Harf devriminin yıl dönümü… ‘Türkiye okula gidiyor’*

featured

Türk dili kuşkusuz en önemli değerimizdir. Biraz da mimarlık eklenebilir bu listeye. Beş yüz yılı aşan karanlıktan sonra güzel sanatlardaki ve bilimdeki sıçramayı cumhuriyete borçlu olduğumuz kuşkusuzdur. Türkiye’nin karanlık yüzünün Türk diline bitip tükenmek bilmeyen saldırılarını bu çerçevede ele almak doğru olacaktır.

Atalarımızın mezar taşlarını bile okuyamaz olduk korosu bu kez harf devrimini “kültürümüzle ve geçmişimizle bağımızı koparttı” söylemiyle hedefe koydu. AKP sözcüsü Mahir Ünal bu sözleriyle “bilgi çarpıtma” (dezenformasyon) eylemi yapmış oldu. Kendi çıkarttıkları yasa gereğince yargılansa yeridir. Mahir Ünal, Türkçe’yi düşünce üretilemez dil olarak niteleyerek sınır tanımazlığa yeni bir boyut getirdi.

Osmanlı’nın yıkıntısı üzerine kurulan Cumhuriyet’te okuryazarlık oranı % 10’un da altındaydı. Kadının adı bile olmadığı için onlar arasında bu oran hiçe yakındı.

Harf devrimi, Atatürk devrimlerinin en görkemlilerinden ve en köklülerinden birisidir. Değil Mahir Ünal, tüm Cumhuriyet düşmanları bir araya gelip saldırsa yıkılmayacak denli sağlamdır.

Son açıklamalarına bakılırsa Mahir Ünal’ın attığı silah kendisini vurmuştur. Ne çapları, ne birikimleri devrimlerle aşık atmalarına yetmez. Bu bir kez daha anlaşılmıştır.

Her devrim gibi harf devrimi de “tepeden inmedir”.

Devrimlerin doğası gereğidir tepeden inmelik.

Yeryüzünde halka sorularak/onaylatılarak yapılmış bir tek devrim gösterilemez. Devrimin demokratikliği gibi bir durumdan ise hiç söz edilemez. Devrimle demokrasi ilişkisi kurmak demokrasiyi tramvaya benzeten ve istediği durakta inen bağnazların uydurmasıdır.

Harf devrimi tasarlı bir devrimdir.

Mustafa Kemal, bu devrime ilişkin görüşlerini ilk olarak 1907’de Bulgar Türkolog İvan Manolov’la söyleşisinde dile getirmiştir.

Daha Milli Mücadele’nin başında, Erzurum Kongresi sırasında Mazhar Müfit (Kansu) Bey’e bu devrimin de içinde olduğu bir dizi tasarımını not ettirmiştir.

Harf devrimi öncesinde yakın çevresini yoklamaktan da geri durmamıştır.

Bu tasarımını dile getirerek nasıl bir yol izleneceğini, bu devrimin ne kadar zamanda yaşama geçirileceğini sorgulamıştır.

Aldığı yanıtlar devrimin yaşama geçirilmesinden çok savsaklanması doğrultusunda olunca “ya hemen, ya hiçbir zaman” diyerek yalnız kalma pahasına kolları sıvamıştır.

Düne kadar silah tutan ellerin kalem tutmasının zamanı gelmiştir.

Belgelere dayanmak en iyisi!

Günümüzde de yayımlanan tanınmış aylık dergi National Geographic’in 1 Ocak 1929 tarihli sayısından yararlanabiliriz.

Harf Devrimi’nin 1 Kasım 1928’de yaşama geçirildiğini düşünürsek, derginin devrimden yalnızca 2 ay sonra “Turkey goes to school” (Türkiye okula gidiyor) başlıklı görsellerle bezeli yazısı son derece çarpıcıdır.

Elbette, Türkiye’de yaşayan tüm insanların fiziksel anlamda bir okula gitmesi olanaklı değildir o tarihte.

Yazı okunduğunda ve eşlik eden görseller irdelendiğinde Türkiye’nin bir açık hava okuluna dönüştüğü kolaylıkla anlaşılabilmektedir.

Türkiye’nin hemen her köşesinde Türk insanının yeni abeceyle ve dolayısı ile okuryazarlıkla tanıştığı görülmektedir.

Yeni abece, okuryazarlığı öylesine kolaylaştırmıştır ki, çoğu kişi okuma yazmayı kendi kendine öğrenebilmiştir.

Türk halkı artık atalarının mezar taşlarını yeni harflerle gerçekten de okuyabilecektir.

Onunla da yetinmeyecek, ülkeyi, dünyayı algılayabilecek ve bilginin büyülü dünyasında gezinebilme ayrıcalığına kavuşacaktır. Böylelikle Türk toplumu aydınlanma değerlerini özümseyebilecektir. Aklı ve bilimi biricik rehberi sayabilecektir.

