Katli Vacip ve Fethi Yılmaz

Nihat Genç yazdı...

Katli Vacip ve Fethi Yılmaz

Amerikan ajanlarına, Fetö'ye ve satılmış liberallere karşı onlarca yıl yan yana-birlikte aynı cephede savaş verdiğim ODA TV o mücadele yıllarında bir gazeteci fabrikasına-tarlasına dönüştü!

Fetö'ye karşı onlarca yıl gece gündüz milli kurtuluş savaşı verdiğimiz genç ve çok çalışkan isimlerin başında Fethi Yılmaz geliyor.

Fethi bizim gözbebeğimiz bir tanemizdi, onlarca yıl ODA TV'yi çekip çeviren onlarca yıl elimiz ayağımız olan arka plandaki sessiz kahramanımız!

Şimdi muhteşem bir kitapla karşımızda: 'Katli Vacip', Tarikatların Sır Cinayet Dosyaları'nı araştırıp yazmış.

Tam da 'tarikat' gündemimizin ana konusu! Açtım telefonu, helal olsun Fethi dedim. 'Ağbi, dedi, her gün tarikat-cemaat diye yırtınıyorsun, benim de bir nebze katkım olsun' dedi.

Ne kadar iftihar etsem azdır.

Bu küçük dev adamları çok da içerden tanımıyor olmanız biraz da bizim suçumuz, içine düştüğümüz günlük hay huy'un suçu!

Hani derler ya mutluluğun resmini yapabilir misiniz, bilemem, ama, öğrencileriniz gün gelir bir çok konuda öğretmeniniz olmaya başlamışsa, işte bunun adına 'bahtiyarlık' denir!

Fethi aşırı disiplinli ve çalışkan çocuktur, tüm gençliğini akranları gezip tozarken o Fetö mücadelesi yıllarında kapalı bir odada bilgisayar başında geçirdi.

Her gün yüzlerce telefona cevap verdi, her gün onlarca haber kaleme aldı, her gün handiyse bir büyük dosya konusunu araştırıp gündeme taşıdı!

Bu güç bu kuvvet nereden geliyor bilemiyorum, klasik olacak ama, ve tabii ki bizim gibi yorulmak bilmeyen Karadenizli-Rizeli!

Aramızda 'Fethi' adı geçince hep şu hikaye gelir aklıma.

Bir otuz yıl öncesi Ankara Kızılay'da işportacılık yapıyor 'mızıka' satıyoruz. Aynı kaldırımda işportacılar mafyavari çok kalabalık ekipler oluşturmuşlar. Onlarca kişi kamyon kamyon malı kaldırıma döküp bir kaç saat içinde ortalığa galeyana getirip mallar talan yağma edilir gibi kapış kapış bağıra çağıra satıyorlardı.

Kazak, gömlek, pantol, çorap, kadın ayakkabısı, her tür kelepir mal satılırdı ve her gün zapıtalarla meydan savaşı verilirdi. Kaç tane büyük kavganın ortasında kaldım, anlatamam. Zapıta bastı mı kaldırım savaş yerine döner trafik durur kaçışan boğuşan arbede tekmeler yumruklar bir büyük sokak muharebesi sormayın..

İşte o kaldırımda yanımızda bir de beş-altı yaşlarında bir küçük karton kutu üstünde balon satan adına Kırmızı Ahmet dediğimiz bir küçük çocuk vardı.

Onun küçük tezgahı şu kadardı, bir küçük karton kutu ve üstünde sadece bir kırmızı balon! İki tane değil üç tane değil, sadece bir tane. Neden bir tane! Zapıta bastığında balonların hepsini kaybetmemek için. Diğer balonlar arkada apartman içinde zulada.

Zapıta tezgahı basıp kaçışmalar-kovalamalar başladığında Kırmızı Ahmet onlarca insanın kavga ettiği savaşın ortasında kalıyor! Çocuk adına korkuyor Kırmızı Ahmet'i kapıp kenara atmak istiyorsun. Ve ama öyle değil, Kırmızı Ahmet boyuna posuna bakmadan, ve kendi balonunu feda edip, ağbi dediği işportacıların mallarını aceleyle ve cesurca apartman içine kaçırmaya çalışıyordu.

Nasıl pervasız çocuk! Korkusuzca malları kaçırırken bir de çocuk işte korkudan ağlıyor ama malları da bırakmıyor. Onun için kayıp çok büyüktü, kendi tezgahındaki o tek kırmızı balonu kaybetmişti, ve günlük karı da elden gitmişti. Ama ağbilerinin mallarını bir nebze kahramanca kurtardığı için havasından da geçilmiyordu.

