Kafkas Seddi ikinci kez yıkıldı!

Kafkas Seddi ikinci kez yıkıldı!

Azerbaycan, tarihi bir zafer elde etti ve Karabağ’ı kurtardı.

Paşinyan, yenilgiyi kabul etti ve çekilme anlaşmasını imzaladı.

Anlaşmanın 9. Maddesi çok önemliydi.

Türkiye sınırındaki Nahcivan ile Azerbaycan’ı bağlayan koridor açılacak.

Bunun önemini bölge uzmanı stratejist Sinan Oğan açıkladı:

Anlaşmanın en önemli maddelerinden birisi Nahçivan’ı Azerbaycan anakarasına bağlayacak bir Koridorun olması. Bu Türkiye için Turan’a artık doğrudan kara bağlantısının olması demektir.”

Yani Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Kafkas Seddi bir kez daha yıkılmış oldu.

Türkiye ile Rusya’nın stratejik işbirliği bu zaferi bize getirdi.

Türkiye, artık Batı’dan gördüğü baskılara karşı Doğu’ya yaslanabilecek.

Atlantik’te boğulan Türkiye, Asya merkezli Çin’in Kuşak ve Yol projesine daha güvenle katılabilecek.

2008’de Amerikan uşağı Saakaşvili Gürcistan’ı felakete sürüklemiş ve Abhazya’yı Avrasya’ya hediye etmişti. (ABD’nin gerileme döneminin başlangıcıdır)

2020’de ise Amerikan uşağı Paşinyan Ermenistan’ı yıkıma götürüp, Karabağ’ı Türk dünyasına sundu. (Son rezalet seçimler ve Biden’ın gelmesi de ABD’nin çöküş döneminin başlangıcı oldu)

Bu arada ülkemiz ve bölgemizdeki siyasetçilere bir haberim var.

Batı kuklası olmak artık Avrasya’da kaybettiriyor.

Müesses Nizam’ın adamı Biden geldi diye sevinen, “Yetmez ama evetçiler”e, eski Barzani kuryelerine, erkenden tebrik mesajı gönderenlere duyurulur!

Tarih, okumasını bilen için derslerle doludur.

Bugün 82. ölüm yıldönümünü hüzünle andığımız Büyük Atatürk, Kurtuluş savaşında o muhteşem dehasıyla Türkiye’yi doğudan kuşatan Kafkas Seddi’ni kırmayı nasıl başarmıştı bir göz atalım.

ATATÜRK’ÜN KAFKAS PLANI

Kurtuluş Savaşı’nın en çetin günlerinde, 5 Şubat 1920 tarihinde, “Gizlidir ve Gayet Aceledir” kaydıyla, Mustafa Kemal, Anadolu’daki tüm kolordu komutanlarına şifreli uzun bir telgraf gönderdi. (1)

Atatürk, I. Dünya Savaşı galiplerinin “Türkiye’yi oldubittilere getirip, barışı bu oldubittilere oturtmak” istediklerinin anlaşıldığını, ama asıl sorunun Dünya Savaşı’nı kazanan güçlerle, Bolşevikler arasında olacağına dikkat çekiyordu.

Atatürk, “Elverişsiz barış şartlarına karşı Türkiye’ye silahlı savunma imkânı verecek tek cephe Kafkas cephesidir. Bu nedenle Bolşeviklerle ilişki kesilmemelidir” diyordu.

Kafkas milletlerinin araya set çekme ihtimaline karşı Bolşeviklerle anlaşma yoluna gidilmesi gerekir” diyordu.

Atatürk durum değerlendirmesinde Boğazlar, Karadeniz ve Anadolu’da İngilizlerin üstünlük sağladıklarını, Türkiye’nin İstanbul, Karadeniz, Ege Bölgesi, güney kıyıları olmak üzere üç yönden sarıldığını, Rusya’nın içinde İngilizlerin desteklediği iç çatışmaların sürdüğünü, Bolşeviklerin zafer kazanmasının Türkiye açısından büyük önem taşıdığını da belirtiyor.

Asıl çelişkinin Kafkas Bölgesi’nde yoğunlaşacağını belirten Atatürk, “Kafkaslar’da İngilizlerin bir set, bir duvar oluşturduğunu ve böylece Türkiye’nin çembere alınmak durumuna geldiğini” de işaret ediyordu.

İngiltere 1918’de, Kafkasya’da bağımsızlıklarını ilan eden Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’ın bağımsızlıklarını tanımış, bu devletlere askeri danışmanlar göndermiş, silah yardımı yapmaya başlamıştı.

Karadeniz’de tamamen İngiliz donanması egemendi. İngilizler ayrıca Kars’ta kuruluş aşamasındaki “Kafkas İslam Şûrası” oluşumuna da destek veriyorlardı.

İngiltere, Kafkaslar’da yeni kurulan devletlere destek olmak suretiyle, Anadolu direnişinin tek çıkış kapısı olan Kafkaslar üzerinden Sovyetler Birliği ile kurulacak temasları engellemek ve Anadolu hareketini boğmak istiyordu.

Mustafa Kemal Atatürk, o uzun telgraf mesajında şöyle bir soru yöneltiyor:

Eğer galip devletler, Türkiye’nin Sovyetler’e karşı silahlı direnişini istiyorlarsa birçok fedakârlıkta bulunmaları gerekir, en azından işgal ettikleri toprakları bize bırakmaları gerekmektedir. İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan’ın böyle bir davranışa yanaşmayacakları” açıktır.

