Ele geçirilip işkence edilen kale komutanı Kılıçdaroğlu

Nihat Genç yazdı...

Ele geçirilip işkence edilen kale komutanı Kılıçdaroğlu

Tarih boyu kaleyi fethetmenin bir büyük yolu da kale komutanını ya da kralı, ailesini, çocuklarını ele geçirip kalenin önünde günlerde/aylarca feryat figan işkence etmektir!

Kaledekilerin direnişini kırmak için.

Kuşatma altında kale sakinleri krallarının ele geçtiğini hatta gözleri önünde işkence edilip uzuvlarının kesildiğini gördükçe dayanamaz ve kaleye teslim eder!

Kuşatma ve işkenceler, üç/beş ay, hatta lojistik sağlanıp arka da sağlama alınınca yıllarca kale teslim oluncaya kadar sürebilir!

Sadece 'işkence' de edilmez, mesela ele geçirilmiş kral ya da yakınından 'tahtı' bıraktığı, kalenin artık teslim edilmesi ve yerine gelen komutanı 'kral' olarak tanıdığı ZORLA söylettirilir, yetmedi..

İşkenceyle krala düşman komutanı desteklemesi, övmesi, ve önünde eğilmesi, istenir.

Tabii düşmanın cinsine göre, ele geçirilen krala, dinine küfretmesi de istenir, yetmedi, soylu ailesini redetmesi de istenir...

CHP kalesi düşman güçleri tarafından çoktan ele geçirildi ve ama, ele geçirilen esir Kılıçdaroğlu'na işkenceler feryat figan yıllarca sürüyor!

Kılıçdaroğlu'nun son bombası 'helalleşmek'...

Kimle helalleşme!

Taraf Gazetesi yaşasaydı daha insaflı olurdu, Karar Gazetesi açık açık kimlerle helalleşmesi gerektiğini tane tane isim isim yazıyor.

Kılıçdaroğlu, önce, Seyyid Rıza heykelinin önüne karanfil koymalıymış, şaka değil, abartı değil, sıyırmışlar da demeyin, tamı tamına böyle yazıyor, önce İngiliz işbirlikçisi Seyyid Rıza'nın önüne Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran partinin lideri karanfil koyup özür dilemeliymiş.

Yani kimden milli 'düşman'dan!

Yetmedi, başka kimden özür dilemeliymiş, Kürtçü, İslamcı ve PKK'lı mazlum-der, özgür-der benzeri dernek ve yazarlardan da özür dilemeliymiş. PKK ve Kürtçü İslamcı kimdir, işte onlardan da acilen özür dilemeliymiş.

Başka, Kürtçü, Fetöcü, İslamcı yazarlardan, mesela Ahmet Altan, Ahmet Taşgetiren, falan, bunlardan da özür dilemeli, başka, şu şeriatçı tarikatçı Alparslan Kuytul denen adam, ondan da özür dilemeliymiş.

Cumhuriyet düşmanı, vatan düşmanı kim varsa, özür dileyerek helalleşmeli, diyor, kim?

KARAR GAZETESİ yazarı Yıldıray Oğur, bugünkü yazısında, ki, Kılıçdaroğlu'nun yakınıdır, bir çok röportaj yapmıştır ve Millet İttifakı'nı Davutoğlu'yla birlikte destekliyor!

Davutoğlu'ndan Babacan kitlesinden de özür dilemeliymiş, herhalde .aşak geçiyor diyeceksiniz, değil, mal ortada!

Bu özür dileyip helalleşme karşısında kendini teslim edilmemiş kale halkından sayan birileri de, hayır, Kılıçdaroğlu çoktan Cumhuriyet'i inkar etti, partisinin kuruluş ilkelerini inkar etti, o zaten, geçmişini red ettti ve krallığı düştü, bu yüzden, bizim adımıza özür dileyecek selahiyet'i yoktur, diyor..

Ve, tam tersine, asla teslim olmayan kale halkı, CHP'den, Türk Ordusu'nu haince ortadan kaldıranlardan hesap sormalı, diyor, Türk Ordusu'na kastedenlerden değil!

Gerici yağmacı talancı tarikatların ve AKP, Davutoğlu, Babacan gibi varyantlarıyla alayından hesap sormalı!

Aksine, CHP, yukarıdan/üstten dayatmalara karşı durmalı, altta, canı yanmış gururu kırılmış horlanmış dışlanmış Türk Milleti'nden özür dilemeli.

Aksine, milyarder sınıfa karşı gençleri işsizleri ve partisini koruyamadığı için özür dilemeli!

