İlahiyatçılardan bildirge: ‘Şeriat İslam demek değildir’

Şeriatın tartışıldığı bir programda kullandığı ifadeler nedeniyle "halkın bir kesimini ve dini değerleri aşağılama" suçlamasıyla hakkında soruşturma açılan Diamond Tema'nın gündem olması sonrası ilahiyatçı akademisyenler bir bildirge yayımladı. "Şeriat, İslam Demek Değildir" başlıklı açıklamada, "Devletin dini ancak adalettir anlayışıyla her türlü dinsel ve mezhepsel ayrıma karşı ulusal birlik ve bütünlüğümüzü korumalı ve güçlendirmeliyiz." ifadelerine yer verildi.

featured

Yer6 adlı sosyal medya hesabında paylaşılan videodaki şeriat eleştirisinin hakaret içerikli ifade kabul edilmesi nedeniyle ‘Diamond Tema’ hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.

İlahiyatçı ve akademisyenler yaşanan “şeriat” tartışması sonrası bir açıklama yayımladı. “Her türlü dinsel ve mezhepsel ayrıma karşı ulusal birlik ve bütünlüğü” koruma çağrısı yapılan bildirgede, tartışmanın “tehlikeli ve kısır” olduğu belirtildi.

“Şeriat, İslam Demek Değildir” başlıklı açıklamada, “Devletin dini ancak adalettir anlayışıyla her türlü dinsel ve mezhepsel ayrıma karşı ulusal birlik ve bütünlüğümüzü korumalı ve güçlendirmeliyiz.” ifadeleri yer aldı.

Cemil Kılıç, Şahin Filiz, Mustafa Öztürk, İsrafil Balcı, Hatice Doğan, Hakkı Yılmaz, Hıdır Temel, İdris Şahin, Yaşar Koçer, Fikret Eroğlu, Halis Dinçer, Emine Yücel, Mehmet Göl ve Mustafa Sağer‘in imzasıyla yayımlanan bildirgede şu ifadelere yer verildi:

“Cumhuriyetimizin 100. yılını geride bıraktığımız bu günlerde toplumumuz kısır ve tehlikeli bir tartışmanın içine çekilmek istenmektedir. Bu tartışma adeta dine rağmen din, İslam’a rağmen İslam denilebilecek düzeyde bir cahilliği içeren şeriat tartışmasıdır.

Arap dilinde pek çok anlama sahip olan şeriat sözcüğü terminolojik açıdan dilimizdeki hukuk sözcüğünün karşılığıdır. Gerek dinsel inanışları referans alan gerekse laik ve seküler dünya görüşüne dayanan yasalar Arap dilinde şeriat sözcüğü ile ifade edilir.

‘GERÇEĞE AYKIRIDIR’

Bu nedenle şeriatı din ve İslam’la özdeş bir kavram olarak yansıtmaya çalışmak gerçeğe aykırıdır.
İslam şeriatı denilen kavram İslam’ın kendisi demek değildir.

Zira şeriat kurallarının çok azının kaynağı Kur’an ayetleridir. O ayetlerin de çoğu dönemsel olup esbab-ı nüzul çerçevesinde anlaşılması ve yorumlanması gereken hükümleri içermektedir.

İslam tarihinde bütünsel ve tek yapı halinde bir şeriat anlayışından söz edilemez. Gerek fıkhî gerekse ona zemin oluşturan itikadi meselelere ilişkin onlarca şeriat yorumu ve uygulaması söz konusudur. Bu yorum ve uygulamalar, sahabilerin farklı görüşlerinden, sıhhati tartışmalı kimi hadislerden, İslam bilginlerinin kimi aklî çıkarımlarından neşet eden ve pek çok bakımdan birbiriyle çelişen ictihadî hükümleri yansıtmaktadır.
Hangi şeriat ekolü söz konusu olursa olsun içerdiği kurallar açısından hiçbirinin günümüz toplumsal yaşamına ve insan gereksinimlerine, temel hak ve özgürlüklerine dahası çağdaş hukuksal sorunlara yanıt verebilecek bir yapıda olmadığı açıktır. Böyleyken insanlığın ve Müslümanların geçirdiği hukukî evrimi dikkate almayan şeriat taleplerine itibar etmek mümkün değildir.

