İsrail Gazze’ye neden saldırdı sorusuna yanıtlar

Gürbüz Evren yazdı...

İsrail Gazze’ye neden saldırdı sorusuna yanıtlar

Son İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin günlerdir ekranlarda yapılan yorumlar, sorunun nereden kaynaklandığını pek anlatamadı.

Çok karmaşık olan bu konu için size farklı bir pencere açmak istedim.

Önce İsrail’deki mevcut siyasi tabloyu özetleyerek başlayalım.

İsrail’de son 2 yılda 4 seçim yapıldı, ama hiçbirinden 120 üyeli Meclis’te çoğunluk için gerekli 61 sandalyeye ulaşacak koalisyon çıkmadı.

Başbakan Binyamin Netanyahu’nun lideri olduğu parti Likud’a, Şas, Birleşik Tevrat, Yamina ve Dini Siyonizm partileri destek veriyor. Netanyahu’nun karşısında Mavi-Beyaz, İşçi Partisi, İsrail Evimiz, Gelecek Var, Yeni Umut ve Meretz gibi partiler bulunuyor. İsrail vatandaşı Arapların partisi Ortak Arap Listesi ise sahip olduğu 4 milletvekili ile dengeleri değiştirebilecek durumuna rağmen her iki bloktan da uzak duruyor.

Hükümeti kurma görevi verilen hiçbir isim, çoğunluk hükümeti kuramadı ve Başbakanlık yine Netanyahu’ya kaldı.

Netanyahu’nun koalisyon hükümeti 59 sandalyeye sahip ve bu da önümüzdeki süreçte yeni bir seçim anlamına geliyor.

Netanyahu, yanındaki partilerin karşı tarafa geçmesini önleyerek, erken seçime kadar Başbakanlık koltuğunu korumak istiyor. Ama Yamina partisinin karşı blokta yer alabileceğinin de sinyallerini vermesi hesapları karıştırdı.

İşte Netanyahu’nun kanlı planı tam da burada başlıyor.

Doğu Kudüs'te 18 yasa dışı Yahudi yerleşim birimi inşa edildi. Bunlarda 220 bin Yahudi yerleşimci yaşıyor.

Mart’taki son seçimlerin hemen ardından Yahudiler için önemli tarihi merkezler ve havranın da olduğu Doğu Kudüs’teki Silvan bölgesi, Akabe Derviş ve Şeyh Cerrah mahallelerinde yoğunlukla yaşayan Filistinliler, tapulu evlerinden çıkartılmaya ve yerlerine Yahudi yerleşimciler getirilmeye başlandı.

Filistinlileri evlerinden atmanın ilk adımı olarak açılan davalarda İsrail mahkemelerinden istenen sonuçlar alındı ve kararlara uymayan Filistinlilere karşı ise tehdit, ev baskınları, şiddet uygulandı.
Şimdi gelelim İsrail’in Filistinlilere yönelik Doğu Kudüs ve Gazze’de başlattığı son saldırıların temel nedenine.

Elad, Ateret Cohanim, Tapınak Enstitüsü, Hay Fekiam, Tapınağın Kurulması Hareketi ve Yahudi Liderliği gibi örgütler, Filistinlileri kovarak Doğu Kudüs'ü Yahudileştirme politikalarında etkin rol oynuyorlar.

İşte bu dernek ve örgütler, Netanyahu’ya destek veren Şas, Birleşik Tevrat, Yamina ve Dini Siyonizm gibi az milletvekiline sahip, ama kilit rol oynayan partilerin yan kuruluşlarıdır.
Bu partiler, Doğu Kudüs’e kendi yandaşları Ultra Ortodoks Yahudilerin yerleştirilmesi için Netanyahu ile Nisan ayından itibaren gizli pazarlıklara başladılar.
Başbakan Netanyahu’nun, söz konusu partilerle yaptığı pazarlıklarda, Yahudi yerleşimcileri, bölgeden kovulacak Filistinlilerin evlerine yerleştirilmesi sözü verdiği, İsrail medyasına sızdı.

