Küba 1962 Karadeniz 2021

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Küba 1962 Karadeniz 2021

1962 yılında iki nükleer güç olan ABD ve Sovyetler Birliği arasında Küba füze krizi yaşandı.

Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkmasına ramak kalmıştı.

Üstelik bu büyük tehlikenin tam ortasında Türkiye de yer alıyordu.

Füze krizi aslında Türkiye ve Küba’da bulunan nükleer füzeler yüzünden patlak vermişti.

Herkes Küba’daki Rus füzelerini konuşuyordu ama Türkiye’deki Jüpiter füzelerini pek bilen yoktu.

Amerikalılar Küba’yı vursaydı, Ruslar da Türkiye’yi vuracaktı.  

1962 yılında Türk halkı konudan habersizdi.

Kapalı kapılar ardında gizli bir pazarlık söz konusuydu.

Manhattan’daki bir kafede SSCB Büyükelçisi ile pazarlık yapan John F. Kennedy, Nikita Kruşçev’in “siz  Jüpiterleri çekin biz de MRBM füzelerini çekelim” önerisini kabul etti.  

Bu gizli pazarlıktan Türkiye’nin haberi ancak 40 yıl sonra olacaktı.

Ben şahsen bu olayı merhum Gazeteci yazar Turan Yavuz’un –kitabın ismi de çok açıklayıcı - “Satılık Müttefik” isimli müthiş kitabından öğrendim.

Burada şu notu da ekleyeyim; bu krizin olduğu yıl 27 Mayıs ihtilalinin sonrasıydı.

Yani Karadeniz kıyılarındaki Jüpiter füzelerinin konuşlandığı 1961, söküldüğü 1963 de 27 Mayıs’tan sonraydı.

Gerçi füze anlaşması 25 Ekim 1959’da Paris’te Menderes Hükümeti ile imzalanmıştı.

Bunun öncesinde Temmuz 1959’da da Trabzon’da bir Amerikan üssü kurulmuştu.

Başbakan Menderes, bu kritik sözleşmeyi TBMM’ye götürme ihtiyacı bile duymamıştı.

Ama yine de, ‘Menderes gibi NATO’cu bir liderin devrildiği askeri darbeye ABD’nin cevaz vermesindeki pazarlık unsurlarından biri de bu muydu acaba’ diye merak ederim hep.

KARADENİZ 2021

2021’e, yani bugüne dönersek...

Şu an iki Amerikan savaş gemisi Karadeniz’e doğru ilerliyor.

Şunu da belirtmek gerekir ki, aslında Karadeniz, Rus-Ukrayna çatışmasının yaşandığı Donbass bölgesine çok yakın da değil.

Peki bu Amerikan gemilerinin özellikleri ve yükleri nedir?

USS Donald Cook ve USS Roosevelt 14 ve 15 Nisan’da Karadeniz’e girecek, Montrö anlaşmasına göre 4 ve 5 Mayıs’ta da çıkmış olacak.

Her iki gemi de Arleigh Burke sınıfı güdümlü füze avcısı muhripler.

Her biri 56’şar adet Tomahawk füzesi taşıyor ve Aegis sistemlerinin birer parçası.

Ayrıca her ikisi de Rus füzelerini vurabilecek Standard Missile 3 anti balistik füze sistemlerini taşıyabiliyor.

CNN ayrıca 7 Nisan'da iki Amerikan B-1 süpersonik bombardıman uçağının (nükleer yetenekli) Ege Denizi üzerinde uçtuğunu ve Karadeniz'e erişim sağladığını bildirdi.

USS Dwight D. Eisenhower uçak gemisi de, ekli taşıyıcı vuruş grubuyla şu anda Doğu Akdeniz'de.

Gruba dört güdümlü füze avcısı ve güdümlü füze kruvazörü atandı.

Savaş gemileri 280 kadar Tomahawk seyir füzesine sahip olabilir.

Dwight D. Eisenhower, Sea Sparrow uçaksavar ve anti-füzeler ile Rolling Airframe Missile tipi karadan havaya füzelere ek olarak, 90 uçak ve helikoptere sahiptir.

Füzelerin hepsinin vuruş menzili Karadeniz'i kapsıyor.

