Ekşi sözlük, sosyal medya

Nihat Genç yazdı...

Ekşi sözlük, sosyal medya

Sosyal medya hepimizin artık saklandığı ya da göründüğü yer!

Hayat denen oyunun artık en büyük parçası.

Bir vahşi hayvan milli parkı bir serengetti diyebilirsiniz.

Adalet duygusu vahşet eşitsizlik leş kapışma sürüleşme otlama her şey var!

Onun bunun gazına gelmek de var kimsenin adamı olmamak da var!

Sosyal medya insanlık için büyük bir şans, bir şekilde herkes herkesle ve dünyayla iletişim kurabiliyor.

İnternetin icadına o günlerde anarşist arkadaşlarımız cennet nihayet kuruluyor demiş ve buradan tüm kurulu düzenleri ahlakı diktatörleri gücü haksızlığı adaletsizliği sorgulayıp yıkacağız diye büyük hayallere kapılmış ve ilk yıllarında Ekşi Sözlük'te mevzilenmişti. Aynı fikirdeyim!

Sosyal medya bir doğa harikası!

Yüzlerce akıl-zeka barındırıyor. Bir anda bir olay karşısında on binler tepki veriyor ve çok sağlıklı sonuçlar çıkıyor. Ortak aklın organize olduğu mucizevi yer! Ve zaten çok kısa sürede holding medyasının sonunu getirdi, dünyaya yepyeni imkanlar ve kapılar açtı, bugün artık insanlık 'sosyal medya'nın içinde nefes alıyor!

Ve işi ve kimliği ve rütbesi gereği ismini saklamak zorunda kalan doktoru mühendisi subayı falan şirketin yöneticisi de gizli şifre altına girip özgürce sağı solu olup biteni eleştirmenin tadına varabiliyor ve oyuna katılabiliyor!

Daha ötesi yok, alabildiğince özgür bir alan, insanlığın fikir düşünce at koşturduğu son düzlüğü!

İdeoloji ve din ve yasa ve yasak hatta gelenek ve kültür tanımıyor, yani büyük küçük rütbe olmaksızın herkesin ortak olduğu o ideallerin ideali herkesin bir ve eşit olduğu felsefi anarşizmin canlı canlı yaşadığı yer!

Modern çağın başka bir dünya için nihayet icat ettiği göklerin mahşeri vicdanına yükselen merdiven!

Tek başına kalabalıklar içinde tepelere çıkıp istediğiniz kadar avazınız çıktığı kadar bağırabiliyor, dünyayı siyaseti ailenizi yaşananları vicdanla erdemle hesaplaşıp içinizden geldiği gibi kural tanımadan keyfinize göre sigaya çekebiliyorsunuz!

Dünyanın ve hayatın ve güçlülerin vs. yakasına yapıştığınız yer!

Ve 'makale' gibi ve 'yazarlık' gibi ve 'dergi' gibi ve parti sözcülüğü vb. gibi  bir standart ve açık kimlik zorunluluğu olmayışı sonsuz bir özgürlük veriyor, ve üstelik can sıkıntısına da birebir!

Sosyal medya bir Yunan ideali ve insanlığın en yüksek kültürü doğrudan demokrasinin yaşadığı modern agora!

Yazanın çizenin kimlikleri gizli olunca yazarlar daha rahat daha eyvallahsız ve hepimize 'insan doğası' hakkında çok daha şaşırtıcı derin ve öğretici bilgi ve deneyim veriyor!

Yani insanlar kültür olarak sosyal bir zorunluluk haline gelmiş nezaketi merhameti cömertliği iyi insan olmayı belli olaylarda aşarak taşarak isyan ederek reddederek insan türümüzün bugüne kadar şahit olmadığı çok daha başka bir deneyimi öğretiyor. Yani şöyle, saçmaladı deyip geçmeyin, saçmalamak da bilginin konusudur.

Ahlaksızca da demeyin, neden ahlaksızca kime göre ahlaksızca, ahlaksız olan da bilginin konusudur.

