Korsanlar

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Korsan temelde olumlu çağrışımlar yapan bir sözcük değildir. Legal olmayan şekilde gerçekleştirilen bir faaliyeti içerir. Bu nedenle “şuradan korsan geçiş yaptık” ya da “korsan cd aldık” deriz veya internet korsanlarından bahsedilir.

Fakat ne ilginçtir ki Avrupalıların “Yeni Dünya”yı keşfi sırasında bildiğimiz korsanlık, evrimsel biçimde yasal bir bir statü kazanıyor. Hatta korsanlık devletlerin tanıdığı bir meslek haline geliyor.

YENİ KITANIN ZENGİNLİKLERİ, AVRUPALININ DEVLET POLİTİKASI

Zor kullanarak alıkoymak, ele geçirmek, gasp etmek türünden suçların deniz yolları ve ticaretinde gerçekleştirilmesi korsan terminolojisinin tarihsel köklerini oluşturuyor.
Avrupa kapitalizminin temellerini oluşturan kolonicilik döneminden önce de korsanlık faaliyetleri vardı; fakat Kolomb öncülüğünde, ilk Avrupalıların Karayip Denizi’ne ulaşmasıyla açılan yeni dönemde korsanlık bir devlet politikası, korsanlar da devlet görevlisi olmaya başladı.

Kolomb’un ilk ayak bastığında Çin ya da Hindistan, daha önce ulaşılmış bölgelerden bir tanesi, olduğunu düşündüğü Karayipler 3 milyon kilometre kareye yayılan olağanüstü doğal güzellikleri ve zenginliğiyle Avrupalı sömürgeci güçleri çağırmaktaydı.
Çok tutarlı olmayan iklim yapısı Karayip Denizi’ni her türlü sürprize açık hale getirirken, Avrupalı kolonyal güçlerin yanısıra, onların katil ve hırsızlarına da uygun doğal ortamı sunuyordu.

KORSANLIK YASALLAŞIYOR

Yeni Dünya’nın (Amerika Kıtası) keşfi Avrupa’daki monarşilerin, krallara yüzde 10 hak verilmesi biçiminde işleyen serbest ticaret kuralını bozdu.

Fethi gerçekleştiren İspanyol ve Portekizliler’e başta Hollanda ve İngiltere olmak üzere, diğer sömürücü Avrupalılar karşı çıktı; çünkü altın, gümüş, değerli varlıklar ve daha önce görülmemiş meyve ve ürünlerden oluşan zenginlikten onlar da pay almak istiyorlardı. Esas olarak bu çıkar çatışması denizlerdeki korsanlık faaliyetinin sistemli ve yasal bir iş haline gelmesine zemin teşkil etti.

Avrupa kıyılarından çıkan korsan gemileri yasal bir izne ve kayda tabî olmaya başladı.

Monarşik krallıklar sefer çağrısı yapıyor, soylular ise kendi zenginliklerini olmadığı ölçüde arttırmak arzusuyla bu gemileri ve mürettebatını finanse ediyordu.

Liderler veya korsan kaptanlar genel olarak daha önce bu işi yapmış denizcilerden, ordu görevlileri ya da işi savaşmak olanlardan seçiliyordu.

BORSA VE KORSAN KAĞITLARI

Bunun bir adım ötesinde ise hayal bile edemeyeceğiniz ölçüde “esaslı bir devlet işine” dönüştü korsanlık. Artık seferleri ticari şirketler organize ediyordu; yani denizde bir ticaret/yük gemisine yanaşıp, önce yelken direklerini parçalayıp, sonra yaklaşarak mürettebatı esir almak, direneni çoğu zaman direnmeyeni de öldürmek, onları esir köleler haline getirmek; kısacası kan dökmek ve hırsızlık yapmak şirketlerin yürüttüğü bir iş kolu haline gelmişti.

Öyle ki bu şirketlerin kâğıtları borsada işlem gördü. Avrupalılar bu kâğıtlara rağbet etti ve korsanlık resmen ekonomiyi işleten dinamik bir iş alanı oldu.

‘BİR İŞ KOLU’

Doğal olarak korsan gemileri de bir iş örgütlenmesinin hiyerarşi ve disiplini içerisinde organize olmaya başladı.

Korsanların “özlük hakları” ortaya çıktı.

Genelde korsanlar sıradan insanlar ve yoksul halktan seçiliyordu. Sanayi devrimiyle birlikte işçiler için ortaya çıkan tazminat hakkı ilk olarak bu korsanlar adına uygulandı.

Korsan korsanlık faaliyeti sırasında kaybettiği her uzvu için bir maddi karşılık alma hakkına sahipti. Sağ kolunu kaybetmişse altı köle veya bunun para karşılığı, sol kol için biraz daha az sayıda köle ve para alabiliyordu.

DEĞİŞMEYEN ANLAM

Korsanlığın uzun tarihi küçük bir yazının içeriğine sığdırılamaz: ancak bu genel geçer bilgilerden önemli bir sonuca ulaşmak mümkün: Günlük kullanımda bile yasal/doğru olmayan bir faaliyeti-aksiyonu çağrıştıran kavram; yani korsan, tarihin önemli bir bölümünde bugün kabul edilmiş herhangi bir meslek gurubu kadar yasal bir “iş yapma” biçimi haline getirilmiş.

Devletler bunu bizzat yürütmüş; korsan ticaret gemilerinin kağıtları, borsada işlem gören değerli araçlar olarak kabul edilmiş.

Ne var ki bu tarihsel gerçek korsan tanımının kan dökme, hırsızlık, gaspetme gibi insanlık dışı içeriğinden bağımsız algılanmasına neden olmamıştır. O yüzden bugün yasal ya da meşru olmayan bir işi, bir hareketi tanımlarken korsan diyoruz.

SİYASETİ ANLAMAK

Her toplumsal ekonomik sürecin kendi gerçekliği içerisinde değerlendirilmesi tarihi, öznellikten bağımsız, doğru biçimde anlamamızı sağlar.

Avrupalı için korsanlığın o dönemde ekonomik sistemin bir aracı olması kendi tarihsel koşulları içerisinde bir gerekçeye sahiptir; bugünden bakarak yüzyıllar öncesindeki bu uygulamayı yargılamak bütün bütüne doğru olmaz.

Fakat bunun siyasetini anlamak  ve eleştirmek gerekiyor.

Korsan’ın bize gösterdiği gerçek son derece yalındır: Temelleri Yeni Dünya’nın fethine kadar uzanan, bugün ise insanlığı toplumsal ve ekolojik pek çok hayati sorunla başbaşa bırakan mevcut sistem ihtiyaç duyduğu anda kötü olanı iyi, iyi olanı kötü olarak kabul eder.

Bu onun siyasetidir.

Korsanlar

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!