Rusya da alarmda.

Donbass bölgesine yakın sınırına silah ve asker gönderdi.

3 topçu ve 8 çıkarma gemisi dahil 15 donanma gemisi de Hazar Denizi’nden Karadeniz’e doğru yolda.

Rus Savaş gemileri, Volgograd, Kalach-on-Don, Volgodonsk ve Semikarakorsk bölgelerini geçti.

Rusya Savunma Bakanlığı, Hazar Filosu gemilerindeki mürettebatın Karadeniz Filosu’ndaki güçlerle birlikte bölgede deniz tatbikatlarına katılacağını belirtti.

8 Çıkarma gemisinin Karadeniz’e indirilmesi akıllara, olası bir savaş durumunda Rusya’nın Odessa tarafından da Ukrayna’ya müdahale edebileceğini akıllara getiriyor.

VeryansınTV yazarı Nejat Eslen’in de son yazısında tespit ettiği gibi, ABD Rusya’ya karşı sert bir hamle başlattı.

ABD, Rus karşıtı cepheyi, Ukrayna, Belarus ve Baltık ülkeleri (Letonya, Litvanya, Estonya) hattına çekmeye ve Karadeniz’den de Rusya’yı kuşatmaya kalkışıyor.

Pentagon’un ismini vermeyen yetkilisi, ABD’nin Rusya’ya çok güçlü bir uyarı gönderdiğini söylüyor.

CNN’e konuşan aynı yetkili, ABD Donanmasının, Rusya'nın Kırım'daki Sivastopol'daki donanma filosu yakınlarında keşif uçuşları yaptığını da bildirdi.

Son 2 hafta içinde ABD Başkanı Biden, Savunma Bakanı Lloyd Austin, Genelkurmay Başkanı Mark Milley, Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Ukraynalı meslektaşlarıyla Donbass'ta yoğunlaşan çatışmalar ve Rusya'nın “saldırganlığıyla” ilgili görüşmeler yaptı.

ŞOYGU: SADECE UKRAYNA DEĞİL TÜM NATO HAREKETLİ  

Rusya bu gelişmelerden endişeli.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelensky’nin talimatıyla harekete geçen ABD destekli Ukrayna ordusu, Donbass ve Doğu bölgeleri geri almak istiyor. Ama olay bundan da fazlası gibi.  

Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu, sadece Ukrayna değil, tüm NATO’nun hareket halinde olduğunu söyledi.

ABD ve NATO'nun Rusya sınırına asker gönderdiğini, Karadeniz ve Baltık Denizi'ndeki askeri potansiyelini artırdığını söyleyen Şoygu, Moskova'nın NATO'un tehditkar askeri faaliyetlerine karşı önlem aldığını vurguladı.

Severomorsk'ta Rusya Kuzey Filosu'ndaki toplantıda konuşan Şoygu, "Şu anda ABD askerleri Atlantik üzerinden Avrupa'ya intikal ediyor. Avrupa'daki birlikler Rusya sınırlarına doğru gönderiliyor. Ana güçler, Karadeniz ve Baltık Denizi'nde yoğunlaşıyor. Rusya topraklarının hemen dibinde 40 bin asker ve stratejik hava araçları da dahil 15 bin askeri teçhizat konuşlandırılıyor" dedi.

Polonya ve Baltık ülkelerinde ABD birliklerinin sayısının artırıldığını, hava keşif faaliyetlerinin iki katına, deniz keşif faaliyetlerinin ise bir buçuk katına çıkarıldığını kaydeden Sergey Şoygu, NATO'nun bu yıl son 30 yılın en büyük Defender Europe tatbikatını yaptığının altını çizdi.

RUSYA’NIN BÜYÜK GÖLLERE MUHRİP GÖNDERMESİ GİBİ 

Oysa kendi topraklarından binlerce kilometre uzağa bu kadar yığınak yapmak biraz garip.

ABD’nin özellikle Karadeniz’e odaklanan hareketlenmesi, Rusya'nın St. Lawrence Denizyolu üzerinden Büyük Göller'e (*) birkaç güdümlü füze kruvazörü göndererek, Washington üzerinden Kanada sınırına doğru asker gönderen ABD'ye “güçlü bir mesaj göndermesi”ne benzetilebilir.

