Kifayetsiz muhteris 'sorunu'

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı

Kifayetsiz  muhteris 'sorunu'

Cumhuriyetimizin en büyük sorunlarından birisi, kifayetsiz muhteris sorunudur. “Yetersiz Açgözlü” anlamına gelen bu eski deyimin bir başka söylenişi “kaht-ı rical” yani “adam kıtlığı “ dır. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türkiye Cumhuriyetini kuran milli iradenin temsilcileri “kifayetli mutmain” idiler. Hem liyakatli ve yetkin, hem de adil ve hakkaniyetli bir kadroydu. Aynı kadro olmadığına göre, Atatürk’ün manevi mirasını korumak, büyütmek ve güçlendirmek “kifayetli mutmain”lerin yani yetkin, yeterli gözü doymuşların Türk siyasetinde söz sahibi olmalarıyla mümkündür. Milli siyasetin yolu buradan geçer.

Ülkemiz son derece zor günlerden geçiyor. Bununla birlikte İnsan kaynakları, Cumhuriyetimizin birikimleri ve devlet tecrübesi bakımından benzeri olmayan bir ülkeyiz. Coğrafi konumu, yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla medeniyetler diyarı, kültürler kavşağı olarak bu ülke, Türk milleti kavramının  birleştirici, bütünleştirici ideolojisi Cumhuriyet sayesinde hiç bir dini ve etnik ütopyalara yenilmez. 

Ancak dışarıdaki emperyalist kuşatma genişledikçe içerideki bir kısım kifayetsizler bu Cumhuriyet’e ihanet planlarını yeniden dillendirmeye başladılar.

Ülkemiz iç ve dış koşulların etkisiyle hemen her alanda bütün Türk milletini yakından ilgilendiren ekonomik, toplumsal, kültürel, hukuki ve ahlaki sorunlara çözümler beklerken, Serok Muhteris gibi kifayetsizler Kürt’ü sorunlaştıran tehlikeli tekerlemeyi dillerine pelesenk etmek için sıraya girdiler. 

Fetö kumpaslarına açık ya da örtülü destek verenler Fetö dinciliği ile İslamiyeti, Kürt sorunu yalanıyla milli birlik ve beraberliğimizi havaya uçurmak için son kozlarını oynuyorlar. 

Kürt vatandaşlarımızı sürekli kışkırtıyorlar. Sınırlarımızı çepeçevre saran düşman yığınaklara içeriden “siyasal yığınak”la sırt verdiklerini bile algılayamayacak kadar kifayetsizler. Bu kifayetsizlikleri, hak ve adalet yoksunluğundan, iki yüzlülükten ve en önemlisi Türk milleti lehine olmayan bir misyon yüklenmelerinden kaynaklanıyor. 

Hem yetersiz, hem açgözlü. “Kürt açılımı” kışkırtıcılığı ile yüzlerce şehit verdik. Onlarca kayıp söz konusu. PKK terör örgütü doğuda adeta fiili bir denetim aşamasına gelmişti. Can yakıcı yanlıştan dönüldü ama şehitlerimiz de yüreklerimizi dağladı, dağlamaya da devam edecek. 

Yetersizlik ve ahlaksızlık, kifayetsiz muhterisin temel doğasıdır. Hem yetersiz hem ahlaksız olmak, sahibini, yaptığı ölümcül yanlışlara aşık eder. Anayasamızın ilk 4 dört maddesini tartışmaya açmak, bu kirli aşkın gayri meşru meyvesidir. Bayrağımızı, topraklarımızı, Türk aile yapısını, İstiklal Marşımızı tartışmaya açmak, Kürt sorunu nakaratını ikide bir piyasaya sürmek Cumhuriyeti topyekûn yıkmak ile eş anlamlıdır. 

Yetersizlikleri kanıtlanmış, liyakatten sınıfta kalmış ve hak- adalet duyarlılığı olmayan ama ihtiraslarıyla ülkeyi ateşlere atmış bir kısım kifayetsizler, utanmak ve bir köşede günah çıkarmak yerine, partiler kurup aynı tehlikeli kışkırtmaları sözüm ona barış, demokrasi ve özgürlük gibi paha biçilmez kavramlarla sevimli gösterme telaşına düştüler. 

Ülke için hiç bir yararlı projesi olmayanlar, eskiden parçası oldukları bir partinin yaptığı bazı ölümcül hataları bir de parti başkanı olarak yineleme tutkusuyla yanıp kavruluyorlar.

Örneğin Serok Muhteris, kifayetsizliğin “stratejik derinliği” ile yetinmeyip pratiğinde de tescillenmiş olsa da, “açgözlülüğünü” çaresizce doyurmanın yollarını arıyor.

Hem de ne aramak.

Yurtdışında ve yurt içinde yeniden palazlanan, hatta semiren Fetö, 15 Temmuz darbe girişimiyle yarım kalan hayallerini bu kifayetsizlerden oluşturduğu koroya habire tazeletiyor.  

“Kürt Sorunu” diyor, Kürt‘ü sorunlaştırıyor.

Takım elbiseye bürünmüş terör yandaşlarının “halkların kardeşliği “ propagandasına Kürt sorunu yalanıyla destek veriyor. Halklar kimmiş? Aralarında duvarlar, bariyerler, sınırlar, kafatası farklılıkları, şekil ve ruh uyuşmazlıkları mı var? Kavgayı Türk milleti arasında değil, absürt sayıklamalarınızdaki çelişkide arayın. Ruhunuzdaki kir ve pastır. Çünkü kendinizi bile sevmiyorsunuz, kendinizle kavgalısınız. Tek bir Türk halkını sevemeden  siz kifayetsizler “halkları” mı seveceksiniz? Hangi halkı hangisiyle barıştıracaksanız? Aklınızı yediniz diyelim, insanlık yok mu sizde?

84 milyon halka, halklara hepsine birden Türk denir. Türk kimliği ve Türklük, her türlü ırkçılığa ve din bezirganlığına karşı biricik milli sigortadır. Türk milleti içinde, -bölücü teröristler ve din satıcıları dışında-herkes barış içinde yaşar, yaşıyor. Çünkü Türk kavramı evrenseldir; onun karşısına konacak siyasi herhangi bir kimlik, bölünme ve parçalanmayı; kifayetsizlerin elinde oyuncak olmayı, kifayetsizlerin doymak bilmeyen ihtiras ve açgözlülüklerinin kurbanı olmayı kaçınılmaz kılar, tarihteki örneklerine bakmak yeterlidir. 

Öyleyse bu Türkiye Cumhuriyeti’nde “Kürt Sorunu” yoktur; Kürtleri istismar eden dışarıdakiler ve onların kifayetsiz muhterisleri vardır. 

Asıl sorunumuz işte bu “yetersiz açgözlülük”tür. 

Türkiye Cumhuriyeti “ Kifayetli Mutmainler” sayesinde sağlıklı, etkin ve çağdaş olabilir.