İran'la yaşanan 'şiir' krizinin kökeni

Coşkun Faik Kavala yazdı...

İran'la yaşanan 'şiir' krizinin kökeni

İran yönetimini rahatsız eden Erdoğan'ın "Aras'ı ayırdılar" diye şiir okuması değildir.

Bu ortamdır.

İran iki şey istemez:

Karabağ sorununun çözülmesi, Türkiye-Azerbaycan yakınlaşması.

Sebep?

İran Gazneli Mahmut'un Rey'i ele geçirdiği 1029'dan Rıza Pehlevi'nin Şah ilan edildiği 1924'e kadar İlhanlı Moğol ve Lor kökenli Kerim Han Zend dönemi dışında aralıksız sekiz asır boyunca Türk hanedanlarca yönetildi.

Gazneliler... Selçuklular... Harezmşahlar... Timur... Karakoyunlular... Akkoyunlular... Safeviler... Afşarlar... Kaçarlar...

Bugünkü İran başkenti olan Tahran'ı bile esasen Türk ağırlıklı iki bölgeye, Azerbaycan ve Horasan'a yakın olduğu için Kaçar Aga Muhammed Han kurmuştu.

Bu durum Pehlevi hanedanıyla değişti.

Pehleviler otoriter hükümdarlardı, ama aynı zamanda modernist ve ilericiydiler. İran'ı kalkındırdılar.

Baba Rıza Pehlevi, Atatürk'e hayrandı. Türkiye'de Atatürk'ün özel konuğu olmuş, onuruna Özsoy operası bestelenmiş, Türk modernleşmesinden ve sınai atılımından çok etkilenmişti.

Ancak Türk devriminin bazı uygulamalarını İran'a kopyalarken hatalar yaptı.

İran'da 900 yıldır idari anlamda geri planda bulunan Farslık bu dönemde parlatılırken, Türklük geri plana atıldı. (Aslında kendisi de Türk kökenli olan) Ahmet Kesrevi'nin "Azerbaycanlılar aslında Türkleşmiş Farslardır" tezleri Türklere dayatılmaya başlandı.

Atatürk'ün Şah için hazırlattığı Özsoy operası, bu yanlış uygulamalara karşı bir uyarıydı bir bakıma. Opera, Firdevsivari bir librettoyla, Türk ve Fars halklarının kardeş olduğunu savunuyordu.

Ama Şah Farslığı ön plana çıkaran, İslam öncesi Pers dönemini parlatan kültür devrimine hız verdi.

Bu baskıcı uygulamalar, Sovyet işgali altında Güney Azerbaycan'ın kısa bir süre İran'dan ayrıldığı 1940'lardan sonra daha da arttı.

Sadece Tebriz merkezli Azerbaycan Türklüğü değil, bütün İran Türkleri bu durumdan rahatsızdı. Nitekim bu olguyu 1979 İran Devrimi'ne Türklerin ne ölçüde katıldığını inceleyerek görebilirsiniz. Batılı pek çok analistin gözden kaçırdığı bu durumu ben İran Modern Tarih eserimde özellikle belirtmiştim: İran Türklüğünün umut dolu katkısı olmasaydı 1979 Devrimi başarıya ulaşamazdı. 1978 martında, devrime giden yoldaki en şiddetli eylemler Tebriz'de olmuştur. Devrimden sonra cumhurbaşkanı olan Ebul Hasan Benisadr Türk'tür. Devrimden sonra başbakan olan Mehdi Bazargan Türk'tür. O dönemde Tahran elçimiz olan Turgut Tülümen ve Tanşuğ Bleda'nın anıları dikkat çekicidir ve Devrim Muhafızları arasında Türklerin çokluğuna işaret eder. Anılarda, Rafsancani gibi birkaç istisna dışında her iki elçimizin de görüşmeye gittikleri hemen hemen her bakan, her bürokrat Türk çıkar, elçilerimiz de şaşırırlar.

Devrime bu katılım elbette İslamcılıktan ileri gelmiyordu. İran Türklüğü, azınlık değildi. Ayrıca ülkeyi yüzyıllarca yönetmişti ve en azından Türkçenin Farsça ile birlikte resmi dil olması gerekirdi. Türkler üzerindeki kültürel baskının kalkması gerekirdi.

Ama bunlar olmadığı gibi, etnik Fars milliyetçiliği bu kez İslami bir kimliğe büründü. Humeyni, iplerin elinden kaymasına izin vermedi. Türk kökenli Mehdi Bazargan ve Ebul Hasan Benisadr'ı tasfiye edip, dönemin rütbe olarak Humeyni'den de üstün olan tek Ayetullahı, Türk kökenli Şeriatmedari'yi ev hapsine mahkûm ederken Fars kökenli Rafsancani'yi yükseltti ve 1990'lar ve 2000'ler boyunca ülkeyi yönetecek Fars kökenli, hatta çoğu Semnan'lı olan kadroyu hazırladı.

Bu kadronun tek istisnası, Türk kökenli Hüccetülislam Hameney'di.

Sonuçta devir değişmiş gibi görünse de Türklere karşı baskılar devam etti. Hatta İran medyasında pek çok kez Türkleri aşağılayan karikatürler yayınlandı.

Tebriz halkı sayısız kez "Haray Haray Men Türkem" nidalarıyla sokaklara döküldü.

Traktor Sazi'nin her maçı milli bir direnişe dönüştü.

Bu durumda İran'ın hasmı olan İsrail ve Amerika'nın parmağı arandı hep, ama İran Türklerinin talepleri göz ardı edildi.