Ne ayıp ne pis demeyin linçvari çok sert şiddet deyip geçmeyin, şiddet de 'iletişimin' konusudur, bize çok derin bir duyguyu anlatıyor.

İçimizdeki yarasanın yamyamlığın farenin yılanın sıçanın haşeratın saldırganlığın kafesinden kurtulduğu yerdir.

Yani, ahlaksızlık şiddet saçmalamak vs. hepsi insanın insanla 'iletişiminin' kutsal kitabıdır.

İnsan doğasını tanımak için hezeyanlarını boşluklarını sallamalarını husumetlerini bozukluklarını vs. travmalarını öfkesini çığlıklarını deliliklerini fantezilerini zevklerini kinini vs. hepsini öğrenmek bilmek zorundayız, romanların romanı sinemaların sinemasıdır, her fikrin birbiriyle canlı canlı kılıç kılıca savaştığı hayallerin en güzeli bambaşka bir ülkedir!

Bu yüzden sosyal medya biz şempanzelerin kültür ve gelenek ve sosyal saygıdan bir an için kurtulup bilinçaltımız öz'ümüz gerçek kimliğimiz hakkında yepyeni şeyler öğrendiğimiz yerin adıdır. Hayvanlıklarımızın zaaflarımızın kudurmuşluklarımızın saç saça baş başa sergilendiği (enstalasyon) yerdir!

Sosyal medyada erdem-erdemsizlik, ahlaklı-ahlaksız, sağlıklı-sağlıksız, bozuk-düzgün, yanlış-doğru, vs. gibi teraziler aramayın, sonuçlarına bakın.

Mesela, biz şempanzelerin en yakınlarımıza hatta kendimizden dahi gizlediğimiz hile, kurnazlık, oyun, hinlik, tuzak, kumpas, alçaklık, ihanet, gibi, olmayacak derecede şaşırtıcı tepkilerimizin cirit attığı yerdir!

Ani cevap ve reflekslerle aslında kendimizi 'görüntülemiş' oluruz.

Yani kendimizi incelediğimiz stresimizi heyecanlarımızı nöral dengelerimizin test edildiği yer!

Yani sosyal medyanın ahlakına kafa yormayın sosyal medyada 'ne olduğuna' kafa yorun, ki, çığlıklarımız senkronize olsun birbirimizi daha iyi anlayalım ve nihayet yakınlaşalım ve bir kartal yuvasında tavuk, tavuk yuvasında bir kedi olarak bir arada yaşayabilmenin tahammülün imkanlarını bulalım!

Sosyal medyada insanlar her gün ahlaksız davranış sergileyebilir, her gün kusabilir her gün cinnet geçirebilir her gün yalan söyleyebilir her gün ikiyüzlü davranabilir! Bunlar ne adi laflar bunlar ne biçim insanlar diyemeyiz çünkü şahit olduğunuz ağza alınmayacak laflar duyulmadık vahşi saldırı sadece toplumun siyasetin sosyal sonuçlardır.

Sosyal medya herkese hepimize birbirimizden 'üstün' olmadığımızı öğretir.

En galiz şiddet ve en sapık fantezilerin aslında itiraf edemediğimiz ama hepimizin içinde yuvalandığını göstererek hem tedavi eder hem farklılıkları giderir hem de ben yalnız değilmişim duygusu verip rahatlatır!

Sosyal medya zaman kaybı değildir, akıl yürütmenin envai çeşidini görürsünüz, daha önce hiç karşılaşmadığınız fikirlerle bağlantı kurarsınız, böyle böyle sizin de beyninizin becerileri gelişir, yeni roller ve kimlikler edinir, öfkelenir tersler bağırır ve aramızdaki güven adalet ilişkilerini yeniden yapılandırmanın yeni bir dünyanın yolunu açabilirsiniz!

Ve aptalca bulduğunuz ne çok şeye karşı sempatiniz gelişir, hiç olmayacak insan ve fikirlere karşı empatiniz gelişir!

Çiğlikleri kusmukları pislikleri boku püsürüğü ısırmayı can yakmayı vs. hepsini söyler boşaltır dener ve sonunda hayat sizi de plajında oynayan uslu bir köpek kıvamına getirir.

