İdlib’de bilinmeyenler: Böyle askeri plan olmaz – Mustafa Önsel

Gazeteci Erdem Atay Pankuş 'ta soruyor, E. Kurmay Albay Mustafa Önsel değerlendiriyor.

800 bine yakın nüfusa yakın olan İdlib’i Amerikalılar ve Ruslar kontrollü bir şekilde hem PKK’ya karşı olan hem muhalif olanları oraya ittirdiler. Bunların içinde çok sayıda terörist var. İdlib’in nüfusu 3 buçuk-4 milyon olarak bahsediliyor. Niye oraya toparladılar da başka yere toparlamadılar. Çünkü bu adamlar orada sıkıştıkça Türkiye’ye geçecek. Türkiye’nin demografik yapısını değiştirmeyi düşünüyorlar. Bunları Rusların düşünmediğini mi zannediyoruz? Ruslar da düşünüyor. Nihayetinde sizin istikrarsızlığınızı, hassasiyetlerinizi zamanı geldiğinde istismar edeceklerdir.

Amerika da istismar eder ki, ediyor da. 1950’lerden beri hatta 1947’den beri hassasiyet yarattı ve bizi istismar etti. Ruslar da aynı şeyleri yapar. Bugün hiç gündemimize girmemiş Çin de aynı şeyleri yapar. Emperyal olan ülkeler bunu yapar. Başka türlü ülkeleri kontrol edemez ve sömüremez.

Suriye’ye bizi sokan Amerika’dır. Bizi bu pisliğe bulaştıran Amerika’dır. İktidar Amerika’nın dümeninden giderek, işte bu işe bulaştırdı.

İşte Soçileri konuştuk. Soçi’de verdiğimiz taahhütler var. Taahhütlerimizi yerine getirmedik, getiremedik. Getirelecek gibi de değil. Çünkü o gösterdiğim bizim, 250 km’ye yayılmış gözlem noktalarıyla bunu başarmak mümkün değil.

Şimdi buradan sorayım, tarihe geçirelim. Bu gözlem noktalarını, bu şekilde seçen kim? Bunu kim projelendirdi? Bunu siyasilerin planlaması mümkün değil. Bunu askeri harekattan anlayan birilerinin yapması lazım.

Güya biz oradaki 40.000 ile 50.000 kişiden oluşan örgütleri kontrol edecektik. Bu gruplar HTŞ(El Nusra) vb. örgütlerden oluşuyor. Pek çok parça var. Pek çok manipülasyon, her türlü provokatif eylem yapacak unsur var. İçlerinde Türkistan İslam Partisi var ki devamlı Rusların üslerini vuruyor, Rus askerlerini öldürüyor. Tekrar ve öncelikle soralım: Bu sakat planı kim yaptı?

İDLİB’DE OLMALIYIZ AMA NASIL?

Bakın tekrar söylüyorum İdlib’de olmalıyız ama İdlib’in neresinde ve nasıl olmalıyız? Bunu tartışıyorum ben.

İdlib’de makul olan hat Soçi’de belirlenen hat değil. Bu hatta durmamızın mümkün olmadığı görülmüştür.

Rejim güçleri diyorlar ya… Suriyeli asker yok karşımızda, daha çok milisleri var. Bir de havada Rus uçakları var.  Su-24 Rus uçağı. Pilotun Rus yada Suriyeli olması önemli değil. Hava sahası Rusların kontrolünde.

Sahada hareket eden, hava desteği olmayan bütün unsurlarımızın üzerinde uçanlar Rusya’nın müsaadesiyle uçuyor. Onu söyleyeyim. Vuranlar efendim Suriye uçağıymış da Rusya’nın uçağıymış da… Hiç fark etmez. Rusya müsaade etmezse orada yaprak kımıldamaz. İşte bugün bizim SİHA’lar vurmuş. O SİHA’lar niye bundan önce uçmamış? Çünkü bugün Ruslar müsaade etmiş, onun için uçmuşlardır, yoksa vurulurdu.

