KKTC’de yasa Meclis’ten geçti: Demografik yapı daha da bozulacak!

featured

Sabahattin İsmail yazdı…

Yabancıların taşınmaz mal edi̇nme yasasi Mecli̇s’ten geçti̇.

Yasada destekledi̇ği̇m düzenlemeler var ama asla esas sorunu çözmüyor.

İsrai̇lli̇ler arazi̇ almaya, i̇nşaat yapmaya, yap-satçılığa ve ülkeye yerleşmeye devam edebi̇lecek, demografi̇k yapı daha da bozulacak ve tarim arazi̇leri̇ daha fazla betonlaşacak.

Yabancıların KKTC’de mülk almalarına sınırlama getirmek amacıyla hazırlanan yasa, iktidardaki üçlü Koalisyon hükümetinin oyları ile Meclis’ten geçti.

Yasada desteklediğim olumlu maddeler var. Ne yazık ki eksik ve yanlış olan maddeler de tüm eleştirilere karşın düzeltilmedi.

Genelde söyleyeceğim ise Yasanın, başta İsrailliler olmak üzere yabancıların KKTC’de arazi alımlarını, yap-satçılık yapmalarını ve ülkeye yerleşmelerini önlemediğidir.

Bu konuda aylardır yaptığımız eleştiri ve öneriler ne yazık ki içimizdeki Yahudi lobisinin ve dev müteahhitlik şirketlerinin baskıları sonucu dikkate alınmamıştır.

SORUN DEVAM EDECEK

Bu bağlamda, yasadan sonra da şu olumsuz hususlar aynen devam edecektir:

1- Asıl tehlike olan ve bugüne dek 10 binden fazla konut yapan ve binlerce dönüm arazi alan İsrail Vatandaşları Simon Aykut, Afik Yavoov, (Caesar ve Afik group) Benzi Friedman ve Maor Friedman (Euro Coast Group) gibi vatandaş yapılan birçok İsrail vatandaşına hiçbir kısıtlama getirilmemiştir. Bunlar ve diğer vatandaş yapılanlar, bizimle aynı eşit haklara sahip olarak, diledikleri yerde , istedikleri büyüklükte sınırsız toprak almaya, üzerinde konut yapıp satmaya devam edecekler . Yani bu yasanın çıkmasının baş nedeni olan, çok arazi alıp çok inşaat yapıp satan; çok şikayet yaratan, endişe kaynağı olan İsrail Vatandaşları hiç kısıtlama olmadan işlerine aynen devam edecekler

2- Bu yasa ile yabancılara toprak satışı da yasaklanmamıştır. Vatandaş yapılan yabancılar sınırsız arazi alımlarına devam ederken, vatandaş olmayanlar da 1 dönüm arazi alıp içine konut yapma veya 2.5 dönüm arazi içinde 1 villa satın alma hakkına sahip olacaktır. Turizm, sağlık, eğitim, teknoloji alanlarında da yatırım amaçlı 60 dönüm arazi alma hakları olacaktır.

Yasa bu şekilde devam ederse 50 yıl içinde Filistin’e döneceğimiz kesindir.

100 bin yabancı birer dönüm arazi alsa 100 bin dönüm eder. Vatandaş yapılanlar zaten on binlerce dönüm aldılar ve almaya devam ediyorlar. Bugün 450 bin nüfuslu KKTC’de 50 bini Rus olmak üzere, 100 binden fazla yabancı yaşadığı düşünülürse söylediğim hayal değildir.

Oysa, Yabancılara ve sonradan Vatandaş yapılan kişilere arazi alma hakkı tümüyle yasaklanmalıydı. Yabancılara sadece İngiltere, ABD, Azerbaycan, Malta’da olduğu gibi toprak satışı değil, uzun süreli kullanma hakkı (leasing) verilmeliydi.