Yazı Devrimi’nin 94. yaşı kutlu olsun…

Farklı deyişle, kulluk yerini özgür insana bırakacaktır. Bu köklü dönüşüm gericiliğin bir türlü içine sindiremediği olgudur. Güdülen, nereye çekersen oraya götürülebilen kulun yerinde yeller esecektir. Sorgulayan, neden, niçin diye sorma özgüvenine kavuşmuş birey hazır yanıtlarla toplumu güdülemeye alışmış karanlık kafalıların en büyük korkusudur.

Harf devriminin ışık hızıyla yaşama geçirilmesi devrime karşı devinim şöyle dursun ses çıkartılmasını bile olanaksız kılmıştır. Bu önemli ayrıntı da Mustafa Kemal’in dehasıyla olanaklı kılınmıştır.

Bakmayın siz, başları sıkıştıkça kendilerini de var eden, bulundukları konuma taşıyan Cumhuriyet’e ikide bir de saldırmalarına!

Dünyanın bütün gerici odaklarıyla bir araya gelip güçbirliği yapsalar da Harf Devrimi’nin çarkını geriye çevirmeye güçleri yetmeyecektir.

Nat Geo’nun Ocak 1929 sayısındaki görsellere eşlik eden yazıdan bir bölümce :

“Yeni Türk alfabesi için savaş veren Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (Mustafa Kemal Paşa) yabancı dilleri, yabancı basını ve yabancı dille düşünen sultanların düşüncelerini dışlarken elinde bu kez kılıç yerine kalem tutmaktaydı.”

Harf Devrimi, kapanan ümmet çağını millet çağına taşıyan önde gelen gereç olmuştur.

Bu eşsiz devrime kendilerince her fırsatta saldırma gereği duyanların gerçekte kuyruk acılarını dışavurdukları kuşkusuzdur.

Harf Devrimi’nin 94. yaşı kutlu olsun!

***

(*) Turkey Goes to School (Türkiye Okula Gidiyor), National Geographic dergisinin Ocak 1929 sayısında yer alan yazının başlığıdır.

Yazıdaki görseller Nat Geo dergisinin Ocak 1929 tarihli sayısından alıntılanmıştır.

Harf devriminin yıl dönümü… ‘Türkiye okula gidiyor’*

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

4 Yorum

  1. 1 ay önce

    Sayın Balcı, dünyanın en yanlış tezi harf inkılabının sonucunda Türk milletinin bilimde ilerlediği savıdır. Başta tıp alanı olmak üzere Batıyı kopyalamaktan öte ene yapılmaktadır?

    • 1 ay önce

      Suna Kan, İdil Biret, Muhsin Ertuğrul, Münir Nureddin Selçuk, Cahit Arf, Muazzez İlmiye Çığ, Gazi Yaşargil, Hulusi Behçet, Aziz Sancar, Orhan Bumin, Ahmet Şefik Çakmak, Tamer Başar, Suha Gürsey, Ratip Berker, Nihat Berker, Oktay Sinanoğlu, Nihat Berker, Mete Atatüre, İhsan Sıtkı Yener, Hüseyin Yılmaz, Halil İnalcık, İlber Ortaylı, Fatin Gökmen, Engin Arık, Feza Gürsey, Ekrem Akurgal, Feryal Özel, Cem Alhan, Besim Ömer Akalın, Celal Şengör, Cavid Erginsoy, Ergi Deniz Özsoy, Canan Dağdeviren, Galip Ulsoy, Metin Gürses, Mustafa İnan ve daha yüzlercesi Cumhuriyet döneminde yetişen, eserler veren saygın sanat ve bilim insanlarıdır. Türk Tıbbı kardiyovasküler cerrahi, göz, girişimsel radyoloji, beyin ve sinir cerrahisi gibi branşlarda dünyada ilk beşin içindedir. Saygılar.

    • 1 ay önce

      Senin gibi gerici ve geri kafalıların inandıüı şey, hiç bir zaman geçerliliği olmayan osmanlının ileri bir pozisyonda olduğu gibi yalana dayalı tezdir… Bu tez, gerek gerçeklere gerekse bilime tamamen aykırıdır. Osmanlı’nın yıkıldığı gün anadolu taş devrini yaşamaktaydı ve okuryazar oranı % 5 civarındaydı… En büyük devrim, hiç bir geçerliliği ve dünya ile uyumu bulunmayan arap elifbasının atılarak Latin elifbasına geçiş yaptıran devrimdir… Sen ve senin gibilerin olup bitenin önemini ve derinliğini anlayabilmeleri için “tahsil yapmanız” gereklidir, okumadığınız ve araştırmadığınız için anlayamazsınız!
      Ayrıca arap elifbası veya alfabesi, sadece arap dilinin ses ve sessiz tınıları için dizayn edilmiş bir alfabedir ve hiç bir kutsallığı, hatta özelliği de yoktur…

  2. 1 ay önce

    “Tasarlı” sözcüğünü TDK Sözlükte bulamadım. Atarlı gibi bir sözcük olmuş. Türetilen sözcüklerin Türkçenin şiirselliğine uygun olması gerekir diye düşünüyorum.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!