Furkancılar Upper Cihangir'in gözdesi haline nasıl gelir?

Nihat Genç yazdı...

Furkancılar Upper Cihangir'in gözdesi haline nasıl gelir?

Dini camiyi siyasetlerine alet etmek için Ramazan'ı fırsat bilip camide gösteri yapan Furkancılar adlı tarikat-cemaat yapılanması epeydir mide bulandırıyor ve ama ses getiriyor!

Bu yüzden Furkancılar ve liderleri Alpaslan Kuytul'da bir 'istikbal' görüyor, kendimi bu tarikata basın danışmanı atıyorum.

Adamın uzun suratına bakın tamı tamına kaktüse benziyor.

Adamın surata bak mumyanın sargı bezleri yeni çözülmüş gibi, sizce de Drakula filmlerinin ünlü oyuncusu Christopher Lee'nin tıpkısı değil mi?

Bütün insanlığa alayınıza işkence çektireceğiz diye bağıran sarkıç satırı gibi çok iddialı bir surat!

'Bize Allah korkusu ve cehennem ateşi işlemez, biz büyük numarayı çakızladık' diyen uyanık!

Yani kardeşlerim, Cami ve Kur'an ve tarikat, bunların vole vurdukları yerler.

Soyları hiç tükenmez aksine tepeledikçe azarlar ve fare gibi dokuz ve katlarıyla büyürler!

Memlekette ortalık karardıkça karanlık çoğaldıkça çoğalıp ortaya çıkarlar.

O karanlıklar içinde ellerine Kur'an alıp akıllarınca bizi gafil avlarlar.

Ülke batmış dünyaya kaymış dıngıllarında değil benden sonra tufan diyen kullanışlı cahil cühela dangalak sürüsü.

İşte asırlardır böyle Anadolu'nun ortasında şeytanlar fink atıyor, hortlak suratlar cehalet kol geziyor, Anadolu kasabaları tam teşekküllü tımarhane!

Suratlarında ürpereceğimiz kadar karanlıklar içinde, tam takır mutfak, diz boyu yoksulluğun, işsizliğin ve sefilliğin sonuçları olarak büyüyorlar!

Şu yobaz bolluğuna bakın, maşallah! Trabzon sahilde oltayla balık tutarken oltayı çok çok uzağa atmak zorundaydık, bu cemaatçilerin böyle derdi yok, ayaklarının dibi zibil gibi balık, kek, keriz, mürit, mübarek kefal lüfer kaynıyor, hani oltaya da gerek yok, sepeti getir batır suya binlercesini topla!

Dini istismar, kutsallara suikast, Kur'an'ı suistismal, her üç kağıt var, şov gösteri sahneleri de cami!

Cami aynı zamanda siyasetimizin 'hastane odası'. Şu Furkancı ateşli ateşli bağıran çocuğa bakın, yirmi beş yaşında var yok elinde Kur'an cami içinde Allahüekber diye yırtınıyor, sanki bu ülkede ondan başka Allahüekber diyen kimse olmamış. Polis karşısında aklınca kendisini dinini masum yaşamak isteyen mazlum mağdur diye rol keserek göstermeye çalışıyor.

Vallahi bu Furkancı ekibi takdir de ettim, İslamcı iktidarı çok iyi tanıyorlar, bugünkü islamcıların aynı cami şovlarıyla aynı suistimal aynı istismarla devlet olup yüzlerce holding ve belediyeye ve saraylara çöktüklerini çok iyi biliyorlar ve aynı taktiklerle geliyorlar! Furkancılara bu yüzden bir de ilahi besteledim:

-Yürüyüp de bu yolda geri kalan kim oldu

-Yürüyün ya şeyhim kim tutar sizi!

Yani ülkemizde siyaseten en çok provakasyon yapılan şeyin cami ve Kur'an olduğunu cin gibiler çok iyi çakmışlar bu yüzden bitirim hanelerini tekkeye kurmuşlar! Ve şimdi cami içinde barbut-zar atarken polis baskını yemişler!

