Kripto ayılar!

Nihat Genç yazdı...

Kripto ayılar!

Ezop masalı gibi iki hadise anlatayım, köyden yaylaya arabayla çıkıyoruz, önceden bildiğim tarla yapılmayacak kadar tam bir gafulluğa (yabani ot-çalılık, cangıl) dönüşmüş taşlı arazide tek bir ot dahi göremedim, şoföre, burası gafulluk değil miydi?

Ağbi, dedi, komşu köylüler köyün dışında ayılara kışın aç kalmasınlar diye yiyecek veriyor, ancak, ayılar bu köyün dibinden bu gafulluktan geçiyor, ayılar çoluk-çocuğa saldırır diye de korkuyorlar, ayı vurmanın cezası da altı sene diye gözleri korkmuş, ne yapalım, ayılar geçerken gafulluğu yakalım ayıların gözü korksun yolu değiştirsin diye. Gafulluğu yakarlar, ancak alevler köye ulaşır. Etraf köylüler kasabalar ta öbür şehirlerden itfaiyeler çağrılır köylüler sabaha kadar canlarını zor kurtarırlar.

Bizim hikayemiz, 15 Temmuz gecesi devletimiz ve biz canımızı zor kurtardık!

Köyü yanmaktan kurtardılar peki ayılardan kurtuldular mı?

Tam tersine, dikenli sık gafulluk biraz engel oluyordu şimdi o da yok ellerini kollarını sallayarak geçiyorlar!

Ayıları besleyen kimdi, liberaller, İslamcı iktidar, Amerika, el birliğiyle.

15 Temmuz'da köyümüz yandı, hukuk kurumları, askeriye, sokakları ve yasalarıyla!

Bugün ise ayılar renklenmiş her yerde.

Kripto ayılar her yerde.

AKP'de, İyi Parti'de yeni CHP'de!

Ve her yer, eli silahlı selefi örgütler, Suriye ordusu kaçkınları, bunlardan güya özel ordu yapanlar ve tarikat ve cemaatlar ve siyasilerle el ele narkotik mafyatik yapılar ve kayıp yüzbinlerce silah, dolmuş taşıyor!

Yani, bugün herkes korku endişe içinde, ayıları yine birileri beslemiş ayılar yine yol yapmış.

Köyü yine büyük bir yangın bekliyor!

Bayram dediğin 'hakimiyet' bayrağıdır, bayrağının altında meclis iradesidir!

Bugün 'ayıları' silahları illegal mafyatik yapıları yasasız tarikat ve cemaatleri 'yargılayacak' 'tutuklayacak' gücün var mı, yok!

Yani dur diyecek iktidar ve hakimiyet gücün yok!

...

Benzer hikayeleri çokca dinlemişsinizdir, taşra vilayetinde, giyim mağazası sahibi bir kasiyer ve bir tezgahtarına dükkanı teslim edip güven içinde diğer işlerine gidiyor.

Kasiyer-tezgahtar iki kafadar, yan taraftaki apartmanın merdivenaltına koli koli kendi özel mallarını yığarlar ve müşteri gelip bir mal beğendiğinde 'abla, fatura istemezsen, sana yarı yarıya indirim' deyip yan tarafa gidip kendi malını satar...

Ve tesadüfen patronun bir arkadaşı, yeni montunu gösterip, 'ağbi sağol senin dükkan çok ucuzmuş' dediğinde, patron tezgaha geldiğini öğrenir.

Hakimlik ve askeriye ve Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı ve nicesine yerleşmiş tarikat cemaatler devlet içinde 'kimin' malını satıyorlar!

İhaleler kendilerine, işe alınacak personel kendilerine, himmet paraları kendilerine, ve amaçları ve propgandaları İslam Devleti ve Osmanlı ve ümmet propagandası ve dualar kendi şeyhlerine...

Devlete çöreklenmişler devleti işgal etmişler ama anayasa gereği 'herkese' değil kendi tarikatlarının mallarını satıyorlar!

