somut bir göstergesi, geçen Cuma (19 Kasım 2021) günü, 2 Rus Tu-95MS stratejik bombardıman uçağı ile 2 Çin H-6K stratejik bombardıman uçağının, Japon Denizi ve Doğu Çin Denizi üzerinde ortak devriyesi oldu.

Bu devriye sonrası Güney Kore savaş uçaklarını kaldırdı.

Geçen ay da (Ekim 2021’de) yine Japon Denizi'nde, Rus ve Çin savaş gemileri ile uçakları ortak deniz tatbikatları yapmıştı.

Şoygu, Ağustos ayında Rus birliklerinin Çin topraklarındaki tatbikatlara ilk kez katıldığı ortak savaş oyunlarını izlemek için Çin'i ziyaret etmişti.

Çin Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, bu ortak tatbikatlar, Rus birliklerinin Çin ile ortak bir komuta ve kontrol sistemi içinde görev yapması bakımından bir ilki oluşturuyordu.

Tatbikatlar ayrıca her iki tarafa da yeni silahları test etme ve Rus birliklerine ilk kez zırhlı saldırı araçları da dahil Çin yapımı teçhizatı kullanma fırsatı vermişti.

ABD NÜKLEER TEHDİT KAPISINI AÇTI

Bu gelişmelere asıl yol açan sebep ise, Rusya ve Çin’in geliştirdiği hipersonik füzeler karşısında kendisini aciz hisseden ABD’nin nükleer tehdit kapısını aralamasıydı.

Washington, son dönemde hem Çin, hem Rusya sınırları yakınında nükleer güç bulundurmaya ve bunu açıkça göstermeye başladı.  

Tayvan veya Ukrayna üzerinden bir nükleer savaşın çıkacağı olasılığı bana göre düşük ama yine de gelişmeler tedirgin edici.

ABD, konvansiyonel savaşları halen Ukrayna, İran, Suriye, Libya, Irak, Yemen, Etiyopya ve Sudan’da düşük veya yüksek yoğunluklu olarak sürdürüyor. Suriye’deki savaşın mimarı Jeffrey Feltman halen Doğu Afrika (Sudan ve Etiyopya) üzerinde çalışıyor.  

Çin ve Rusya ile doğrudan karşılaşmayı göze alabilecek durumda değil.

Hele de bu iki dev ülke savunma sistemlerini takmayan hipersonik füzelerle bir iki dakika içinde Amerikan topraklarını vurabilecek kabiliyette ise.

Ama yine de Ukrayna ve Polonya üzerinden Rusya ve Belarus’a karşı provokasyonları sürdürüyor.

ABD Belarus-Polonya sınırına en az 30 kundağı motorlu Paladin tipi obüs topu yerleştirdi.

Obüsler birkaç trenle Almanya'dan getirildi. Atış menzilleri Belarus topraklarını rahatça kapsıyor.

Pentagon, Ukrayna’ya da Donbass’ta Ruslara karşı kullanmaları için Javelin tipi anti tank füzeleri verdi.

ABD aynı zamanda artık Avrasya güçleri olarak tanımladığı İran ve Türkiye’ye karşı da baskı politikası peşinde.

Yunanistan üzerinden Türkiye’ye Doğu Akdeniz ve Ege’de cephe kurarken, Karadeniz’deki NATO varlığıyla da Türkiye’yi Rusya’dan koparmaya çalışıyor.

İsrail ve bölgedeki terör unsurlarıyla İran’ı köşeye sıkıştırmayı deniyor. Özellikle de İran’ın nükleer tehdit olacağı argümanını sık kullanıyor.

Bu son aylardaki hareketliliğin sebebi, bana göre ABD’nin çizgi dışı bir hamleyle Rusya ve Çin’in arasını açma çabalarında başarısızlığı tünelin ucunda görmesi oldu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Kasım ayı başında yaptığı bir konuşmada, "Bazı Batılı ortaklar bariz bir şekilde Moskova ile Pekin arasını bozmaya çalışıyorlar, ancak şu çok açık ki buna yanıtımız, Çinli dostlarımızla siyaset, ekonomi ve diğer alanlarda işbirliğini genişletmek olacaktır. Uluslararası alanda adımlarımızı da koordine edeceğiz" demişti.

Rus-Çin işbirliği aynı zamanda, ABD’nin Asya’da yeni ittifaklar kurduğu Aukus (Avustralya, İngiltere, ABD) ve Quad (Hindistan, Japonya, Avustralya, ABD) oluşumlarına da bir yanıt olarak geliyor.

Çünkü Aukus ve Quad, nükleer içeriğe de sahip.

ABD, Avustralya’ya Çin’e karşı nükleer denizaltı satmayı vaat etti.

Quad’da ise yine Hindistan halihazırda nükleer bir güç olarak Çin’in karşısına çıkıyor.

Çin ve Rusya, hem birbirleri arasında, hem de diğer ülkelere karşı yaklaşımlarında yapıcı bir model uyguluyor.

Tehdit içerikli sıfır toplamlı oyun yerine yapıcı ve kazan-kazan yöntemiyle hareket ediyorlar.

(Çok basit bir örnek vermek gerekirse, Rusya’nın Suriye’deki PYD yapılarına “esnek” yaklaşımı, aslında Ankara’yı Şam ile barışmaya ve ABD/Kürt Devleti’ni önlemek üzere doğrudan ilişki kurmaya zorluyor. Bu da Moskova’nın istemeyeceği bir şey değil. Veya halen masada duran Kıbrıs-Kırım pazarlık olasılığı.)  

Bu, doğal olarak, ABD'nin her zaman kötü davrandığı Afrika, Asya, Avrupa ve Latin Amerika’da yansımalar yaratıyor.

Bu iki büyük ülkenin liderliğinde ortaya çıkan uluslararası ilişkiler modeli, tam da liderlerinin öngördüğü gibi, yeni çok kutuplu dünya düzenini güçlendiriyor.

Çin’in simgesi Ejderha ile Rusya’nın simgesi Ayı, Amerikan emperyalist Kartalı’na açıkça meydan okuyor.

Bu da aranıp da bulunamayan küresel istikrar için yeni bir kapı aralıyor.

Biz ise halen dört yanımızdan ve hatta içimizden bizi hedef alan ABD ve hempalarından medet ummayı sürdürüyoruz.

Jeopolitik körlük bu olsa gerek.