Oysa cami Allah'ın evi, hepimizin en kutsal en temiz evi, inancımız gereği sonsuza dek yaşamanın bir kapısı.

Ve ama ülkemizde yüzlerce yıldır cami dolandırıcıların, ajanların, sülün Osmanlar'ın, tecavüzcü sapık tarikatların, orduya hukuk kurumlarına göz dikmiş vahşi şeyhlerin, para toplamanın, köşe olmanın, fırıldak çevirmenin tertemiz müslümanları keriz yerine koymanın kumarhanesi gazinosuna dönüşmüş.

Camiyi istismar eden bu dolandırıcı tarikatlara gidip sizin her birinize milyon dolarlık holding vereceğiz gelin sonsuz yaşamdan vazgeçin desek, ki ikiyüzlülükle apaçık yalan söyleyip asla vazgeçmeyiz derler, ve ama gerçek, hepsi holding sahibi hepsi han hamam belediye hatta işadamları konfedarasyonları kurmuşlar.

Peki pis provakasyonlarına camiyi neden alet ediyorlar, çünkü siyaset borsasının sembollerinin çağrışımlarının din elden gitti algısının camide yuvalandığını iyi biliyorlar.

İrili ufaklı cemaatler dindi camiydi inancımızdı deyip özellikle camide ya da Kur'an üzerinden ortalığı velveleye verirler ve eski büyük cemaatlerle aynı borsada hesaplaşarak yarışarak büyüyüp iktidara ortak olacaklarının hesabı içindeler. Yani cami dini istismar siyasetiyle yükselen çoğalan tarikatların ilk basamağı ilk pey sürdükleri yer!

Alpaslan Kuytul denilen şu herife bakın Kur'an'ı eline geçirince... Aklınca oyun kartlarını kendi dağıtıyor ve camiyi sahneye çıkartıp eline floşroyal gelmiş gibi rest çekiyor iktidara; şeytan tüysüz bıcılık kalır yanında, ama daha önce floş royale çok güvenen Fetöyü de hatırlatmak lazım!

Etrafındaki adamlara bir bakın, hiç birinde ferahlamış mutmain bir ifade hiç yok, hırslı çakal saldırgan bağırmaktan boğazları şişmiş sanki biraz sonra herkesi-hepimizi boğazlayacaklarmış gibi vahşi ifadeler! Yani günümüz İslamcılığın kasaba 'boşluğuna' düşmüşler. İslam'ın buzdolabında bunlardan binlercesi kasaba kasaba dolu, her dönem buzluğu açar kafalarını kıra kıra çıkartır siyasete sokarsın.

Bir güzel tarafları da hayattan kurtulmuşlardır, işsizlik mi, açlıkmış, yokluşmuş, bir meslek sahibi olmakmış, üretmekmiş umurlarında değil. Zaten o kadar işsiz-güçsüzler ki, Ramazan ayı için, camiye kapanıp (uzlet-inziva) tefekkür ve dua edeceklermiş. İtikaf işte bu. Yani moda deyimle ağbiler akıllarınca astral seyahata çıkıyorlar ve Ege Adaları'ndan tatil dönüşü gibi rahatlayıp müslüman ahali içinde bir daha merhametli güler yüzlü ve müşfik müslüman pozlarıyla akıllarınca daha derin müslüman oluyorlarmış. Ve ama sormak lazım mafya lideri Sedat Peker gibi mutlu bahtiyar kaymış bir surat ama niye hep tehdit ve şantaj içinde bir hayatları oluyor!

Tarikat artık bir 'endüstri', ticari açıdan çok karlı bir sanayii, o kadar karlı bir sanayii ki siz iyisi 20 yılın iktidarı AKPsine ve Menziline ve İskenderpaşasına ve Süleymancılarına ve İsmailağasına ve Erenköy cemaatine nicesine sorun. Her yerde mantar gibi biten tarikat-cemaatler mürit ve oy demektir. Ve mürit yetişme süreleri mantardan da hızlıdır. Hepsi gerçek islamcılar, hakiki islamcılar, öz islamcılar, en alim en evliya, en mübarek islamcılar diye çeşit çeşit yabancı istihbaratların fuar ve panayır camekanlarında savaş uçaklarının hemen yanında sergilenirler.