Benim gözlemime göre, Tebriz'de yoğunlaşan çok yüksek bir istiklal isteği var. Güney Azerbaycan olarak İran'dan ayrılmak ve kuzeyle birleşerek bir Büyük Azerbaycan kurmak şeklinde.

Ama bir de Tahran var.

Bugün Tahran'ın kuzeyi, Tecriş, Niyaveran gibi semtlerde kolunuzu atsanız Türk'e çarparsınız. Tahran kapalıçarşısında Türkçe sesler baskındır. 1906 devriminde de, 1963 Humeyni hareketinde de, 1979 devriminde de etkin olan Tahran bazarileri, Türktür.

Ve Tahran kolunun gönlünden geçen ayrı bir Güney Azerbaycan'dansa tarihte olduğu gibi yine Türklerin yönetimi altındaki bir birleşmiş İran'dır.

Şimdi... Bu senaryoların ikisi de İran'daki Fars milliyetçiliği için dehşet uyandırıcıdır, Türklerin yaşadıkları topraklarla birlikte kopmaları da, İran'ın yüz yıllık bir aradan sonra yeniden bir tür Türk yönetimi altına girmesi de...

Peki bunların Azerbaycan'la, Karabağ ile Türkiye ile ilgisi ne?

Çok açık ki, son aylarda iyice yoğunlaşan Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, Türkiye'nin her şehrinde asılan Azerbaycan bayrakları, Bakü'de camlardan sarkan Türk bayrakları, hatta Mübariz İbrahimov'un şehit düştüğü yere konan Türkiye, Azerbaycan, Göktürk ve Safevi bayrakları Tebriz Türklerinin gözünden kaçmıyor.

Nitekim Güney Azerbaycan Türklerinin Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Karabağ zaferini nasıl coşkuyla kutladıklarını, İran polisinin bu gösterileri engellemek için nasıl zor kullandığını gördük.

Aras nehrinin İran tarafından bakan Türklerin, karşı kıyıda Karabağ'ı kurtarmakta olan Azerbaycan askerini nasıl tezahüratlarla, gözyaşlarıyla desteklediklerini de gördük.

İran biliyor ki, Azerbaycan milliyetçiliğinin birinci hedefi Karabağ'ın kurtarılması ise, ikinci hedefi Bütöv Azerbaycan'dır. Ve şu anki Azerbaycan yönetimi, Karabağ'ı kurtararak aslında "Elçibey Programı" olarak özetleyebileceğimiz bu siyasi programın ilk aşamasını gerçekleştirmiştir.

Elbette Aliyev Azerbaycan'ı Karabağ başarısıyla yetinmek isteyebilir. Ama birincisi, Tebriz başta olmak üzere İran Türklüğü bu başarıyla cesaret kazanmıştır. İkincisi, Azerbaycan Cumhuriyeti halkı da Tebriz'le aynı duyguları paylaşmaktadır. Üçüncüsü, olay sadece Azerbaycan olayı değildir. Türkiye bütün ağırlığıyla bölgededir ve tören için de olsa Türkiye Türk askerinin Bakü'deki varlığı İran yönetiminin kabuslarına girse yeridir.

Bu korku analiz edilince, Müslüman, hatta "İslam Cumhuriyeti" olan İran'ın neden Ermenistan'la bu kadar kolkola olduğu herhalde anlaşılır.

Üstelik ABD'de Erdoğan'dan hazzetmediğini hiç saklamayan Biden'ın iktidara gelmesi, Türkiye'ye karşı yaptırım kararları, Erdoğan'ı ABD ile arasını düzeltme çabasına itecektir. ABD'nin bölgedeki diğer rakibi/hasmı Rusya ile doğrudan mücadele pozisyonuna geçmek kolay olmayacağına göre, Azerbaycan davasına destek aracılığıyla İran'ın kabuslarının canlandırılması, en azından İsrail'in çıkarlarına uyar. İsrail'in çıkarı, bilindiği gibi en azından Ortadoğu'da ABD'nin çıkarından önce geldiği için İran konusunda bir Türkiye-Azerbaycan-İsrail yakınlaşması, Amerika'nın yaptırım gücünü kesebilir.

Bu gelişmeleri Suudi Arabistan'la aniden (!) iyileşmeye başlayan ilişkilerle ve İran'ın önde gelen nükleer fizikçisinin öldürülmesiyle yan yana koyduğumuzda İran açısından gelecek pek parlak görünmüyor.

İran ne yapabilir? Kendi Türk nüfusuna şirin görünmeye çalışabilir. Nitekim Cevat Zarif'in açıklamasında "Bizim Azerbaycan'ımız" gibi ifadeler var.

Ama İran yönetiminin "günahı" çok. Rejimin yıllarca Ermenistan'ı desteklediği bilinmiyor mu? Bugün İsfahan'da Vank Katedrali'nin yanındaki binada bile (sözde) "Ermeni Soykırımı Müzesi" bulunuyor. Ermeniler böylesine desteklenirken, şeriatla yönetilen İran'da (her tür alkol yasak olduğu halde) Ermenilerin "dini ibadet" kapsamında şarap yapıp içmelerine bile izin verilirken, Türklere yönelik kültürel baskıların sürdüğünü, İran Türkleri görmüyor mu sanıyorlar?

Her ne olacaksa, Türkiye, Azerbaycan ve İran halkları için hayırlı olmasını dileriz. Ama İran yönetiminin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a laf yetiştirmek yerine yüz yıldır devam eden kültürel asimilasyon politikasını değiştirmediği, ara sıra bazı liderlerin çıkıp Türkçe iki kelam etmeleriyle yani İran Türklüğünün ağzına iki parmak bal çalmakla sorunu çözemeyeceklerini anlaması gerekiyor...