‘İNSAN ONURUNA YAKIŞIR BİR KARŞILIĞI YOKTUR’

Birey kimliği, kadın erkek eşitliği, iktisadî ilişkiler, suç ve ceza kavramı, aile hukuku, siyasi sistem ve bilimsel çalışmalar açısından şeriat hukuku, dönemin Arap toplumunda değişim ve dönüşüme öncülük eden ilk uygulamaları içerse de günümüzde uygulanabilirliği söz konusu olmayan kurallar yığını olarak, ancak akademide hukuk tarihi dersleri için bir anlama sahip olabilir. Başka bir deyişle şeriat kurallarının güncel yaşamda insan onuruna yakışır bir karşılığı yoktur.

Çok eşliği, kölelik kurumunu, çocuk yaşta evliliği, haremlik selamlık uygulamasını, haklar bakımından kadınların ikincilliğini, mürtedin idamını ve tekfirciliği içermesi, iktisadî tezler bağlamında da günümüzün girift ekonomik ilişkilerini karşılayamayacak denli basit oluşu, siyasal sistem açısından ise otoriter ve totaliter bir rejimi öngörmesi, şeriatı kabul edilebilir olmaktan uzaklaştırmakta ve olanaksız kılmaktadır.
İslam dini, inanç, ibadet ve ahlak esasları olarak şeriattan kesinlikle ayrıdır.

Şeriat uygulanamaz olsa da İslam dini, iman esaslarıyla, uygulama olarak da namaz, oruç, hac, zekât vb. ibadetleriyle, ahlakî açıdan ise helal haram anlayışıyla yüzyıllardır yaşanan ve bundan sonra da daima yaşanacak olan son ilahi dindir. İslam azizdir ve şeriatla kısıtlanamayacak denli değerlidir.

‘TEVHİD İNANCIDIR’

Büyük İslam bilgini Ebu Hanife’nin de dediği gibi din, Hz. Âdem’den beri gelen tevhid inancıdır ve asla değişmez. Ama şeriat değişir. Nitekim tarih boyu her ümmet için ayrı bir şeriat söz konusu olmuştur.
Osmanlı’nın Mecellesi’nde de belirtildiği üzere; “ezmanın tegayyürü ile ahkamın tebeddülü inkar olunamaz.” Ancak bu durum elbette ki din için söz konusu değildir. Din, sabittir ve tersi düşünülemez.
Bu gerçekler ışığında ilahiyatçılar olarak bizler, bütün halkımızı, aziz dinimiz İslam’ı yaşarken aynı zamanda büyük Atatürk’ün ve şehitlerimizin emaneti olan; laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti devletimize sahip çıkmaya davet ediyoruz.

‘LAİKLİK’ VURGUSU

Unutulmamalıdır ki, laiklik dinin doğru ve özgürce yaşanabilmesi için de yaşamsal önem taşımaktadır. Devletin dini ancak adalettir anlayışıyla her türlü dinsel ve mezhepsel ayrıma karşı ulusal birlik ve bütünlüğümüzü korumalı ve güçlendirmeliyiz. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

İlahiyatçılardan bildirge: ‘Şeriat İslam demek değildir’

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. Din adalet degildir !
    Adalet adalettir !
    Din, Tek adam ister ! Onun ADIDA TANRIDIR ! Cek cekebildigin kadar !
    Gercek Adalette tek adam olamaz !!!!!
    Kölelerde olamaz !
    Hic kimse meclis adi altinda yattigi yerden para kazanamaz(sögüsleyemez ! )
    imamlar (DIYANET ) din satamaz ! ( Maaslilar )

