İşte ‘yol verilen’ Dink cinayetinde 13 yıllık yargı süreci!

Hrant Dink’in uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmesinin üzerinden 13 yıl geçti. Cinayet yargılaması ise hâlâ sürüyor. Bu süreçte yapısı, başkanları, hakimleri ve defalarca savcıları değişen davada cinayetin tetikçisi, azmettiricisi, polisler ve jandarma görevlileri aynı mahkemede buluştu. Bir kısmı mahkum edildi. Kamu görevlilerinin FETÖ'den yargılandığı 76 sanıklı dava ise  sürüyor.

İşte ‘yol verilen’ Dink cinayetinde 13 yıllık yargı süreci!

Hrant Dink‘i, 19 Ocak 2007’de Şişli’deki Agos gazetesinin önünde öldüren 17 yaşındaki Ogün Samast, 20 Ocak 2007’de Samsun Otogarında yakalandı. Cinayete ilişkin ilk iddianame, Balyoz ve Ergenekon soruşturmalarında da özel yetkili savcı olarak görev alan ve FETÖ soruşturmaları kapsamında meslekten ihraç edilen dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili, bugünün firari sanığı Fikret Seçen ile dönemin özel yetkili İstanbul cumhuriyet savcısıyken kendi isteğiyle düz savcılığa geçen Selim Berna Altay tarafından hazırlandı. İddianamede, tetikçi Samast, cinayetin azmettiricisi Yasin Hayal ve ‘büyük abi’ lakaplı polis muhbiri Erhan Tuncel’in de aralarında bulunduğu 12’si tutuklu 18 sanık yer aldı. İlk yargılama özel yetkili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2 Temmuz 2007’de başladı. İlerleyen tarihlerde Yasin Hayal’in eniştesi Coşkun İğci ile Osman Hayal hakkında düzenenlenen ek iddianamenin ana davayla birleştirilmesiyle sanık sayısı 20 oldu.

ERGENEKON İRTİBATI ARADILAR

Özel yetkili mahkeme, Dink ailesi avukatlarının ‘Hrant Dink‘in öldürülmesinin arkasındaki örgütlü yapının ortaya çıkarılabilmesi talepleri’ üzerine Ergenekon davası sanıklarıyla bu davada yargılanan sanıklar arasında irtibat olup olmadığı üzerinde durdu. Ergenekon davası sanıklarına ait telefon numaraları, HTS raporları ve dijital kayıtları delil olarak davaya bakan özel yetkili 13. Ağır Ceza Mahkemesinden istendi.

BAŞKAN DEĞİŞTİ

Mahkeme Ogün Samast hakkındaki dosyayı da ayırarak, Çocuk Mahkemesine gönderdi. Bir süre sonra mahkeme heyetinde değişiklik oldu. Mahkeme başkanı Erkan Canak, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) 4 Aralık 2010’daki kararıyla Sakarya’da görevlendirildi. Canak’ın yerine de aynı mahkemenin üye hakimi Rüstem Eryılmaz başkanlığa getirildi.

SAMAST’A 22 YIL HAPİS 

Hakkındaki dosya ayrılan Ogün Samast 25 Temmuz 2011’de İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince ”tasarlayarak öldürmek” ve ”ruhsatsız silah taşımak” suçlarından 22 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1.Ceza Dairesi kararı onadı.

Davanın 20. duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını açıklayan dönemin duruşma savcısı, bugünün FETÖ tutuklusu Hikmet Usta, Dink cinayetinin “Erhan Tuncel ve Yasin Hayal yönetiminde, ‘Ergenekon’ terör örgütünün Trabzon’da faaliyet gösteren bir hücre yapılanması tarafından işlenmiş olduğu değerlendirilmektedir” görüşünü savundu.

ÖRGÜT YOK’ KARARI

Mahkeme heyeti kararını 17 Ocak 2012’de açıkladı. Yasin Hayal, “Hrant Dink‘i tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılırken, “silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan beraatına karar verildi. Erhan Tuncel, “patlayıcı madde imal etmek ve kullanmak” suçlarından 10 yıl 6 ay hapis cezası aldı. “Silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “tasarlayarak öldürmeye azmettirme” suçlarından beraat ederek, tahliye edildi. Diğer sanıklar da örgüt suçundan beraat etti. Bir süre sonra 19 sanıklı davada 18 sanık hakkında karar veren mahkemenin sanıklardan Coşkun İğci’yi unuttuğu ortaya çıktı. İğci, daha sonra beraat etti.

