Kafkasya ve Orta Asya Arkeoloji Araştırmaları Merkezi nasıl kapatıldı?

featured

Nezih Giritlioğlu yazdı…

Dokuz Eylül Üniversitesi Kafkasya ve Orta Asya Arkeoloji Araştırmaları Merkezi (KAM) iki yıl önce kapatıldı. Üniversitede son yıllarda artan tatsız uygulamaların haberlerini medyada izliyoruz. Ancak KAM’ın kapatılması haber olmadı. KAM yöneticisi Prof. Dr. Semih Güneri bu konunun medyada haber olmasını baştan beri istemedi. Yıllar yılı arı gibi çalışıp bilim üreten KAM akademisyenleri 1998’de kurdukları bu bilim merkezini 2021 sonbaharında rektörlük emri ve dekanlık baskıları sonucu sessizce boşalttılar ve çekip gittiler. KAM’ın bilimsel faaliyetlerini 2010’lu yıllardan itibaren yakından izleme olanağım oldu. KAM kitaplığında yapılan interaktif toplantılara katılanlardan biri olarak bu özel kurumun kapatılma hikâyesine ayna tutmak istiyorum.

KAM, Avrasya coğrafyasındaki Türk maddi kültür birikimini arkeolojik metotlarla araştıran Türkiye’nin tek akademik bilimsel kurumudur. KAM, Rektör Prof. Dr. Fethi İdiman’ın (1996-2000) özel girişimleriyle kuruldu. Sonraki rektör Prof. Dr. Emin Alıcı (2000-2008) döneminde 8 yıl boyunca kapalı tutuldu. Faaliyetlerine izin verilmedi. Buna rağmen KAM’ın en verimli çalışmaları bu dönemde gerçekleşti. KAM’ın kurucu başkanı Prof. Dr. Semih Güneri son çalışmalarının birinde şöyle anlatıyor: “Aktif araştırmalarımızı iki sekiz yıla ayırıyorum: İlk sekiz, 2001-2009, erken evre, ikinci sekiz, 2009-2017, olgun evre. Erken evre benim için çok sıkıntılı, çalkantılı ve sürekli yokuş tırmandığım bir evre oldu. İlk iki TÜBİTAK-DPT projesi bu evrenin temelini oluşturdu. Güney Sibirya, Moğolistan ve Kazakistan’da yürüttüğümüz öncü OTAK (Orta Asya’da Türk Kültürünün Arkeolojik Kaynakları) araştırmaları o günlerin koşullarına göre iyi sayılabilecek maddi imkânlarla gerçekleştirildi. Çalıştığım kurumda başıma gelenler ve yaşadığım kâbus günlerimi bir kenara koyarsak bilim hayatımın en aktif, en üretken günleri o günlerdi diyebilirim.”

KAM’ın Türk kültürü araştırmalarına katkılarını saymakla bitiremeyiz. Ülkemizde Türk kültürü alanında araştırma yapan akademik kurumlar tarih disiplini temellidir. Tarih araştırma metotları yazılı kaynaklara dayanır. Dil verileri oldukça kısıtlıdır. Dolayısıyla araştırma olanakları dil verilerinin varlığıyla sınırlıdır. Çok basitçe, ne kadar yazılı kaynak o kadar tarih, diyebiliriz. KAM araştırmalarını bu kategoriden ayırmak zorundayız. KAM, Türk tarihini arkeolojik belgeler üzerinden yürütüyor olmakla özgündür. Arkeolojik belgelerde sınır yoktur. Uçsuz bucaksız Asya steplerinde, yeryüzünde ve yer altında binlerce, on binlerce arkeolojik anıttan söz ediyoruz. Bu bakımdan KAM’ın kuruluşu bir devrimdir. KAM, her şeyden önce Türk akademiyasında yaygın olmayan bir kolektif çalışma örneğidir. KAM, varlığı süresince doktora öğrencileri ile birlikte bilim üretmiştir. KAM’ın simgesi olan Türk-Altay Kuramı, kurumun başkanı ve doktora öğrencilerinin ortak emeklerinin ürünüdür. Türk-Altay Kuramı, Türk kültürü prehistoryasına adanmış, benzeri kesinlikle olmayan sofistike bir başyapıttır. Batılı tarihçilerin dayatmalarını, ırkçı teorisyenlerin Hint-Avrupa kuramlarını sorgulayan uluslararası bir süreçtir.

KAM, 2001-2019 döneminde Güney Sibirya, Moğolistan Altayları, Çin Halk Cumhuriyeti (Doğu Türkistan, Ningxia-Hui, Xi’an, Tibet) Baykal bölgesi ve Gobi çölü bölgesinde uluslararası ortak arkeolojik çalışmalara imza atmıştır. Bu süre içinde bölgelerdeki binlerce petroglifin kayıtlarını gerçekleştirmiştir. KAM, 2007-2017 arasına, 6 ayrı uluslararası Avrasya arkeoloji kongresi sığdırmıştır. Bunların ikisi Ukrayna’da ve Azerbaycan’da gerçekleştirilmiştir. KAM faaliyet yılları içinde, haftalık, aylık ve yıllık bilimsel periyodik toplantılar hayata geçirmiş, bir süreli yayın çıkartmış, sayısız bilimsel makale ve kitap yayınlamıştır. Çarşamba toplantılarında ise doktora öğrencilerinin çalışmaları tartışılmıştır. Bir yandan kesintisiz devam eden aktif arazi çalışmaları, diğer yandan bölgede çalışan araştırmacılarla olan yakın ve etkileşimli ilişkileri, KAM çalışanlarına sınırsız uluslararası deneyimler kazandırmıştır.