  2. Değerli ilahiyatçılarımız tarafından kaleme alınan bu bildirge, tıpkı Montrö ve Kanal İstanbul için emekli askerlerimiz tarafından yayımlanan bildirge kadar anlamlı ve yerindedir. Türkiye uzun bir süredir, rejim/siyaset, dış politika, eğitim, din vb. alanlarda “siyasal İslamcı” bir yöne evrilmekte hatta Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile düşük yoğunluklu da olsa DeFacto bir şer-i rejimle Cumhuriyet’in sonbaharı yaşanmaktadır. Bu süreç özellikle muhalefetin pasif tutumu ve siyasal önderlik eksikliği ile bizleri geleceğe dair umutsuz kılmaktadır. Fakat bu umutsuz iklime rağmen özellikle ilahiyatçılarımız tarafından iktidar ve destekçisi cemaatleri toplumumuz nezdinde boşa düşüren bu bildirge ileride yaşanabilmesi muhtemel şeriat/laiklik tartışmalarına karşı ön almak açısından değerli ve hayati bir öneme sahiptir. Türkiye’yi, Afganistan Talibanı’na ya da İsrail/ABD/İngiltere destekçisi Arap/Körfez ülkelerine benzetme girişimleri ile toplumu yoksulluk/cehalet ikileminde sıkıştırmak ve bu sıkışıklık üzerinden de siyasal iktidar “yeni Anayasa” ile DeFacto rejimini tüm kurumları ile geri dönüşü olmayacak bir şekilde tahakküm etmek istemektedir. Bu bahisle, ileride kökleşmesi ihtimal bu rejim/yönetme krizine karşı şimdiden ülkemizdeki tüm cumhuriyetçi, ilerici, yurtsever kişi ve kurumlar uyanık ve dikkatli olmalıdır. Yoksa bu muhalefet anlayışı ile iktidar bir 5-10 sene daha bizi “yumuşatıp/normalleştirebilir”. Bu nedenle bu bildirge yerinde olmuştur. Emeğinize sağlık.

  3. Şeriat, din maskeli diktatörlügün diger ADIDIR !!!
    Örnek : iran, arap petrol seyhleri , pakistan vs vs !
    Biz dede bunun BATI kaynakli her türlü Uzantilari var !!!!

    AKIL basta olmayinca her sey mümkün !

  4. Bu konuda, Laikliği, Cumhuriyeti savunan genci savunmasi gereken CHP ve diğer partiler nerede. Seriatcinin hakkı savunuluyor da, Laikliği desteklenenim hakkai niye savunulmuyor. Burasi Laik Turkiye Cumhuriyeti mi yoksa Seriatci Arap ulkesi mi.

  5. Sana ne kişilerin eylemlerinden. sen peygamberin getirdiği kitaba bak sanane kişisel yaşamından, inanmıyorsan beğenmiyorsan bas geç. neden inanların hassas konularını gündeme getiriyorsun kaşıyıyorsun amacın ne. Cumhuriyete ve kurduğu ülkeye bakmazlar Atatürk’e içtiği rakı üzerinden hakaret ederler. Peygamber için de, Getirdiği kitaba, dinin güzelliklerine bakmaz kişisel yaşamı üzrinden hedef alırlar. Adam köleliği kaldırmış bunu içinde bulunduğu çağı temel alarak düşünebilsen ne kadar büyük bir devrimci olduğunu bile görürsün. kişinin derdi yutuptan para kazanmak ve şöhretini, yani abone sayısını artırmak amacıyla toplumun en hassas yerlerini kaşıyarak oluşturduğu ortamda amacına ulaşmak üzere olduğu görülüyor. Ülkede O kadar derin ekonomik sorunlar, sosyal konular varken bu muydu derdi yani. Ayrıca Laikliği dinsizlik olarak algılatma çabasında sanki, Laikliği koruma derdi yok, ama arkasına saklanmış islam düşmanlarının ve karşıtlarının saçma argümanlarını papağan gibi tekrarlıyor. Laiklik ve Cumhuriyet karşıtlarının eline malzeme veriyor. derdi yutuptan para kazanmak ve şöhretini, yani abone sayısını artırmak amacıyla toplumun en hassas yerlerini kaşıyorlar.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!