Kan ürünleri pazarında göğüs göğüse mücadele

Kan ürünleri pazarında göğüs göğüse mücadele

Önceki makalemde Kan Ürünleri Pazarını oluşturmak üzere SGK ile sözleşme yapan Ethem Sancak’ın yeğeni Murat Sancak’a ait Maxicells A.Ş’nin “Plazma Fraksiyonu Projesi” ihalesini aldığını belirtmiştim. Maxicells firmasının iddiası bu ürünleri Türkiye’de üretmek olduğunu ancak geçen 2 yıl boyunca üretim adına bir girişim yapılmadığını, yalnızca yabancı firmaların Türkiye Satış Haklarını almak üzere girişim başlattıklarını bunun da kan ürünleri ithalatında aracı olan Türk Eczacılar Birliği ve diğer uluslararası firmaları rahatsız ettiğini söylemiştim. SGK ile yapılan sözleşmenin ayrıntıları ortaya çıktı. Maxicells firmasının 19 Mayıs 2017’de SGK ile bu anlaşma imzaladığını ilaveten 12 Haziran 2018 de Türk Kızılay’ı ve Maxicells firması arasında “Plazma Temini Sözleşmesi” yapıldığı anlaşıldı. Anlaşmaların ayrıntıları sayfa sayfa basında çıkarken bu çatışmanın pazarı kapmak ve pazarı kaptırmamak üzere iki grubun çatışması olduğu anlaşıldı.

Aldığımız haberlere göre bu çatışma Ethem Sancak grubunun canını hayli sıkmış. Öyle ya önünde direnen gruplar bu kez dişli gruplar. Sermayelerin çatışması her daim serttir, acımasızdır, yıpratıcıdır. Ethem Sancak olsanız bile canınız sıkılabilir. Uluslararası ilaç kartellerini ezmek AKP’li Mehmet Cengiz’in halkın direncine karşı ettiği küfürdeki gibi analar üzerinden başarılmaz. Belli ki sert babalar, kravatlı abiler devreye girmiş.

Gelelim haberlere… Anlaşmanın tarihine bakılırsa, Kızılay ile yapılan Plazma Temini sözleşmesinin başlamasına iki ay kalmış. Evdeki hesap çarşıya uyarsa iki ay sonra büyük bir kampanyanın başlayacağı tahmin edilmekte. Ancak enteresan durum şu: SGK bu ürünlerin Türkiye’de üretilmesi için 24 ay ile 60 ay arasında bir süre verilmiş. Yani firma üretim süresi için 60 ay yani 5 yıl zaman kazanmış durumda. Ya bu 5 yıl içinde üretim tesislerini kuracak ve kan ürünleri üreterek iç piyasaya verecek; kalanı da satacak. Ya da bu işten vazgeçecek.

Aldığımız bilgilere göre Maxicells üretim için muhtemelen Almanya’daki Biotest firmasıyla görüşmüş. Bu firmanın enteresan bir uygulaması var. Avrupa’ya sattığı ürünün kalitesi ile diğer ülkelere yani bizlere sattığı ürünün kalitesi farklı. Belki bizden aldığı ürünü işleyip geri gönderebilir. Yani Türk Plazmaları Almanya’da işlenip Türkiye’ye gönderilebilir. Bu ürünler iç piyasa ihtiyacını karşılayabilir. Diyeceksiniz ki girişim girişimdir. Türk plazması Avrupa’da işlenip iç piyasada tüketilebilir. Sorun ne?