ERGENEKON’LA İLİŞKİLENDİRME ÇIRPINIŞLARI 

FETÖ’cü savcı Hikmet Usta, yerel mahkemenin kararına itiraz ederek, ‘sanıklar Erhan Tuncel ve Yasin Hayal’in Ergenekon soruşturmalarında yakalanan ve haklarında dava açılan sanıklarla amaç birliği içinde bulunduğunu’ iddia etti. Usta, “Ana yapı Ergenekon ile Trabzon’daki hücresel yapının aynı suç işleme DNA ve gen özelliklerine sahip olduğunun anlaşıldığını” öne sürdü. Karara yönelik eleştiriler üzerine açıklama yapan Mahkeme Başkanı Rüstem Eryılmaz, “Verdiğimiz karar, ‘örgüt yoktur’ anlamına gelmez. Verdiğimiz karardan rahatsız değiliz. Sadece tatmin edici olmadığını belirttim. Elbette bu cinayeti basite indirgeyemeyiz” ifadelerini kullandı.

Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yerel mahkemenin kararının, “sanıkların atılı suçları, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediği” gerekçesiyle bozulmasını istedi. Dosyanın temyiz incelemesini yapan dönemin Yargıtay 9. Ceza Dairesi (FETÖ’nün hakimiyetinde olduğundan daha sonra kapatıldı)  “örgüt” yönünden verilen beraat kararlarını bozdu. Sanıkların “silahlı terör örgütü” değil, “suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüt üyesi” oldukları gerekçesiyle yargılanmalarına karar verdi.

Erhan Tuncel

TUNCEL’E YENİDEN TUTUKLAMA VE TAHLİYE

Yargıtay’ın bozma kararının ardından dava 17 Eylül 2013’te yeniden görülmeye başlandı.  HSYK kararnamesiyle görev yeri değiştirilen başkan Rüstem Eryılmaz’ın yerine Hadi Çağdır getirildi. Tahliye edilen Erhan Tuncel de yeniden tutuklandı. 17/25 Aralık 2013 soruşturmalarından sonra özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti gider ayak Erhan Tuncel’i tahliye etti. Mahkemenin kapatılması nedeniyle Dink cinayeti dava dosyası İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Bu mahkemede ilk duruşma, 18 Nisan 2014’te yapıldı. Heyet, Yargıtay’ın bozma kararına uyulmasına hükmetti, Samast’ın Çocuk Mahkemesinde yargılandığı dosyayı da ana davayla birleştirildi.

DOSYA FETÖ’CÜ AKKAŞ’TAN ALINDI

Bu sırada Dink cinayetinde kamu görevlilerin sorumluluğunu soruşturan savcı Muammer Akkaş’tan (FETÖ firarisi) alınan dosya terör bürosu savcılarından Yusuf Hakkı Doğan’a verildi. Savcı Doğan bu süreçte, cinayetten yaklaşık 8 yıl sonra yargılama yolu açılan, eski İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, eski İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ve eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da aralarında bulunduğu şüpheli kamu görevlilerinin ifadelerini aldı. Savcılıkça 9 Aralık 2014’te tanık olarak ifadesi alınan Ogün Samast da “Bu cinayeti bana işlettirdiler. Yasin, suçu üzerine alıyor” diyerek Akyürek ve Yılmazer ile dosyada adı geçen diğer kişilerin ilişkilerinin araştırılmasıyla gerçeğin ortaya çıkacağını söyledi.