On yıllar sonra aynı kaldırımda Kırmızı Ahmet'in boy pos çok büyüdüğünü işportacı ağbileriyle ortak dükkan açtığını gördüm. Şöyle bir merhaba, sonra oturduk, ve sonra dükkanı çevip çevirenin Kırmızı Ahmet olduğunu, eski ağbilerine artık onun akıl verdiğine gözlerim duygulanarak buğulanarak şahit oldum.

Tıpkı Fethi gibi, bir kırmızı balonla bizim sokağa düştü, ve ama üç beş yıla kalmadan biz ağbilerini dahi koca siteyi çevip çevirmeye başladı!

Fethi ODA TV'ye 2010 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden geldi, grafik bilgisayar işlerinden anlıyor ve haber yapmayı öğreniyordu, derken birkaç yıl geçmeden, artık kim kimdir, nerede iş yapar, artık biz Fethi'den ve seri haberlerinden öğrenmeye başladık.

Birgün ODA TV'de arkadaşlarının hepsi istisnasız tutuklandı ve Fethi, Şahin adlı arkadaşıyla ODA TV'de iki kişi kaldılar ve bir gün olsun ODA TV'yi terketmeden binlerce habere imza koydular! Türkiye ayağa kalkmış tık nefes olup biten kumpasları izlerken Fethi ve Şahin ağır baskılara tehditlere bana mısın demeden direndiler!

Yüzlerce aydın sanatçı asker içeri tıkılırken ve bir çok yazar çizer korkup tırsıp arazi olurken Fethi gibi genç idealist çalışkan çocuklar cepheyi bir an olsun gece-gündüz aralıksız 24 saat hiç bırakmadılar! İşte bu gençler bizleri umutla coşkuyla ayakta tutan en güzel ve en güçlü sarsılmaz yıkılmaz bizi koruyan duvarımızdı!

Gençlere yaptığım konuşmalarda, iş bulamayan ya da işini yadırgayan ya da bir iş yaparken hemen yorulan ya da aldığı parayı beğenmeyen ya da iş karşısında erinen insanlara örnek olarak hep Fethi'yi örnek gösteririm.

Üretkenliğinin ve çalışkanlığının ve disiplinin şahidiyim!

Bu çocukların içinde bir coşku var, onca işin arasında asla zırnık tek bir psikolojik sorun size getirmezler!

Bir lafı bir kez söylersin onlar anlar!

Onlar ödüle övgüye hiç ihtiyaç duymazlar!

Elleri çok becerikli ve pratiktirler, neyi nereden hızla anında bulacaklarını çok iyi bilirler!

Düşünün, muazzam gerilimli bir siyasi ortamın tam da göbeğindesiniz, her an çileden çıkar, her an sinirlerinize yenilir, her an hayal kırıklığına umutsuzluğa kapılabilir ve her an hata-yanlış yapabilirsiniz!

Ama cephede yanınızda size su çay mermi tüfek silah ve haber bilgi taşıyan böyle tertemiz cesur arkadaşlarınız varsa tehdit ve şantaj ve baskılar vız gelir tırıs gider!

Dışardan bizi izleyenlerin ödü patlamış çok korkmuş olabilir ama Fethilerle bizler o yıllarda çocuklar gibi şendik dev gibi hain orduları yendik!

Bir gün olsun elleri titremedi bir gün olsun geri adım atmadılar ve bir kez olsun işi ağırdan almadılar ve bir gün olsun zahmet meşakkat ve yorgunluk dile getirmediler!

Ve bizler gibi her an her şeyi mahvedecek deli dolu taşkın yazarların yanında o genç yaşlarına rağmen Allah'ım nasıl beceriyorlardı bizi ölçü ve denge içinde tutmayı başarıyorlardı!

Bir bakın istiklal harbimizden sonra cumhuriyeti kuran komutanlarımızın yaşlarına, hepsi henüz 30'lu yaşlardı.

Balkan savaşları ve cihan harbi ve İstiklal harbi cepheleri, hepsini o kadar çabuk büyüttü ki!

Fetö işgaline karşı amansız kavga verdiğimiz onlarca yıl da aynen öyle içimizdeki yanımızdaki gençleri o kadar çabuk büyüttü ki...

Aydınlarımızın bir yarısı işbirlikçi bir yarısı korkak çıkınca, bizim cephede gençler...

Çok genç yaşta komutan oldular!

Katli Vacip-Tarikatların Sır Cinayet Dosyaları kitabı çok konuşulacak, neden mi?

Çünkü bu genç komutanlar siyasetin 'bam' yerini çatlaklarını çok iyi biliyorlar, çünkü Cumhuriyet'i yıkanların isimlerini örgütlerini cinayetlerini kumpaslarını dergahlarını siyasetlerini saniye saniye yer mekan tarih içimizde en iyi onlar biliyor!

Ve Katli Vacip kitabı, Fethi Yılmaz'ın henüz ilk adımları, o gençler, kendi sınırlarını aşmayı da bilir!