Bunlardan tek bir örneği müzede ibreti alem sergilemek istesek, yine kavga çıkar, gavs mı Fetö mü Süleyman hilmi mi diye memlekette iç savaş çıkar, Emniyetin en çok sahte altın yakaladığı iller tarikatların zibil gibi en kalabalık oluduğu yerler.

Sahte altın gibi dinin de sahtesini şeyhin de sahtesini bulmakta mahirdirler, aslında 'sahtelikte' hayat bulurlar. Çünkü sahtelik hepsine büyük tezgah bilinci ve büyük numara büyük vole kafası yaşatır. Yani müritler asıl gerçeğin milleti sövüşlemek olduğunu ve zikr ettikleri yerin siyasetin gazinosu kumarhanesi olduğunu çok iyi bilirler.

Bu yobazların elinde din mutlak yıkım mutlak soykırımdır, sakın ola ki bu şarlatanlara müslüman ve dindar adı payesi vermeyin. Allah ve Kur'an adını halkımızı ve hepimizi tımarhenelik şeyhlere köpek yapmak ve insanlığa savaş açmak için kullanırlar! 

İşte filmlerine yeni yeni başlamış Furkancılara bakıyorum, Menzil Fetö Tayyip derken nasıl ağızlarının suyu akıyor, onları da anlıyorum. Onlar da fetö menzil İsmailağa gibi olacakları günlerin hayallerini kuruyorlar. Menzil'in Fetö'nün mercedesleri, holdingleri, siyasi şekilleri, asker ve hakimlerini, düşündükçe akılları gidiyor ve işte bu yüzden birbirlerini yiyorlar, işte bu yüzden sabah akşam din cami Kur'an ve müslümanlığı kemirip sıyırıp yiyorlar!

Ve sevgili okuyucu!

Hatırınızdan asla çıkarmayın ülkemizde tarikat ve cemaatler aydınların himmeti olmadan büyüyememiş ve yükselememiş hatta kitleselleşememiştir. Yani aydınların müteharrik (harekete geçirici) olmadığı her cemaat lokalize kalmış sönümlenmiş yani mum gibi eriyip tükenmiştir.

Mesela sanıldığının aksine Menzil önce milliyetçiler arasında büyümüştür.

Menzil Ankara temsilcisi 80'li yıllarda milliyetçi-ANAP'lı bakanlar dahi vardır.

Sanıldığının aksine, Fetö liberallerden önce milliyetçiler eliyle büyümüştür.

Milliyetçilerin en çok okumuş en saygın en büyük ağbileri erken dönemlerde Nevzat Kösoğlu, Ayvaz Gökdemir, Nuri Gürgür, vs. Fetö'ye cevaz vermiş köprü olmuşlardır.

Gariban Furkancılar, ellerinde yok ayaklarında yok, bence de 'sahipsiz' kalmışlar!

Hep birlikte destek olalım, bir el atmalıyız.

'Medya' 'entel ayağı' olmadan bir cemaat büyüyebilir mi, işbirliği yapabilmeliyiz, onların cemaati fabrika üstüne fabrika büyürken bu arada Veryansın olarak biz de ekranlar maaşlar nasibimizi alırız!

İyi dinleyin Furkancı kardeşlerim!

Dava arkadaşlarım!

Sözüme kulak verin, Bergama altın madenlerini ve Tüsiad'ı ve iktidarı ele geçirmek için önce entellektüel medya basın çevrelerini kafalamanız şarttır.

Uzaklardan gürleyerek camide kavga gürültüyle ve sadece video çekimleriyle bu işler olmaz.

Mesela, önce Fetö'nün Abant Toplantıları gibi 'Nemrut Toplantıları' düzenleyebiliriz.

Katılımcılara zarf içinde 'hazirun parası' ödemeyi ihmal etmeyin ve mutlaka yılın en büyük yazarı romancısı ödülleri vermeliyiz.

