İddia ediyorum: Mümtazer Türköne tahliye olacak!

İddia ediyorum: Mümtazer Türköne tahliye olacak!

İddia ediyorum:
Mümtaz’er Türköne, çok kısa bir zaman sonra tahliye olacak.
Var mısınız iddiaya?
Yine iddia ediyorum:
Şu an FETÖ üyeliğinden suçlanıyor. Bu suçlama yerini, FETÖ’ye yardım etme suçuna dönüşecek.
Hukukçu muyum?
Hayır.
Görünen köy kılavuz istemez.
Bahçeli yine açıklamasını yaptı, dedi ki, “Biz, ‘suçsuzdur, FETÖ ile teması olmamıştır’ demedik, beraatini istemedik ki. Suçu neyse bir an önce adilane şekilde yargılanıp dosyası dikkatlice karara bağlansın istiyoruz.”
Hep birlikte göreceğiz dosyanın nasıl inceleneceğini.
*
Mümtaz’er Türköne’nin son sözünü son yazımda hatırlatmıştım:
“Gücü bugün elinde bulunduranlar vakit geçirmeden yeni bir başlangıç yaparlarsa kendilerini de emniyete alırlar.”
İşte bu söz çok şey anlatıyor.
Öyle ki, içeride bedel ödeyen 3-5 kişi dışarıdakilere artık başka ne söylediyse, hepsi birden harekete geçmiş gibi, “yeni normale” alıştırıyorlar Türk milletini.
FETÖ’ye hizmet etmiş, onunla hareket etmiş kim varsa, “Ya kardeşim, suçsuz bu adam” kampanyası bizim artık “yeni normal”imiz. Yavaş yavaş ısındırıyorlar.
Aynı kişiler Devlet Bahçeli’ye tepki gösteriyor. Tepkinin sebebi ise “Neden diğerlerini de kurtarmıyorsun” oluyor. ‘Hepsini kurtaralım olsun bitsin’ türküsü çığırıyorlar.
Onlardan biri Abdülkadir Selvi.
Kendisi telefonuna gelen mesajlara bakarak, iki telefon görüşmesi yapıp onları yazarak Türkiye’nin en önemli habercilerinden (!) birisi oldu.
E yine yaptı yapacağını, Mümtaz’er Türköne’yi kurtarma formülünü yazdı.
Neymiş formül?
Türköne için terör örgütü üyesi dersek cezaevinde yatmaya devam edermiş!
Eğer terör örgütüne üye değil ama yardım etti dersek, tahliye olurmuş!
Bu iş bu kadar basit. Bir kelimeyi sileceğiz, yerine başka bir kelime yazacağız o kadar!
İşte Selvilerin adaleti.
Sorarım, ne özelliği var Türköne’nin? O zaman tüm FETÖ’cüleri böyle kurtaralım!
Alt tarafı “terör örgütü üyesi değil”, “terör örgütüne yardım etmiş” deriz olur biter.
*
Selvi yazısında Bahçeli’nin Türköne ile ilgili söylediği sözleri de değerlendiriyor.
… ve diyor ki Bahçeli için:
“Büyüklük bunu gerektirir. Geçmişe dönüp eski defterleri açmak küçüklere yakışır ama büyük insanlar buna tenezzül etmez.”
Yani merhametini tebrikle karşılıyor.
Kardeşim, kimin FETÖ’yü affetme yetkisi olabilir?
Büyük Türk milletine kurşun sıkılmıştır, kasetler Türk milletinin namusuna küfretmek için ortaya serilmiştir, Türk milletinin onuru, tarihi, değerleri ayaklar altına alınmıştır. Türk milleti adına bir kişinin bir FETÖ’cüyü affetmesi neyin büyüklüğüdür!
Bir FETÖ’cü affedilecekse onu Türk milleti affeder, Selvi işte o zaman bu milletin büyüklüğüne teşekkür eder.
Biri affedilecekse Yüce Türk yargısı affeder, hukuk karşısında herkes eşittir. Ona böyle, şuna şöyle diye bir hukuk yoktur. Kardeşim FETÖ’cü olsa hukuk dışına çıkamayız, Türk yargısına ve bu millete baş kaldıramayız!
