Karışık duygular içindeyim, uzaya giden ilk Türk ben değilmişim

Nejat Eslen yazdı…

Karışık duygular içindeyim, uzaya giden ilk Türk ben değilmişim

Arkadaşlar, hatırlarsınız arkadaşım Co Baydın Amerika’nın yeni Prezidenti seçilmişti. 

Türkiye’de uzaya gitme projeleri tartışılmaya başlamıştı. Galiba hedef tarihi 2023 tü uzaya gitmek için. 

Veryansın’da yazdığım için Amerika yakından takip ediyordu beni. Bir gün Beyaz Saray’dan ani bir telefon gelmişti.

Co Baydın beni şahsen tanımak istemiş, uzaya göndermek için astronot olarak Türkiye’den beni seçmişti. 

Sonra ben önce Amerika’ya oradan da uzaya gitmiştim.

Uzaya gitmeden önce CoBaydın’a Tekirdağ rakısı, MisisBaydın’a da kestane şekeri, lokum götürmüştüm. Dostluğumuz böylece gelişmişti.

Çok güzel  uzay yolculuğu yapmıştım, uzayda dostlar edinmiş, Koloniler Reisi ile tanışmıştım. Reis bütün Türklere selamını göndermişti.

Uzun boylu, uzun saçlı uzay hostesi ile uçmuştuk uzay gemisinde, bana uzay içkisi ikram etmişti, kendimi yirmi beş yaşımda hissettirmişti.

Daha önce anlatmıştım bütün bunları, hatırlatmak için yazdım ki asıl konuya girelim.

O gün bu gün uzaya giden ilk Türk, ilk Türk astronotu olarak gururla dolaşıyor, havamı atıyordum. 

Ancak, bu gün bir arkadaşımın vatsaptan yolladığı İngilizce bir haberle sarsıldım. Neden mi? 

Uzaya giden ilk Türk ben değilmişim ki!..

Ve hatta Osmanlı zamanında uzaya ilk defa Türkler gitmiş!…

Uzaya ilk giden Lagari Hasan Çelebi imiş…(Tıkla oku bu haberi)

Bu nedenle de çok karışık duygular içindeyim. 

Uzaya giden ilk Türk astronot unvanını kaybettiğim için üzgünüm. Ancak, uzaya ilk gidenin Türk olduğunu öğrendiğim için de gururluyum.

Haberi yazana göre Evliye Çelebi Seyahatnamesinde bu uçuşu zaten anlatmış, Hasan Çelebi uzay seyahatine Sarayburnu’ndan başlamış.

Ben önce bu haber 1 Nisan şakası olabilir diye düşündüm. Takvime baktım Nisan ayı geçmiş, Mayıstaymışız.

Habere göre NASA, Hasan Çelebi’nin bu seyahatinin izlerini Apollo 11 gittiğinde silmiş.

Bu haberi yazan şahıs bence bizi kıskanmış,Hasan Çelebi’nin kullandığı uçan motor ile bu yolculuğun yapılamayacağını yazmış.

Ben bu haberi okuyunca Guugulda bir araştırma yaptım. Hasan Çelebi gerçekten de elli okka barut macunundan yedi kollu fişek yapmış, padişaha ‘’İsa peygamberle konuşmaya gidiyorum’’ diyerek fişekleri ateşletmiş, havada iken yanındaki diğer fişekleri ateşlemiş, barut bitince de kanatlarını açmış, uçmaya başlamış…

Anadolu Ajansı da bu olayı ayrıntıları ile anlatmış. Hatta Hasan Çelebi’nin müzesi bile varmış. (Tıkla oku bu haberi)

Hikayenin bundan sonrası meçhul. 

Denize indi diyenler var Hasan Çelebi için. 

Uzayda deniz yok ki.

Denizde uzay yok ki.

İşte Hasan Çelebi’nin uzay hikayesinin burasını tam anlayamadım.

Evliya Çelebi de bu olayı tam anlatamamış.

Bence uzaylılar onun gayretlerini görmüş, takdir etmiş, ona omuz vererek uzaya yükseltmiştir.

Uzayın  neresine gittiği, uzayda ne kadar kaldığı, dönüp dönmediği ise bilinmemektedir…

Bu hikayenintamamını İlber Ortaylı Hoca’dan dinlemek gerekir.

Veya bir daha gittiğimde uzaylılara sorabilirim.

Yakında size sürpriz bir haber verebilirim. Neden mi?

Birkaç gün önce Çin’den aradılar beni. Çin Devlet Başkanı ŞiPing’in Uzay Programları Strateji Departmanı Başkanı TingMing aradı. 

ŞiPing’in bütün Veryansın ailesine selamlarını söyledi. 

Veryansın Çin’de de  dikkatle izleniyormuş.

 Hatta Nihat Genc’in yazıları Çin’ceye çevrilip edebiyat derslerinde okutuluyormuş. 

Hatta Çin’de edebiyat öğretmenleri öğrencilerine Nihat Genç’in yazılarını gösterip, ‘’Ulan edebiyat böyle yapılır!’’ diyorlarmış. 

Çince ulan nasıl denir işte ben onu bilmiyorum.

Gelelim asıl konumuza.

ŞiPing galiba benim Amerikan PrezidentiJoBaydın’la yakınlığımı biraz kıskanmış. 

Çinliler yakında uzaya bir sefer düzenleyecekmiş, eğer beni de davet etseler Türk astronot olarak uzay yolculuğunu kabul eder miyim diye sordular.

Ben de biraz düşüneyim diye cevap verdim.

Şu da bir gerçek ki Veryansın yazarı olarak küresel jeopolitik dengeleri düşünmek zorundayım. 

Amerika’ya evet, Çin’e hayır demek olmaz diye düşünüyorum.

Ayıca, uzaya gittiğimde Lagari Hasan Çelebi’nin hikayesini de sorarım onlara.

Zaten bu kovid-19 kısıtlamaları sıktı beni, uzaya gitmek hava değişimi gibi olur benim için.

Eğer ŞiPing ile de dostluğu ilerletirsem Co Baydın gibi, ikisini biraraya getirip üçlü bir toplantı yapmak istiyorum,  dünya barışı için, çok samimi, Tekirdağ rakılı…

Belki çiğ köfte de yaptırırız yeşil marul içinde.

 Birinci kadehten sonra ikisine de sormak istiyorum, ‘’Arkadaş ne olacak bu dünyanın hali?’’ diye.

Umarım beni kırmazlar, bir çare buluruz birlikte, rakının da etkisi ile…

Kim bilir, haber yollarız belki Putin de katılır bize…

Dünya barışını sağlarsak Jo Baydın, ŞiPing, Putin ve bendeniz, birlikte,  dansöz bile oynatırız şerefe.

Gördüğünüz gibi, dünya barışı, uzay yolculukları, Veryansın yazıları, bayağı meşgul ediyor beni…

Acaba ŞiPing de benden devamlı Tekirdağ rakısı ister miCo Baydın gibi?

Çin’in uzay gemisindeki bütün hostesler çekik gözlü mü acaba?

Acaba tecrübeli bir astronot olarak bizim ilk uzay seferine de davet ederler mi beni?