Hilal Kaplan TRT'de    

Nihat Genç yazdı...

Hilal Kaplan TRT'de    

(Karagöz oyunu hakkında teknik bilgiler: Karagöz eğlencelerinde bazen 'oyun' olmaz sadece muhavere-diyalog şeklinde gelişir....)

Hacivat: (Puşt, ahlaksız, bilmiş, işbirlikçi, dümenci, yandaş, saray dalkavuğudur)..

-Karagözüm duydun mu İslam kalkınacak!

Karagöz: (Korkutulan, susturulan, cahil deyip aşağılanan, ancak lafını esirgemeyen, yoksul halkın sesidir)..

-Kalkacak mı dedin..

Hacivat: - Kalkınacak Karagözüm, kalkınacak, yani, İslam yükselişe geçecek!

Karagöz: -İslam Kapadokya balonu mu yükselirken üstüne mi bineceğin!

Hacivat:- Hayır Karagözüm, duymadın mı Hilal Kaplan Sultan TRT'ye müdür olmuş. Artık müslümanlara layık programlar izleyeceğiz... Kuzey Kutbu'nda namaz kılınıyor mu saat kaçta kılınıyor hepsini bir bir öğreneceğiz!

Karagöz: Kuzey kutbunda insanlar buz keser nasıl namaz kılsınlar?

Hacivat: -Olur mu Karagözüm penguenlerin namazlarını nasıl eda ettiklerini bilmez misin?

Karagöz: -Pengunlar namaz mı kılıyormuş. Ezan da okuyorlar mı?

Hacivat: -Karagözüm bildiri yayınlayıp hükümet düşüren penguanlar dahi var...

Karagöz: -Namaz ve oruç'tan sonra bildiri mi geliyor, bildiri kaç rekat!

Hacivat: Onu bilmekte ne var Karagözüm, Penguanlar kimseye eğilmez, penguenler ayakta namaz kılar, penguenler dikine dikine giderek namaz kılar!

Karagöz: -Yürürken mi namaz kılarlar, senin hesap camiiye gidene kadar herkes yüz rekat namaz kılmış olur..

Hacivat: -Karagözüm sana da laf anlatamıyoruz, hiç mi penguen belgeseli izlemedin, sana da program beğendiremiyoruz. Seni TRT'nin başına koysak Karagözüm hiç program yapmayacak mısın? Program yapamazsak halkın canı çok sıkılır, Karagözüm!

Karagöz: -Programları kameraları kaldırır hepsini toptan iptal ederim Hacicavcav.

Hacivat: - O zaman nasıl yayın yapacaksın?

Karagöz: -TRT'nin sokak kapısındaki güvenlik kameralarını canlı yayın yayınlarım..

Hacivat: -Olur mu Karagözüm, güvenlik kamerası gelip geçeni gösterir, kim oyunlar oynayacak, kim şarkılar söyleyecek, kim tartışma programları yapacak?

Karagöz: -Çok kolay Hacicavcav, kimseye de para dökmek zorunda kalmaz milletin parasını eşe dosta çarçur etmeyiz. Şarkı söylemek isteyen güvenlik kamerasının önüne gelir. Konuşmak isteyen bakanı siyasetçisi güvenlik kamerası önünde konuşur.. Halka açık işte. Herkese açık. Hem parasız hem sansürsüz!

Hacivat: -Olur mu Karagözüm... Çekim yapmak program yapmak bir sanat bir devlet hizmetidir. Meziyet hüner sorumluluk ister. Güvenlik kamerasıyla olacak iş mi?

Karagöz: -Sanat sorumluluk dediğin hem kimseyi konuşturmamak sansür uygulamak hem de istediğin saray dalkavuklarını konuşturmak! En şeffaf en canlı yayın güvenlik kameraları yayınıdır.

Hacivat: -Karagözüm TRT dediğin güvenliğimizin istikbalimizin karargahıdır. Karagözüm kötü haberleri duymadın mı? Taliban Kabil havaalanında bizim askerleri vuracakmış. TRT olmasaydı nereden duyacaktık! TRT'ye başıörtülü Hilal Sultan'ı niçin getirdik, çünkü, Taliban başıkapalıları öldürmüyor.

Karagöz: -Doğru diyorsun Hacicavcav, Kabil Havaalanına başı sarıklı generallerimizi göndermeliyiz. Taliban bakacak ki bunların da bizim gibi sarığı var, bunların da kadınları peçeli o zaman bizi öldürmez!

Hacivat: -Ne güzel dedin Karagöz'üm, peçe sarık takmasaydık şimdi bizi de öldürürlerdi. Karagözüm dikkatli olalım senin hanımın başı kapalı mı? Taliban gelip öldürmesin?