GÖZLEM NOKTALARI PLANINI KİM YAPTI?

Gerçekten bu planı kim yaptı? Şu anda bu gözlem noktalarının 7’si Suriye’nin kontrol altında tuttuğu bölgede. Şu anda bu kuvvetler rehin konumdadır. İkmal nasıl oluyor? Sahadan gelen haberler ikmalde çok büyük sıkıntı olduğu yönünde.

Bütün seçkin birliklerimiz hava desteği olmadan sahadadır. Çukurca, Lüleburgaz, Sarıkamış, Bolu, Kayseri ve bütün seçkin komando birliklerimiz İdlib’te.

Kara Kuvvetlerinin neredeyse bütün seçkin birliklerini buraya gönderiliyor. Seçkin birlikler yıpratılıyor.

Yine Suriye ve Irak’ın kuzeyinde birliklerimiz var. Her yerde ikmal problemleri var. Unutmayalım ki sahada binbir zorlukla hareket eden askerler ikmalleri, tahliyeleri sağlıklı olursa; arkalarında Türk Halkının ve karar vericilerin olduğunu hissederse daha morali yüksek olur.

Sayın Cumhurbaşkanın’dan istirham ediyorum. Lütfen askeri bilgi kaynaklarını çeşitlendirsin. Hep etrafınızdaki birkaç adamdan beslenirseniz bu sizi yanıltabilir. Kaynağı çeşitlendirirseniz hem olanları daha iyi anlarsınız hem de yanınızdakilerin doğruyu söyleyip söylemediğini test etmiş olursunuz. Eğer yaşanan sorunlar sağlık bir şekilde size iletilmiyorsa büyük sorun var demektir. Mutlaka sahada bulunan küçük rütbeli asker personeli de amirlerinden bağımsız dinlemek lazım.

SEÇKİN BİRLİKLERİMİZİN TAMAMI NEDEN ORADA

Büyük dedemin şehit olduğu donarak şehir olduğu Sarıkamış’tan bahsetmek istiyorum. Çünkü o zaman da bugünkü gibi tuhaf şeyler oldu.

Enver Paşa cesur bir insan ancak hırslı biri ve hayalperest.

Sarıkamış’ta üç kolordu var ama birine yetecek kadar kışlık malzeme var. Orada bir adam var, Hafız Hakkı Paşa. Hafız Hakkı Paşa katildir. Dedemin katilidir. Niye? İşte şu yaptığından dolayı katil. Hırslı bir adam, ikbal peşinde. Savaşa girilirse ben bundan faydalanıp yükselirim diye düşünüyor. Enver Paşa’yı kandırıyor. Nasıl yapıyor? Enver Paşa bir kolorduya gidiyor denetlemeye, bir bakıyor kıyafetler tam tekmil. Oradan çıkıyor diğer kolorduya gidecek ya yolda oyalıyorlar. Bu arada diğer kolorduya bu kışlık kıyafetler götürülüyor. Oraya geliyorlar orada da kıyafetler tam tekmil. Oradan diğerini de aynı şekilde yapıyorlar. Enver Paşa bakıyor kışlık kıyafetler falan tamam harekat emrini veriyor. Benim dedeciğim de üzerinde yazlık kıyafetlerle Allahu Ekber Dağlarında donarak can veriyor.

Buradan gelelim İdlib’e. Sarıkamış’ta karşımızda Ruslar vardı. Dedem mermi atamadan ve yemeden donarak şehit oldu. Burada da(İdlib) karşımızda Ruslar var. Hiç öyle rejim güçleri falan demenin anlamı yok. Rusya yoksa o sizin rejim gücü dediğiniz hikaye. Kim bu seçkin birliklerimizin tamamını İdlib’e sokup yıpranmasına sebep oluyor? Kim hava desteği olmadan bu çocukları oraya gönderiyor? Rahmetli Hasan dedem donarak şehit oldu. Şimdi bu çocuklar Rus uçaklarının bombalarının altında şehit oluyor.