Kavram siyaseti 

featured

Adil Serdar Saçan yazdı…

Türkiye’de siyasete şöyle bir baktığımızda, karşımıza dünyadaki en kolay siyaset türü ve adamları çıkıyor; kavram siyaseti.

Halkın, doğası gereği sahip olduğu kavramlardan birisini bul, sahiplen, yat aşağıya. Seçimde, iktidarda, muhalefette sıkı sıkıya sarıl bir kavrama, gerisini koy ver gitsin. Bu tip ucuz bir siyaset anlayışı demokratik ülkeler arasında bir bizde var. Böyle olunca, siyaset yapmak kolay, hesap vermek kolay, yolsuzluk, hırsızlık kolay, iktidara gelmek bir o kadar kolay.

Şöyle bir kavramlara ve bunlara yapışan büyük! Siyasetçilerimizin görüşlerine bakalım; Müslümanlık kavramı bir partinin tekelinde, ulusalcılık bir diğerinde, milliyetçilik ötekisinde, Kürtçülük berikinde. Kitleler hazır. Müslümansan oyun AK olacak, Milliyetçiysen hilalleri üçleyeceksin, Ulusalcıysan altı tane oku sadağında hazır bulunduracaksın, Kürtçüysen elin mahkûm, teröristlere ‘Başkan’! diye bağıracaksın.

Olay böyle olunca, gel iktidara istediğin gibi hareket et, çal, çırp, soy git. Memlekete bir tek çivi çakma, seçim vaatlerinin tam tersini yap, parti programını inkâr et, önemli değil. Bu kavramlardan birisini sahiplenmişsen, o kavramın peşine takılmış kitlelere göre tertemizsin, AK Pak bir haldesin. Bu durumda hesap sormak da olanaklı değil. “Adam hırsız ama hiç olmazsa müslüman, milliyetçi, solcu vs. zaten herkes hırsız, bari hiç olmazsa bu bizden!”

Kavramlar üzerine siyaset yapınca, halk da kavramlara yapışıp veya kendisinde bulduğu kavramı fark edip rotayı şaşırıveriyor.

Diyarbakır’da çocuklar bağırtılıyor “Bağımsız Kürdistan”, ayaklarında ayakkabıları yok, karınları aç. Kavram siyasetinin ürünü bir slogan, ne karın doyuruyor ne de ayakkabı oluyor. İster istemez bu kavramı beğenmeyen bizler hep birlikte kızıyoruz. Oysa, orada; “doktor isteriz, ayakkabı isteriz, babamıza iş isteriz” diye bağırıp yürüseler, hepimiz yürüyüşe şöyle veya böyle katılırız. Hep birlikte yürüsek de kavram siyasetçilerinin rahatları bozulup, ülkeye hizmet etmeye başlasalar, fena mı olur? 

Bir başka yurt köşesinde bağırıyor kızlar; “Müslüman Türkiye”. Türkiye Müslüman değil sanki. Almışlar din kavramını tekellerine, kim Müslüman kim değil, oy sandıklarında, başörtülerinde belirliyorlar. Halbuki onlarda yürüyüp bağırsa “trafik, eğitim, işsizlik sorununu çözün” diye de hepimiz katılsak gösterilerine.

Bir düşünelim bakalım; bu ülkede, Kürt ya da Arnavut kökenli, Müslüman, Milliyetçi ve Ulusalcı olmak mümkün mü acaba? Bence mümkün değil. O yüzden vatandaş kendisini temsil edecek parti bulmakta zorlanıyor. Her parti almış bir kavramı tekeline, o kavram dışına çıktın mı otomatik olarak o parti dışında buluyorsun kendini.

Vatandaş soruyor; ABD’de iki siyasi parti var, partizanlık sorunu yok neden? diye. ABD bu tür kavramları özümsemiş bir ülke. Orada milliyetçi olmak erdem veya ayrıcalık değil, olmamak da öyle. Hristiyan olup olmamak da aynı şekilde, ulusalcı olmak da, İspanyol ya da Çin kökenli olmak da. ABD Partileri kavram siyaseti yapmıyor. Halkın sorunlarını çözecek politikalar üretiyor. Bedavacı değil oradaki politikacı, halka verdiği sözü tutmadığı an defolup gidiyor. Bedeli var her yaptığının. Onlar kavramları olduğu gibi algılıyor. Bizdeki gibi ek yapmıyorlar. Örneği onlar açısından verdiğimizde, başta söylediğimizin tersine şöyle diyorlar; “hırsız olan zaten, ulusalcı, milliyetçi ya da Hristiyan değildir.”

Yapmamız gereken şu; ne olursak olalım, kavramlara ait olmayalım, bilakis kavramlar bize ait olsun. Özgürlük de bu olsa gerektir. İşte o zaman bedavacılar siyaset kapısından kaçarlar. 
Saygılarımla.

Kavram siyaseti 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

5 Yorum

  1. 5 ay önce

    Bu değerli yazı için çok teşekkür ederim.

    Cevapla
  2. 5 ay önce

    chp nezaman ulusalcı oldu.

    Cevapla
  3. 5 ay önce

    efsane bir yazı daha

    Cevapla
  4. 5 ay önce

    Sn. Adil Serdar SAÇAN,
    Size katılıyorum. Düşünceleriniz doğru ve benim için değerli.
    İnsanlar sözcüklerle kavramlarla düşünür yargıya öyle varır. Sözcükler ve kavramlar kirletilir amacından saptırılırsa algılaması da farklı olur.
    Örneğin;
    Müstehcen pozları cesur poz denir.
    Terörist taleplere demokratik talepler denir.
    Halkın soyulmasına ekonomi denir.
    Tarikat ve cemaatların sunduğu emevi saltanatına İslam denir. Bu örnekleri yazınızda bahsettiğiniz kavramlar üzerinden çoğaltabiliriz.
    Kavramlar üzerinden algı operasyonu ile kitleleri yönlendirmek bu kadar kolay.
    Saygılarımla

    Cevapla
  5. 5 ay önce

    Kavramlara sarılmamızın belki bir sebebi de travma sonrası kaygı bozukluğu.
    Çünkü, herkes değerli birşeylerini kaybetmiş
    mesela Balkan Faciası.
    Bir anda kaybedilen herşey beni kaygılandırıyor.

    Peki ne yapmak lazım?

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!