Sosyal medya çığlık ve delilik ve zıvanadan çıkma ve kahrolma ve işkence ve tahammülsüzlük ve kabul etmeme ve boks ve Amerikan güreşi ve mahalle kavgası ve yırtıcı savaşların vb. steril odasıdır, insanlık için artık bu sosyalleşme tımar edilme odaları şarttır!

Genç adamlar zihinlerindeki ve ülkelerindeki bu tımarhaneleri işkencehaneleri tanımadan topluma karışmaları artık mümkün değildir!

Tahammülün sınırlarını zorlayarak sınırlarınızı büyütür, daha evrensel daha dünyalı bir insan olursunuz, cemaatten kabileden öte evrenler tanırsınız!

Yani önüne gelene düşünmeden paso küfretmeden kurulu düzeni reddetmeden ergen yaşlarında epeyce bir zaman böyle böyle 'anlama' süreçleri geçirmeden genç insanların artık yiyeceklerini paylaşmaları ülkelerini savunmaları ailelerine ve sokaklarına ve hayatı kabullenmeleri mümkün değildir!

Anlamakta çok geciktik, artık dünyaya doğaya insanlığa siyasete kurulu düzene bağırıp çağırıp sözle yakıp yıkıp yırtınıp dövünüp her şeyle ama her şeyle kavga etmeyen insanları elimizdeki eğitim sistemi ve sosyal hayat ve kurulu kültür ve düzenin imkanlarıyla 'tımar' ve iflah edilmesine çalışmak yobazlık ve geri kafalılıktır!

Suç, ceza, ayıp, günah, abartı, sapıklık, kıskançlık, haset vs. aklınıza gelen her sert duygu tepki... Artık genç insanlar bu sosyal ortamların terazisinde değirmeninde tornasında kana kan dişe diş savaşarak kişilikleri kimlikleri şekilleniyor!

Sözün gücünü sosyal içgüdülerinin sınırlarını deneye deneye canları yana yana artık kafalarına sokularak değil kafalarına vurularak değil kendi deneyimleriyle kendi yanlış ve hatalarıyla ve kendi acemilik ve aptallıklarıyla öğreniyorlar!

Sosyal medya zihinlerimizin algımızın tepkimizin davranışlarımızın beynimizin bilincimizin evriminde yeni bir aşamadır!

Sıcağı sıcağına olaylar anında binlerce insanın katılımı ani refleksleriyle çok daha süratli gelişir. Yani sosyal medya siyasetin en derin uzantısı ve geliştiği şekillendiği yerdir!

Binlerce sosyologun ve anketçinin yıllarca çalışması sonucunda alabileceği sonuçları beş-on dakika içinde sonuçlandırıp önümüze getirir, hayatı hızlandırır, değerlendirme muhakeme gücümüz yüzlerce farklı görüşe şahit olup anında hız ve adalet kazanır!

Yani sosyal medya duygusal hayatımız sosyal hayatımız siyasi hayatımız ve dünya üzerine fikirlerimiz ve anlayışlarımız ve kültürümüz için mucizevi bir arena ve kütüphanedir! Başkalarının deneyimlerine samimiyetle eğilip bu kadar hızlıca şahit olmak insan boyutumuzu geliştirir!

Yani sosyal medya bir insanlık harikasıdır.

Ve sokaklar binalar avm'ler caddeler meclisler ve partiler değil artık modern dünyanın bedeni sosyal medya'dır!

Sosyal medya bir insanlık ve doğa harikası..

Ancak hızla bataklığa dönüşüyor!

Kapitalizmin para ve menfaat ilişkileri her yere sızdı ve anarşistlerin büyük hayalleri çoktan suya düştü!

Çünkü trol dediğimiz yepyeni sosyal medya kullanıcıları devreye girdi.

Babacan'ın dahi trol ordusu var. Fetö'nün on binlerce var. HDP'nin on binlerce trolü.