Ali Fuat Yılmazer

KAMU GÖREVLİLERİNE İLK DAVA

Savcı Doğan’dan sonra dosyayı devralan terör savcılarından Gökalp Kökçü ise Cerrah, Akyürek ve Yılmazer’in yanı sıra, eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ve eski emniyet müdürü Coşgun Çakar’ın da aralarında bulunduğu 26 kamu görevlisi hakkında, “tasarlayarak kasten öldürmek, silahlı örgüt kurmak ve üye olmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme, görevi kötüye kullanma ve kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” gibi suçlardan iddianame hazırladı. İddianamede, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının başlatılması amacıyla Dink cinayetinin bir ‘araç suç’ niteliğinde olduğu vurgulandı. Buna göre, Ergenekon soruşturması döneminde İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer tarafından C-2 Büro Amirliği içinde 2006 yılında  ‘gizli ve illegal’ bir C-5 Bürosu kuruldu.  Uydurma delillerle başlatılan  soruşturmaların söz konusu büroda organize edildiği belirtildi. Savcı Kökçü, cinayetle ilgili soruşturulan Ergenekon sanıkları hakkında ise takipsizlik kararı verdi.

Ramazan Akyürek

AKYÜREK VE YILMAZER TUTUKLANDI

Ramazan Akyürek 27 Şubat, Ali Fuat Yılmazer de 28 Mayıs 2015’te, bu soruşturma kapsamında tutuklandı. Kamu görevlilerine ilişkin dosya daha sonra İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki ana davayla birleştirildi. Bu süreçte, iddianameyi hazırlayan soruşturma savcısı Gökalp Kökçü dosyadan alınarak, görev yeri değiştirildi. Dink soruşturması yine bir başka savcıya bırakıldı. Ancak bir süre sonra dosya yeniden savcı Kökçü’ye verildi.

ANA DAVAYLA BİRLEŞTİRİLDİ

Birleştirilen dosya kapsamında, Akyürek ve Yılmazer’in de aralarında bulunduğu 26 kamu görevlisi ile Yargıtay’ın bozduğu ana davanın 8 sanığının da aralarında bulunduğu 34 kişinin yargılanmasına 19 Nisan 2016’da başlandı. Davanın ilk duruşmasında tutuklu sanıklardan Özkan Mumcu ve Muhittin Zenit adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

Hakkında soruşturma yürütülen Ordu Vali Yardımcısı eski Mülkiye Başmüfettişi Mehmet Ali Özkılınç hakkında, teftiş raporlarında, Dink‘in “mutlak suretle öldürüleceği” bilgisi yer alan F3-F4 raporlarını bilinçli kullanmadığı ve FETÖ’nün amaçları doğrultusunda hareket ettiği iddiasıyla hazırlanan ek iddianame de ana davayla birleştirildi. Tutuklu emniyet müdürlerinden Ercan Demir, devam eden duruşmalar sırasında tahliye edildi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, Akyürek ve Yılmazer’in de bulunduğu bazı sanıkların avukatları dosyadan çekildi.

MAHKEMENİN ÜYE HAKİMİNE ODASINDA GÖZALTI

Davanın 2 Aralık 2016 tarihli duruşmasında ilginç bir olay yaşandı. Ramazan Akyürek, savunma yaptığı sırada duruşmaya bir süre ara verildi. O gün duruşmaya girmeyen mahkemenin üye hakimlerinden Bünyamin Karakaş’ın, FETÖ’ye yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alındığı ve odasında arama yapıldığı anlaşıldı. Kısa süre sonra Mahkeme Heyeti Başkanı Canel Rüzgar da İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na atanınca Dink davası bir kez daha el değiştirdi. Hakim Ali İhsan Horasan başkanlığındaki mahkeme heyeti, 20 Aralık 2016’daki duruşmadan beri yargılamayı yürütüyor.

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve eski savcı Zekeriya Öz davanın firari sanıklarından.

CİNAYETİN 9.YILINDA GÜLEN, ÖZ, DUMANLI VE JANDARMA’YA DAVA

Cinayetten 9 yıl sonra, soruşturma dönemin jandarma görevlilerine uzandı. Geçen yıl Nisan ayında FETÖ lilderi Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz ve meslekten ihraç edilen Tuğgeneral Hamza Celepoğlu’nun da aralarında bulunduğu 50 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede, Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlileri ile İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlisi şüphelilerin kontak kurarak, cinayetin planlanması ve icrası noktasında müşterek hareket ettikleri iddia edildi. Cinayette aktif rol alan bir kısım şüpheli muvazzaf askerin, 15 Temmuz darbe girişimine de katıldıkları tespit edildi. Söz konusu dosya ana davayla birleştirildi.

