Evrimin görkemli gösterisi sürüyor

featured

Dr. Ceyhun Balcı yazdı…

İnsan ve diğer gelişmiş canlılarda evrimden kaynaklanan değişiklikleri gözlemlemek zordur. Hiç kuşkusuz belgelemek olasıdır bu değişiklikleri. Bu noktada sorun bu türden evrimsel değişikliklerin bir insanın yaşamına sığmayacak denli uzun zamana yayılmasından kaynaklanır.

Oysa ilkel canlılarda durum oldukça farklıdır.

Özellikle bakterilerde ve virüslerde evrimi gözlemlemek değil yıllara, haftalara ve hatta günlere sığacak bir sürece dönüşüverir.

Bir bakterinin antibiyotiğe direnç kazanması evrimleşmesinin doğal sonucudur.

İki yılı aşkın süredir yaşamı (daha doğrusu biz insanların yaşamını) altüst eden küresel salgını ürküden ve korkudan arındırarak irdelediğimizde evrim gösterisinin olanca görkemiyle sürdüğünü fark edebiliriz.

Çok değil birkaç ay önce gevşetilen önlemlerle sonuna gelindiği sanılan salgın yeniden çıkışa geçti.

Önlemlerin gevşetildiği günle karşılaştırıldığında günlük olgu sayısı 30 kat artmış durumda.

Arka bahçenin gülleri solmasın diye özen gösteren ve önlemlerin kaldırılmasını aceleye getiren iktidardan bu gelişmelere ilişkin değil uygulama söz duyabilene aşk olsun. Arka bahçe demişken bu bahçedeki gül çeşitlerine de değinmiş olalım. Geçen yıl bu sıralarda arka bahçenin güllerinin öncülük ettiği aşı karşıtlığı, işi açık hava toplantılarına vardırmıştı anımsanırsa. Bu bahçedeki güller baskın olarak dincilerden oluşsa da liberalleri ve hatta “Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir.” diyen büyük insanın izinde olduğunu ileri sürenleri de kapsamıştı. Bu yanıyla da ibretlik manzaralar sundu salgınla kendisi gösteren arka bahçe gülleri.

Aklı ve bilimi rehber edinmekten vazgeçip, işi olağan akışına bırakmanın yaratabileceği acıklı sonuçları hep birlikte izliyoruz.

Bu arada, önceki aylarda her fırsatta ağlamaklı sesle “aşılanın” diyen sağlık bakanının gevşemeyle birlikte aşı programını da askıya aldığı anlaşıldı. Durum anlaşılınca aşı randevularının açıldığı görüldü.

Salgının bir önceki dalgasından sorumlu olan Omikron kuşağı BA.4 ve BA.5 adlarıyla alt varyantlar oluşturdu bile. Küresel ortamda bu varyantların baskın olduğu virüs iş başındadır.

Bulaşıcılık becerisinden bir şey yitirmemiş olan yeni varyantların hastalandırıcılık ve dolayısı ile de öldürücülük bakımından öncekine oranla daha becerikli olmayışı iç ferahlatıcı olsa da farklı bir yönde evrimleşme olmayacağının güvencesi elbette yok.

Bu haliyle bile yeni varyantların sağlık dizgesini, hekimleri ve onlara eşlik eden sağlık çalışanlarını uğraştırmayı sürdüreceği oldukça açık.

Bilim çevrelerinin salgının köktenci yöntemlerle bir an önce sonlandırılması doğrultusundaki önerilerinin altında yatan ana nedenlerden birisi de virüsün her canlı gibi evrimleşmeye açık oluşudur.

Canlılığı bile tartışmalı, kimilerine göre yarı canlı olan virüsün yaşamın değişmez kuralı olan evrimleşme üzerinden sergilediği gösteri paha biçilmez düzeyde öğreticidir.

Çok farklı gerekçelerle ama özellikle de parasal nedenlerle salgınla baş etmekte bocalayan insanlık virüsün evrim gösterisini bir süre daha izleyecek gibi görünmektedir.

Uzay fatihi olma yolunda hızla ilerleyen insanlığın salgından ders çıkartmama konusundaki inadı anlaşılır gibi değildir. Her şeyi bilen insanlığın evrim gerçeğini bilmezden gelmesine eşdeğer aymazlığı şaşırtıcıdır.

 