Artık her siyasi parti ve liderin ve hatta holdinglerin ve hatta şarkıcıların sanatçıların ve hatta şirketlerin aklınıza gelebilecek her kurumun sosyal medyada kiraladığı satın aldığı ya da yönlendirdiği 'troller' var.

Yani parayla ya da ideolojik amaçlarla bir ideolojiye/yapıya/şirkete çalışıyorlar!

Her yeri tutmuşlar!

Ortak akla sızmışlar!

Düşünebiliyor musunuz fetösü hedepesi pekekesi liberali Tanıl Bora ve şürekası edebiyatçısı bir boka yaramaz şairi bilimum liberal yazarları birlikte Cumhuriyet'i kucak kucağa yıkarken teknolojik bir mucize olan zehir gibi kana hızla karışan bu sosyal mecraların nimetlerini kullandılar. Yetmez ama evet anayasasında kullandılar osuruk ödepeli adaylarda kullandılar linçte kullandılar, Cumhuriyet'i Atatürk'ü kurtuluş kahramanlarını yıpratırken kullandılar, vatanseverleri milletin gözünde kriminalize etmek için kullandılar, milli değerleri aşağılamak için kullandılar, ülkeyi bölmeyi insan hakkıymış gibi burada gençleri kakalayıp gaza getirip kullandılar. Onlarca yıl hep bu şeker gibi kana hızla karışan mecraları profesyonel ekiplerle düzenli ataklar düzenleyerek gençleri gaza getirip kışkırtıp manipüle edip yalan söyleyip kullandılar!

Bir olay karşısında yüzlerce kalem refleks gösterirken işte bu trol sürüsü devreye girip akan tepkiye gaz veriyor ya da rayından çıkartıyor!

Bu trollerin en önemli özelliği kışkırtmak değil öncelikle sabit fikirleri var, sen ne dersen de, düşmanlıkları mutlaktır, sen ne yazarsan yaz, kötülükleri mutlaktır.

Düpedüz yalan söylüyor!

Düpedüz uyduruyor!

Düpedüz yanlış bilgi veriyor!

Aldatıyor kandırıyor yanıltıyor!

Düpedüz iftira atıyor!

Bir insan evladı diyorsunuz, göz göre göre bu kadar yalancı nasıl olabilir!

Otomatiğe bağlanmış motor gibi yalan söylüyor!

Niçin?

Sırf, donunu kokladığı Fetö'yü korumak için.

Sırf, Fetö'nün donunu koklamış liberalleri ve aptallıklarını savunmak için!

Eleştir, hatta hakaret et, hatta küfret, ağzına ne geliyorsa söyle, ama yalan yanlış bilgi verme, diyorsun, hayır, aynı mutlak kötü hep sahnede!

Bir insan evladı bu kadar kötü nasıl olabilir diye şaşırıyor ve bu mutlak kötülüğün kökenini anlamaya çalışıyorsun!

Bir yazar olarak hayatım işte bu mutlak kötülüğü aramak bulmak anlamak araştırmakla geçti!

Düpedüz yalan kardeşim, nasıl söyleyebiliyorsun!

Ancak bir küçük örnekle ucundan birkaç şey söyleyebilirim!

Dün Fetöcüler'e dair iki tane video izledim, birinde Kırkıncı Hoca namında büyükleri kürsüde konuşuyor.

Kalabalık akademik bir kadro karşısında aynen şunları söyledi: İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtaran üstat Saidi Nursi'dir...

Ve kitle bu düpedüz yalanı alkışladı.

Bu kadar büyük bir yalan nasıl kabul görebilir diye aklın fikrin karışıyor, bu nasıl bir evren nasıl bir boyutta yaşıyorlar ama onlar çok rahat yalan söyleyebiliyor.

Sonra bir video daha, ileri gelen bir nurcu ağbileri yine kürsüde, önündeki kitleye aynen şunları söylüyor: Stalin'in kafasına keserle vurup öldüren üstatımız Saidi Nursi'dir!

Yine alkışlar...

Yahu arkadaş bu kadar düpedüz açık yalana nasıl inanabilirsiniz!

