Hindistan arabulucu mu oluyor?

featured

Dr. Barış Adıbelli yazdı…

Son günlerde Ukrayna savaşında önemli gelişmeler yaşanıyor:

Rusya’nın önce referandum düzenleyip sonra ilhak ettiği Herson şehrinden ani bir kararla çekilmesi buradaki sivilleri tahliye etmesinin yarattığı şaşkınlık hala geçmedi. Ukrayna tarafı, Rusya’nın bir tuzak kurduğuna inanıyor; özellikle Herson şehrinin bir ölüm tuzağına, bir ölüm şehrine çevrildiğini, her yere mayınların döşendiğini; hatta nehrin karşı kıyısından şehrin topçu ateşine tutulacağı gibi bir çok senaryoyu tartışıyorlar.

Rusya tarafının gerekçesi ise bölgede lojistik sağlayan köprülerin tahrip edilmesi ki bunların en başında Kırım’ı Rusya’ya bağlayan Kerç köprüsü gelmektedir. Bundan dolayı Herson’daki birliklere gerekli lojistik desteği sağlanamadığını Rusya çekilme gerekçesi olarak gösteriyor.  Kuşkusuz, kış mevsiminin de gelmesi bu çekilme kararında etkili olmuş gibi durmaktadır. Belki bir uzak ihtimal de ABD’nin gizlice yürüttüğü görüşmeler olabilir.

Rusya’nın çekilmesi Ukrayna tarafında bir zafer havası olmasına rağmen Rusya, Herson’un halen anavatan toprakları içerisinde olduğunu ve Rusya’ya ait olduğunu söyleyerek, bu gerçeğin değişmediğinin altını çiziyor. Yani Rusya diyor ki “Herson şehrinden asker çekmiş olabiliriz ancak Herson’u iade etmiş değiliz.”

Bu tartışmalar yaşanırken bir başka gelişme de ABD’den geldi. Amerikan ulusal güvenlik danışmanı Jack Sullivan, taraflarla gizli görüşmeler yürüttüğüne ilişkin Amerikan basınında çıkan haberler Rusya ve Ukrayna tarafından doğrulandı. Bilindiği zere ABD’nin bu tip sürpriz gizli barış görüşmeleri meşhurdur. 20 yıl boyunca terörle mücadele adına savaştığı Taliban ile de bir gecede barışıp 20 yılda Afganistan’da inşa ettiği her şeyi çöpe atan ABD’yi unutmamak lazım. Gün gelir, ABD, Rusya ile hiçbir şey olmamış gibi yola devam eder.

Ancak esas gelişme Hindistan’ın Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesi için arabuluculuk yapması gündeme gelmesiyle yaşandı. Bu iddiayı The New York Times gazetesi gündeme taşıdı. İddiaya göre bu teklif ilk defa Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından gündeme getirildi ve Hindistan Başbakanı Modi’ye teklif edildi. Hindistan, bu teklife sıcak bakıyor. ABD’de bazı kesimler de bu teklife sıcak bakıyorlar; hatta Hindistan lobisi üzerinde çalışmaya başladı bile. Fransa zaten destekliyor. Ukrayna ve Rusya’nın da itirazları olmadığı söyleniyor. Hindistan, her iki ülke ile de stratejik ilişkileri olduğu söylenen ve aynı zamanda uluslararası politikada önemli bir aktör olarak kabul edilmesinden dolayı barışa giden süreçte en iyi arabuluculuk yapabileceği söyleniyor. Bir başka deyişle “birileri” Türkiye’nin arabuluculuk rolünü elinden almaya çalışıyor.

Fransa, açıkça, Türkiye’nin başından beri bu krizde arabuluculuk rolü üstlenmesini istemiyordu. Daha önce Lübnan meselesinde Gürcistan savaşında da Fransa arabuluculuk konusunda Türkiye ile rekabete girmiş,  her iki meselede de arabuluculuk yarışını kazanmıştı; ancak bu defa Fransa, savaşın tarafı olduğu için arabuluculuk rekabetine çıkamadı. Onun yerine Türkiye’nin karşısına başka aktörleri çıkarmayı deniyor. Son dönemde Macron, Türkiye ile yatıp Türkiye ile kalkıyor. Bugünlerde, Fransa’nın Türkiye ile yeni rekabet alanı Afrika.

Amerikan tarafına gelince, ABD’nin ilgilendiği tek şey Hindistan’ın Çin-Rusya cephesine kaymasını önlemek. Hint- Pasifik projesinde Hindistan’ın kalmasını sağlamak, QUAD’ın  önemli bir ortağı olarak varlığını sürdürmesini sağlamak ve Amerika’nın yanında tutmak için Hindistan’a bir paye verilmesi adına Ukrayna savaşında arabuluculuk rolü üstlenmesine fırsat vermek; hatta belki de Modi’yi bir sonraki yıl Nobel barış ödülüne aday göstermek. Ancak dünyanın bu büyük demokrasinin giderek Hindu milliyetçisi, ırkçı ve baskıcı bir devlete dönüştüğü gerçeğini de başta ABD olmak üzere Avrupa görmezden gelecek. Oysa Biden yönetimi için insan hakları politikasının öncelikli olduğu biliniyor, ayrıca Pakistan’da Keşmir sorunu üzerinden yaşadığı problemler de Hindistan’ı her an Pakistan ile nükleer silahların da dahil olduğu bir savaşa sokma ihtimali var. Dolayısıyla Hindistan’ın kendi ülkesinin iç ve dış barışını sağlayamadan bir başka ülkenin barışını sağlaması düşünülemez.

Sonuç olarak gelişmelerden de anlaşıldığı üzere bir barış masası kurulması üzerine bir görüş birliği yavaş yavaş belirmeye başladı. Ama ufukta Ukraynasız bir Ukrayna barışı gibi görünüyor. Sanki savaş ABD’nin savaşı. Kendisince gizlice barış görüşmeleri yapıyor. Ukrayna’nın barışını kendisi pazarlıyor.

Fakat bu noktada bir bölge ülkesi olarak Türkiye’nin dikkat etmesi gereken en önemli durum ise “birilerinin yüzümüze gülerken arka kapıdan başka işler çevirdiği” gerçeğidir. Tahıl koridoru başarısı apaçık ortadayken birileri Türkiye’yi arabuluculukta “başarısızlıkla” itham edip Hindistan’ı barış havarisi olarak sunmaya çalışıyor ve yine her zamanki gibi küresel güçlerin kendi yüksek çıkarları öncelik taşıyor, barış ise ikincil planda kalıyor. Son sözü söyleyecek olan Ukrayna. Herkes Ukrayna adına konuşuyor, bir Ukrayna kendi adına konuşamıyor. Gerçek şu ki Rusya’dan gün geçtikçe daha fazla petrol ve silah alan ve bu noktada Ukrayna’yı oldukça kızdıran Hindistan’ın arabuluculuk üstlenmesine Kiev’den onay gelmesi mümkün görünmüyor.

Hindistan arabulucu mu oluyor?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!