Öte yandan ABD destekli de olsa Ukrayna’nın olası bir savaşı kazanma şansı yok.

Rus askeri gücü ilk aşamada üstün gelirse, Biden’in destek sözü, ABD ve Müttefik NATO hava veya kara kuvvetlerinin Ukraynalıları yenilgiden kurtarmak için müdahale edebileceği anlamına geliyor. Avrupa'da, ABD Ordusu ve kara kuvvetleri, zırhlı tugaylar tarafından zamanında takviye edilmiş olsa bile, Polonya sınırının 500 mil doğusuna müdahale edemeyecek kadar zayıf.

NATO’nun kara kuvvetlerinden hiçbiri, Rusya’nın BM-30 SMERCH Roket Topçu Oluşumları ile başa çıkmaya hazır değil.

Rusya’nın BM-30 SMERCH roketatarlarından yalnızca beşinden ateşlenen roketler, New York City’nin Central Park (843 dönüm) büyüklüğündeki bir alanı dakikalar içinde tahrip edebilir.

Dolayısıyla, ABD ve müttefik kuvvetler müdahale ederse, muhtemelen bunu hava varlıklarıyla yapacaklar.

Rusya'nın entegre hava savunmasının ne kadar etkili olacağı bilinmiyor, ancak Rus Birleşik Hava Savunma Sistemi, aşamalı dizi radarları ile hafife alınamaz. Rus S-500 gibi en yeni hava savunma sistemlerinden bazıları o kadar yetenekli ki, pek çok ABD Savunma yetkilisi, F-22, F-35 ve B-2 gibi savaş uçaklarının bile imha riskiyle karşı karşıya kalabileceği endişesini taşıyor.

Doğu Avrupa'da hüküm süren rüzgarlar nükleer serpintiyi Rusya ve Orta Asya boyunca Kore'ye kadar yayacağından, Rusya'nın nükleer silah kullanması pek olası değil.

Tabii ABD kuvvetleri sözde "taktik nükleer silahlar" kullanmadıkça.

Yine de, Estonya'dan İspanya'ya kadar neredeyse tüm ABD ve müttefik askeri tesisler, yüksek patlayıcı konvansiyonel savaş başlıkları taşıyan Rus Kalibr Cruise Füzelerinin menzilinde olacak.

Anlayacağınız Karadeniz’deki gerilim çok ciddi.

İki büyük nükleer güç arasındaki bu kriz SSCB Kızıl Ordusu’nun 1979’da Amu Derya nehrini geçip Afganistan’a girmesinden de büyük olabilir.

Türkiye’nin de gereksiz yere Montrö tartışması ve Ukrayna’ya SİHA desteğiyle katıldığı bu kriz bana daha çok 1962 Küba Krizi’ni anımsatıyor.

O krizde Türkiye -halkının haberinin ve günahının olmadığı- bir okka altına gitme tehlikesi yaşamıştı.

Bugün ise durum biraz daha farklı.

Milletçe biraz daha bilinçlendik, sokaktaki insan bile artık emekli amirallerin talihsiz bir şekilde gözaltına alınmasıyla (ve neyse ki bırakılmasıyla) Montrö ve Karadeniz krizinin bağlantılı olduğunu biliyor.

Öte yandan ABD de 1962’deki Amerika değil artık.

(*)Büyük Göller (Great Lakes), Kuzey Amerika’da, Kanada – ABD sınırında bulunan ve birbirine bağlı 5 dev tatlısu gölünden oluşan göller grubuna denir. Bu bölge, dünyadaki en büyük tatlı su havzasıdır. Sant Lawrence Nehri ile Atlas Okyanusu’na bağlanır. Büyük göller yöresi Chicago, Detroit ve Toronto gibi büyük şehirlere ev sahipliği yapar.

KAYNAKLAR: 

Kitap: Satılık Müttefik – Turan Yavuz 1999

https://antibellum679354512.wordpress.com/2021/04/09/u-s-warships-to-enter-black-sea-in-significant-signal-to-russia-over-ukraine/

https://www.theamericanconservative.com/articles/facing-the-facts-of-war-with-russia/