Ayrıca Trabzon´da yargılaması süren dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz ve 8 jandarma görevlisinin dosyası da Eylül 2017’de ana dava eklenince dosyada sanık sayısı 85’e ulaştı.

Tetikçi Ogün Samast’ın Türk bayrağı ile çekilen fotoğrafı yargılama konusu oldu.

SAMAST’IN TÜRK BAYRAĞI İLE FOTOĞRAFIYLA İLGİLİ SANIKLAR

Dink cinayeti hükümlüsü Ogün Samast’ın Samsun Otogarı’nda yakalanması, kentin jandarma komutanlığı ve emniyet müdürlüğüne bağlı birimlerinde gözaltında tutulması, “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez” sözünün yer aldığı Türk bayrağı önünde fotoğraflarla videolarının çektirilmesi ile görüntülerle ilgili, 6 kişi 21 Mart 2017’de yakalandı.

BYLOCK TESPİT EDİLEN SANIKLAR

31 Ekim 2017’de Dink cinayetinden yargılanan eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in de aralarında bulunduğu 18 sanıkta da FETÖ’nün şifreli haberleşme programı ByLock tespit edildiği belirtildi.

Tanık beyanlarının alınmasına devam eden duruşmalarda 5 Haziran 2017’de dinlenilen soruşturma bilirkişisi Levent Yarımel, “Dink cinayetine bilerek göz yumuldu.” dedi. Davada gazeteci Nedim Şener de tanıklık yaptı.

‘İSTİHBARAT KUSURU VARDI, MAZERETİ YOK’

Davanın 5 Aralık 2017 tarihli duruşmasında savunma yapan eski Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Yarbay Metin Yıldız, “Yasin Hayal’in ve 3-4 kişinin bu eylemi gerçekleştireceği kesindi. İstihbarat kusuru vardır, bunun bir mazereti yok.” dedi.

Dink cinayeti davasında 2018 yılı genelinde yapılan duruşmalarda, kalan sanık savunmaları ile tanık beyanları alındı. 13 Şubat’ta dönemin Trabzon jandarma görevlileri Okan Şimşek ve Veysel Şahin, 17 Mayıs’ta dönemin mülkiye müfettişi Şükrü Yıldız, 12 Temmuz’da eski Trabzon Jandarma Komutanı Albay Ali Öz ve Yüzbaşı Metin Yıldız, 21 Aralık’ta da eski Tuğgeneral Hamza Celepoğlu ile astsubay Yavuz Karakaya tahliye edildi. Celepoğlu, MİT tırları, Karakaya ise darbeye teşebbüs davasından tutuklu bulundukları için cezaevinden çıkamadı.

Davanın 17 Mayıs 2018 tarihli duruşmasında söz alan tutuklu sanık Ramazan Akyürek, “eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın kendisinden, Hrant Dink‘in öldürüleceği bilgisi olan F4 belgesini yok etmesini istediğini” öne sürdü.

YİNE HAKİM DEĞİŞTİ

Mahkeme Heyeti Başkanı Ali İhsan Horasan, davanın 24 Eylül’deki duruşmasına görev yeri değiştiği için son kez katıldı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına getirilen Horasan’ın yerine başkan olarak Emre Efe Şimşek atandı.

TAHLİYE KARARLARI

Dink cinayetinin 13. yılında da devam eden davanın 12 Mart 2019 tarihli duruşmasında Samsun Emniyet Müdürü Vedat Yavuz ve Çanakkale Emniyet Müdürü Celal Sel’in tanıklığına başvuruldu. Yavuz, “F4 evrakı İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesinin sorumluluğundaydı. Notla ilgilenen C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’di.” dedi.

Davanın 14 Mart 2019 tarihli duruşmasında, tutuklu sanıklar Ercan Gün ve dönemin jandarma istihbarat görevlisi Muharrem Demirkale’nin adli kontrolle tahliyesine karar verildi. İki sanık da başka davalar kapsamında tutuklu bulundukları için cezaevinden çıkamadı.

