Kaygı Bozukluğu nedir?

Kaygı bozukluğu nedir? Belirtileri nelerdir? Tedavisi nedir? Psikolog Ceren Özügüç konu hakkında önemli bilgiler verdi...

Kaygı Bozukluğu nedir?

Hepimiz gündelik hayatın akışı içerisinde kendimizle veya gelişen olaylara bağlı olarak bazen endişeli hissederiz. Bu, duygu portföyümüz içerisinde oldukça normaldir.

Her nasıl ki sevinçli ve güzel olaylar karşısında mutluluk hissediyorsak, bizi endişelendiren ve merak ettiğimiz bir durum karşısında kaygı hissetmemiz de normal bir tepkidir. Fakat bazen bu kaygı hayatımızı olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

KAYGI BOZUKLUĞU (ANKSİYETE) NEDİR?

Zira kaygı, diğer adıyla anksiyete, bizi belirsizlikleri anlamaya, varolan sorunları çözmeye ve karşılaştığımız kaygı verici durumlara karşı bir şeyler yapıp kendimizi güvenlik altına almaya iten bir duygudur. Ancak bazen bu kaygı durumu kişinin tolere edemeyeceği kadar yükselir. Kişi hissettiği kaygıyla başa çıkamaz, onu kontrol edemez ve düzenleyemez. Bu noktada, kaygıya sebep olan durumu çözüp kişinin kendini güvenceye almasındansa duygunun kendisiyle baş etmek ön plana gelir çünkü kişinin başarısız olduğu kısım kaygının kendisi ile baş edememek haline gelmiştir.

Bu noktada hissettiği kaygı gündelik hayatını kısıtlayacak duruma gelebilir ve kişinin işlevselliğine büyük ölçüde zarar verebilir. Bu durum, Anksiyete Bozuklukları çatısı altında incelenir. Kısaca, kişinin işlevselliğini bozan ve zihninde büyük bir yer kaplayan, kafasından kovmak istese ve bunun için çabalasa da kovamadığı düşüncelerin yanı sıra uzun süreli devam eden, endişe ve panik haline Anksiyete Bozukluğu denir.

KAYGI BOZUKLUĞU (ANKSİYETE) BELİRTİLERİ NELERDİR?

Anksiyete Bozukluğunda kişinin zihnindeki tehlike algısı bozulmuştur ve kişi artık neyin tehlikeli, neyin tehlikeli olmadığını ayırt etmekte zorlanır hale gelir. Sıradan bir olaya saatlerce önü alınamaz bir şekilde endişelenebilirken, ciddi bir olay karşısında endişelenmeyebilir.

KORKU VE KAYGI AYNI ŞEY DEĞİLDİR

Unutulmaması gereken şudur: korku ile kaygı aynı şey değildir. Korku, bir durum veya nesneye karşı zihnimizin verdiği bir tepkidir. “Savaş veya kaç” tepkisi ile korktuğumuz nesne veya duruma bir karşılık veririz ve kendimizi güvenceye aldığımızda korku sona erer ancak anksiyete, korkulacak durumlara karşı hissettiğimizdir. Bu durumda Anksiyete Bozukluğunu korkulacak nesne veya durumla karşılaşmayı sürekli bekleme hali gibi düşünebiliriz.

Sürekli zihnimizde bu karşılaşmayı yaşarız, bu durumu düşünürüz ve zihnimizden atamayız. Anksiyete Bozukluklarının kişiyi işlevsizleştirme sebebi de tam olarak budur: Kişi endişe senaryolarını kafasından atamaz. Duygu bir tepkiye dönüşmediği için, yani savaş yada kaç tepkisi vermeye gerekecek bir durumla karşı karşıya olunmadığı için kişi sürekli alarm halindedir. Anksiyete Bozuklukları şemsiye bir terim olup; altında Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Özgül Fobiler, Panik Bozukluk, Sosyal Fobi gibi birçok farklı rahatsızlığı kapsar.

Anksiyete Bozukluğu tek başına görülebildiği gibi, başka rahatsızlıklara da sebebiyet verebilir. Kişinin sürekli endişeli olduğu ve her şeyden kaygı duyduğu bir hayatın neticesinde kişi depresyon tehlikesine de açıktır. Ayrıca anksiyete, Bipolar Duygu Durum Bozukluğunun özellikle depresif dönemlerinde görülebilir.

Bunun yanı sıra, belirttiğimiz gibi kapalı alan korkusu olan Klostrofobi veya tam tersi olan açık alan ve çıkışı belli olmayan geniş alanlara karşı korku duyma anlamına gelen Agorafobi veya hayvan korkusu zoofili gibi fobiler de; belirli bir nesneye duyulan aşırı korku ve nesne ile karşılaşmaya dair duyulan endişe sebebiyle kişinin gündelik hayatını kısıtlayıcı haline gelebilir.

KAYGI BOZUKLUĞU (ANKSİYETE) TEDAVİSİ

Anksiyete Bozukluğunun tedavisinde en etkili yöntemler ilaç tedavisi ve psikoterapidir. İlaç tedavisi psikiyatri uzmanının yapacağı muayenenin ardından gerekli görürse ilaç reçetelendirilmesiyle başlar.

Burada önemli olan nokta, kullanılan ilaçların bir psikiyatri uzmanı tarafından reçetelendirilmesi, kontrol ve takibinin de yine psikiyatri uzmanı tarafından yapılmasıdır. Hekim kontrolünde yapılmayan ilaç kullanımının yarardan çok zarar getireceği, ilaç etkinliğine zarar vereceği ve yan etki görmek gibi şikayetleri arttıracağı unutulmamalıdır.

Anksiyete Bozukluklarında uygulanan psikoterapi de tedavi için olmazsa olmazdır. Unutulmamalıdır ki, psikoterapi olmadan gerçekleştirilen tedavi eksiktir ve hastalığın nüks etme ihtimali vardır.

Zira psikoterapide, alanında uzman ve yetkin psikologların eşliğinde kişi bozulan tehlike algısını yeniden düzenlemeyi, zihninden atamadığı düşünceleri çözümlemeyi, baş edemediği duygularla başa çıkmayı ve nihayetinde gündelik hayatındaki işlevselliğini yeniden kazanmayı öğretir.

Anksiyete Bozukluğu üzerinde en etkili psikoterapi yöntemi Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemidir. Bu yöntemde kişide varolan ve kişinin gündelik hayatını bozan, sorunlara sebep olan düşüncelerin, duyguların ve davranışların tespit edilerek, işlevsel ve kişiye yararlı olanlar ile değiştirilmesi gibi düşünmek mümkündür.