Öyleyse “Bizi tatmin yönü söz konusu olamayacağına göre, bizi bitirmeye ve bu yüzden her şeyden önce bütün direniş noktalarımızı kırmaya karar vermeleri gerekir.”

Mustafa Kemal bu önemli stratejiyi adım adım uyguladı. Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, Kut-ül Amare kahramanı Halil Kut Paşa ve Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil Paşa’yı bölgeye gönderdi.

Bolşeviklerle işbirliği sağlandı ve 28 Nisan 1920’de Sovyet ordusu Türk ordusunun yardımıyla Azerbaycan’a girdi. İngiliz kuşatması, TBMM’nin açılışından sadece 5 gün sonra yarılmış oldu.

İşte strateji dehası diye buna derim ben.

Atatürk, Kafkas seddinin yıkılmasındaki en önemli noktayı şöyle açıklıyor:

Türkiye, Kafkasya’da Bolşevik yayılmasını kolaylaştırma ve onunla hareket birliği yapmakla, doğuya doğru, Anadolu, Suriye, Irak, İran, Afganistan ve Hindistan kapılarını müthiş bir suretle açmış olacaktır.”

Büyük Atatürk, her ne kadar çağdaşlaşmada Batı medeniyetini örnek aldıysa da, stratejik olarak emperyalistlerin ezeli düşman olduklarını en iyi bilen insandı.

Ve ölüm döşeğinde, “Batı ile ittifak yapmayın, Sovyetler ile dostluğu asla bozmayın” vasiyetinde bulundu.

Ne yazık ki unutulan o vasiyet sonrası, Batı Emperyalizmi’ne adım adım teslim olduk.

Bugünkü durumumuz bunun sonucudur.

RUSYA İLE İŞBİRLİĞİ ŞART

O dönemi unutturmak için, 10 Kasım 1938’den itibaren çok çalışan NATO kafalar, bugün de çok rahatsız.

Bazı Amerikan muhipleri Azerbaycan’ın Karabağ zaferinden üzgün.

Gerçekten de bu böyle.

Neymiş efendim: Şu an Karabağ’da Bakü’nün kontrolü dışında kalan Ermenilerin yaşadıkları yerler ve Laçin koridorunun nihai statüsü yıllar sonra, o da çözülürse, Rusya’nın çıkarları çerçevesinde çözülürmüş. Aliyev şu an bunun farkında değilmiş! Yani burada tek kazanan Rusya olmuş, Türkiye ve Azerbaycan kaybetmiş!”

Buna ne denir artık bilemem...

Rusya kazandı elbette.

Sorosçu bir Ermeni siyasetçiyi tasfiye etti.

Burnunun dibinde ikinci bir Gürcistan riskini ortadan kaldırdı.

Minsk grubu zaten kimseye fayda getirmiyordu.

Minsk grubundaki Fransa’nın azılı bir Türkiye düşmanı olması zaten başımızı ağrıtıyordu.

Minsk grubunun ortadan kalkması çok iyi oldu.

İşgal altındaki Ata topraklarını Cumhurbaşkanı Aliyev’in üstün stratejisi ile geri alan Azerbaycan ise en büyük kazanan oldu.

Türkiye de büyük kazandı.

Ermenistan’ın ablukasının kalkması ve Nahcivan üzerinden Azerbaycan’a yol açılmasıyla Ankara, Asya’ya sağlam bir Türk koridoru açacak.

Bundan üzüntü duymak için hakikaten, en hafif tabirle ABD aşığı filan olmak lazım.

Evet, yandaş medyanın vermediği istifa haberi gazetecilik açısından skandaldır.

Türkiye’de demokrasi ve basın hürriyetinin ne kadar azaldığını da gösterir.

Berat Albayrak’ın gitmesi, Lütfi Elvan’ın gelmesi, şu ekonomik kriz ortamında önemlidir.

Ancak Azerbaycan’ın Karabağ Zaferi, kısa, orta ve uzun vadede hepsinden daha önemlidir.

Bakınız tüm uzmanlar net söylüyor; Biden döneminde iki ülke hedef tahtasına konacak:

Türkiye ve Rusya.

Biden’ın hedefi, bazılarının hevesle beklediği gibi sadece Erdoğan’ı devirmek değil.

Türkiye’yi tekrar ABD, NATO ve AB boyunduruğuna alıp, Rusya ile arasını bozmak ve güçsüzleştirip Kukla İsrail (Kürdistan) devletine razı etmek, Doğu Akdeniz’den kovmak, Kıbrıs’ı Rumlara hediye etmek. Nihayetinde Büyük Ermenistan’a yol vermektir.

Ben şahsen, 18 yıllık büyük yıkımdan sonra Türkiye’de iktidarın demokratik yollardan değişmesi gerektiğini savunuyorum.

Ama bu değişim, ABD sayesinde, onunla işbirliği içinde olmamalı.

Biden’ın temsil ettiği Establishment, iktidarı BOP projesi kapsamında kuruluşuna yardım ettiği AKP’den alıp, yeni BOP projesi kapsamında oluşturacağı yeni bir formüle devretmenin hesabında.

Ben ve benim gibi Kemalistler ise, her zaman Atatürk gibi yapmanın derdindeyiz.

Kurtuluş oradadır çünkü.

Tam bağımsızlık olmadan kurtuluş da olmaz.

KAYNAKLAR:

  1. Alev Coşkun - https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kafkas-seddi-durum-degerlendirmesi-1718594