Fatih Terim’in çöküşü Okan Buruk’un yükselişi

Fatih Terim’in çöküşü Okan Buruk’un yükselişi

UEFA Avrupa Ligi J Grubu son hafta maçında temsilcimiz Medipol Başakşehir, Almanya’nın köklü kulüplerinden Borussia Mönchengladbach’ı sahasında yenerek eledi.

8 puandaki Mönchengladbach’a beraberlik bile tur atlaması için yetiyordu; fena elendiler!

Okan Buruk’un öğrencileri, bir hafta önce Bayern Münih’i devirmiş Bundesliga liderini, önce milli futbolcumuz İrfan Kahveci’nin uzaktan attığı müthiş şutla, daha sonra -Tanrı tarafından bu zamana kadar hep bize kader yazılmış son dakika acısıyla!- “90. dakika”da Civelli’nin golüyle eledi ve grup lideri olarak 36 takım arasına kaldı.

“Üç büyükler” denen ve Türk futbolunun yıllardır bütün enerjisini tüketen ama ülkeye tek bir başarı kazandıramamış ve bu gidişle kazandırması mümkün olmayan takımlar bir bir dökülürken Başakşehir’in bu başarısı nasıl açıklanmalı?

(Ya da İstanbul spor basınının elinde oyuncak olmuş bu “büyük”(!) kulüplerin başarısızlığı nasıl açıklanmalı?)

Bu sezon ülkemizi Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden “büyük”(!) Galatasaray, Real Madrid, PSV ve Club Brugge’ün yer aldığı grubu galibiyet alamadan, 2 beraberlik ve 4 yenilgi ile utanç verici bir sonla  tamamladı; averaj takımı oldu!

Avrupa Ligi’ne doğrudan grup aşamasından katılan Beşiktaş ise Braga, Wolverhapmton ve Slovan Bratislava’nın yer aldığı grubu 1 galibiyet ve 5 yenilgi ile bitirdi!

(Fenerbahçe de aralarında olsaydı farklı olmayacaktı inanın.)

Avrupa Ligi’ne 3. ön eleme turundan katılan Trabzonspor, elemelerde Sparta Prag ve AEK’yı saf dışı bıraktıktan sonra mücadele ettiği C Grubu’nda Getafe, Basel ve Krasnodar gibi dişine göre takımlar karşısında 5 yenilgi ve 1 beraberlikle bir puanla sonuncu oldu!

(Daha grupta üç maç varken gençleri yetiştiriyorum tecrübe kazandırıyorum diye çocukları sahaya sürüp yenilgiye kılıf bulan Ünal Karaman’a birileri Avrupa Ligi’nin, hazırlık maçı olmadığını anımsatmalı!)

Başakşehir ise Roma, M’gladbach ve Wolfsberger ile mücadele ettiği J Grubu’nu 6 maç sonunda 3 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 yenilgi ile 10 puanla lider tamamladı.

Medipol Başakşehir üstelik Mönchengladbach galibiyetiyle Türkiye’nin UEFA ülkeler sıralamasında 1 sıra daha aşağı düşmesine engel olarak, ülke namusu’nu kurtardı!

TRANSFERMARKET FİYATLARI

Mönchengladbach, Bundesliga lideri olmasına karşın Avrupa ligleri için o kadar da pahalı bir takım değil.

Ancak Başakşehir’e göre hayli pahalı!

Yalnızca stoper Matthias Ginter’in fiyatı Başakşehir’in tüm futbolcuları fiyatı kadar!

Matthias Ginter, 35 milyon Euro, Nco Elvedi 30 milyon Euro, Stefan Lainer 28 milyon Euro, Alassane Plea (santrafor) 30 milyon Euro…

Medipol Başakşehir’de ise en pahalı oyuncu Edin Visca 12 milyon Euro.

Peşinden en pahalı futbolcu Ciacara 3 milyon Euro! Diğerleri daha aşağıda veya milyona ulaşmıyor bile!

Medipol Başakşehir Super Lig’de de son 6 maçını kazandı ve 26 puanla 4. sırada!

