Enflasyon nasıl düşer?

featured

Bilin Neyaptı yazdı

TÜİK, ortalama bir vatandaşın tüketim sepetindeki ürünlerle ağırlıklandırılmış fiyat (TÜFE) artışının son bir yılda yüzde 73 (Mayısta ise % 2.98) olduğunu açıklarken; yine tüketici açısından alternatif bir endeks üreten ENAG ise bu artışın % 161 olduğunu belirtti. TÜİK’in tahminlerinin gerçekliği hem ceplerimize yansıyan fiyat artışları hem de ÜFE (% 132) ile arasında genişleyen makas nedeniyle sorgulanırken; TÜİK’in ilgili birimlerindeki istifalar ve yeni görevlendirmeler yanı sıra, istatistiklerdeki ayrıntıların yani şeffaflığın azaltılması da bu şüpheleri artırmakta.

Artık gün gün ilan edilen zamlarla yükselişinin engellenemediği açık olan enflasyon oranları; zaten adil olmayan dolaylı vergilere ek olarak, 6 ay boyunca sabit ücretli için ek vergi anlamına geliyor. Bozuk gelir dağılımı nedeniyle, Türkiye’deki ortalama gelir seviyesine denk gelen bir tüketici, aslında gelirden en yüksek %25’lik pay alan birine denk geliyor. Bunun sebebi, grafikte de görüldüğü gibi, en yüksek % 5’lik gelir grubu ise toplam gelirin %20’sini, yani neredeyse nüfusun yarısının kazandığını kazanması.  Başka bir deyişle, en üst %5’lik gruptan ortalama biri, en alt % 50’lik gruptan birinden 10 kat, en alt %5’lik gelir kazanan birine göre ise 23 kat daha fazla kazanıyor. Nüfusun en az gelirli % 50’si gelirden sadece %24.3 pay alırken, enflasyondan da en zarar gören kesim.

Üst gelir grupları tasarruf edebilen, ve iktidarın kur korumalı mevduat ve konut kredilerindeki indirim politikalarından da faydalanan kesimler olarak, enflasyondan görece daha az etkilenen kesimler. Yani, enflasyon sürdükçe sadece gelir farklılıkları değil, birikimli olarak refah farkları da artıyor.

Enflasyonun toplumsal refah için zararını böylece belirttikten sonra, sebeplerinden de kısaca bahsederek değinmek gerek. AKP’nin eğer ders almayan bir beceriksizlikle değilse, çılgınca uyguladığı faiz ve kur politikalarının yanlışlığı, 20 yıldır uygulanan sürdürülemez üretim ve istihdam politikalarıyla da birleşince ortaya çıkan enflasyonun kaynakları şu şekilde özetlenebilir[1]:

  • Küresel krizlerin yol açtığı emtia enflasyonu,
  • Eksi reel faizin yol açtığı talep ve artan döviz kurları,
  • Artan kur ve özelleştirmelerin yol açtığı enerji ve diğer maliyetler,
  • Kurumlara olan güven ve iktidarın yanlış politikalarda ısrarı nedeniyle artan enflasyon beklentileri.

Yukarıdaki sebeplerden ilki tümüyle dış etkilerden kaynaklansa da, yerli ekonomi için etkisi dışa bağlılıkla artmış durumda. Ancak küresel enflasyon oranlarının petrol ürünleri dışında %10’un altında olması nedeniyle bizdeki enflasyonu açıklamıyor. Nitekim, TCMB eski Baş Ekonomisti Hakan Kara’nın analizine göre, küresel enflasyon etkisi bizim enflasyonumuzun yaklaşık üçte birini açıklıyor. Geriye kalan üç sebep ise tümüyle iktidarın dışa bağımlı bir politika izlemesi; dar bir kesime kaynak aktarımı; TL’nin değer kaybına yol açan yanlış para politikasında ısrarı; kur artışını engellemek için para arzını artırması, rezervleri azaltması ve artan boçların ürünü. İktidarın ekonomiyi yönetememesinin; yüksek işssizlik ve enflasyon, ve dolayısıyla artan istikrarsızlık olarak yüze vuruşu, aynı zamanda dış borç faizi olarak da milletin sırtına yüklenmekte ve yerli ve yabancı yatırımcının beklentilerini olumsuz etkilemekte.

PEKİ ENFLASYON NASIL DÜŞER?

İlk sebebe ilişkin yapacak pek bir şey yok diye düşünülse de, sıklaşan küresel krizlerden alınacak ders, en azından stratejik ürünlerde dışa bağımlılığı azaltmak. Bu ise, uzun vadeli kalkınma planları ve etkin kaynak aktarım politikalarıyla, yani mevcut iktidarın 20 yıl boyunca uygulamadığı politikalarla mümkün. Oysa bugün tam aksine, bunları mümkün kılacak analizlere gerekli  olan tarım sayımı, girdi-çıktı tablolarının son 10 yıldır yayımlanmaması sözkonusu. Ekonomik teoriyle inatlaşan liyakatsız uygulamalar ve hoyratça yapılan özelleştirmeler, Türkiye’yi enflasyonda 30 yıl öncesine döndürmüş durumda. AKP’nin eline geçen tüm fırsatları siyasi tercihleri doğrultusunda kullanmış olması mevcut sonucu doğurduğu için, enflasyonun bu siyasi yaklaşım ile düşürülmesi mümkün değil.

Enflasyon için elzem olan, sürdürülebilir kalkınma için planlama; bunun için devletin bekası ve milletin geleceği doğrultusunda siyasi hükümetlerle birlikte çalışacak, ama gerektiğinde siyasetçinin tercihlerini kısıtlayacak merkez bankası bağımsızlığı gibi şeffaf ve hesap verebilir kurumların yeniden tesisidir.

Kısaca, enflasyonun kontrolü için de vatansever, millet-sever, tam bağımsızlık ilkesini içselleştirmiş ve bilime saygı duyan bir siyaset gerekiyor.

[1]     Yaşar Uysal Hoca’ya bu sınıflandırma için teşekkür ederim.

Enflasyon nasıl düşer?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

4 Yorum

  1. 8 ay önce

    Yazdıklarınızın bir çoğuna katılıyorum. Ancak “sürdürülebilir kalkınma için planlama” kuramını açmak gerekiyor. Enflasyonun ana sebebi dış para birimi noksanlığından kaynaklı dış para birimi değer artışı ve bu artışın diğer fiyatlara yansıması. Eğer Türkiye dış para birimini ülke içinde yeterli miktarda tutabilecek seviyede ihracat yapıp ithalatını da azaltır ise bu dış para birimi belasından kurtulabilir. Bu ikili paralel politika ile mümkün. Birinci politika ihracat temelli üretim modeli ve ikinci politika ithalatı azaltacak üretim modeli. Bu iki model paralel yürür ise bu beladan kurtulmak mümkündür. Eğitim, sanayi ve üniversite işbirlikleri ile de yeni teknoloji üreterek enerji bağımlılığı belasından da kurtulunabilir. Sevgiler.

    Cevapla
  2. 8 ay önce

    Yurtsever, bilimsel yaziniz ulusumuz icin cok ogretici, umarim okuyani cok olur, sagliklar saygilar.

  3. Teşekkür ederim, sağolun.

    Cevapla
  4. 8 ay önce

    hala öğrenemediniz mi ya? faizi düşürürsen enflasyon düşer! niye? çünkü faiz sebep enflasyon sonuçtur sonuuuuuuuççççç!

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!