Aksine, servet eşitsizliğini gündeme taşıyamadığı bir zamanlar kendisini bitiren TÜSİAD'a yanaştığı için özür dilemeli!

Aksine, islamcı vakıfların ve PKK unsurlarının alayından ve uyuşturucu trafiğinden paralı otoyallardan ve yolsuzluklardan hesap soramayıp seyirci kaldığı için özür dilemeli!

Aksine, ümmeti, büyük Türk Milleti'nin önüne koyanlardan hesap sormalı, aksine PKK'nın toprak taleplerini meclise taşıyanlardan hesap sormalı!

Aksine, her ailenin bir çocuğunu teröre bir çocuğunu tarikatlara bir çocuğunu uyuşturuya kurban etmesinin önüne geçemediği için bir alternatif umud sunamadığı için özür dilemeli!

Devasa ekonomik sorunları unutup PKK'nın köpeği olduğu için özür dilemeli!

Ülkemizi ve gençliği, bir gelecekleri bir umutları olduğuna inandıramayıp boş laflarla oyaladıkları için özür dilemeli!

Seçimleri 'at yarışı' haline getirip bir restarosyon programı sunamadığı için seçmeninden özür dilemeli!

Seçmenin sadece 'seyirci' haline getirildiği pasif köleleştirici dayatmacı ittifaklar matematiğiyle seçim kazanacağına kendisini ve partisini inandırdığı için özür dilemeli!

Hangi gelir hangi statüde olursak olalım insanımıza kendinden üstün hiç kimsenin hiç bir kurumun hiç bir işadamı ve şeyhin daha üstün ve dokunulmaz olmadığına kitlesini inandıramadığı için özür dilemeli!

Cumhuriyet ve kurumlarının ülkesinin ve partisinin en büyük değeri olduğuna kendisini ve partililerini inandıramadığı için özür dilemeli!

Seçimleri her dönem parabaları ekranlarıyla satın alıyor, gıkınızı çıkartamadığınız için özür dilemelisiniz!

İçinizdeki Fetöcüleri ve partiyi kuşatan PKK'yı temizleyemediğiniz ve hatta el birliğiyle destek olduğunuz için özür dilemelisiniz!

(Amerikan Demokrat Parti sosyal demokrat aday Bernie Sanders anlatıyor, seçim çalışmalarında gördüm ki seçmenlerimiz enerji ve isyan doluyken, Demokrat Parti üst yönetimi zıt yönde hareket ediyor, statükodan hiçte rahatsız görünmüyordu...)

Tıpkı, CHP gibi.

Sorun da burada, o parti bu parti, statükodan rahatsız olan yok!

Kardeşlerim, Amerikan sokakları, uyuşturucu komasına girmiş yüzbinlerle dolu.

Yoksulluk, sahipsizlik, bakımsızlık, itilmişlik, hepsi bir yana, çok başka bir insani sorun daha var!

Bu uyuşturucu komasına girmiş insanlara yardım eli dahi uzatamıyorsun çünkü kafa betona dönmüş ya da bedenleri boş çuvala...

Boş bakan içine kapanmış kafası düşmüş dünyayla irtibatı kesilmiş yeni bir insan türüyle karşı karşıyayız...

İktidar ve muhalefetin seçmenleri, işte bu, dünyayla ilişkileri kopmuş!

Vahşi kapitalizmin altında canı çıkmış bu kurbanlarla bizlerin/siyasilerin/doktorların/yardım eli uzatanlar dahi insanlara ulaşamıyor ve iletişim kuramıyor!

Düşünün ilgilenmek yardım destek için önlerine gidiyorsunuz ama saatlerce kendileriyle bir göz teması kontak kuramıyorsunuz!

Artık bu insanlarla konuşmak/sohbet dahi mümkün değil, bu insanlarla, aile, çocukluk, gençlik, geçmiş vs. üzerinden duygu hatıra neyse içlerini döktürmek ve onları şikayetlerini hatta isyanlarını görmek duymak dahi mümkün değil.

Göz, kulak, tokalaşmak, iletişim, söz, beyin, herşey uçmuş gitmiş...

İnsan ölünce ruh gider beden kalır ya... Bu insanların bedenleri ve ruhları gitmiş, hayaletleri kalmış!

Oysa, insanlık hepimizden yardımlaşma, işbirliği istiyor, ancak bu insanlar hayatlarını ve beyinlerini 'iptal etmişler'...

Ve dünyadan çekilmişler!

Yani bu uyuşturucu mağdurları vardır ama yoklar!

Varlıklarıyla insani kimlikleriyle duygularıyla heyecanlarıyla yoklar, sadece 'istatistiki' olarak varlar, tıpkı seçmenlerimiz gibi.