Hakkında FETÖ’nün 7 Şubat MİT kumpasına ilişkin soruşturma yürütülen davanın sanıklarından Ercan Gün ile ilgili “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçu dosyası, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki davayla birleştirildi.

Muammer Güler tanık olarak dinlendi.

MUAMMER GÜLER: TEHDİT VE BASKI SÖZ KONUSU DEĞİLDİ

Davanın 12 Haziran 2019 tarihli duruşmasında, cinayet döneminde İstanbul Valisi olarak görev yapan eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in tanıklığına başvuruldu. Güler, Dink‘in ölümünden bir hafta önce valiliğe çağrıldığı gibi algı yaratıldığını belirterek, “Sabiha Gökçen ile ilgili hassasiyetin paylaşılması ve yazdığı yazının (Gökçen’in Ermeni olduğu iddiasını içeren yazı) kaynağının sorulmasına yönelik bir toplantıdır. Orada tehdit ve baskı söz konusu olmamıştır. Algı yaratıldı. Cinayetle ilgili hiçbir illiyet bağı yok. Devletin aba altından sopa göstermesi gibi bir durum asla söz konusu olmamıştır” ifadelerini kullandı. Güler, Celalettin Cerrah’ın en küçük bir ihmali olduğuna inanmadığını da kaydetti.

AYRILAN DOSYADA 7 SANIĞA HAPİS CEZASI

Zaman aşımı gerekçesiyle dosyası ana davadan ayrılan 9 sanıklı davayla ilgili 9 Temmuz 2019’da hüküm kuruldu. Mahkeme heyeti Erhan Tuncel’e, “tasarlayarak ve bomba kullanarak kasten öldürmeye teşebbüs, mala zarar vermek, silahlı suç örgütüne üye olmak ve kasten öldürmeye yardım” suçlarından 99 yıl 6 ay hapis cezası verirken bu sanığın tutuklanmasını da kararlaştırdı.

Yasin Hayal’e,  “silahlı suç örgütü kurma ve yönetme” suçundan 7 yıl 6 ay, Ogün Samast’a “silahlı suç örgütüne üye olmak” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası veren heyet, benzer suçlardan Zeynel Abidin Yavuz’un 14 yıl 22 gün, Tuncay Uzundal’ın 16 yıl 10 ay 15 gün, Ahmet İskender ile Ersin Yolcu’nun 1 yıl 10 ay 15’er gün hapisle cezalandırılmasına, sanıklar Salih Hacısalihoğlu ve Osman Hayal’in ise beraatine hükmetti.

Mahkeme heyeti gerekçeli kararında, “Yasin Hayal’in siyasi saiklerle suç işlemek için oluşturduğu teşekkülün zaman içerisinde diğer sanıkların da katılımıyla belirsiz tür ve sayıda suçları işlemek üzere, süreklilik gösteren, hiyerarşik düzen içerisinde çalışan ve iş bölümüne dayalı örgütsel bir yapıya dönüştüğü anlaşılmıştır” ifadesini kullandı.

Ogün Samast’ın Türk bayrağı tutuşturularak çekilen görüntüleri FOX TV üzerinden yayınlayan ve Hrant Dink cinayetinin askere yıkılmasına zemin hazırladığı iddia edilen eski FOX TV Haber Müdürü Ercan Gün.

TANIK EMNİYET MÜDÜRÜ ZAMAN’IN KURYESİNİ AÇIKLADI

Davada tanık olarak dinlenen o dönem İstanbul’da görevli emniyet müdürlerinden Yunus Dolar, “Zaman gazetesine bir şeyi Ercan Gün aracılığıyla iletiyorduk ve Zaman gazetesinden Ekrem Dumanlı da söyleyeceklerini Gün vasıtasıyla iletiyordu.” dedi.

DURUŞMA 18 ŞUBAT’TA DEVAM EDECEK

Davanın 2019 yılındaki son duruşması 28 Kasım’da görüldü. Mahkeme heyeti, başka bir dava kapsamında suç örgütü elebaşı olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan Yakup Kürşat Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 8 kişinin tanık olarak dinlenilmesine karar vererek duruşmayı 18 Şubat’a erteledi.

Hrant Dink katledilişinin 13. yılında anıldı