'Hukuk' duyurusuna imza atacak babayiğitler aranıyor!

Av. Mihriban Ünal yazdı

'Hukuk' duyurusuna imza atacak babayiğitler aranıyor!

Size söz “Yunan Milleti” diye başlamayacak, göğsümüzü gere gere “Türk Milleti” yazacağız! 

Yayın saatine takılmayalım, ama bana sorarsanız “Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi”nin açıldığı saatler anlamlı ve uygundur! 

Sayımız çok, yaşımız da altmış beş yaş üstü olur ve şu salgın günlerinde fiziken bir araya gelme imkânımız da bulunmazsa duyurunun bazı yerlerinde ekleme çıkarma yapabiliriz, münasiptir! Önemli olan kelimelere takla attırmak değil, derdimizi anlatmak sonuçta! 

Hiç sakıncası yok, birbiriyle herhangi bir sebeple küs olanlar da duyuruyu imzalayabilir, ne de olsa konumuz şahsi husumetler değil, “hukuk”

Efendim ne yapalım barolardan ses yok! Hukuk fakültelerinden çıt çıkmıyor! Ülke aleyhinde neredeyse her konuya müdahil olan sivil toplum zaten ölü doğmuş! İktidar, muhalefeti kendine benzetmiş! İş başa düşüyor! Biz de çok isterdik, onlar imzalasa da biz şöyle keyif çayı içerek uzaktan seyretsek diye ama kader utansın! 

Büyük yönetmen Ingmar Bergman’ın “Shame” filmini kaç kere izledim bilmiyorum, ama size filmden anladığımı söyleyeyim, belki de utancımızın kaynağı yaptıklarımız değil, yapmadıklarımız! Gördüklerimiz değil, görmezden geldiklerimiz! Duyduklarımız değil, duymazdan geldiklerimiz! Söylediklerimiz değil, bilerek sustuklarımız! Hissettiklerimiz değil, duyarsızlaştıklarımız! 

Peki hayata karşı duruşumuzdan bizim payımıza düşen ne, var mı utançtan başka bir şey?!

Hatırlıyor musunuz FETÖ’nün kumpas davalar sürecinde soruşturmalar derinleştirilsin diye imza toplayan ve içinde sözde hukukçuların da bulunduğu sözde aydınları?! Ya PKK bildirilerini imzalayıp dağıtanları? 

Bunlarla ilgili dönemin Yargıtay’ı, Milli Savunma Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, yetkili ve etkilileri bir açıklama yapıp, vallahi sabaha kadar uyumadık, küçücük bir delil bulabilmek için perişan olduk, bunların aile, eş, dost akrabaları da dahil olmak üzere tüm siyasi bağlantılarını araştırdık, gözümüze uyku girmedi, devasa binamızın ışıkları da sabaha kadar yandı, elektrik israfı da oldu, ama sonuçta hepsini meşrebimize uygun bir gazetede bastırdık demiş miydi?

İşte böyle yayında ve yapımda emeği geçenler, deliyiz ya, sıcak evimizde kahvemizi yudumlamak, plaza dizilerindeki buruşuk, şımarık, ruh hastası suratlarla gönül eğlendirmek dururken dedik ki acaba bir zamanlar FETÖ’nün ardına sığınıp ondan aldığı cesaretle kendini meydana atan üç yüz kişi kadar olabilecek miyiz bakalım bir! 

Öyleyse duyuru metnimize geçelim! 

Devletin temel amaç ve görevi, Türk Milleti’nin bağımsızlığını, bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumaktır! 

Egemenlik, kayıtsız-şartsız milletindir ve bu egemenliğin kullanılması kesinlikle bir kişi, zümre, sınıfa bırakılamaz! 

Yargı yetkisi ancak ve ancak Türk Milleti adına ve bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır! 

Herkes hukuk önünde eşittir! 

Kanunlar ve cumhurbaşkanlığı kararnameleri anayasaya aykırı olamaz! 

Kimseye işkence ve eziyet edilemez ve kimse zorla çalıştırılamaz! 

Herkes kişisel verilerinin korunmasını ve özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir! 

Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir ve haberleşmenin gizliliği esastır!

Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü ile bunları söz, yazı, resim veya başka herhangi bir yolla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Hatta bu özgürlük resmi herhangi bir makamın müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek özgürlüğünü de kapsar! 

Basın özgürdür, basına sansür uygulanamaz! 

Herkes önceden izin almaksızın toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir! 

Herkes hak arama hürriyetine ve adil yargılanma hakkına sahiptir! 

Suçluluğu kesin mahkeme kararıyla ispat edilene dek herkes masumdur! 

Eğitim ve öğretim, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılır ve bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz! 

Devlet tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemekle yükümlüdür! 

Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkına sahiptir! 

Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlık ve değerlerini korumakla yükümlüdür! 

Devlet sanatı ve sanatçıyı korur, sanat eserleri ve sanatçıların korunması ve desteklenmesi için gereken tedbirleri alır! 

Başkomutanlık, Kurtuluş Savaşı vermiş Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin manevi varlığından ayrılamaz! 

Hakimler, görevlerinde bağımsız ve tarafsızdırlar, hiçbir organ, makam veya kişi hâkim ve mahkemelere emir ve talimat veremez, telkin ve tavsiyede bulunamaz! 

Devlet, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamakla yükümlüdür! 

Ormanların korunması ve genişletilmesi için gerekli tedbirleri almak, ormanlara zarar verebilecek her türlü faaliyetin önüne geçmek devletin görevidir! 

Devlet, millî ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri almak zorundadır! 

Devlet, Tevhidi Tedrisat Kanunu, Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun, Efendi, Bey, Paşa Gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanunlar gereği, eğitim birliğini sağlamak, yasa dışı tekke, türbe, cemaat yapılanmalarına izin vermemek, şeyh ağa, paşa gibi unvanların kullanılmamasını sağlamakla yükümlüdür! 

Metin tanıdık geldi değil mi?! 

Korkmayın bu kadar yahu! Çekinecek bir şey yok! 

Sizden imza falan istemiyoruz, hele hele bir duyurunun altına imza atmanızı hiç istemiyoruz, hepsi şakaydı! 

Tüm Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşları bu metne çoktan imza attı zaten! 

Rousseau’nun kulakları çınlasın, “Anayasa” değil de “Toplumsal Sözleşme” der buna, işte sizler bunu çoktan imzalayıp yukarıdaki temel ilkeleri kabul ederek hapı yuttunuz da neyi imzaladığınızın farkında değilsiniz sadece!

Bu durumda bizim de payımıza düşen GODOT’yu bekler gibi beklemek farkında olacağınız günleri...!