Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilanen acilen tanıtılmalı

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilanen acilen tanıtılmalı

İstanbul’daki şehir hatları vapurları, Osmanlı ve Türkiye’nin en kötü dönemlerinde bile zamanında kalkmayı başarıyordu.

Donanmayı, ‘aman bana darbe yaparlar’ diye Haliç’e hapsedip, Osmanlı’nın neredeyse 10’da 9’unu kaybeden Abdülhamit’e rağmen, bu millet Çanakkale’de o mayınları döküp, emperyalizme geçit vermemişti.

Kıbrıs Barış Harekatı’nda, o imkansızlıklar, ambargolar altında adaya asker çıkartıp, Anadolumuzu korumayı, mavi vatanımıza sahip çıkmayı bildik.

Her defasında tek dişi kalmış o canavara haddini bildirdik.

Ancak emperyalizmin Türklerle hesabı kapanmış değil.

Her cepheden zorluyorlar.

Ama şu sıra en çok Doğu Akdeniz gündemde.

YUNANİSTAN VE İSRAİL DÜŞMANLIĞI

İsrail, ABD ve Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi’ni de kullanarak, Doğu Akdeniz’in tapusunu üzerlerine geçirmeye çalışıyor.

Burada doğal olarak Batı’nın şımarık çocuğu Yunanistan daha öne çıkıyor.

Ancak İsrail de az değil.

Akdeniz’deki yetki alanlarıyla ilgili Libya ile imzalanan mutabakat muhtırası TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edildi.

İsrail aynı gün Yunanistan’a desteğini ilan etti.

Biliyorsunuz, İsrail’in Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan ile Doğu Akdeniz üzerinde anlaşmaları var.

Kıbrıs Rum Kesimi, 2002’den beri Doğu Akdeniz’de başta Mısır olmak üzere diğer kıyıdaş ülkeler Lübnan, Suriye ve İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları yapıyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’nin Akdeniz’de attığı son adımların İsrail tarafından “endişeyle takip edildiği” belirtildi.

Suriye iç savaşı operasyonunun asıl mimarı İsrail, Irak’ın kuzeyinden Suriye’nin kuzeyine bir PKK/Kukla Devlet koridoru için var gücüyle çalışıyor.

ABD’deki Wall Street ve Ziocon bazlı derin devleti de bu amaç doğrultusunda yönlendirebiliyor.

Amerika’daki derin iç çatışma ve ekonomik bunalım Netanyahu’nun elini kolaylaştırıyor.

Ancak dünyada işler artık sadece ABD ve İsrail’in belirleyeceği bir yöne doğru gitmiyor.

Eylül’deki seçimlerde meclis çoğunluğunu kaybeden Binyamin Netanyahu halen koalisyonu oluşturamadı.

Netanyahu, hükümetten düşmek ve yolsuzlukları yüzünden neredeyse hapse girmek üzere.

Almanya’nın İsrail’e denizaltı satışındaki rüşvet skandalı soruşturmasına, Başbakan Netanyahu’nun yanı sıra eski deniz kuvvetleri komutanı ve Netanyahu’nun iki yardımcısı da dahil edildi.

Topal ördek Netanyahu, Londra’daki NATO Zirvesi’ne de katılamadı.

Türkiye, Libya ile yapılan anlaşmayla büyük bir alan kazanmanın da ötesinde, 3 yıldır yaptığı sondaj ve tatbikatlarla tüm dünyaya meydan okumasını bildi.

Yunanistan resmen delirdi, çılgına döndü.

Gitti, Libya Büyükelçisini sınırdışı etme kararı aldı.

Yunan Donanması Kurmay Başkanı Amiral Nikos Tsounis, “Her seviyede tüm olasılıklar için hazırlanıyoruz. Kimsenin gelmesini ve bize yardım etmesini beklemeyeceğiz. Ne yaparsak yapalım tek başımıza yapacağız” feryadına başladı.

Bu arada Libya anlaşmasının TBMM’de onaylanması esnasında AKP, CHP, MHP, İP tüm siyasiler birleşti.

Bu büyük bir olaydır.

Milli meselelerde Türk milletinin nasıl bir araya geldiğini gösterir.

Bu anlaşmaya bile karşı çıkan HDP ise, sadece terörün değil, emperyalizmin de uşağı olduğunu, bu vatanda yaşayan Türk ve Kürtlerin de düşmanı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Kapatılmalıdır.

TÜRKİYE’NİN BÜYÜK BAŞARISI

Ülkede her şey gerçek manada kötüye giderken, Doğu Akdeniz’de bu önemli başarı nasıl sağlandı peki?

Tamamen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve onun parlak amiralleri sayesinde diyebilirim. Tabii ki Dışişleri Bakanlığı’mızdaki kaliteli isimler de var bu işin içinde.

Rahmetli olanlar, Oramiral Güven Erkaya, Oramiral Özden Örnek, Amiral Soner Polat, Amiral Cem Çakmak.

Bunlar MİLGEM’in ve milli donanma sanayisinin de mimarları aynı zamanda

SüperNATO, bu isimlerin her birine FETÖ marifetiyle kumpas düzenledi.

Daha doğrusu tüm Donanmamıza hain tertip yaptı.

Ama vatanseverler o saldırıları savuşturmasını bildi.

Libya anlaşmasının mimarı Tümamiral Cihat Yaycı ile “Mavi Vatan” ve “Doğu Akdeniz’deki Sevr” kavramlarını kamuoyunun bilincine oturtan Amiral Cem Gürdeniz’e de ayrı bir yer ayırmak şart.

Ve elbette KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş ile yine merhum CHP ve MSP Genel Başkanları Bülent Ecevit ile Necmettin Erbakan.

2004’teki Annan Planı skandalı sonrası, 2015 itibarıyla yönünü değiştiren AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hakkını da vermek lazım.

KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ İLAN EDİLMELİ

Şimdi gelinen noktada yapılması gereken işler var.

Bunlar çok önemli adımlar ve artık geri dönülemez.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmeli.

Hala emperyalizmle birleşme peşindeki Türkiye ve KKTC karşıtı Mustafa Akıncı siyaseten tasfiye olmalı.

Türkiye ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölgesi (MEB) de acilen ilan edilmeli.

İlan edilen Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyaya tanıtılması için düğmeye basılmalı.

Pakistan, Azerbaycan, İran ve Afganistan başta olmak üzere bu iş ciddiye alınmalı.

BM Güvenlik Konseyi üyesi Rusya ile Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması için Kırım ve Abhazya pazarlığına oturulmalı.

Hakeza, Kuşak ve Yol’da bize muhtaç olan (BMGK üyesi) Çin ile de benzer görüşmelere başlanmalı (Çin’e kiralanan Yunanistan’ın Pire limanı çok yakında Pekin’in elinden alınacaktır. ABD buna izin vermeyecektir).

Pakistan ve İran ile nükleer ittifak yapılmalı.

Suriye, Lübnan ve Mısır ile mutlaka barışılmalı ve kıta sahanlıkları konuları çözüme bağlanmalı.

Donanma güçlendirilmeli, personel eğitilmeli, Denizcilik Bakanlığı mutlaka kurulmalıdır.

Artık Avrasya’dayız, pörsük NATO hikaye.

Böyle kötü zamanda bunlar olur mu hiç demeyin.

Daha kötü zamanda neler oldu ona bakın.