İşkence mağduru askeri öğrenciler şizofren mi?

İşkence mağduru askeri öğrenciler şizofren mi?

Sanırım gerçeklik algımı yitiriyorum.

Ben dâhil 4000 öğrenci askeri okullarda “işkence” gördük.

2006-2014 yılları arasıydı. Kimi atıldı, kimi ayrılmak zorunda kaldı. Kimi de sahte sağlık raporları, iftiralar ve düzmece disiplin cezaları ile karşılaştı.

Ama FETÖ inkâr ediyor.

“Ben yapmadım, bilmiyorum, tanımıyorum, görmedim” diyor.

Konuyla ilgili en az yaklaşık “800 şikâyet dilekçesi” olduğunu biliyoruz.

Kara Harp Okulu’nda, Hava Harp Okulu’nda, Deniz Harp Okulu’nda, Kuleli Askeri Lisesi’nde, Deniz Lisesi’nde, Bursa Hava Lisesi’nde ve Maltepe Askeri Lisesi’nde FETÖ işkencelerine, kumpaslarına uğradığını belirten ve şikâyetçi olan 800 kişi…

Ama FETÖ inatla inkâr etmeye devam ediyor.

Gözümüzün önünde duran vazoya, “hayır, yanılıyorsun, o vazo aslında orada değil!” diyor.

Yetkililere gelince, onlardan hala ses yok.

Bu işkenceleri, kumpasları yapan çoğu sözde subay FETÖ mensubu çıktı, 15 Temmuz gecesi milletimizin üzerine kurşun yağdırdı, katil oldu.

Örneğin 2010 Ağustos ayında Kara Harp Okulu’nda bana işkence eden Ercan E. adlı şahıs, Albay Sait Ertürk’ün şehit edilmesi olayına karıştı. Savcı mütalaasında hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. TSK’dan ihraç edildi.

Ama FETÖ’nün hedef gösterdiği öğrencilere “işkence yapmak” suçundan yargılanmıyor.

Sanırım gerçeklik algımı yitiriyorum.

Bu şahıs değil miydi bana ve silah arkadaşlarıma gece gündüz işkence eden?

Kara Harp Okulu’ndan ayrılmamız için gece gündüz üstümüze gelen bu değil miydi?

Ben niye ayrıldım?

Yüreği vatan ve millet aşkıyla çarpan 4000 öğrenci niye ayrıldı?

15 ile 50 bin arası maddi tazminatları ödemek bir yana, hayallerimizden nasıl bu kadar kolayca vazgeçebildik?

Ya bizden boşalan yerlere kitleler halinde sokulan “Fetullahçı askeri öğrenciler”?

***

13.06.2019 tarihinde FETÖ ilk kez “işkence” suçundan yargılanmaya başladı.

Sanık Ayhan Y. hem “silahlı terör örgütüne üye olmak” hem de “işkence yapma” suçlamasıyla yargı önünde. “FETÖ ilk kez işkence suçundan yargılanıyor” başlıklı yazımda dava hakkında ayrıntılı bilgi sundum.

28.01.2020’de bu davanın dördüncü celsesi gerçekleşti.

Ömer F. B. isimli eski bir askeri öğrenci yeni tanık olarak eklendi.

Ayhan Y. bu tanığı tanıdığını, Kara Harp Okulu’nda görevliyken kendi bölüğünde bu şahsın askeri öğrenci olarak bulunduğunu söyledi. Tanık Ömer ifadesinde sanık Ayhan’ın “farklı gruplar oluşturduğunu, bu gruplarda belirli askeri öğrencilere mobbing ve işkence yaptığını, bu işkenceleri yapanların Volkan E. ve Ayhan Y. isimli üsteğmenler olduğunu” belirtiyor.

Sanık Ayhan bu bilgiler karşısında kendisini savunarak “tanık askeriyeyi bilmediği için bu şekilde yorumlamış olabilir, öğrenciler ikaz edildiğinde dahi baskı görüyor gibi hissetmiş olabilirler” dedi.

Ardından ikinci tanık olarak İsmail B.’a SEGBİS ile bağlanıldı.

İsmail B. 2012 yılında Kara Harp Okulu 11. Bölük komutanı idi. Sanık Ayhan Y. ise onun altında takım komutanı idi. Sanık tarafından tanık olarak gösterilen İsmail B. “anayasal suçtan müebbet hapis cezası almış” bir şahıs.

