İran’da renkli devrim girişimi mi var?

Dr. Barış Adıbelli yazdı...

featured

İran’da Masha Amini isimli genç bir kadının hayatını kaybetmesinden sonra başlayan protestolar günlerdir tüm hızıyla devam ediyor. Şu ana kadar 41 kişinin hayatını kaybettiği söyleniyor. İran’da 2009’daki seçimleri protesto eden Yeşil Hareketinden bugüne bu tip protestolar çeşitli gerekçelerle yaşandı. En son yumurta ve enerji fiyatlarını protesto etmek için halk sokağa dökülmüştü. Hatta bu protesto gösterilerine dönemin ABD Başkanı Trump da sosyal medyada yayınladığı mesajlarla destek vermişti. Protestolar ülkenin her yerinde yaşanıyor. Giderek rejim karşıtı bir hal alması nedeniyle İran ordusu özellikle de Devrim Muhafızlarına bağlı Besiç milislerinin olaylara müdahale edeceğinin sinyalini verdi.

Dün yani pazar günü ise bu sefer rejim yanlısı İranlılar sokağa döküldü ve gösteriler yaptı. Tüm bu olaylar gösteriyor ki İran ikiye bölünmüş durumda. Eskiden beri rejim ve devrim karşıtları vardı ama bu kadar kendilerini belli etmiyordu. Artık kutuplaşmanın keskin ayrımı İran’da çok daha net görülüyor. Pazar günkü rejim yanlısı gösteriler yakın gelecekte İran’da bir iç çatışma hatta bir iç savaşa götürecek bir sürecin yaşanma ihtimalini de gündeme getirmektedir. Daha şimdiden Batılılar ufukta yeni bir devrimin göründüğü şeklinde propagandaya başladılar bile.

Devrik İran Şahı’nın oğlu Muhammet Pehlevi de her zaman ki gibi ABD’den mesajlar göndermeye başladı. İran’da işler ne zaman iyi gitmese Muhammet Pehlevi “babamın ülkesini geri verin” diye adeta feryat ediyor. Muhammet Pehlevi tüm ömrünü bir gün İran’a dönüp tahta oturacağını hayal ederek geçirdi. Kuşkusuz, bu hayali de ABD hep canlı tuttu. Zaten ABD, İran’da rejimi devirebilirse yerine bir anayasal monarşi tesis etmek istiyor. Başına da Şah’ın oğlu Muhammet Pehlevi’yi getirecek. Karşılığında İran’ın petrolü ve doğal gazı Amerikan ve İngiliz şirketlerinin olacak.

Bunun örnekleri öyle çok uzak da değil hemen yanı başımızda Ortadoğu’da, körfezde mevcut. ABD tıpkı Suudi Arabistan ile petrol şirketi ARAMCO’yu kurduğu gibi yeni İran ile de İRAMCO’yu kuracak. Dolaysıyla Batı’nın derdi İran’ın enerji kaynakları yoksa İran halkı umurlarında değil. Bugün, dini lider Ali Hamaney çıksın desin ki İran’ın tüm enerji kaynaklarını ABD’ye vereceğiz, ertesi gün dünyada İran’dan daha demokrat bir ülke olmadığı konusunda Amerikan gazeteleri yazıp çizerler; hatta dinli lider Ali Hamaney’i Nobel barış ödülüne bile aday gösterirler.

Latife bir tarafa, İran’a yönelik bir komplo sahneye konmuş gibi. İran’ın kendi kimi hatalarını bir fırsat olarak kullanmaya hazır bekleyen küresel güçler var. Bugün de Masha Amini’nin başına gelenler tam da bu hata-fırsat denklemine uyuyor. Bugün yaşananlar İran’ın dış politikada attığı adımlarla da yakından irtibatlı. 15 Eylül’de İran Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) tam üyelik protokolü imzalıyor ve 10. üye oluyor. 16 Eylül’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping yaptığı konuşmada ısrarlı bir şekilde ŞİÖ liderlerine renkli devim uyarasında bulunuyor. Aynı gün 16 Eylül’de Mahsa Amini şüpheli bir şekilde ölüyor ve İran’da birden Renkli Devrim girişimini hatırlatan organize protestolar başlıyor. Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz ocak ayında Kazakistan’da da halk sokaklara dökülmüştü. Kazakistan yönetimi olayları Rusya önderliğindeki Kolektif Güvenlik Antlaşma Örgütünü yardıma çağırarak bastırmıştı.

