Hayat gezdikçe daha anlamlı

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Mayıs yaz ile baharı birleştiriyor. Bu nedenle daha çok tercih edilen bir ay.  Bu sene, önceki yıllara oranla biraz daha serin bir mayıs yaşıyoruz. Küresel iklim krizinin şaşırtıcı olmayan sonuçları. Bu yılki mayısın güzel olan tarafı daha sık yağmur yağıyor olması… Yağmur büyük bir imgelem kaynağı… Yeniden başlamayı çağrıştırır; arınma ve tazelenme duygusu verir. Tarifi zor, büyülü bir mutluluğu taşır küçük dünyalarımıza. Bu nedenle ne zaman yağmur yağsa kendimi kusursuz bir mutluluk dalgası içerisinde bulurum.

BİR MUTLULUK İMGESİ: YAĞMUR

Yağmur ve mayıs, doğaya tekrar dönmek, yeni bir başlangıç ve gelecek güneşli günleri çağrıştıran bir tahayyülün taşıyıcısıdır. Şayet farkına varırsanız kısa ânların duygusu olan mutluluğu getirir size… ve fırsatlar sunar, dünyayı, yaşamı tanımak adına…

Bu ay içerindeki Müzeler Haftası (18-24 Mayıs) bunlardan bir tanesi… Gezmek ve öğrenmek adına ufuk açıcı bir etkinlik.

Aynı zamanda bir vesile… yapmamız gerekenler içerisinde olup, bir türlü yapamadığımızı, bu kez, gerçekleştirmek adına bir vesile…

O bakımdan “Müzeler Haftası” ya da benzeri uluslararası etkinlikleri önemsiyorum.

ZENGİNLEŞTİRİCİ BİR EYLEM

“Gezen mi çok bilir, okuyan mı?” şeklinde basmakalıp sorundan bağımsız biçimde, ezelden beri gezip, görmenin insan hayatında belirleyici bir öneme sahip olduğunu düşünmüşümdür.

Gezmek bir zenginleştirici eylemdir. Başka bir anlayış ve kültürü tanıyarak zenginleşmektir.

Ülkelerin olduğu gibi kentlerin de ruhu vardır; görüp yaşamadıkça hissedebilmek neredeyse imkânsızdır.
Sıradan bir kağıt paranın, bir kentte 24 saat içerisindeki dolaşımını takip edebilseydik eğer, eminim kenti oluşturan ruhu yakalardık. Daha fazlası… aynı kentte birbirine yakın ya da uzak pek çok yaşamın birbirinden ne denli farklı olabildiğini de görürdük.

ŞEHRİ DOLAŞIRKEN

Bir kafeye bir şeyler içmek için giren bir çiftin elinden çıkan kağıt para, kısa bir süre sonra mesaisine tekrar dönmek isteyen bir işçinin cebine hesap üstü olarak dönebilir. Marketten alışveriş yapan işçiden, maç izlemek için stada giderken atıştıracak bir şeyler almak için markete giren bir kızın parası hâline gelebilir.

Henüz tanışmış olmanın heyecanını yaşayan çift, oturdukları kafede, gelecek daha güzel zamanların heyecanıyla çoşkulu bir biçimde konuşur, parlayan güneşin kenti daha da güzelleştirdiğini düşünürken, onların elinden çıkan kağıt para işçinin zor olan hayatının kederli panoramasına tanıklık edebilir. Bu kez biz parlak kent güneşini soluk tonlarda görmeye başlarız. Neşe ve yaşam sevincini çağrıştıran kalabalıklar, birden çekilmez hâle gelir. Maça giderken, marketten küçük şeyler alan kız sayesinde stadyuma giren kağıt para, bu kez bir çeşit sosyalleşmeyi gözlerimizin önüne serer… öfke, sevinç, üzüntü, çoşku ve bunların değişik versiyonları ile tanışmamızı sağlar. Bir şehrin yarışmaya, zafer ve yenilgiye nasıl baktığını anlarız.

KENTİN RUHU

Kentin ruhunu oluşturan, tarihî ve tarihine ışık tutan eserleridir aynı zamanda; onları görüp tanımaksızın bir kenti tam anlamıyla gezmiş sayılmayız.

Uğruna verilen savaşlar, güzellik ve estetiği için harcanan çaba, tarihinde barındırdığı uygarlıklar ve onların egemen olma/yönetme biçimi… tüm bunlar, öğrenirken bizi zenginleştiren kent kimliğinin parçalarıdır. Bu sayede kültür ve ideolojinin işleyişini anlarız. Yaşam ve insana daha büyük ve derin bir açıdan bakmaya başlarız.

Sözün kısası, tanımak ve öğrenmektir gezmeyi zengin bir eylem hâline getiren.

Ve hayat… gezdikçe daha anlamlıdır.

Hayat gezdikçe daha anlamlı

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!