Karagöz: -Benim hanımın saçları zifiri siyah. Perçemlerini de tarıyor önüne döküyor. Dürbünle bakılınca peçe giymiş gibi görünüyor... Hacicavcav senin hanımın başı ne alemlerde Taliban senin hanımı öldürmesin?

Hacivat: -Karagözüm benim hanım güvenli yerde sarayın hareminde... Duymadın mı Karagözüm, Taliban İslam'ın saraylarına bomba atmıyor!

Karagöz'ün Karısı: (pencereden başını uzatır) -Hoşgeldin Hacivat, gözleme yaptım sıcak sıcak yer misin?

Hacivat: -Hayır yemem akşama saraya davetliyim..

Karagöz'ün karısı: -Şöyle bir dürüm yapayım akşama sultanımıza ikram edersin!

Hacivat: -Saraya dışardan yiyecek sokmuyorlar, Fetö döneminden bir korku kalmış, zehirlenme korkusu yüzünden..

Karagöz'ün karısı: -Yazık aç mı kalıyorlar yemekleri kim yapıyor, söyle sultanıma, gelir yemeğe yardım eder sultanıma dolmalar yaparım.

Karagöz: - Sus be kadın, koca sarayın yemeği sana mı kalmış!

Hacivat: -Yine niye kızıyorsun Karagözüm, bir çift laf ediyoruz, senin dilini kesmiş idiler Karagözüm, bakıyorum dilin yine çok uzamış.

Karagöz: -Dilimin kesilen parçasını saksıya diktim büyüttüm...

Hacivat: -Çocuk mu kandırıyorsun Karagözüm saksıda dil büyür mü?

Karagöz: -Rakı dökünce bir günde bir metre uzuyor... Hacicavcav, rakı her derde şifadır!

Hacivat: -Karagözüm o rakıdan versene bizim Meclis başkanımızın üstüne döküp boyunu büyültelim.

Karagöz: -Hacicavcav zamanında onlar koltuklarına dökmüş makamlarını büyütmüş. Koltuk büyüyünce boyları da zaten büyümüş. Hacicavcav, rakıya israf olmasın... Baksana bin tane saray hala koltukları koyacak yer bulamıyorlar, camii'ye bile koltuk divan takımlarını getirmişler!

Hacivat: -Karagözüm, Allah'ın dostları onlar, oturdukları koltuklar Allah'ın makamları. Senin gibi diz çöksün kıvrılsın yerde mi namaz kılsınlar! O uludağlara eğilmek yakışır mı Karagözüm!

Karagöz: -Ulan dümbelek, Allah'ın huzurunda büyük küçük olur mu, Allah'ın kuluyuz işte hepimiz, Camii'de taht sandalye misafir takımı olur mu?

Hacivat: -Karagözüm, Allah yolunda çok yorulmuş mübarekler koltuk da olur divan da olur!

Karagöz: -Hanımmmm, yorganımı ver, Camiiye gidip şöyle üstüme çekip iki rekat namaz kılıp şöyle bir yan gelip yatayım...

Karagöz'ün Karısı. -Be adam kafayı mı yedin camiiye yorganla gidilir mi?

Karagöz: -Hanım sen bilmez misin ben melamiyim namazımı kimse görmesin diye yorgan altından kılacağım!

Hacivat: -Karagöz delirdin mi yorgan altından namaz mı olur!

Karagöz: Numan Kurtulmuş bakan değil mi camiiye divan götürmüş, şöyle de kaykılıp ayaklarını uzatmış, onun ki oluyorsa...

Hacivat: -Be Karagözüm, o devlet büyüğüdür. Devlet büyüklerimiz olmasa Arakan müslümanlarına kim kurbanlık gönderecek!

Karagöz: Üç kağıtçı dümenbaz Hacicavcav, o koltuklar Atatürk döneminde camiiye sokulsaydı, şimdi tarikatlarınız cemaatleriniz alayınız galeyana gelip hücuma geçerdiniz...

Hacivat: -Ah benim cahil Karagözüm, Atatürk döneminde o koltuklarda oturacak mübarek Allah dostları var mıydı? Atatürk tek bir tane mümin müslüman mı bıraktı mübarekler postlarını divanlarını sedirlerini alıp camiilerinde ibadetlerini yerine getirebilseydi!

Karagöz: -Ulan şeytan! O Tayyip padişahını görürsem, yakasına yapışıp söyleyeceğimi ben bilirim...

Hacivat: -Padişahla konuşmak yasak Karagözüm.

Karagöz: -Kara dertlerin içine mi düştü lal mi oldu, niye konuşmuyor!