Ve bu düpedüz yalanı söyleyen nurcu ağbiye öyle bir saygı gösteriyorlar ki... Bu nasıl bir organizma nasıl bir yaratık nasıl bir bilim-kurgu filmidir!

O halde?

Hayata sormalıyız, bu kadar düz yalanlara inanabilen bir insan türü nasıl olabiliyor!

Bu insanlar fetöcüler ve liberaller şu anda aynı sosyal ortamlarda aynı yalanları paso sürdürüyorlar!

Mutlak kötülük'te pişmanlık zerre yok.

Kafalarına bir kere koyulmuş, cumhuriyetçiler kafirdir, düşmandır, ne söylerlerse söylesinler, saldırın, yalan söyleyin, iftira atın, karalayın...

Ve mutlak kötü bu troller sosyal medyada ordu gibi kalabalıklar!

Düşünmeden, muhakemeden, anlamadan, tartmadan, test etmeden vahşiçe saldırıyorlar!

Ve tweet ve ekşi sözlük ve nice haber sitesinden her gün bıkmadan yorulmadan HEP AYNI YALANLARI söylüyorlar!

Öğrenmeye ve hayata kapalı bu insanlar akıllarınca sosyal medyanın imkanlarını kullanmaya çalışıyorlar!

Ve ama her defasında sosyal medyanın gücü karşısında yakayı ele veriyorlar!

Çünkü sosyal medya kaydediyor, yaptığınız söylediğiniz her şeyi sanal alame mühürlüyor ve gün gibi bu yalanlarınızı suçüstü yakalıyor ve ibreti aleme gösterip rezil ediyor!

Ve kayda geçmiş bu düpedüz yalanlarıyla bir zaman sonra bu pislikleri ihanetleri adalet ve kamu vicdanı tarafından görülüp şeytanlıkları teşhis ediliyor!

Yani Nihat Genç, ne uzun yollardan geldi.

Otuz yıl önce de aynı mutlak kötüler yıllarca yalanlarıyla saldırdı, yirmi yıl önce de saldırdı on yıl önce de saldırdı ve yine saldırıyorlar ve her defasında Nihat Genç karşısında hüsrana uğradılar!

Yazarlık şöhretimi yazılarım ve konuşmalarımın kalitesiyle kazandım ve hiç bir zaman hiç bir yerde gizlenmedim kimseden para almadım kimsenin yalanına inanmadım ve adımı kimliğimi bayrak gibi onurla açık yazdım: Nihat Genç!

Öngörülerim çıkmasına sebep cumhuriyet'e ve değerlerine inandım!

Ve sonunda cumhuriyetçilere attıkları iftiralar asılsız çıktı ve siyaseten şimdilik değilse de fikren kazanan Cumhuriyetçiler oldu!

Ve mafya siyaset Fetö liberal AKP bataklığında tek bir Cumhuriyetçi'nin adının olmaması onları fazlasıyla harlıyor gazlıyor daha da kudurtuyor!

Eyvallahsız yani bağımsız yaşamış bir yazarla başedebilmek için daha çok saldırmaya daha çok mutlak kötülüğe şeytana şeytanlığa daha onlarca fırın iftiraya yalana ihtiyacınız olacak.

Bu ülkede kimseden para almadım kimseye Allah'a bin şükür muhtaç olmadım kimsenin adamı olmadım ve ama neden, bu ülkede Saddam'dan Hitler'den Apo'dan dahi daha fazla binlerce sayfa galiz küfür ve saldırının hedefi oldum.

Tek kuruşluk hilesi olmayan bir yazarın Hitler Saddam ve Apo ve Stalin'den dahi daha fazla saldırıya düşmanlığa maruz kalmasının sebebi Nihat Genç değil, Cumhuriyet fikridir!

Geçtiğimiz otuz senenin saldırılarını linçlerini düşünün ve şimdi sonuca bakın, cumhuriyet'i yenemediler, kudurmalarına sebep Cumhuriyet'tir!

Yaşasın kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet!

Yaşasın, kendi bilekleriyle yaşayanlar! Yaşasın Allah'tan ve kendinden başka kimseye güvenmeyen kimsenin adamı olmayanlar!