Evrimin görkemli gösterisi sürüyor

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

5 Yorum

  1. 2 ay önce

    “Aklı ve bilimi rehber edinmek” sürekli yanlış anlaşılan bir slogan haline geldi. Burada kastedilen bilim değil bilimsel düşünce metodudur. Bilim tarihi iyinin ve doğrunun yanı sıra korkunç yanılgılarla, kasıtlı davranışlarla, yalanlarla ve kötülüklerle doludur. Bilimi tarihinden soyutlayarak kutsamak onu bir dogma haline getirir ve bilime “inananları” bağnazlaştırıp yobazlaştırır. Karl Popper’e göre bir teoriyi bilimsel yapan mutlak doğruluğu değil yanlışlanabilirliğidir. Küresel efendilere hizmet eden “bilim” çevrelerinin sözlerine fazlaca kulak verdiğinizden tıbbın aslında çok basit olan kurallarını unutuyorsunuz. Birinci kural şudur: Her hastalığın bulaşma yolları, etyopatogenezi , insan vücudunda yaptığı değişiklikler, belirtileri üç aşağı beş yukarı bellidir. Böyle belirtileri, bulaşma yolları sürekli değişen (değiştirilen) hastalık olmaz. Solunum yolları enfeksiyonlarının tek bulaşma şekli damlacık yolu iledir. Yüzeylerden bulaştığı iddiası kocaman bir yalan çıkmıştır. Bir kişinin 400 kişiye hastalık bulaştırdığı iddiası da yalandır. Bu hesaba göre ilk 20 milyon kişi hastalandığında dünya nüfusunun tamamının hastalanması gerekiyordu. Yolda yürürken yanınızdan geçen enfekte kişinin taşıdığı virüslerin hemen size bulaştığı ve hastalığa sebep olduğu iddiası da yalandı. Çünkü böyle lazer güdümlü füze gibi hedefini bulan virüs bu güne kadar hiç olmadı. Eğer bulaşma bu kadar kolay ve insanın bağışıklık sistemi bu kadar zayıf olsaydı insan neslinin şimdiye kadar defalarca yok olması gerekirdi. Tıbbın ikinci temel kuralı sürekli yeni varyantların görüldüğü bir viral hastalığa karşı aşı geliştirilmesinin mümkün olmamasıdır. Ama ilaç firmaları geliştirdikleri aşının varyantlara da etkili olduğunu söylediler. Bu da yalandı. Aşının çok etkili olduğunu iddia ettiler ama en az aşılama yapılan Afrika kıtasında vaka sayısı en az, en çok aşılama yapılan Avrupa’da ise en çoktu.

  2. 2 ay önce

    . İlaç firmaları masum değildir. Onların fonladığı sözde bilimsel araştırmalar da bilimsel değildir. Tıp tarihi ölümlere, sakat kalmalara yol açan ilaç skandalları ile doludur. 88 bin ölüme yol açtığı düşünülen Vioxx felaketi, zayıflama ilaçlarının yarattığı tahribatlar, kolesterol ilaçlarının ciddi yan etkileri bunlardan sadece bir kaçıdır. Triklosanlı diş macunu sahtekarlığını da unutmamak lazım. İnsan vücudunda birikme yapan, kansere, endokrin bozukluklara, sakat doğumlara yol açan, arıları, kuşları öldüren, tabiatı zehirleyen tarım ilaçlarını, çocuklarımızın geleceğini tehlikeye atan hibrit tohumları, GDO’lu gıdaları, nişasta bazlı şekeri, gıda katkı maddelerini hayatımıza sokan da bilim çevreleri değil mi? (Dürüst ve insanlık için çalışan bilim insanlarını tenzih ediyorum). Hormon ilaçları nedeniyle yüzbinlerce kadın meme ve rahim ağzı kanserine yakalanmadı mı? Sayın Balcı, korona ile ilgili yapılan kanalizasyon suyunda virüs bulunması, hayvanat bahçelerinde aslanlarda virüs tespit edilmesi, hapşırınca tükürük damlacıklarının sekiz metreden daha uzağa gittiği gibi saçma sapan araştırmaların çoğunun Anglosakson kaynaklı olduğunu da hatırlatmak isterim.

  3. 2 ay önce

    Bu “bilim” çevreleri sürekli varyant uydurdular. Güney Afrika varyantı vardı ama her nedense ABD veya Rusya varyantı yoktu. 220 milyon nüfuslu Pakistan’da varyant görülmedi. Hindistan’da bir besin zehirlenmesine ait görüntüleri yüzlerce insan hastane bahçelerinde koronadan ölüyor diye dünyaya servis ettiler. Salgını medya vasıtası ile yönettiler ve yönlendirdiler. Vaka sayılarını belirlemede kullandıkları yöntem PCR testidir. Güvenilirliği % 0-60 arasındadır. PCR testi ile korona teşhisi koyulması en büyük yanlıştır. Dolayısı ile vaka sayıları şu kadar, şu tedbirin alınması gerekiyor demenin hiç bir anlamı yoktur. Test sayılarını arttırdığınız sürece vaka sayıları da artacaktır. Dünyada sigaraya bağlı ölümlerin sayısı yıllık yedi milyondur ve üç yılda koronaya bağlı olduğu iddia edilen ölümlerden çok daha fazladır. Biraz da karşı tarafı dinlemenizi haddim olmayarak tavsiye ediyorum. Saygılarımla.

  4. 2 ay önce

    Arka bahçenin gullerinin öncülük ettiği isimlerden Nobel ödülü kazananlar var. Cilt cilt kitap yazanlar var. Fakat mesela sizin 128 sayfalık kitaptan başka ve Mehmet Ceyhan nin bir kaç tane 10 sayfalık fasikulden başka nesi var. Dinciler çoğunlukta ise neden Kabeye giriş sadece asililardan oluşuyor. Ve dinciler niye çıkıp bunu protesto etmiyor. Evrim olabilir ama hayat merhamet ve sevgi üzerine kuruludur. Vaka sayıları arttı. 9 günlük tatil vardı. Herkes geziye çıktı. Klimalar açıldı soğuk sular içildi dondurmalar yendi. Havada cok ruzgarli idi. Ve hastalıkta arttı. Bir kaç haftaya tekrar düşer. Virüs un mutasyonu varyantı söz konusu değil. Fakat algı yönetimi muhteşem. İnsanlar tekrar aşı kuyruklarında. Havalar soğuyunca hastalık gene artacak. Fakat bunun virüsün mutasyona ile ilgisi yok. İnsanın bagisikliginin düşmesi ile ilgisi var. Hasta kişilerin izolasyonu yeterli. Öldürücülüğü binde bir olan bir hastalik icin bir iki ayda bir vurulacak ve devamlı vücutta bağışıklık yanıt oluşturulacak aşıların vurulması tamamen saçmalik.

  5. 2 ay önce

    Kaleminizi kirletmeyin. Saygılar.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!