Sanıldığının aksine bir çok burnu büyük havasından geçilmeyen akademisyen ve yazarı Nemrut tepelerinde yakalayabilirsiniz.

Şeyhimiz Kuytul (Allah ondan razı olsun) Nemrut dağının muhteşem gündoğumu manzaralarıyla bir kaç poz vermesi iyi olur. Akademisyen hanımların ortasında zaten şalvara çok benzer jogging pantolan giyerse iyi olur. Ancak akademisyen tayfayla fazla da yüz göz olunmasın, unutmayın, ne kadar az temas ne kadar uzaklık egzotizmi ve mistizmi büyütür!

Sonra Cihangir'e bir haber sal, diziler filmler çekiliyor, para kıyamet gibi.

Bugün sizin suratınızdan ürküp kaçanlardan tek kişi bu bereketli piyasayı geri çevirmez, unutmayın, seslendirme işinde mutlaka Haluk Bilginer olmalı, jenerik müziklerinde Sezen Aksu'nun fikri alınmalı. Yani önce Fetö gibi diziler filmler ekranlar toplantılarla büyük bir dikkat oluşturup ilgi odağı oluşturacağız, memleket işte böyle ele geçirilir!

Mesela Adana, Antep, gastronomi mutfağı ayağına Murat Belge'yi çağıracaksın.

Bakın, iftarın modası geçti, yöresel yemekler. Murat Belge'nin gözlerini fal taşı gibi açtıran o meşhur Fetö sofrası fotoğrafı size çok şey öğretsin. Sofralarınızda mahşeri bir kalabalık buldukça itibarınız artar.

Sessiz sakin nice liberalin size olan aşkı bu toplantı ve sofralar etrafında aşktan öte deliliğe dönüşür.

Sizin için göğüslerini siper ederler, ekranlarda fırtına gibi eserler, sizler için şarkılar besteler marşlar söylerler. Ancak, unutmadan, liberal arkadaşlar şarkı faslına girince yalvarırım doğaçlama yapıp araya nakarat sokmayın. Liberaller koro gibi görünür ama karaktere gelince kendini beğenmişlikle hepsi solocudur. Şöyle yapalım, liberalleri yaratacağınız büyük şeytanın bedeni olarak düşünün, işte bu kibre bu kendimi bir bok sanıyorum'a yuva yapacaksınız, unutmayın, o kibrin heykelini okşarsanız rüzgar siyaset dönse dahi onlar dönmez şeyhimizin yolundan. Şeyhimiz Alpaslan Kuytul hiç bir sofraya katılmasın ama mutlaka sevgi yüklü mesajlar göndersin.

Ve şimdilik cemaat tarikat Furkan gibi isimleri öne çıkartmayalım, size önce bir isim bulmalıyız: Kanaat önderi, ya da 'koruyucu büyüğümüz', sponsor gibi, fena değil, Medici ailesi gibi, unutmayın, Fetö de sponsor desteğiyle sızdı.

Arada bir insanlık için ulvi bağışlayıcı merhametli dualar edin, liberallerin çok yorgun beyinlerine iyi gelir, diyelim, Papa'nın insanlık için çalıştığını ya da Karabağ savaşı Ermeni aleyhine dönünce barışçıl ateşkeş söylemi, ve herkesin kendine çekeceği buğulanmış orta malı laflar, hoşgörü, demokrasi, barış, kardeşlik, Biden, Demirtaş gibi.

Liberal tayfayla yan yana geldiğinizde unutmayın mutlaka Ermeni bir komşunuz olduğunu söyleyin, trajik kaçış öyküsünü sindire sindire anlatın, ve mutlaka faşist ırkçı Türk Ordusu'nun gencecik pekekelileri nasıl zalimce öldürdüğünü söyleyiverin, yani Fransa'yı Almanya'yı ve insanlığı PKK desteğinizle uyandırın, kumar masasında biz de varız anlamında.

