Koronavirüs gözlemleri

Koronavirüs gözlemleri

Koronavirüs salgını 2019 Aralık ayından beri dalga dalga tüm dünyaya yayılıyor. Dünya çapında koronavirüs vakalarının kaydını tutan worldometers.info’ya göre 24 Mart akşamı saat 22:00 itibarıyla tüm dünyada 414.661 vaka, 18.552 ölüm gerçekleşti. Hem vaka sayısı, hem de ölüm sayısı dakika dakika artıyor. Salgının başladığı Çin’de durum kontrol altına alınırken, Avrupa ve ABD’de sayılar katlanıyor:

Salgından ölenlerin sayılarına göre ilk sekize giren ülkelerin beş tanesi Avrupa’dan. İran ABD’nin ekonomik yaptırımlarına maruz bir ülke ama türbe ziyaretlerini ve dolaşımı yasaklamayarak büyük bir hata yaptı. Çin salgını kontrol altına aldı, dünyaya yardım etmeye çalışıyor. ABD’nin (emperyalist kapitalizmin) acizliği açık olarak ortaya çıktı. ABD’nin sözde demokrasisinde çıkar gruplarının paralarıyla seçilen başkanlarının yetersizliğini Amerikalıların kendileri de kabulleniyorlar mı Kasım ayında göreceğiz. Koronavirüs salgınına ülkelerin ilk tepkilerine daha önce kısaca değinmiştik, (https://veryansintv.com/koronavirus-salgininin-dusundurdukleri-ve-ekonomi-politikalari/)

Bugün kısaca koronavirüs salgınına ilişkin gözlemlerimize yer vermek istiyoruz. Ancak koronavirüs salgınının hem ülkeler bazında hem de dünya çapında çok ciddi ekonomik, toplumsal, siyasi ve jeopolitik sonuçları olacağı ve koronavirüs sonrasında birçok dengenin değişeceği açık. Kelimenin tam anlamıyla artık hiçbir şey koronavirüs sonrası aynı kalmayacak.

1. Emperyalizm virüsü, son yirmi senedir Afganistan, Irak, Libya, Suriye’de milyonlarca insanı öldürürken, sakat ve yurtsuz bırakırken dünya borsaları rekorlar kırıyordu. Yukarıda koronavirüs salgınından ölenlerin sayılarını vermemin nedeni sadece Irak’ta emperyalist ülkeler tarafından 2,4 milyon masum insan öldürülürken, koronavirüsten İtalya, İspanya, Fransa, ABD, İngiltere ve Almanya’da ölenlerin sayısının 12.000 olmasına rağmen borsaların çakılıyor olması. Yani emperyalizm için insan yaşamının, mahvettikleri, yerle bir ettikleri, yeni bombalarını denedikleri ülkelerin hiçbir değeri yok. Ama sermaye azcık, kısa bir dönem için bile zarar görürse dünyanın sonu gelmiş gibi davranıyorlar. Büyük bir ihtimalle yaz ortası itibarıyla salgın etkisini kaybedecek. Hepimizin üstüne düşen, bu süreçte gerçekleri bütün dünyaya göstermeye çalışmak, hatırlatmak. Yoksa, salgın etkisini kaybettikten sonra bütün ülkeler bombalardan nasibini alacak. Emperyalist ülkelerdeki halka, keşke kaynaklarınızı masum insanları öldürmek için bombalara, kurşunlara ayırmak yerine kendinizi korumak için koronavirüsle savaşmaya ayıracak yöneticiler seçseydiniz, bugün dünya herkes için daha güvenli ve huzurlu olurdu diye düşündürmek. Kendilerini Nobelli iktisatçılar diye pazarlayan üçüncü sınıf matematikçilere “dengelerinizi” bize anlatmaya utanmadan devam edecek misiniz diye sormak.

2. Kişi başına milli gelirin yüksekliğini gelişmişlik ölçütü almanın yanlışı bir kez daha anlaşıldı. Sayı fetişizmin bilimsellik değil, sahtekarlık olduğunu özellikle kendilerinin “gelişmiş” olduğunu iddia eden ülkelerdeki insanlar yaşayarak öğreniyorlar. Kendi vatandaşlarının en temel sağlık ihtiyaçlarını bile karşılamaktan uzak oldukları, zaten ona göre kurgulanmadıkları ortaya çıktı. İngiltere’de ise sermayenin ve onun sözde bilim adamlarının acımazsızlığı, sosyal güvenlik sistemine yük olan yaşlıların salgın yoluyla tasfiyesini amaçlayan “sürü bağışıklığı” yaklaşımıyla doruğa çıktı. ABD’de ise insanlar test kiti bulamıyorlar, bulduklarında ödeyemiyorlar ama internetten ateşli silahlar alımını patlattılar. Abluka altındaki Küba ise dünyaya doktor ve ilaç yetiştirmeye çalışıyor.

3. Türkiye’de ise medya panik yapmaya çalışıyor. Halbuki, panik yapmaya gerek yok halkımız gayet sağduyulu. Galata Köprüsü’nde yan yana balık tutuyorlar, Florida plajlarındakiler gibi alt alta, üst üste değiller. Sorumlular Umre’ye izin vermeseydi, veya gelenler karantinaya alınsaydı, salgın sınırlı kalacaktı.

4. Evet halkımız marketlerde makarna raflarını boşalttılar, ama ABD’de, İngiltere’de, Avustralya’da halk tüm marketleri boşalttı. Ülkemizde saçını, başını yolarak tuvalet kağıdı için kavga eden kadınların videolarını görmedik. Demek bencillik ve saldırganlık kültürel özellikler taşıyor, eğitim ve paranın pek faydası olmuyor.

Son olarak sormak lazım, ülkede özel hastaneleri olan Sağlık Bakanından başka yöneticimiz kalmadı mı, diğerlerinin hepsi kendilerini karantinaya mı aldılar?