Hacivat: -Bu dünyada bir tek Biden ve Putin'le konuşuyor, gerisiyle konuşmanın bir faydası yok diyor! Zaten etrafındaki korumalar tenbihli, ne söyleyeceksen önce korumalara söyleyeceksin. Uygun görürlerse? Karagözüm, padişahımızın işi başından aşkın. Haşa Allah bile gece rüyasına girip bir şeyler tenbih edeyim kuluma diyor, o bile, bir ışık duvarıyla karşılaşıyor görüşemiyor!

Karagöz: -Sinek olayım kelebek olayım gizlice uçup gireyim o zaman, halkın dertlerini bir bir anlatayım, etrafındaki korumalar bırakmadılar ki insan gibi geleydim, diyeyim...

Hacivat: -Sakın Karagözüm, Fetö de sinek oldu böcek kamera oldu girdi, bak başlarına neler geldi!

Karagöz: Hacicavcav saraya girmenin hiç mi yolu kalmadı?

Hacivat: -Be saf Karagözüm, halkın dertlerini bir sen mi biliyorsun, o yüce makamda oturanlar her derdi biliyor.... Bak peşin peşin diyorum, bir delilik yapıp önüne çıkma korumaları öldürür seni.

Karagöz: -Ta burama geldi mahvolduk memleket bitti öldürseler de söyleyeceğim...

Hacivat: -Karagözüm duymadın galiba, padişahım yanına üç tane Osmanlı tokatçısı danışman aldı. Ne kadar tokmakçı tokatçı torbacı hepsi danışman. Vallahi görmesinler eşek sudan gelinceye kadar döverler!

Karagöz: -Niye üç tane, istihdam için mi?

Hacivat: Hayır, birinden sıyırırsan diğeri ıska geçerse, öbürü suratına tam oturtsun diye...

Karagöz: -Tabii AKP'li işadamı zengin olsam ihale için gitsem sarayın bütün kapıları açılır, o zaman alayla valayla görüştürürler!

Hacivat: -Hah Karagözüm, sen de kafayı kullan Karagöz'üm, sen de zengin ol... Bak sana ne getirdim. Bu torbanın içinde ne var...

Karagöz: -Baklava lokum mu var!

Hacivat. -Lokum lokma nedir çık çık.. Bak Karagözüm, bunlar kokain eroin esrar paketleri... Sultanahmet meydanında turistlere cemaate satar satar sen de yolunu bulursun...

Karagöz: -Ulan şeytan beni torbacı mı yapacaksın, utanmaz mısın, günah değil mi...

Hacivat: -Pudra şekeridir mevlüd şekeridir diye ikram ediyorum dersin..

Karagöz: -Polisler yakalamaz mı?

Hacivat: -Karagöz'üm bu torbayı veren polisler, dediler ki Karagöz açtır işsizdir, gariban satıp satıp nasiplensin..

Karagöz: -Bunun bir tanesi kaç liradır?

Hacivat: -Sultanahmet önünde üçyüz liradır, Karagözüm, Nişantaşı'nda satarsın üç bin liradır! Üstüne Karagöz'üm bir günde bir torbayı bitirirsen Esenyurt'tan daire içinde de hazır seni bekleyen iki manken veriyorlar!

Karagöz: -Camiinin önünde satmak vallahi yatacak yerimiz yok!

Hacivat: -İçinde değil Karagöz'üm Camii'nin dışında.. Kamusal mekan nedir bilmiyor musun, laikler ne dedi yıllarca kamusal alanda takılmaz diye... Biz de kamusal alanda satmıyoruz Karagözüm..

Karagöz: -Dur tam ezberleyeyim, camiinin dışı sevap içi günah, dışı günah içi sevap...

Hacivat: -Karagözüm milleti dinden imandan çıkartma... Sevap değil.. Sadece para kazanacağız. O kokain paralarını kazanınca kurban bağışlayıp yardım edip sonra sevap kazanacağız. Karagözüm sen işini bilirsin, bir de satacağın adamların yüzüne iyi bak.. Turiste sat. Suriyeliye sat. Afrikalıya sat. Zenginlere sat.. Laiklere sat! Ama baktın mübarek müslüman AKP'lilerin süt beyaz helal süt emmiş çocuklarıdır, onları satma, çünkü onları kötü yola düşürmek cehennemlik günahtır!

Karagöz: - Tamam anlaştık Hacivat, ver şu torbayı bakayım, ya bismillah, hayırlısıyla işe koyuyalım.

Hacivat: -Allah işini rast gelirsin, kazandıkça devletlü padişahımıza dualarını esirgeme.

Karagöz: (seyyar satıcı gibi bağırır) -Kokainlerim vaaaaar kokainlerim vaaaaaar kokainlerim vaaaaarrrrr!