Davetkar hoşgörülü ve sabırlı olun, attığınız oltaya bereketiyle geleceklerdir, hatta şeyhimizin huzurunda gözleri kamaşan hatta şeyhimizin önünde eli ayağı titreyen hatta elektriğe tutulmuşcasına şeyhimizin elini tutanlar hatta sizi görür görmez aşka gelip ilahi okumaya gazele uzun havaya başlayanlar bolca olacaktır, hadi Allah işinizi rast gelirsin, bunlar şaka değil hayal değil, memleket şeyhimizin Cihangir'de yakacağı bir kıvılcımı bekliyor!

Çok geçmeden, sizin için biricik, bir tanecik diyecekler, sonra, büyük adam, sonra inanılmaz diyecekler ve sonra, büyüleyici konuşan, ve sonra 'mucizevi' diyen ve sonra milletçe kerametlerini sabah akşam anlatan onlarca yazarımız çıkacaktır, ki, şeyhim, biyografinizi yazmaya bugünden hazırım, doğrusu bira içip geyik çevirmekten ben de sıkıldım, insan, bir heyecan arıyor, gizem mistizm ezoterizm egzotizm Indiana Jones hareminde dört karı gibi bu büyük gençlik ne hayallerle sizin başlatacağınız Kurtlar Vadisi'ni bekliyor.

Ancak sizin de bu entel cemaati iyice tanımanız lazım, mesela T 24 nedir bilmelisiniz, sizi baş tacı edecek tek yer medyascope'yi tanımalısınız, bunlar sizi uluslararası siyasete taşıyacaklardır, sizi oy yuvası gören Davutoğlu'nun Karar Gazetesi'ni Babacan'ı nicesini daha içerden öğrenmek için anketçi arkadaşlara çekinmeden paraları basmalısınız.

Yani kardeşlerim, Fetö'ye Menzile Tayyip'e bakıp ağzınızın suyu akmasın, kendinizi bir kasabaya sıkıştırmayın, siz de dersinize çalışın, nereden bize ekmek çıkar, iyice talim edin, hadi başlayalım, önce ilk dersimiz, Upper Cihangir'i tanımalısınız.

Hayrola, Upper deyince afalladınız değil mi, evet güneş çarptı, başınız döndü değil mi? Çünkü Upper demek güneşe ve sanata en yakın yer demek!

Çünkü Upper Cihangir tıpkı sizin evliyalarınızın yaşadığı arşı ala gibi bir yüksek yer.

Bu ulu mevkide Allah'ın ve Aydın Doğan'ın dostları ikamet eder. Türkiye'de enteller için en yüce makamdır, bu yüce makama çıkabilmek için hepsi istisnasız Aydın Doğan'ın kucağında uzlete inzivaya çekilmiş işkencehane gibi aylarca bahtiyarlık saadet içinde uzun bir ömür oturmuşlardır.

Yani sizin anlayacağınız Upper Cihangir sidretülmüntena-insanlıkla öte arasındaki sınır çizgi.

Upper yani nurun erittiği sınırı aşmış YÜCE insanların bu mahallesi aşkın bir yerdir artık onlar her şeyi en iyi bilen her konunun alimi kim kimi düzdü kim kime verip film çekti her şeyi apaçık konuşup hiçbiri ayıp yasak artık dokunulmaz kurşun geçmez utanma bilmezlerin mahallesi! Sevgili Furkancılar, işte dünyayı aşmış allamelerden öğreneceğimiz çok şeyler var!

Aklınız karışmasın bu yüce insanlar Rolling Stones ile Seyyid Rıza'yı aynı cümle içinde kullanabilir.