Müşteki askeri öğrencilerden Bünyamin A.; “bölük komutanı olan İsmail B.’nin ayrılmasını istediği öğrencilerin listesini Ayhan’a verdiğini, Ayhan’ın da kendilerine işkence yaptığını” belirtti.

Buna karşılık İsmail B.; “kendi uydurması, liste vermedim” dedi.

Bünyamin A. ise işkence gördüğü sırada İsmail’in “burada zeki insan istemiyoruz” dediğini hatırlattı. “İsmail B.’nin bir yıl öncesinde de aynı yerde takım komutanı olarak görev yaptığını ve yine o dönemde de birçok öğrenciye işkenceler yapıldığını” söyledi.

Tanık İsmail B.; “Ben de Kara Harp Okulu mezunuyum, ben de bana işkence yapıldı diyebilirim. Orada eğitimler zaten sıkı, ben de intibak kampında işkence gördüm diyebilirim, o yüzden bizi suçlamaları doğaldır, kimseyi ayırmadık, toplu eğitim yaptırdık, Ayhan Y. de böyle bir şey yapmadı, benim emirlerimi yerine getiriyorlardı” dedi.

Buna karşılık müşteki Bünyamin A.’ın avukatı Ali Işıner Hamşioğlu; “muhtemeldir ki Ayhan’ı koruyor. Yoksa kendisi de doğrudan suçlu olacak. Bu suçtan kendi sorumluluğu da doğacaktır” dedi.

Ardından hem sanık Ayhan Y. hem de sanık avukatı bu işkenceleri itiraf eden ve Ayhan Y.’den sorumlu kişi olduğunu belirten FETÖ mahrem imamı Öner A.’nın “şizofren” olduğunu ve “psikolojik rahatsızlıklarının” bulunduğunu ve bu nedenle ifadesinin geçerli olmayacağını, bu bilgilerin teyide muhtaç olduğunu söylediler.

Etkin pişmanlıktan yararlanan Tanık Öner A. Kara Harp Okulu’ndaki FETÖ yapılanması hakkında çok çarpıcı bilgiler vermişti. Böylelikle FETÖ’nün mahrem abisi Kara Harp Okulu’ndaki işkenceleri, kötü muameleleri itiraf etmiş oldu. Öner A., bu dönemde takım komutanı olarak adı birçok işkenceye karışan ve yüzlerce ankesör araması bulunan Sanık Ayhan Y.’nin doğrudan örgüt abisi olduğunu belirtiyor.

Öner A., Kara Harp Okulu’nda 6 kişilik bir ekip olan ve “asistanlar grubu” olarak nitelendirilen mahrem bir yapılanmada çalıştı. Tanık Öner’in bu açıdan verdiği bilgiler 2006-2014 yılları arasında işkencelere ve kumpaslara uğrayarak askeri okullardan ayrılmak zorunda kalan yaklaşık 4000 öğrencinin yaşadıklarına ışık tutuyor.

Böylesine önemli bir tanığın “şizofren” olarak belirtilmesi beni düşündürüyor.

FETÖ tarafından işkenceye uğradığını belirten ve şikâyetçi olan 800 öğrenci de şizofren mi?

Peki sanık Ayhan Y.’nin iddianamesinde geçen örnek müştekiler ve tanıklar “Alper D., Şeref Y., Ömer D., İbrahim Y. M., Serkan Y., Aykut D., Merve N., Ahmet H., Selçuk G., Samet K., Hüsnü K., Ahmet D., Süleyman D., Tunç B. Ü., Salim A., Buğra U., Batuhan K., Muhammed S., Alper Z., Abdülkadir Ç., Ziyaddin Y. B., Faruk K., İsmail H. G., Kamil K., Çağrı K., Mehmet Ç., Hayati I., Merve D., Bilal O., Recep T. B., Onur V., Yiğitcan Ç., Ömer Y., Talha K., Tuğra B. A., Yasin A., Bünyamin A., Emrah G., ” hepsi birden şizofren mi?

Hepsi de askeri okullarda Öner A.’nın itiraf ettiği FETÖ işkencelerini anlatıyor, şikâyetçi oluyor.

Aman Allah’ım yoksa ben de mi?

Ya Rabbi, sen aklımız koru.

Sonuçta sanığın tutuklu halinin devamına karar verildi. Davanın beşinci celsesi 16 Nisan 2020, saat 14.00’de Ankara Adliyesi (Sıhhiye) 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.