Arap Baharı’nın nasıl başladığını hatırlayalım! Arap Baharı, 2011’de Tunus’ta Muhammet Bouazizi isimli üniversite mezunu bir seyyar satıcının kendisini yakmasıyla başlamıştı. Şimdi benzer bir durum İran’da yaşanıyor. Masha Amini’nin ölmesi İran’da bir bahara neden olur mu bilinmez ama şu anda tek bilinen şey İran’da büyük bir kaosa neden olduğudur. İran’da sekülerizm ile rejim bir çatışma içerisinde. İran baharı mı geliyor yoksa yaşananlar sadece bir Renkli Devrim girişiminden mi ibaret? Bunun önümüzdeki günlerde daha net bir şekilde göreceğiz. Ancak bu filmi daha önce Hasan Ruhani döneminde yumurta ve enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle düzenlenen gösterilerle görmüştük. Sonuçta gösteriler bastırılmıştı. Bugünkü gösterilerden de anlaşılıyor ki neredeyse 2 yılda bir birileri İran’ı yokluyor.

Burada İran yönetimine düşen bir takım görevler var. Her şeyden önce devrimin artık kendisini tüketmekte olduğunu görmesi gerekiyor ve 21.yüzyılın gereklerini ve özel koşullarını ve yeni nesil genç İranlıların taleplerini dikkate alması gerekiyor. Ne İran ne de dünya Humeyni’nin Şah’ı devirdiği 1979’daki İran ve dünya değil. İşte İran yönetiminin gözden kaçırdığı nokta bu. Tüm bu gelişmelerden ortaya çıkan fotoğraf yeni kuşakların rejimin kırmızı çizgilerini oldukça zorlayacağını gösteriyor.

Yeri gelmişken söyleyelim ilk renkli devrim 1989’da Pekin’de yaşanan Tiananmen öğrenci olaylarıdır. Öğrenci gösterileri önce barışçıl bir şekilde başlamış ardında da rejimin aleyhine dönmüş ve nihayet Çin ordusu çok kanlı bir şekilde bu gösterileri bastırmıştır. Bu olayların arkasında Amerikan ve Tayvan istihbaratının olduğu hep söylenegelmiştir. Umarız İran’daki gösterilerin de akıbeti Tiananmen öğrenci olayları gibi olmaz. Anca gerçek şu ki Biden yönetimi askeri darbeleri desteklemekten vazgeçtiklerini açıkladılar ama Renkli Devrim’den vazgeçtiklerine yönelik bir işaret yok. İran artık Şanghay İşbirliği Örgütü’nün tam üyesi, Avrasya Blokunun bir parçası dolaysıyla İran’a karşı olası bir askeri seçenek giderek zayıflıyor ama bunun yerine renkli devrim olasılığı kuvvetleniyor.

21.yüzyıl eski dünya ile yeni dünyanın bir hesaplaşmasına şahit olacak gibi görünüyor. Özellikle ŞİÖ coğrafyasında büyük bir hesaplaşmanın yaşanacağı kuvvetle muhtemel. Tacikistan-Kırgızistan sınır çatışmaları, Kırgızistan-Özbekistan gerginliği, Özbekistan’da Kara Kalpakistan bölgesindeki gerginlik, Kazakistan-Rusya gerginliği ve nihayetinde İran’da yaşananların bize gösterdiği tek bir nokta var; o da küresel egemen güçler ŞİÖ üyelerine yönelik gizli operasyonları yürürlüğe koydukları gerçeği.

İran’da renkli devrim girişimi mi var?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

3 Yorum

  1. 2 ay önce

    Tek kutuplu dünyanın çok kutuplu bir döneme girmesinin sancıları olarak görebiliriz. Nitekim batı özellikle Yankiler artık dünyada tek söz sahibi değiller

  2. 2 ay önce

    En kötü senaryo, İran’dan kovdurdukları ABD-İngiltere uşağı, kifayetsiz ve şahsiyetsiz Muhammet Rıza’nın oğlunun yeniden ülkeye döndürülmesidir!!! İran, şia şeriat rejiminden çıkıp yeni bir “tek adam rejimine” devrilmemelidir. Ayrıca nüfusun çok önemlibir bölümünü oluşturan Güney Azerbaycan Türkleri ile Kaşkayi Türkleri bundan böyle gözardı edilemezler!!! Malum, 1978’de şah karşıtı gösteriler zirveye ulaştığında, Azerbaycan Türklerinin, kendilerini ezip yokeden pehlevi rejiminin devrilmesinde çok büyük etkileri ve katkıları olmuş, ancak daha sonra Humeyni tarafından ketenpereye getirilerek özerklikleri bir kez daha verilmemişti… İran’da eğer bir yönetim veya rejim değişikliği olacaksa, bu parlamenter demokrasi ve fars olmayan unsurların özerkliklerinin tanınacağı bir rejim olmalı… Aksi takdirde kan akmasına hiç gerek yok.

  3. 2 ay önce

    ( İran’da eğer bir yönetim veya rejim değişikliği olacaksa, bu parlamenter demokrasi ve fars olmayan unsurların özerkliklerinin tanınacağı bir rejim olmalı… Aksi takdirde kan akmasına hiç gerek yok.)*Merchantil
    Mollalar ve temsil etikleri yağmacılar, Yeni Oligarklar
    İran halkının Varlıklarına tebelleş olanlar
    Ne zamana kadar soygunu devam ettirecekler.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!