1.60’LIK ‘BÜCÜR’ OKAN BURUK

Daha önceki yazılarımızda yeni-genç Türk teknik direktörler kuşağı geliyor diye yazmış ve Alanyaspor’u çalıştıran Erol Bulut’a dikkat çekmiştim.

Okan Buruk’un 1990-91 sezonunda Galatasaray U18’de başlayan kariyer basamaklarında hep başarı var.

Teknik direktör olarak da aynı karakteri sürdürüyor; hangi takıma sihirli eli değse onu başarıdan başarıya koşturuyor.

Başakşehir kulübü iyi yönetiliyor.

Önce onunla Avrupa’da bir metre bile artık ilerlenemeyeceği anlaşılan Abdullah Avcı’dan kurtuldular

Ama Okan Buruk’u niçin getirdiklerine, sanırım bu son başarıya kadar kimse bir anlam verememişti!

Başakşehir’in futbolcularının tümünü yıllardır tanıyoruz. Temel kadroyu çağdaş bir Avrupa takımı gibi koruyorlar; bizim hacıyatmazlar gibi her yıl yap boz yapmıyorlar!

Edin Visca, İrfan Can Kahveci… Hepsini ezbere biliyoruz. Bir tek Enzo Crivelli nereden çıktı diye soruyorduk ki tam isabet eksik yere Fransa’dan takviye yapmışlar!

Okan Buruk iki nedenle başarılı bizce:

1- İnançlı ve dirençli; pes etmiyor; kendine güveniyor!

2- Gülüyor! Evet gülüyor… Bu o kadar önemli ki… (Fatih Terim’i düşünün)

FATİH TERİM’İN ÇÖKÜŞÜ

İlk önce ve en çok Hıncal Uluç bu çöküşe dikkat çekti. “Yol yakınken bırak biraz dinlen sonra git bir Anadolu takımını çalıştır” gibi yazılar yazdı.

(Hatta ben de gel ilk hoca olduğun kulüp Ankaragücü’nü çalıştır; dirilt; Avrupa’ya taşı demiştim içimden!)

Terim’in bugüne kadarki başarılarını tesadüflere bağlayanlar da var başarısızlığını eniştelerinin çıkardığı sorunlara da!

Şu veya bu! Bu anlayışla bu gidişle başarılı olacağına kimse inanmıyor.

Damatları falan değil ondaki bu düşüşün nedeni. Bence:

1- “Milli” sandığımız Terim tam bir Avrupa hayranı çıktı… Avrupa futbol burjuvazisinin, kontluğunun içinde -olamaz tabi de- kıyısında pineklemek bile onu mutlu ediyor. Onları karşısına almıyor; onların parçası olmak istiyor! Buna da gücü yetmediği için  Avrupa’nın “soylu!” takımlarının emeklileriyle, bir zamanlar “büyük” takımlarda top oynamış kaşalotlarla başarılı olmaya çalışıyor; avunuyor.

2- Gülmüyor; futbolcularını azarlıyor; basın toplantıları artık mizah bile olmuyor!

(Galatasaray’ın takım kadrosunun kimlerden oluştuğunu öğrenmek istemiyorum nicedir, çünkü o kadar zamanım yok; yaz boz; her yıl aynı!)

Artık daha “çağdaş”,genç kuşak “yeni nesil” hocalar geliyor; Fatih Terimlerin  -Ersun Yanal’ın bile- devri bitti bence.

YILMAZ VURAL’IN DEDİĞİ

Geçen gün Veryansıntv sayfalarında “Yılmaz Vural’dan veryansın!” başlığıyla haber yaptık.

Yılmaz Vural çok önemli gerçekleri dile getirmişti; ama tabi suça ortak gözükmek istemeyen -aslında ortak olan- İstanbul spor basını, görmek istemedi:

“Türk futbolunun gelişmesi için üç büyüklerin saltanatının sona ermesi gerek!..

Fatih Terim 3. Lig takımı Tuzlaspor’a yenilerek dibe vurdu!

Okan Buruk Bundesliga ekibini eleyerek yükselişte…

Teşekkürler Okan Buruk! Türk futbolunun sizin gibi yüreklere ihtiyacı var!

(Şenol Güneş‘in maçı izleyenler arasında olması boşuna değil!)

Daha nice başarılara!