Hacivat: -Ne yapıyorsun Karagözüm, su mu satıyorsun simit mi satıyorsun. 'Mal' öyle satılmaz. Gizli gizli satacaksın! Kimse bilmeyecek duymayacak... Aman haaa... Karagözüm, bunlar Venezuella'dan gelmedi, iyi maldır, Afganistan'dan Taliban sultanımıza özel gönderiyor. Haber gönderdi almayan olursa hepsini öldürürüm diye...

Karagöz: -Artık ben de zengin olacağım.. Çok sağol Karagözüm.

(Karagöz karısına bağırır:) -Hanım hanım zengin olduk, eşyaların hepini çöpe at evi boşalt yenisine taşınacağız..

Karagöz'ün karısı: -Seni kandırmışlar Karagöz, bir günde bir ev alacak alışveriş olur mu?

Hacivat: -Öyle demeyin hanımabla, valla 28 milyar dolar kazanan başbakanlar,, saraylar yaptıranlar dahi olduğu söyleniyor!

Karagöz: -Hacicavcav, şimdi hepsini satarsam Ayasofya Camii'ni satın alabilir miyim?

Hacivat: -Karagözüm, Ayasofya camiinin vakıf tapusu var satın alamazsın....

Karagöz: -Bahçesini şöyle önündeki türbeleri de mi satın alamam, girip çıkanı çok, tezgahı oraya açarım müşteri sinekler gibi üşüşür!

Hacivat: Olmaz Karagözüm, vakıf tapusuna karışamıyoruz, ancaaak, hocasını imamını satın alabilirsin Karagözüm.

Karagöz: -Danaların kilosu kaç lira?

Hacivat: -Öyle değil Karagözüm. Şimdi sen torbacılık yapıp zengin olacaksın sonra paralarla televizyon kuracaksın sonra Hilal Kaplan'ı başına geçireceksin sonra parti kuracaksın sonra iktidar olacaksın... Sonra hepsi senin... 28 milyar dolarlık iş yapsan imamı hocası ağzını açıp laf etmez!

Karagöz: -Oooo çok uzun meşakkitli işmiş..

Hacivat: Ya Allah deyip bir başlamak lazım, ama sonra, dini de kitabı da imamı da diyaneti de Allah dostlarını da cemaatlerini de vakıfları da sarıklıları da hepsini satın alabilecek hepsini susturacak servetin siyasi zenginliğin olur Karagözüm! Yani sonunda bütün bu zenginlikleri İslam yoluna hayır edeceksin, Allah'tan geleni Allah yoluna harcayacaksın. Asıl servet budur Karagözüm!

Karagöz: -Yanlış anladın Hacicavcav, imamı hocayı onları herkes satın alıyor... Benim canım, rahmetli annemin böreklerinden istiyor... Taa Sarıyer'de bir börekçi var... Şu torbanın hepsini satabilirsem bir tepsi börek alabilir miyim?

Hacivat: -Ah benim gözü tok saf arkadaşım Karagöz, bir tepsi börek nedir, o böreğin ununu öğüten değirmeni alırız, o buğdayın tarlalarını alırız, o tarlaların olduğu ülkenin meclisini satın alırız! Anlamadım Karagözüm bu kadar zenginlik içinde niye börek'e iştah heves yaptın!

Karagöz: -O böreği yiyince Hacicavcav, içimden bir küfür etmek geliyor... Asıl servet, ağız dolusu küfretmek...

Hacivat: -Küfür yok küfür yok asla Karagözüm. Anayasada yazıyor biz demokratik sosyal bir hukuk devletiyiz, herkesin hakları var, küfür edersen valla torbayı elinden alır polislere de ihbar eder, kodese tıktırırım, küfür yok.

Karagöz: -Şöyle ağız dolusu küfür edemedikten sonra Hacicavcav para zenginlik başka ne işe yarar?

Hacivat: -Öyle deme, Karagözüm, bak mesela, Hilal Kaplan Sultan'ın burnu su hortumuna benziyor, insan bakınca zavallı kadıncağız bahçeyi burnuyla mı suluyor diyorsun, böyle hayırlı işler yaparsın, çok para kazanınca Hilal Sultan'ın burnuna estetik yaptırırsın...

Karagöz: -Ulan şimdi ayağımın altına alacağım seni ben torbacılık yapacağım sultanlar pırlantalar taksın burun yaptırsın makamlarda yan gelsin, diye mi?

Hacivat: -Aynen öyle Karagözüm. Bu dünyaya biz niye geldik ki.. Allah dostlarına şükretmek. Allah dostlarına secde etmek. Ülkemizin hazinelerini makamlarını Allah'ın en güvendiği dostlarına emaneti sahiplerine vermek!

Hacivat’ın karısı (pencereden bağırır): - boşuna masraf, estetiğe ne para harcayacaksınız, alın şu mandalı burnuna tutturun!