KAM, zaman içinde TÜBİTAK, DPT, Türk Tarih Kurumu ve üniversite kaynaklı projelerden gelen teknik, elektronik, mekanik araç-gereç zenginliğine sahip olmuştur. Aynı anda 3 alanda kazı yürütülecek teknik donanım başta olmak üzere koca bir fakültenin bile sahip olamayacağı zenginlikte elektronik donanım oluşturmuştur. KAM, Doğu Anadolu, Orta Anadolu ve Batı Anadolu coğrafyalarından, arkeolojik kazılardan ve surveylerden gelen sayısız seramik örneklerinden oluşan eşsiz seramik koleksiyonuna sahiptir. KAM, yıllar içinde kazanılmış 5 bin parçalık kitap ve belgeden oluşan Avrasya arkeolojisi tematik kütüphanesi yaratmıştır.

2016-2017 döneminde Prof. Dr. Semih Güneri’nin Rusya’da görevli olarak bulunduğu sırada, Rusya’nın dünyaca ünlü bir arkeolojik kurumunun başkanının (adını kullanmama izin yoktur) önerisi ile Doğu Anadolu’da çok önemli bir alanda yapılması düşünülen Rus-Türk ortak projesi üzerinde görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Hoca bu öneriyi 2017 ve 2018’de üniversitede göreve gelen her üç rektör ile görüşmüş, bilgi aktarmış, yazılı rapor vermiştir. İlk iki rektör konuya oldukça ilgi göstermiştir ancak görevleri kısa sürede sona erdirilmiştir. Özellikle son rektör (2018- ) bu önerileri konuşmaya dahi değer bulmamış, hocamızı kabul etmemiştir. Prof. Dr. Semih Güneri, başkanı olduğu KAM’ın misyonunun kendisinden sonra devamı için, yetiştirdiği 3 doktora öğrencisine kadro verilmesini talep etmiştir. Hatta öğrencilerinin çalışmalarını bitirene kadar üniversitede sözleşmeli olarak kalmayı önermiştir. Yakın çevresindeki herkesin bildiği gibi hoca, profesörlük diplomasını da aldığı 100 yıllık eski Sovyet üniversitesi başta olmak üzere Kafkasya ve Rusya üniversitelerinden 2010’dan beri davet almaktadır. Bu davetlere rağmen KAM misyonunun kesintiye uğramaması için birkaç yıl daha üniversitede kalmayı önermiştir. Rektörlük, hocanın hiçbir önerisini ve görüşme talebini dikkate almamış, onu kabul etmemiştir.

KAM başkanı KAM’ın kapısına kara kilit vurulduktan sonra İrkutsk Devlet Üniversitesi Tarih Fakültesi dekanlığından gelen iş teklifini kabul etmiştir.  İşte, 20 yıl içinde dünyanın en saygın arkeolojik akademik kurumlarından biri haline getirilen Kafkasya ve Orta Asya Arkeoloji Araştırmaları Merkezi (KAM)’nin üniversite rektörlüğü emriyle kapatılma hikâyesinin ana hatları bunlardır. KAM’ın kapatılması kimin işine yaramıştır? Rektörün mü? Hayır. Dekanın mı? Hayır. Bence her ikisinin de değil. Çünkü KAM, kapatılma sürecinde hiçbir yöneticinin umurunda olmamıştır. Peki, kimin işine yaradı bu durum? KAM’ı dünya ölçülerinde işleten, başarıdan başarıya koşan, ödüller alan, uluslararası alanlarda söz sahibi olan, saygı gören, DEÜ adını dünyaya duyuran KAM çalışanlarının ulaştığı üstün başarı düzeyini hazmedememiş bir grup akademisyenin olabilir mi? Hatta aynı fakültenin aynı binasında, komşu bir bölümün elemanlarından birilerinin? Neden olmasın! Çünkü o birileri bunu hep yapıyor. Ve çamur atmak için ellerinde o kadar çok çeşitli malzeme var ki. Örneğin “onlar ateist, onlar Şamanist, onlar rejim muhalifi”. Doğrudur ya da değildir. Bunun hiçbir önemi yok. KAM gibi uluslararası başarıya ulaşmış bir kurumu algılama zorluğu çeken atanmış bir rektörün aklını çelmek için bu kadarı yeter de artar bile. Önemli ve dikkate değer olan, KAM gibi zirvede bir bilim kurumunun kaderinin, akademisyen donundaki soytarıların kara-propogandasına gelmeye hazır yöneticilerin iki dudağı arasında olması gerçeğidir.

Kaynaklar:

Güneri, S. 2023, Türk-Altay Kuramı: Arkeolojik Belgeler Işığında Kuzey Asya’da Türklerin Erken Kültür Tarihi, Kabalcı Yayınları, İstanbul.

Semih Güneri ile özel görüşme.

Kafkasya ve Orta Asya Arkeoloji Araştırmaları Merkezi nasıl kapatıldı?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 22 Ocak 2024, 19:07

    Ulusumuz için önemli böyle bir bilimsel araştırma merkezinin kapatılması çok üzücü bir kayıp, bilgilendirmenize teşekkürler.

  2. İlk defa duydum.Ne güzel çalışmalarmış.Ama Türk olabildikten sonra,bu yüksek harsı iliğinde hissettikten sonra ateist,şaman olsan ne olur olmasan ne olur.Zaten şahikadasın.Yeniden açılır.Hele hele Hitn-Avrupa dayatma ve yalanını korkudan titrettiği belli oluyor.Demek doğru yoldur.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!