Kafkasların ve Hazar bölgesinin jeopolitik geleceği yazılırken

Kafkasların ve Hazar bölgesinin jeopolitik geleceği yazılırken

27 Eylül’de Ermenistan’ın saldırılarıyla başlayan Azerbaycan-Ermenistan çatışması yoğunluğunu artırarak devam ediyor. Ermenistan’ın uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak sivilleri hedef alması, Erivan’ın bu savaşı ne kadar kirli bir şekilde yürüteceğini de gösteriyor. Her yeni gün Karabağ’ın özgürlüğüne Azerbaycan bir adım daha yaklaşıyor. Azerbaycan’ın ilerleyişinin Avrasya’nın ön kapısı Kafkaslar’daki jeopolitik düzeni sil baştan değiştireceği gibi başta Rusya, ABD ve öteki Batılı güçlerin de geleneksel olarak Karabağ meselesine ve Kafkaslara yaklaşımını da değiştirecek gibi görünüyor.

Rusya’nın öncülüğünde “zoraki” bir ateşkes imzalanmasına rağmen Ermenistan, durmaksızın Azerbaycan kentlerini, sivilleri vurması, Ermenistan’ın saldırıları ateşkesi ve uluslararası hukuk kurallarını ihlal etmesi nedeniyle anlamsız gözükse de aslında Erivan yönetiminin ya da arkasındaki  üst aklın ince hesapları var: Birincisi, Azerbaycan’ı Ermenistan topraklarına saldırtarak Rusya’nın eski Sovyet ülkelerinin bir kısmıyla 2002’de bir nevi NATO’nun muadili ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nün askeri kanadı olacağını düşünerek   kurmuş olduğu Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün (KGAÖ) devreye girmesini sağlamak. Hatırlayalım! Kremlin ne demişti? “Çatışmalar Ermenistan topraklarının dışında yaşanıyor dolaysıyla Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü müdahil olamaz.” Aslında Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü, üyelerinden birisinin saldırıya uğraması durumunda BM antlaşmasının 51.maddesi uyarınca kollektif meşru müdafaa hakkının kullanılması bağlamında harekete geçer. Fakat, bu meselede Ermenistan saldırıyı başlatan taraf olduğu için çatışmalar kendi topraklarında bile olsa Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün  müdahalesinin meşruiyetini ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle ısrarla dünyadaki Ermeni diasporası ve Ermenistan saldırgan tarafın Azerbaycan olduğu şeklindeki kara propagandayı yürütüyorlar. Ermenistan’ın son saldırılarından sonra Azerbaycan’ın Ermenistan topraklarına düzenleyeceği her saldırı ise uluslararası hukuk açısından hem misilleme hem de meşru müdafaa hakkı kapsamında meşru olacaktır.

Bu arada, şunu da söylemek gerekir; BM 51.madde uyarınca kollektif meşru müdafaa hakkı da meselenin BM Güvenlik Konseyi’ne intikal etmesine kadar geçerlidir. BM güvenlik Konseyi olaya el koyduğu andan itibaren meşru müdafaa hakkı da ortadan kalkar. Tabii ki bu durum Erivan’ın işine yaramayacaktır. Eğer Rusya üzerinden bakarsak Ermenistan, Güvenlik Konseyinde Rusya, Çin ve  Fransa’nın desteğini alır gibi durmaktadır. Fakat ABD ve İngiltere’nin Rusya’nın başarısını tescilleyecek bir sürece onay verir mi o belli değil.

Ermenistan’ın ateşkese rağmen Azerbaycan’ı sürekli taciz etmesi ve kışkırtmasının diğer bir nedeni de Azerbaycan’ı  sonu gelmeyecek kirli ve belirsiz bir savaşa sürükleme planıdır. Böyle bir savaş Azerbaycan’ın kalkınmasına büyük bir darbe vuracak, Azerbaycan’ı tüketecek ve zayıflamış  bir Azerbaycan dış müdahaleye ve kontrole açık bir hale gelecek. Üstüne üstlük bir de savaşın faturasını savaş tazminatı olarak  Azerbaycan’a çıkartılması var. Bunun örnekleri yakın tarihte var. 1979’da İslam Devrimi’nin gerçekleştiği Ortadoğu’nun en büyük askeri gücü olan İran’ın bu gücü ABD’nin kurguladığı bir senaryo ile Irak’la girdiği savaşta yok oldu. Bu savaşın kaybedeni İran ve Irak olurken kazananı ABD ve İsrail oldu. Dolaysıyla, ABD’nin var olamadığı Hazar ve Kafkaslar bölgesinde Azerbaycan-Ermenistan savaşı üzerinden bir Rus-Amerikan jeopolitik mücadelesinin yaşanması bölgede sonu gelmeyen kaosa neden olacaktır.