3- Yasada, yabancıların alacağı arazilerin ülke genelinde yüzde 3, ilçe genelinde yüzde 7 oranını geçemeyeceği belirtilmiştir. Burada halkı bilinçli bir aldatma vardır. Oranlar ilçe ve ülke yüzölçümüne göre belirlenmiştir..

Oysa bu kısıtlama, imara açık arazilerin yüzölçümüne göre hesaplanmalıydı.

Oran, dağ, kumsal, tarım arazisi, milli park, baraj, gölet, dere, orman gibi inşaata kapalı alanların yüzölçümlerini de dahil ederek hesaplandığında, yabancıların imara açık alanlardaki arazi alım hakkı yüzde 20-30’unu geçecektir. Bir başka deyişle ilçe yüzölçümüne göre yüzde 7’lik oran, ilçede imara açık arazilerin yüzde 30’nu geçmektedir. Bu ise yabancıların bir ilçede imara açık arazilerin yüzde 20-30’unu alabileceği anlamına gelmektedir. Bugün İskele ve Girne’de gördüğümüz durum budur. Aynı durum ülke geneli için de geçerlidir. Ülke geneli için getirilen yüzde 3’lük kısıtlama, ülke genelinde imara açık arazilerin yüzölçümüne göre belirlenmelidir. Yasadaki bu madde ileride başımıza çok dert açacaktır.
Nitekim siyasiler bu aldatmaya sığınarak “abartmayın, yabancıların aldığı toprak ülke yüzölçümünün yüzde 1’inin altındadır” demektedir. Ama yabancıların ve vatandaş yapılan İsrailliler’in aldıkları arazilerin imara açık alanlar içindeki oranını sır gibi gizlemektedirler

4- Yasanın bir başka eksiği ise demografik yapının korunması için hiçbir önlem içermemesidir. Oysa arazi alımlarında öngörülen ilçelerde yüzde 7, ülke genelinde yüzde 3 oranını aşma kısıtlamasına benzer bir kısıtlama yabancı nüfus yoğunluğu için de ön görülmeliydi. Buna göre yabancı nüfus da ilçe, kasaba ve köylerde yüzde 15’i, ülke genelinde ise yüzde 10’u aşmamalıdır. Böyle bir düzenleme yapılmadığı içindir ki bugün İskele ilçesinde yabancı nüfus, Türk nüfusunu geçmiş, Gazimağusa ve Girne ilçeleri ile Tatlısu, Esentepe, Alsancak, Lapta, Gaziveren köylerinde ise yüzde 50’yi aşmıştır.

Bu eksiklik, önümüzdeki yıllarda dikey büyüme ile yabancı nüfus lehine daha da bozulacaktır.
İskele örneğinde gördüğümüz gibi bir parsel içine dikine büyüme ile 15-30 kat arası onlarca yüksek katlı bina ve binlerce daire yapılıp yabancılara satılmaktadır.

Yasada bir parsel içindeki konutların yüzde 80’ini yabancılara satma hakkı verilmiştir. Buna göre yüksek katlı binalarla bir parsel içine binlerce yabancı yerleştirilmektedir. Arazi alımında yüzde 7 kısıtlamasına uyulsa bile on binlerce yabancı bölgeye yerleşecektir. İskele’de bugün durum budur. O nedenle yabancı nüfusu kısıtlamak için ilçe, kasaba, köyler için yabancı nüfus kotaları olmalıydı, olmalıdır.

5- Yasadaki bir başka yanlış ise bir parsel içindeki konutların yüzde 80’inin yabancılara satılabileceğinin belirtilmesidir. Yani 1000 konutluk bir projede 800 konut yabancıların ve eğer Türklere satmak isterlerse 200 konut da Türklerin olacaktır. Ama Türklere satmak istemezlerse geri kalan yüzde 20 oranındaki konutu da inşaat şirketleri kendi mülkiyetinde tutup yabancılara uzun vadeli kiralayabilecektir. Böylece sitelerin yüzde yüzü yabancılarla dolacaktır.

