Fırtına öncesi sessizlik

Dr. Barış Adıbelli yazdı...

featured

Rusya, Macaristan büyüklüğünde bir toprak parçasını geçtiğimiz cuma günü ilhak etti. Bu ilhak kararı dünyada deprem etkisi yarattı ve halen yankıları devam ediyor. Rusya ilhaktan önce dört bölgede sözde referandumlar düzenleyerek halkın Rusya’ya katılmak istediğini belirterek ilhaka giden süreci başlattı. Ancak Uluslararası toplum ne referandumları ne de ilhakı tanıdı. BM referandumların hukuki bir değerinin olmadığını söyleyerek daha baştan kestirip attı ama BM’nin bir yaptırım gücü olmadığı da Cuma günü Rusya’yı kınamak için toplanan Güvenlik Konseyi’nin kınama kararını Rusya vetosu nedeniyle alamamasıyla görüldü. Bu durum da geçen haftalarda tartıştığımız daha adil ve demokratik bir dünya için BM’de reform yapılması meselesine bizi geri döndürdü.

İlhaka karşı bir misilleme olarak Ukrayna da hızlandırılmış üyelik süreci kapsamında NATO’ya başvurdu; ancak NATO Genel Sekreteri kelime oyunlarıyla bunu geçiştirdi. Esas gelişme ABD’den geldi. Biden’ın Ulusal Güvenlik danışmanı basın toplantısında Ukrayna’nın NATO üyeliği bir başka zaman ele alınmalı diyerek Ukrayna’ya NATO’nun kapsını kapattı. Aslında ABD’yi bilenler için bu çok garipsenecek bir durum değil; hatta alışıldık bir durum. ABD, müttefiklerini yarı yolda bırakmayı sever. Bunun geçmiş tarihte birçok örneği var. Örneğin 11 Eylül’den sonra Afganistan’da kendisi bir hükümet ve ordu kurdu. Adeta Afganistan’da yeni bir devlet inşa etti. Trilyonlarca dolar harcadı. Sonra bir gecede düşmanı Taliban ile anlaşarak bu devleti kendi eliyle yıktı. O’na bel bağlayan Afgan halkını yüzüstü bırakıp Taliban ile IŞİD-Horasan’ın insafına terk etti. Şimdilerde Afganistan’ın durumu ortada; okullarda, camilerde, pazarlarda her gün bombalar patlıyor.

ABD, daha en başından Ukrayna’yı NATO’ya Kırım için istiyordu. Kırım, ABD için Karadeniz’de batmayan bir uçak gemisiydi. Kırımı kontrol eden Karadeniz’i kontrol edebilecekti. Ancak 2014’te Kırım’ı Rusya ilhak edince ABD’nin NATO planı da akamete uğradı. Zira Kırımsız bir Ukrayna ABD için tekerleksiz bir arabadan farkı yoktu. Bu aşamadan itibaren Ukrayna’nın NATO macerası da başka bir kulvara girdi. ABD halen üyelik yok destek var diyor para ve silah yardımına devam edecek.

Kısaca, ABD ve NATO, Ukrayna için Rusya ile savaşmayı göze alamadı. Zira Rusya, ilhak ettiği dört bölgeye yapılacak saldırıyı kendi topraklarına yapılmış olarak kabul edeceğini söylemesi de ABD’yi frenledi. İlhak sonrası Biden’ın aşırı tepki vermemesi dikkat çekiciydi. Zira self determinasyon, referandum gibi yöntemler ABD’nin de geçmişte önemli silahlarıydı. Örneğin 2008’de ABD, Kosova’nın Sırbistan’dan bağımsızlığını düzenlenen bir referandum ile sağlamıştı. Aslında, Rusya’nın Batı ile meselesi de bu andan itibaren başladı. Önce buna misilleme olarak Gürcistan’dan zorla Abhazya ve Güney Osetya’yı kopardı.

Bu arada, ABD desteğinde 2011’de Sudan’ı ikiye bölen Güney Sudan bağımsızlık referandumu yapıldı. Bunun takip eden 2014’te bu sefer Rusya ilk referandum uygulamasıyla Kırım’ı ilhak etti ve şimdi de Herson, Zaporijya,Donetsk ve Luhansk’ı ilhak etti. Aslında bu travmanın altında 1991’de Sovyetler Birliğini dağıtan cumhuriyetlerin bağımsızlık yönünde referandum yapmaları da Sovyetler Birliği’nin dağılmasını 20.yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi olarak gören Putin için iyi anılar değildi. Bir açıdan Rusya’nın bu self determinasyon ve referandum takıntısı geçmiş tarihiyle ilgili gibi görünüyor.

Ukrayna topraklarının ilhak edilmesinin üzerinden iki gün geçti ve fırtına öncesi bir sessizlik var. İlhaktan sonra Ukrayna ordusu Donetsk’de Liman şehrini ele geçirdi. Rusya, hiçbir tepki vermeden bu şehirden çekildi. Oysa bu şehir bölgede Rus güçleri için önemli bir lojistik terminal ve merkezdi. Liman şehrinin kaybedilmesinin Rusya üzerinde stratejik sonuçları olacağı açıktır. İlhaka göre Liman bir Rus şehri ve Rusya şu anda sessiz.

Diğer bir sessiz ülke de ABD. Özellikle Rusya’nın referandumları kullanmasına yönelik ABD yeterince tepki vermedi. Çünkü referandumlar ABD için bir ülkenin parçalanması ve yapay devletlerin kurulması için önemli bir silah. Bu nedenle Rusya’ya yönelik bir hamle aynı zamanda kendi politikalarına yönelik bir hamle olacağı için ABD çok fazla ileri gitmek istemiyor. Örneğin, ABD, belki de gelecekte Tayvan’da ve Hong Kong’da referandumlar düzenleterek bu yerleri Çin’den kopartmayı deneyecek.

Putin de self determinasyon ve referandum üzerinden politika geliştirmesi, bünyesinde özerk cumhuriyetleri barındıran Rusya için tehlikeli bir adım. Zira bir gün Batı, Rusya’yı parçalamak için aynı silahı kullanabilir. Rusya ilhak hamlesiyle aslında self determinasyon ilkesini Batı için meşrulaştırmıştır. Bu yönüyle Putin, masaya ülkesini koyarak büyük bir kumar oynamıştır.

 

 

 

Fırtına öncesi sessizlik

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 2 ay önce

    Birincisi Rusya’nin cekildigi Liman kasabasinin hic bir stratejik onemi olmadigini bir duzine askeri uzman dile getirmekte. Ikincisi, Rusya bu ilhak karari ile oyunun citasini yukseltmistir ve yakin bir zamanda buyuk taaruz baslatacaktir.

  2. 2 ay önce

    Geçtiğimiz günlerde Lyman şehri ukrayna tarafından geri alındı
    Sözde rusyanın kendisine kattığı yerlerden biriydi orası da bu gizemli sessizlik çok da anlamlı değil gibi

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!