Netanyahu’nun bu konuda kendisine yöneltilen sorulara yanıt verirken, ‘Yahudi’nin olan Yahudi’ye dönecektir’ içerikli sözleri, Şas, Birleşik Tevrat, Yamina ve Dini Siyonizm partilerinin desteğini karşılığında Filistinlilerin evlerine el koyulmasını kabul ettiği şeklinde değerlendirildi.

Netanyahu, bunu yaparken Gazze’nin de karışacağını, çatışma ortamının ve aradığı müdahale bahanelerinin oluşacağını biliyordu.

Tüm bu gelişmeler, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlileri harekete geçirdi, protesto gösterileri ve çatışmalara yol açtı.

Mescidi Aksa’da çıkartılan yangını sevinç gösterileriyle izleyen, Filistinlerin üzerine otomobil süren ve linç girişimleri yapanlar, Netanyahu’nun ev sözü verdiği o faşist Yahudilerdir.
Bu kirli ve kanlı pazarlığı haber yapan biri Jarusalem Post’tan İsrailli 2 gazeteci ise hem işlerinden oldular hem de aşırı sağcı Yahudi örgütlerinin hedefi haline geldiler.

Netanyahu’nun söz konusu partilerle yaptığı pazarlığı içeren ses kaydı da İsrail istihbaratının marifetiyle ortadan yok oldu.
Ama İsrail’de kapandı sanılan konu Amerika Birleşik Devletleri’nde de yankı buldu.

Washington Times ve The Wall Street Journal’in temsilcisi olarak daha önce İsrail’de görev yapmış gazeteci Richard Caplain, Netanyahu’nun, hükümetini ayakta tutmak için Filistinlilere ait yaklaşık 3 bin evin aşırı sağcı Yahudi yerleşimcilere verilmesini kabul ettiğini yazdı.

Amerikan gazeteci, İsrail’in Doğu Kudüs, Mescidi Aksa ve Gazze’deki saldırganlığının nedeninin 3 bin evi (sayının daha fazla olabileceğini de belirtti) gasp etme politikasından kaynaklandığının altını çizdi. Bu sözleri nedeniyle Caplain, İsrail’in Washington Büyükelçiliği’nden büyük tepki gördü ve kendisinden iddialarını kanıtlayacak belge sunması istendi.   

Özetleyecek olursak, Netanyahu’nun İsrail'de alternatif bir hükümet kurulmasını engelleme ve erken seçime gidilmesi politikasının birinci ayağını, Doğu Kudüs’de Filistinlilere ait evlerin Yahudi yerleşimcilere, devredileceği sözünün verilmesi, ikinci ayağını ise Gazze’de Hamas ile takışarak sıcak çatışma başlatılması oluşturuyor.

Netanyahu'nun amacı, İsrail sağının lideri olarak yerini sağlamlaştırmaktır. Bunun için Hamas'ı Gazze’ye hapseden ve denetimde tutan, Doğu Kudüs’te de Yahudi yerleşimcileri kollayan kişi olarak kamuoyunda ön plana çıkması lazımdı.
Beşinci kez seçimlere gidilmesi için çabalayan Netanyahu, Gazze’de kapsamlı değil kontrollü bir savaştan yana.

Çünkü kapsamlı bir savaşın birçok İsrailli asker ve sivilin ölümüne yol açacağını, bunun da siyasette ve erken seçimlerde bir bedeli olacağını biliyor.
Küresel haydut ABD’nin Ortadoğu’daki kolu İsrail’in Başbakanı Netanyahu, 3 bin evi Filistinlilerden alıp faşist Yahudilere vermeye, Gazze’yi vurarak seçmeni etkilemeye çalışırken, dünya kamuoyu ise olanları bir sinema filmi izler gibi takip ediyor.   

Yazılarımı takip edenler anımsayacaktır, İsrail’in 2014 yazındaki büyük Gazze operasyonunun nedeninin Gazze açıklarındaki Doğal Gaz rezervleri olduğunu henüz ortaya çıkmamış bilgiler ve belgelere dayanarak yazmıştım. Nitekim operasyondan 6 ay sonra bölgedeki Doğal Gaz rezervi açıklanmıştı.

Sabredin, zira bir süre sonra bu yazıda okuduklarınızın da doğrulandığını göreceksiniz.