Oysa KKTC gibi küçük bir ülkede kolonileşmeyi önlemek, demografik yapıyı korumak için oranlar bunun tam tersi olmalıydı. Yani bir parsel içinde konut alan yabancıların oranı yüzde 20’yi aşmamalıydı.

6- Yasada bir parsel içinde konut alacak aynı ülke vatandaşlarının, yüzde 49 oranını aşamayacağı da belirtilmiştir. Bu da 1000 konutluk bir sitede 490 konut sahibinin aynı ülke vatandaşı olabileceği anlamına gelmektedir.

Bir önceki madde ile birlikte düşünürsek 1000 konutluk bir sitede 800 yabancı konut alabilecek ve bunların 490’ı aynı ülkenin vatandaşı olabilecektir.

Bu ise kolonileşmeyi getirecek ve ülkenin en stratejik sahil bölgelerinde İsrail, İran, Alman, İngiliz kolonilerinin kurulması anlamına gelecektir. Nitekim bugün İskele, Tatlısu, Esentepe ve Gaziveren’de bu tür koloniler oluşmuştur.

7- Yasada, KKTC’yi tanıyan ve aynı hakkı KKTC vatandaşlarına tanıyan ( Türkiye) ülke vatandaşlarına 3 konut alma hakkı tanınmıştır. Oysa Türkler için böyle bir sınır olmamalıydı. İsteyen her Türk, güvenlik soruşturmasından geçmesi şartıyla sınırsız konut alma hakkına sahip olmalıydı. Gözlemci üyesi olduğumuz Türk Devletleri Teşkilatı üyesi devletlerin vatandaşlarına da 3 konut alma hakkı verilmeliydi. Böylece adada Türk nüfusunun artması sağlanmalıydı.

8- Yasanın en büyük eksiği ise aşağıdaki geçici 4. Madde ile KKTC vatandaşları üzerinde görülen, gerçekte ise İsraillilere, İngilizlere ve İranlılara ait olan şirketlere, yasadan önce aldıkları binlerce dönüm arazi üzerinde Bakanlar Kurulu iznine tabi olmadan yap-satcılığa aynen devam etme hakkı verilmesidir. Bunların başında Gaziveren, Alsancak, Lapta, Esentepe, Tatlısu ve İskele’de yüzlerce dönüm arazi alıp dev inşaatlar yapan Evergreen şirketi gelmektedir. Bu dev şirketin gerçek sahibi İsrail vatandaşı Amicam Mahroom idi. O ölünce İsrail ve ABD vatandaşı Yuval Michaely, şirketi devralmıştır.

Bu geçici madde ile söz konusu şirketin ve benzerlerinin eski yasanın etrafından dolanarak aldıkları binlerce dönüm araziye yaptıkları, yapmakta oldukları ve yapacakları inşaatlara meşruiyet sağlanmış ve yasadan sonra da işlerine aynen devam etmelerinin önü açılmıştır.

Önceki gün gittiğim kuzey sahil şeridi yolunun sağında ve solunda Evergreen şirketinin başlattığı onlarca inşaatı yerinde görüp kahroldum. Gaziveren sahilinde yapıp sattıkları binlerce konutu ise herkes biliyor.

DEĞİŞİKLİKLER

Yukarıda anlattıklarım dışında yasadaki diğer bazı yeni düzenlemeler ise şöyle:

– Yabancılar bundan sonra tarımsal veya orman arazilerini veya üzerlerindeki mülkü satın alamayacaklar. ( Vatandaş yapılan İsrailli müteahhitler/şirketler için böyle bir yasak yok)

– Yabancılar sadece kat mülkiyeti ve kat irtifakı koçanı olan mal satın alabilecek

– Satış başvurusunda alıcının ülkesinden getireceği sabıka kaydı istenecek

– Bakanlar Kurulunun satış izni 6 ay için geçerli olacak. Bu sürede tapu işleri bitirilecek

– Yabancılar hisseli arazi alamayacak. 1 Apartman dairesi ise en fazla 3 hisseli olabilecek

-Aynı parsel içindeki apartman dairelerinin yarıdan fazlası aynı uyruktan ve aynı soyadı taşıyan yabancılara satılamaz.