Devlet içinde tarikat ve cemaatler Türk tarihinde görülmemiş şekilde yasadışı büyük bir dükkan açmışlar.

Peki devlet yasa dışı bu tarikat ve cemaatler üzerinde ve onların tehlikeli azgın kanunsuz büyümeleri ve silahlanmaları üzerinde hukukla denetlemeyle soruşturmayla 'hakimiyet' kurabiliyor mu?

Hayır!

Dün ülkeyi işgale kalkışanlar da cemaat ve tarikattı, bugün devlet içinde orman yangını gibi büyüyen silahlanan da tarikat ve cemaatler!

Dünküler de göz yumularak ve yemlenerek büyüdü bugünküler de kasıtla göz yumularak yemlenerek büyüyor.

15 Temmuz kimlerden kurtuluşun bayramıydı, sadece sarıkların rengi değişmiş.

15 Temmuz üzerinden beş uzun yıl geçmiş hala kayıp silahlar üzerinde kontrolümüz yok. Devletimizin bekasına en büyük tehdit olduğu aşikar travmatik darbeleri ve ajanlıklarıyla belgelendiği halde İslamcı iktidar hala illegal yapıları tarikat ve cemaatleri açıkca meydan okuya okuya yemlemeyi sürdürüyor!

Ayılar kimin müsaadesiyle elini kolunu sallayıp geçiyor?

Diyaneti, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitimi, hukuk ve askeriyesi hangi tehlikeli yerlerimizden yiye yiye şişe şişe geçiyor, herkesin bilgisinde.

Ayıların silahlanması varlıkları faaliyetleri yasalara aykırı mı aykırı?

Devlet içinde kendi dükkanlarını açıp sadece kendi mallarını sattıkları açık mı açık!

Yani yine gizlice el altından görmezden geliniyor, Fetö'ye yapıldığı gibi.

Demek ki yine 'kontrol' edecek gücün yok.

Demek ki yine 'hakimiyet' sağlayacak iktidarın yok!

Demek ki yine 'köyümüzü' yeni bir yangın felaketi bekliyor!

O halde bugün sen hangi bayramı kutluyorsun?

Cemaat ve tarikat yapılarını bilenler bilir, cemaat ve tarikatların bayrakları 'sarıklarıdır' ve özel kodladıkları sembolik takke ve işaretlerdir.

Hepsi aynen böyledir devlet içinde dahi Türk Bayrağı'nın hakimiyetiyle dalga geçer gibi, burada bizim borumuz bizim (sarığımız) bayrağımız dalgalanıyor deyip sarıklarıyla gövde gösterisi yaptıkları ve hala dava açılmadığına tutuklanmadığına soruşturma yapacak gücü bulamadığımıza göre...

Bu bayram, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bayramı değil.

Bu bayram, Fetö'den bayrağı devir alan kriptoların ve sarıklıların ve illegal silahları kim ele geçirdiyse onların bayramı!

Bu sarık, denetlemeyen kontrol edilemeyen sorgulanamayan 'dokunulmaz' yapıların korsan bayrağıdır.

Allah dostları deyip bizimkiler deyip Osmanlı ümmet deyip 'kendi cemaat ve tarikatlarını' kasıtla dalga geçer gibi yargılamayanların bayrağı!

Herkesi yargılayamazlar!

Sadece İslamcı iktidara ve cemaat ve tarikatlara laf edenleri karşı çıkanları 'yargılar'.

Sarıklıların bayrağı, bağımsız meclisimizin bayrağı değildir.

Sarıklıların bayrağı, hukukun bayrağı değildir.

Sarıklıların bayrağı 'hakimiyetin' bayrağı değildir.

Hakimiyeti yangından mal kaçırır gibi meclisten ve halktan alıp 'dokunulmaz' Allah dostlarının(?) din şarlatanlarının keyfine emrine veren cemaat ve tarikatların bayrağıdır!

Ayrım gayrım demeden herkesi yargılayacak gücünüz olduğunda bir hukukunuz ve hakimiyetiniz ve dalgalandıracağınız bir bayrağınız o zaman olur!