Türk Firması üretim hedefini yılda 500 bin litre plazma üzerinden kurgulamış. Tıbbi endikasyonlara göre bir kişiden alınacak plazma 180-200 mL arası. Bu da yaklaşık 2.5 milyon donasyon (bağış) demek. Bu miktara ulaşmak için bağış kampanyaları düzenlenecek; eğer yetmezse ithal edilecek. Ancak sorunlar burada başlıyor. Bu miktar iç kaynaklardan sağlanamazsa plazma ithali yapılacak da nereden ithal edilecek; ne şartlarda ithal edilecek? Avrupalı insanların Türkiye üretim pazarına kan bağışlaması ve yine Avrupalı firmaların Türkiye’ye plazma vermesi mümkün değil. Acaba bu plazmalar plazma üretme standardizasyonu Avrupa’ya uymayan uzak doğu ülkelerinden ve Afrika ülkelerinden mi ithal edilecek bilemiyoruz.

DEVLET İLK KEZ ÖZEL BİR FİRMAYA BU YETKİLERİ VERDİ

Plazma sorunun önemli boyutu şu: Avrupa kriterlerine göre Türkiye’de alınan plazmanın viral kontrolü tam değil; aynı zamanda plazma alınırken ki standardizasyon tam değil. Bizde ki uygunsuz standartlar diğer Asya ve Afrika ülkeleri için de mevzubahis. Yani Avrupalı bizden plazma almaz. Bizden alınan plazmayla üretilen kan ürünlerini de satın almaz. Alsa bile kendi insanına kullandırmaz. Diyelim plazmayı iç pazarda temin ettiniz. Ama üretim tesisiniz yok. Bu plazmalar yıllarca saklanacak mı? Yoksa yurtdışına gönderilip orada mı işlenecek?

Sorunun önemli bir boyutu da şu arkadaşlar. Maxicells firması’nın Sağlık alanında bir tecrübesi yok. Ancak ben Türkiye’de üretim tesisi kuracağım iddiasıyla ortaya çıktı. Ancak Türkiye’nin ve Maxicells firmasının bu üretim tesisini kuracak bilimsel alt yapısı ve kadrosu yok. Bu teknolojiye sahip Biotest firmasının Türkiye’de bu tesislerin kurulması için firmaya verdiği bir söz bir garanti belgesi var mı? Yoksa sadece gönderilen plazmaların işlenmesi üzerine mi bir anlaşma sağlandı? Bu sözü bu garantiyi hem Maxicells firması hem de SB’ı aldı mı ki Türk firmasına bu teşvikleri, bu alım garantisini, iç piyasaya tam hakimiyet sözlerini verdi. Türkiye’de Sağlık alanında Devlet ilk kez özel bir firmaya alım ve satım alanında ilk kez bu kadar büyük yetkiler vermiş durumda. Bu üretimin Türkiye’de başarılacağının garantisi ne? Yoksa sadece özel bir firmaya Türkiye’de üretim garantisi verilmeden kıyak mı geçilmekte?

BEŞ YILDA KİM NE GÖTÜRÜRSE

Gelelim esas soruna. Plazması Türk halkından üretimi dışarıdan kan ürünleri temininin Türk halkına bir mali avantajı var mı? Yoksa daha mı pahalıya çıkacak? Uluslararası kan ürünleri satan firmaların iddiasına göre Türk plazması ile üretilen kan ürünlerinin fiyatı ithal ürünlerin fiyatının üstünde kalıyor. Yani Türk plazmasının işlenip dönmesinin maliyeti daha yüksek. SGK kabul ediyor. Alım garantisi de veriyor. Kabul etmeyen kim? Uluslararası diğer firmalar. Diyor ki: madem daha pahalı ve standardizasyonu düşük ürüne para ödeyeceksin; benden neden almıyorsun?

Görüldüğü üzere sorunlar yumak oluşturup kördüğüm olmuş. Türkiye’de ilk kez uluslararası kartellerle Türk kökenli hükümet destekli özel bir firma Kan Ürünleri pazarında birbirine girmiş durumda. Halkın tek sorumluluğu kan bağışlamak ve bu bağışlarla elde edilen plazmanın akıbetini, maliyet analizlerini sormamak. Türk plazmasının işleme bedeli ağır olacak belli. Ya tesis? Bence bu bir hayal. Beş yılda kim ne götürürse…