Ve siyasiler ve yardım örgütleri dahi onlardan 'zavallılar' 'acınacak haldeler' ya da 'kurbanlar' ya da 'muhtaç insanlar' diye söz ediyor!

Kardeşlerim, işte AKP'nin kitlesi işte CHP'nin muhalefeti, budur, kafa beton, onlara anlatmak mümkün değildir, umutsuz çaresiz derin yoksulluk altında uçmuş gitmişler, kafa gitmiş, en temel iradi insani refleksler felç geçirmiş..

Yoksulluk çaresizlik dibi buldukça o bataklığın girdabı hepimizi daha derinlerine doğru çeker ve konuşamaz anlaşamaz anlayamaz iletişim kuramaz bir hale geliriz ve zamanla insan olduğumuzu dahi unuturuz, heyecan irade umut bölüşme kardeşlik ülke sevgisi gibi idealler de gidince, hepten ölmüş balıklar gibi karaya vurup kurumaya kokmaya başlarız!

Sarayı kurmak yaşatmak uğruna bir milletin refahını geleceğini mahvettik, ve CHP, HDP'yle matematik bir ittifak hesabına, kitlesini taş beton duyulmaz konuşmaz derin uyuşturucu komasına sokuverdik!

Ve ele geçirilmiş işkence edilen kale komutanı Kılıçdaroğlu'na, kalenin önünde, geçmişine küfret, Cumhuriyet'i red et, diyorlar, ediyor, düşmanların dayatmalarına kabul et, tezkereye hayır, de, PKK'ya kapıları aç diyorlar, açıyor, anana babana tarihine Atatürk'üne Cumhuriyet'ine küfretmiş düşmanların eline öp, içine al, diyorlar, öpüyor!

Ve böyle böyle çaresizleşen kitlesi de kafayı dağıtmış, bir gurur bir irade yok artık, kitlesi de uçmuş, acayip ve zaman dışı kalıp iptal olmuşlar, konuşmak-anlatmak mümkün değil!

Ve ülkesinden ve partisinden ve Cumhuriyet'ten ve geçmişinden nefret eden esir alınmış başkanları Kılıçdaroğlu'na karşı alayı sessiz suskun, neden?

Çünkü, bu yüzde yirmi CHP yüzde 10 HDP ve topla İyi Parti matematiğiyle uyuşturulmuş muhalif kitlenin kafası, iradesiz heyecansız idealsiz duygusuz, bir gram kokain hesabı, her gün bir gram HDP artı CHP matematiği, ama ülkeyi peşkeş çekme uğruna ama Seyyid Rıza'nın elini öpme adına, dıngıllarında değil sıyırmış çıkmışlar bu fani dünyadan!

Oysa AKP iktidara nasıl geldi, merkez sağ hırsızlıklar içinde çökmüştü ve merkez sol, etnik milliyetçileri içine alarak halkın tepkisini almış ve bütün büyük şehirleri kaybetmiş ve hatta CHP ve SHP etnik milliyetçi siyasetiyle barajdan çıkamayacak kadar küçülmüştü!

Eskiden akşamdan kafayı bulanlar sabahları kendilerine gelmek için bir soda içerlerdi, bu kafanın sodası da yok ayıldığı uyandığı da görülmemiştir.

Bence de Kılıçdaroğlu için tek çare aynen Karar'ın buyurduğu gibi, tarikatçılardan fetöcülerden özür dilemek ve Seyid Rıza'nın heykeline karanfil koymak, hayır, Seyid Rıza bu soğukta üşümüştür, boynuna bir atkı dolasın, sırtına bir hırka geçirsin... İmamoğlu da Diyarbakır'dan boyanmış PKK tabutlarını getirsin, birlikte, Kaftancıoğlu, kuvacı Özdil, Uğur Dündar... Öyle bir özür dilemeliler ki, ağlamalar zırlamalar yer gök yırtılsın, bir çığ kopsun Munzur'dan... Sonra gazeteler yazsın, helalleşmeye giden CHP konvoyu karların altında kaldı. Sonra Uğur Dündar eline kazma alıp karların altından bir dehliz açsın, kahramanca kazma kürek çığları kaldırıp kurtulsalar, biz de elimize bayraklar alıp alkışlasak, yaşasın, kuvacı kahramanlar, yaşasın Atatürkçü kahraman yazarlar! Sonra, Uğur Dündar Halk TV'deki programa karları kürediği o küreği çıkartsa... Hep birlikte o küreği öpsek koklasak ve milli müzeye Anıtkabir'e kaldırsak...