KUŞAK VE YOL GİRİŞİMİNE JEOPOLİTİK ENGEL

Böyle bir jeopolitik mücadele Çin’i Avrupa’ya bağlayan  Kuşak ve Yol Girişimi üzerinden tek kara bağlantısı olan Rusya hattı ile Azerbaycan-Gürcistan ve Türkiye üzerinden geçen alternatif yol olan  Orta Koridor hattının da kapanması anlamına gelir ki, ABD için Kafkaslarda ve Hazar bölgesinde olmaktan çok daha önemlidir. Bu nedenledir ki ABD, birkaç cılız açıklamanın dışında sessizliğini korumaktadır. ABD’deki Ermeni lobisi Trump’ı Türkiye yanlısı olmakla suçluyor. Geleneksel olarak ABD’deki Ermeniler cumhuriyetçilere daha yakın. Özellikle eski kuşaklar yani Soğuk Savaş dönemini görmüş olan Ermeniler, ABD’de daha çok Cumhuriyetçi Parti etrafında kümelenmekteydiler; ancak bu gün genç nesil Ermeniler daha çok demokratlara yakın durmaktalar. Kasımda yapılacak başkanlık seçiminde de Ermeniler renklerini belli etmeye başladılar. Çatışmaların başlamasından iki gün sonra demokrat aday Biden’ın Ermenistan’a destek açıklaması ve Türkiye’nin meseleye müdahalesini kınaması Ermenileri memnun etmiş gözükmektedir. Son günlerde ABD’de önde gelen Ermeni isimlerden Biden’a destek açıklamaları peş peşe gelmektedir. ABD’de 1.5 milyon Ermeni yaşıyor. En fazla Ermeni’nin bulunduğu şehirler ise Los Angeles, New York ve Boston. Bu şehirler, Demokrat Partinin kaleleri kabul ediliyor. Zaten bu şehirlerin büyük çoğunluğu oylarını Biden’a vermesi garanti olarak görülüyor. Bu şehirlerin dışında ABD’nin seçimlerde kilit eyaletlerinde de  yaşayan Ermeniler var. Örneğin,  Michigan'da yaklaşık 50.000, Florida'da 35.000, Pennsylvania'da 30.000 ve Wisconsin'de 10.000 Ermeni yaşamaktadır. Trump, bu eyaletleri 2016'da yüzde 1,2 gibi  az oy farkıyla kazandı. Tüm bu anlatılanlara rağmen Trump’ın sessiz kalması Azerbaycan-Ermenistan savaşını yukarıda bahsettiğimiz gibi Çin’in Kuşak ve Yol Girişimine büyük bir darbenin indirileceği bir fırsat olarak  görmüş olmasıdır.

YAHUDİ LOBİSİ, AZERBAYCAN'IN YANINDA MI?

ABD’de Ermeni lobisinin yoğun baskısını ise Yahudi lobisi önlemektedir. Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı İsrail menşeili silahları kullanması İsrail’i memnun etmiştir. Zira sahada İsrail silahlarının başarılı bir şekilde kullanılması İsrail savunma sanayisi için de güzel bir reklam olmuştur. Ayrıca İran’ın yanı başında İsrail’in stratejik bir ortağının olması ve İran nüfusunun önemli bir çoğunluğu oluşturan Azerbaycan Türklerinin bulunması ve İran’ın Ermenistan’ı desteklediğine yönelik iddialar ve kanıtlar İsrail için bulunmaz bir fırsat olmuştur. Bunun yanında Azerbaycan’ın zengin enerji kaynakları da İsrail’in iştahını kabartmaktadır. Dolaysıyla Azerbaycan ile arasındaki stratejik ilişkiye binaen İsrail’in ABD yönetimi nezdinde  Azerbaycan’ın yanında durduğuna yönelik söylentiler var.

RUSYA'NIN YAKLAŞIMI

Tüm bu gelişmeleri Rusya yakından takip ediyor. Aslında Kremlin biraz da gelinen durumu şaşkınlıkla izliyor. Ermenistan’ın nasıl bir oyun oynadığını anlamış değil. ABD’nin sessizliğinin hayra alamet olmadığını da biliyor. Öte taraftan Ermeni lider Paşinyan’ın Batı desteğiyle bir Kadife Devrimle iktidara gelmesi nedeniyle de Moskova’nın Erivan’a yaklaşımı çok sıcak değil;hatta söylentilere göre Putin Paşinyan’dan görevi bırakması konusunda süreli telkinde bulunuyormuş.

Azerbaycan-Ermenistan savaşının Türk-Rus ilişkilerinde  de yansımaları göründü. Son dönemde Türkiye ile Libya’da  ve Suriye’de yaşanan anlaşmazlıkların Kafkaslarda karşılığını bulabileceğini pek Rusya pek tahmin etmemişti. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna devlet başkanı ile görüşmesinde samimi pozlar vermesi ve Kırım’ın Rusya tarafından  ilhakını bir kez daha kabul etmediğini ilan ederek Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne destek verdiğini açıklaması Azerbaycan-Ermenistan müzakerelerinde masada olmasına karşı çıkan Moskova’ya önemli  bir  mesaj olarak değerlendirildi.

Masada bir de Lavrov planı adı verilen aslında çatışmalar başlamadan önce gündeme gelmiş olan ve bazı reyonların Azerbaycan’a verilmesi geri kalanında da plebisit yapılarak özerk bir yönetim kurulması gibi başlıkları içeren bir belge dolaşıyor ama artık bölgede Rusya’nın belirleyici rolü eskisi  kadar var mıdır önümüzdeki günler bize gösterecek.

Sonuç olarak, sahada, cephede Azerbaycan kazanmaktadır. Ancak Azerbaycan kazanımlarını savaş sonrası kurulacak masada tescil ettirmesi gerekmektedir. Masa/diplomasi, savaştan daha çetin ve zor bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Masada/diplomaside iki kere iki her zaman olması gerektiği gibi dört etmez, farklı sonuçlar verir. Bu nedenle masaya hazırlık yapılmalı ve çok sıkı argümanlarla gelinmeli. Şu ana kadar izlediğimiz tablo yaşanan savaşın Karabağ’ın azad edilmesinin ötesinde Kafkasların ve Hazar bölgesinin jeopolitik geleceğinin şekillenmesi; hatta yazılması olarak öne çıkmaktadır…Ermenistan kendi diplomatik zeminini oluşturabilmek adına Rusya, Fransa, ABD ve hatta Çin nezdinde lobi yapmaktadır. Özellikle Çin’in dikkatini ve desteğini alabilmek için Uygurların Azerbaycan ordusu saflarında Ermenistan’a karşı savaştığı yalanını bile uydurmaktadır.