Ben affetmiyorum kardeşim, benim gibi bu milletin mensubu hiçbir vicdan sahibi kişi de affetmiyor. Ne büyüklüğü?
250 şehidin çocuklarına da anlatsanıza bu büyüklüğü sayın Selvi? Milletin namusuna göz diktiler, toprağı işgale kalktılar, ne merhameti!
Ne duruyoruz, büyüklük gösterelim o zaman, Öcalan’ı da affedelim, Gülen Pensilvanya’da bizim affetmemizi bekliyor olabilir, ona da çağrıda bulunalım. Öyle ya, “eski defterleri açmak küçüklere yakışır”, sizler büyük insanlarsınız, Türk milletinin yerine kararınızı veriniz!
Elinde silahla Genelkurmay’ı teslim alan askerin kardeşini Büyükelçi yapıyor, terör örgütüne üyelikten içeride yatanların kardeşlerini bakan yapıyoruz, FETÖ’nün bankasını kuranları Türkiye’nin en büyük kurumlarının başına getiriyoruz.
Ne olur yani bunları da affetsek!
Hatta bakın size önerimdir, Semih Terzi’nin naaşını şehitliğe getirelim, hatta Terzi’yi Ömer Halisdemir’in yanına gömelim!
Naaşları yer bile değiştirebilirsiniz!
Size göre “kurşun sıkmadıysa sorun yok”. Semih Terzi de sıkmadı. Buyurun, teklifinize açığız.
Ne bekliyoruz!
Suç işlemiş mi? Bir terör örgütüyle birlikte hareket etmiş mi? Buna bakmıyoruz madem.
*
Ali Bayramoğlu ve Resul Tosun da kızıyor Bahçeli’ye. “Neden Nazlı Ilıcak’ları ve diğerlerini de kurtarmıyorsun” diye.
Türköne zaten suçsuzmuş da Bahçeli sadece onun ismini anarak çok yanlış yapmış!
Ha bir de şu var!
Ali Bulaç’lar, Ahmet Taşgetiren’ler, Nazlı Ilıcak’lar, Mustafa Armağan’lar ve Mümtaz’er Türköne’ler FETÖ medyasında çalışan ama FETÖ’cü olmayan yazarlarmış!
Kim kaldı?
Bence iyi bir bakın, belki Fetullah Gülen de FETÖ’cü olmayabilir!
Boşuna günahını alıyoruzdur belki!
6 Şubat 2016’da, darbeden 6 ay önce, “Kılıç her zaman gayrimeşru bir siyaset aracı mıdır? Zorbalar kılıç kullanır da mazlumların kılıç kullanma hakları yok mu?” diyen Ali Bulaç, bu sorusuna yanıt olarak da “Daha büyük kıyamlardan korunmak için hak” cevabını vererek, darbe yapılacağını alenen ilan etmemiş miydi?
Hepiniz unuttunuz mu?
Unutmuş olacaksınız ki Ali Bulaç tahliye olalı 2 yıl olacak neredeyse!
Kılıçlarla 250 şehidi doğradılar, fikirleriyle 80 milyonu zehirlediler.
Yazılan her yalan haber kurşundan beter yaralamadı mı bu milleti?
İşte buraya yazıyorum, bu isimler silah kullanmıştır! Yazıları kurşun gibi bu milletin dimağını parçalamıştır.
Ali Tatar’ın silahını dolduranlar, Baykal ve MHP kasetlerinin senaryosunu çekenler, Abdülkerim Kırca’nın onuruna zulmedenler, Behçet Oktay’ın silahını sol elinden sağ eline verenler ve bunlara susanlar, arkasından lanet okuyanlar kimdi?
Bülent Arınç’lar dalgasını geçiyor, dünün FETÖ avaneleri bugün millicilik oynuyor, üniversitelerde FETÖ adeta kol geziyor, tutuklu FETÖ’cüler gün sayıyor…
Ve bizler FETÖ’cülere merhamet edenlerin haberlerini yapıyoruz.
Diğerleri de susuyor…