Esad, Suriye Ordusunu neden küçültüyor?

Esad, Suriye Ordusunu neden küçültüyor?

Bizler halen Suriye’deki ve İdlib’deki konumumuzu tartışaduralım, bölgedeki kaynaklar, Suriye’deki savaşın üçüncü bir faza geçtiğini belirtiyorlar.  Bu üçüncü fazı kamuoyuna duyurmak, planlananları anlayabilmek, bölgedeki konumumuzu değerlendirmek için çok önemli.

Erdoğan hükümetinin Joe Biden dönemiyle birlikte ABD ilişkilerini moda tabirle resetlemek için girişimleri, Suriye’de bu üçüncü fazda nasıl işleyecek bilmiyoruz.  Zira Joe Biden hükümeti ile Erdoğan hükümeti arasında ilk resmi girişim İbrahim Kalın ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan arasında yapıldı ve ABD olmazsa olmaz şartı olan SDF ile birlikte IS ordusuna karşı savaşta müttefiklik önerdi. ABD, planlarına kararlılıkla devam ettiğini sözle de bir kez daha tanımladı.

Üçüncü fazın ilamı Beşar Esad’ın 10 Ocak 2021 tarihli talimatnamesi ile başladı. Esad, milli ordusunun güçlerini tam 9 yıl önceki konumuna yani savaş öncesi konumuna geri çekmek üzere talimat verdi.

Talimatnamenin verilmesinin temel çıkış noktası Suriye’de 2021 ortasında yapılacak başkanlık seçimlerine hazırlık olduğu hususunda hemen tüm otoriteler hemfikirler. Verilen talimatnameye göre askeri birliklerde, idari bölümlerde, kara gücünde ve donanmada ciddi bir küçülmeye gidiliyorlar. Bir yerde, savaşın bittiği tezleri öne sürülüyor ve başkanlık seçimlerinin savaş dışı koşullarda yapılması için şartlar oluşturuluyor.

Bu süreçte “Suriye Milli Ordusu” kuzeyde kendi kontrol noktalarında bekliyor. Milli Ordusunun” kontrol noktaları ile SDF’ye bağlı güvenlik örgütü olan Asayiş’in hâkimiyeti arasındaki bölgelerde sık sık kanlı çatışmalar vuku buluyor. Suriye’nin kuzey bölgelerinde SDF, “Asayiş” adıyla bir güvenlik örgütü kurmuş durumda. Asayiş, “Suriye Milli Ordusu”nu bölgeye yaklaştırmamakta karalı ve kendi kontrol noktalarına yanaşmayı çatışma gerekçesi görüyor

Askeri birliklerin küçültülmesi talimatının arkasında Suriye’de kötüleşen ekonomik koşulların olduğunu ve İran’ın kendi yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle Suriye Milli güçlerine ekonomik desteği kestiğine dair ifadeler de mevcut. Suriye’deki rejimin toplam 325.000 kişiden oluşan askeri gücünün aylık maaşlarının toplamı 40-45 milyon doları bulduğu söyleniyor.  Yine yorulan askerlerinin ailelerini de görmek için bu dönemin fırsat olduğunu söyleyenler var. Ancak bölgede asıl planlayıcı olan Rusya’nın üçüncü fazın fikir babası olduğuna dair kanaat hâkim durumda.

Formun Altı

Bu görüşü savunanlar, bölgede egemen olmaya çalışan bütün güçlere karşı Rusya’nın savaşın bittiğine dair bir mesaj verdiğini savunuyorlar. Rusya’nın Esad’dan ve rejiminden hiçbir koşulda taviz vermeyeceğini savunanlar, Esad’ın devam ettireceği bir Suriye rejimi planlandığına da emin konuşuyorlar. 

İdlib ve etrafındaki bölgedeki mevcut dengelerin etkilenmeyeceği görüşü, bölgede Rusya ve İran’ın hâkimiyetinin süreceği görüşü devam ediyor. Bölgede IS militanlarına karşı İran’ın daha aktif olması gibi gizli bir amaç da taşındığı söyleniyor. Ekonomik desteği azalan İran’ın bir anlamda IS militanlarıyla savaşının hızlandırılması amaçlanıyor. 

Rejim ordusunun küçültülmesinin Türkiye’ye de mesaj verdiğini, İdlib’de Türkiye ile müttefik konumdaki FSA’ye karşı bir hareket planlanmadığını da düşündürüyor. Diğer bir mesajın ABD’ye verildiği ve ABD müttefiki SDF’ye karşı da hareket başlatılmayacağı olduğu söyleniyor. Yine İsrail’in Suriye’deki İran güçlerine karşı yapılan hava saldırılarından rahatsızlık duymadığının ifadesi olarak okunabileceğini söyleyenler de mevcut.

Kısaca söylemek gerekirse Esad başkanlık seçimlerine kadar olan süreçte savaş koşullarını en düşük seviyede tutmaya çalışacak gibi görünüyor. Hem içerideki hem dışarıdaki güçlere karşı verilen bu ılımlı mesajın hedefinde Esad rejiminin devamlılığı için çaba olduğu görülüyor.  

Suriye’nin kuzeyinde halkım yaşam koşullarını gözlemleyen uzmanlar, bölgede başka bir dengenin kurulduğuna hemfikirler. Rejimin hâkimiyeti dışındaki bölgelerde yaşayan Suriyelilerin yaşam ve güvenlik sorunlarını çözmek için bölgedeki yerel güçlerle irtibatını artırdığını ve sürecin sadece insanların temel ihtiyaçları üzerinden yürütüldüğünü söylüyorlar. El-Kaide bağlantılı liderlerin yaşanan sel felaketi sonrası halkın ihtiyaçlarını sorgulamak için İdlib’deki çadırları dolaştığı biliniyor.  

Tüm bu birbiri içerisine geçmiş ilişkiler ağından çıkarımımız önemli. ABD bölgedeki varlığını sadece SDF ye bağlamış durumda ve ne İran’ın ne Rusya’nın bölgedeki ABD emellerin kısa ve uzun vadede hizmet etmesi beklenemez. Esad’ın yeniden başkan olacağı da tartışmasız. Esad güçlerinin iflas boyutundaki askeri gücünü dengeleyecek ekonomik gücün bölgeye hâkim olacağı da görünüyor. Bu da bir şekilde Rusya’yı işaret ediyor. Bölgeye artık Çin de müdahil ve Kremlin’in sözcüsünün bu ay içerisinde Kuzey Hint Okyanusunda Rusya, Çin ve İran’ın katılacağı bir tatbikat yapılacağını açıklaması Ortadoğu’da hâkimiyet dengelerinin genişlediğini gösteriyor.

Bölgedeki dengeler her an her saat ABD aleyhine işlerken, ABD’nin yaptırımlar vasıtasıyla Türkiye’yi yanına çekmeye çalışması kendi politikası yönünden doğru ancak bölgede sağlanan dengeler yönünden anlamsız görünüyor. Yaptırımlara dayanmak ve Ortadoğu’dan ABD’yi göndermek bir hedef olmalı… 



https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2021/02/iran-russia-china-naval-drill.html#ixzz6mKosLUHX

https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2021/01/syria-regime-kurdish-sdf-tensions-russia-forces-deployment.html

https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2021/01/syria-assad-reduce-military-readiness-iran-funding-elections.html#ixzz6m624KzHy

https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2021/01/syria-regime-kurdish-sdf-tensions-russia-forces-deployment.html#ixzz6mKaO6vzB)

https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2021/02/syria-idlib-hts-leader-public-appearance-terrorist-list.html