İlker Başbuğ hakim karşısına çıktı… Rusya-Ukrayna savaşına ne dedi?

featured

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “darbe” imasında bulunduğu iddiasıyla “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada hakim karşısına çıktı. Başbuğ, duruşma çıkışı gazetecilere yaptığı açıklamada Rusya-Ukrayna savaşını değerlendirdi.

VERYANSIN TV

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya İlker Başbuğ avukatı İlkay Sezer ile birlikte geldi.

Duruşmada herhangi bir gizlilik kararı bulunmamasına rağmen, basın mensupları içeri alınmadı.

Duruşmada savunmasını yapan İlker Başbuğ, 4 Ocak 2021’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan söyleşisinde, “Eğer Menderes 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir’de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs askeri darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi” sözleri nedeniyle yargılandığını anımsattı.

‘BUGÜNLE İLGİSİ YOK’

Başbuğ, bu sözleriyle 1961-1980 dönemini değerlendirdiğini ve bugünkü olaylarla herhangi bir şekilde ilişki kurulmasının doğru olmadığını vurguladı.
“Güç Odaklarının Mücadelesi” isimli kitabının yayımlanması üzerine dava konusu olan gazetede söyleşinin gerçekleştiğini belirten Başbuğ, “Kitapta tarihi geçmiş ile bugün arasında ilişki kurulmasından özellikle kaçınılmıştır” dedi.

SAVCI MÜTALAASINI HAZIRLAYACAK

Mahkeme heyeti, mütalaasını hazırlaması için dava dosyasının Cumhuriyet savcısına gönderilmesine karar verdi. Duruşma 9 Haziran’a ertelendi.

‘ÜZGÜN VE ENDİŞELİYİM’

İlker Başbuğ duruşma çıkışında gazetecilere açıklama yaptı. “Bugün gerçekten hem üzgünüm hem endişeliyim” diyerek sözlerine başlayan Başbuğ, şöyle konuştu:
“Endişeli olmamın nedeni maalesef dünyamızın çok ciddi bir savaş durumuyla karşı karşıya kalmış olması. Tabi üzgünlüğümü ve endişemi artıran bir diğer nokta ise Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan krizin ülkemiz üzerine olabilecek bazı ciddi sorunların, ciddi problemlerin olabilmesi ihtimali. Dolayısıyla gerçekten bugün 24 Şubat 2022’de bu nedenlerle ciddi şekilde üzgün ve endişeliyim.
Ümit edelim aklıselim galip gelir, bu çatışma genişlemez ve sayısız insanın hayatını kaybetmesine, ciddi bir göç olayını Ukrayna’da yaşamayız. Zaten gerek ülkemiz gerek dünya, şu an gerçekten ciddi sorunlarla karşı karşıya. Endişemin ve üzüntümün sebebi bu.

‘BURADA YARGILANAN BEN DEĞİLİM, BU KİTAP’

Bugün burada olmayı şahsen önemsemiyorum. Bu kadar önemli olaylar varken benim burada olmamın çok önemli bir olay olduğunu düşünmüyorum.
Ben sadece şunu ifade etmek isterim, içeride de söyledim… Aslında bugün burada yargılanan ben değilim, bu kitap (Güç Odaklarının Mücadelesi, İlker Başbuğ). Dünyada bu kadar ciddi sorunlar yaşanırken bunu da size söylemeyi arzu etmem. Bunu size söylememin tek bir nedeni var; elbet Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan kriz, Türkiye’ye de çeşitli sorunlar yaşatması mümkün. Ümit edelim ki olmasın. Bugün bu kitaba niye değiniyorum, son bir haftadır televizyonları izlerseniz, herkes 2. Dünya Harbi sırasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün nasıl bir tarafsızlık politikası izleyerek Türkiye’yi 2. Dünya Harbi’ne nasıl sokmadığı konusunu tartışıyor. Ve bazıları diyor ki şimdi belki çok kimsenin okuması ve incelemesi gereken konulardan birisi Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün 2. Dünya Harbi’nde izlediği tarafsızlık politikası. Ben de onlara şunu hatırlatırım, bunu öğrenmek isteyenler varsa bu kitabı alsınlar. Çünkü bu kitabın önemli bir bölümü 2. Dünya Harbi esnasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün nasıl aktif bir tarafsızlık politikası izleyerek Türkiye’yi savaşa sokmadığını, nasıl bir Türk insanının dahi burnunun kanamasına izin vermediğini anlatıyor.
Bu kitabı öğrenmek isteyenlere referans olması için gösteriyorum.
Duruşma ile ilgili tek bir kelime bile söylemeyi kendime yakıştıramazdım. Çünkü dünya çok ciddi sorunlarla karşı karşıya. Ülke çok ciddi sorunlarla karşı karşıya. Burada benim ufak bir sorunumu gündem yapmayı yanlış bulurum.”

NE OLMUŞTU?

İddianamede, İlker Başbuğ’un 4 Ocak 2021’de Cumhuriyet Gazetesi’ne “Eğer Menderes, 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir’de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs askeri darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi. Çünkü erken seçim kararı alınmış bir hükümete karşı bir askeri darbenin gerçekleştirilmesi açıkça milletin siyasi idaresine de vurulacak bir darbe olurdu” ifadelerini kullandığı kaydedildi. Başbuğ’un söyleşisinde ‘darbe’ imasında bulunduğu, bu şekilde “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya aşağılama” suçunu işlediği öne sürülüyor.

SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ

İlker Başbuğ’un geçen aylarda savcılıkça alınan savunmasında, “Türkiye Cumhuriyetinde Güç Odaklarının Mücadelesi kitap serisinin üçüncüsü olan 1961-1980 dönemini o günün şartlarında ve o günlerde gelişen olaylar çerçevesinde değerlendirdiğini, suça konu ifadelerin daha önce yine bazı yazarlar tarafından da dile getirildiğini, bugünkü olaylarla herhangi bir şekilde ilişki kurulmasının doğru olmadığını” belirterek suçlamaları reddetmişti.

BAŞBUĞ SOSYAL MEDYADAN AÇIKLAMA YAPMIŞTI

İlker Başbuğ, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada da şu ifadeleri kullanmıştı:

“Son kitabım Türkiye Cumhuriyetinde Güç Odaklarının Mücadelesi, kitap serisinin üçüncüsüdür. Bu kitap 1961-1980 dönemini o günün şartlarında ve o günlerde gelişen olaylar çerçevesinde değerlendirmektedir. 4 Ocak 2021 günü bir gazetede bu kitabın tanıtımıyla ilgili bir söyleşim yayınlandı. Bu söyleşiden hareket edilerek hakkımda suç duyurularında bulunuldu. Hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu, var olduğu bir ortamda bu söyleşiden bir suç unsuru çıkartılabilmesi söz konusu bile olamaz. Bu nedenlerle bu suç duyurularına itibar etmiyorum. Bu inançla da bu suç duyurularına karşı hiçbir şekilde savunma yapmayacağım. Bu davranış anayasaya hukukun üstünlüğüne ve kendime olan saygımın doğal sonucudur.”

İlker Başbuğ hakim karşısına çıktı… Rusya-Ukrayna savaşına ne dedi?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!