Ve mezhep mezhep gibi çeşit çeşittirler, sizin anlayacağınız sokak sokak çoğalmışlardır. Mesela, popişler, kokoşlar, nonişler, godoşlar, ve fetöşler. Şimdilik bunlara çalışın yeter. Bir de 'loloşlar' var, loloş lavaştan gelir, şair geçinirler doğudan gelmiş ama heyhat çoktan yaşlanmış kullanılan paralara denir, hani lavaş gibi oldu denir ya.. Bir de totoşlar vardır bunları sakın ihmal etmeyin, sadece eski günleri anmakla mutlu olan meyhaneleri vardır. Ve spor giyinen bazen dizilerde oynayan eski tüfek solcular, işte bunları sulayacaksınız. Sakın ha hiç birinin sarhoşluklarına ve ibneliklerine karışmayın, gerisi çözülür gelir, sevgili Furkancı kardeşlerim, işte bu nonoşlar totoşlar loloşlar balın kaymağı, soğanın cücüğü, pidenin kızarmış guduğudur, bunları yanınıza almadan holdinglere Bidenler'e ulaşmanız mümkün değildir.

Godoşlar'ı, 68'li ve Fetöcü ve etnik milliyetçilik karışımıdır, bu payeyi alabilmek için Radikal Gazetesi çıkartmıştır, yani o da kendi çapında bir gavs sayılır.

Çoğu kanalı çoktan dağıtmış dikiş tutturup tuvalet yapamaz bu yüzden şaşırmayın dişçilerden galoş çalıp kendilerine çocuk bezi yaparlar.

Poppişler, dünya .ikinde olmayan en bağlı Aydın Doğancı örnek Ertuğul Özkök'tür. Kokoşlar, zibil gibi , Aydın Engin, Oya Baydar. Hürriyet Gazetesi ve T 24'de eski mutlu günleri yazıp çizerler, godoşu nonoşu totoşu unutmayın Türk Milleti'ne kazandıran Kenan Evren ve Turgut Özal'dır, hepsi o dönemin medyasında büyüyüp serpilmişlerdir.

Hepsi gün görmüş çok sağlıklı insanlardır, hem siz hem tarikatınız neşe ve hayat bulur, gelecek bulur, artık iki cihanda sahiden size ve cemaatinize ölüm yok. Şimdiden parayı bu totoşlara basın bir gazete çıkartın bunlara, çok geçmez on yıl sonra, silahlı kuvvetlerden yüzlerce generali ayva mahsülü gibi toplarsınız. Çekinmeyin çıkartın bunları ekrana, on yılı bulmaz binlerce hakimi elma toplar gibi sepetinize-kucağınıza alıverirsiniz, böyle bereketlidirler!

Yalnız bu nonoşların totoşların fetöşların loloşların godoşların sizden küçük bir ricası olacak, bir,'etnik mililiyetçi' olacaksınız, iki, Gökkuşağını Lut kavmiyle suçlamayacaksın, üç, AB'ye ABD'ye laf etmeyeceksiniz, dört, Demirtaş'a ve eşine sevgiler sunacaksınız, ve korkmayın, bu arkadaşlar karşılığında arkanıza Amerika'yı verirler. Hendek teröründe gencecik kürt çocuklarına gaz vermiş binlercesini öldürtmüşler tüh be dahi dememişler bir saat bile geçmeden instagram sayfalarında kedilerinin kızlık zarı ameliyatı fotoğrafı yayınlayıp kaldıkları yerden eğlenmeye başlamışlar

Arkanıza Amerika'yı aldınız mı, tamamdır, siyasi organlarınızın tümü ritim içinde çalışmaya başlar.

Bir yandan holdingleriniz bir yandan akademiniz bir yandan medyanız devreye girer ve hırsları kabarmış kibirden burnundan kıl aldırmayan on binlerce yazarı çizeri bakmışsınız tarikatınızın kapatma karısı köpekleri olmuşlar.

Ondan sonra hadi bakalım gelsinler de camideki kardeşlerimize biber gazı sıksınlar.

Sıkamazlar çünkü totoşu nonoşu godoşu insan hakları inancımız masumlar diye öyle yeri göğü inletir o camideki haklı mücadelenize 68 deneyimlerini öyle konuştururlar ki dünyayı AKP'ye zindan ederler!

Fetö'nün allak bullak ettiği ve sonunda Menzil'in ele geçirdiği kozmik odalar size de nasip olur inşallah, sabırlı olun, sizin de yolunuzu açacak Hrantlar Hablemitoğlu suikastları davulu zurnasıyla gelir!