– Yabancılar yap-satçılık yapamaz. (Asıl büyük sorun olan vatandaş yapılan İsrailli müteahhitler için bu yasak geçerli değil. Örnek AFİK ve Euro Coast grupları)

– Yabancılar ancak turizm, eğitim, sağlık, sanayi, tarım, teknoloji veya ar-ge alanlarında yatırım yapabilecekler. Bunun için KKTC bankalarına 20 milyon Euro teminat yatıracaklar, 2 yıl içinde tüm parayı kullanarak (arazi alımı hariç) yatırımını yapacaklar, 5 seneden önce yatırımını satamayacaklar.
Yabancı hissedarı olan şirketler yukarıda belirtilen alanlarda yatırım yapmak için en fazla 60 dönüm arazi alabilecekler. Bu haktan yararlanan şirketlerin tüm hissedarları, direktörleri, yöneticileri ve mütevellileri, başka bir şirkette arazi satın alamayacak, mal satın alma amacıyla yediemin sözleşmesi yapamayacak ( ( Vatandaş yapılan İsrailliler bu kısıtlamaya dahil değil)

– Geçmişte belirtilen sınırlar üzerinde mal almış olan yabancılar 2 yıl içinde, fazladan aldıkları mülkleri elden çıkaracaklar. ( Asıl büyük alımları yapan vatandaş olan İsrailliler bunu yapmak zorunda değil)

– Yabancılar, bu yasa öncesi avukatlar ve mütevelliler ile yaptıkları yediemin sözleşmelerini 75 gün içinde tapuya kaydettirecekler ve bundan böyle yediemin sözleşmesi ile mülk almak yasak olacak

Yasaya uymayanlar brüt asgari ücretin 500 katına kadar para cezasına çarptırılabilecekler.

SONUÇ

Görüldüğü gibi bu olumlu maddeler dışında ilk bölümde yazdığım birçok olumsuz husus, yeni yasadan sonra da devam edecektir.

Yani, vatandaş yapılan İsrailliler serbestçe arazi almaya, ülke torakları yabancılara satılmaya, ülkeye yabancı dolmaya ve demografik yapı değişmeye devam edecektir.

Ülkenin elektrik, su, yol, okul, kanalizasyon, trafik, sağlık/hastahane vb alt yapısı bir anda ülkeye dolan 100 bine yakın yabancıya yetecek durumda değildir. İskele bölgesinde yüzde 60’ı yabancı olan okullar vardır. Kanalizasyonlar denize akmaktadır. Trafik içinden çıkılmaz hale almıştır. Elektrik enerjisi yetmemektedir. Türkiye’den gelen su bile artık yetersiz hale gelmektedir.

Devlet ve belediyeler bu sorunları çözmekte yetersiz kalmıştır.

3-5 müteahhit ve daha önce isimlerini açıkladığım İsrail vatandaşlarına ait onlarca yap-satçı şirket, milyarlarca sterlin kazanacak diye, bu küçük ülke yaşanmaz hale gelecek, güzel doğamız betonlaşıp yok olacak, en güzel sahil şeritlerinde ve tarım arazilerinde yabancıların yaşadığı koloniler oluşacak, gençler fazla talepten yükselen fiyatlar nedeniyle konut alamayacak ve yabancılarla dolu sitelerde bahçıvan olarak çalışacaktır.

Yabancı talep nedeniyle fiyatları çok yükselen konutlardan alamayan gençler göç etmeye edecek ve ülkede uzun vadede sessiz bir işgal gerçekleşmiş olacaktır.

Bunu önlemenin yolu en kısa zamanda yasada sözünü ettiğim eksikliklerin mutlaka düzeltilmesidir.

KKTC’de yasa Meclis’ten geçti: Demografik yapı daha da bozulacak!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!