Küfürlü masal

Bilin Neyaptı yazdı...

Küfürlü masal

Absurdistan’ı küfürbazlar basmış, en üst yöneticiler bu akımın öncülüğünü yapıyormuş; halka, akademisyenlere, kadınlara, önlerine her kim gelirse küfür ediyorlarmış. Küfür öyle yaygınlaşmış ki, Absürdistan’da hava da hep küfür küfür eser olmuş. Ama küfretmek yöneticilerin tekelindeymiş; eğer halktan, bırakın küfrü, kendilerini onaylamayan herhangi bir ses çıkarsa, üstlerine salınan özel mavi urbalılar ağızlarına acı biber sürüp gözlerine de limon sıkıyormuş. 

Durumu bir de anayasa değişikliği ile sabitlemişler: en iyi küfreden yönetici yükseltiliyor, yükseldikçe de daha çok ve ağır küfürler edebiliyormuş. Sıradan halk ise artık yönetici olamıyormuş; yönetici olmak için, kavramların tümüyle tersten öğretildiği özel okullarda eğitim ve terbiye almış olmak ön şart, gitgide artan sayıda takla atabilmek de ek şart olmuş... küfürbazlık ancak yükseldikçe tanınan bir ayrıcalıkmış. Daha alt düzeydeki yöneticiler sadece mantık dışı açıklamalar yaparak halkta kafa karışıklığı yaratmakla memurlarmış. Çünkü kafalar ne kadar karışırsa, gitgide zorlaşan hayat şartlarından kimi sorumlu tutacaklarını bilemez hale geliyorlarmış.

Absürdistan halkı ise çok iyi niyetli olduğundan, içlerinden çıktığını düşündükleri bu küfürbazları önce çok sevimli bulmuş, kendilerine yakın hissetmişler. Ancak, yıllar geçip de karınlarının çaldığı ziller  yöneticilerin küfürlerini, memurların mantıksız açıklamalarını bastıracak kadar yükseldikçe, halkın sabrı epey tükenmiş ... homurdanmalar arttıkça artmış... bu durum karşısında yöneticiler de küfür rüzgarlarını daha sert estirmeye başlamış ki homurdanmalar duyulmasınmış; bu arada, mantıksız açıklamalar yapan memurlar da gitgide halkın gözünde daha da sinir bozucu olmaya başlamış. 

Yine böyle rüzgarın küfür küfür estiği bir gün, Absürdistan halkı içine hapsedildikleri çitlerin içinde, gitgide yöneticilerin erişiminden uzak ve lebaleb birbirlerine yakın olduklarını farketmişler. Bu şartlarda ses çıkarırlarsa o sesin kimden geldiği bile belli olmadan gitgide yayıldığını keşfetmişler. Ama temkinli olmak gerektiğinin de çok farkındalarmış, çünkü aralarında takla uzmanları da gizliymiş. 

Absurdistan vatandaşlarının tek istedikleri çocuklarına küfürsüz, mutlu, güzel bir dünya kurmakmış oysa... Bu küfür rüzgârlarını yenmenin tek yolunun sadece iyiye ve güzele, üretmeye odaklanmak olduğunu biliyorlarmış. Onlar böyle bir dünya düşlerken, küfür küfür esen rüzgar yoğunlaşmış, artık onların üzerinde değil, sadece küfürbazların üzerinde esmeye başlamış... ve öyle esmiş öyle esmiş ki, günlerce, aşağıdaki küfürler yükseldikçe daha da artarak, şiddetlenerek... esmiş de esmiş. Sonunda hortuma dönüşmüş küfür rüzgârı. Öyle büyük bir hortum olmuş ki küfür rüzgarlarından, altında ne varsa bir daha eser bırakmayacak şekilde silmiş süpürmüş ... taaa Aya, oradan da Mars’a kadar çekip götürmüş küfürbaz ve taklacıları.  

Absürdistan halkı artık yeniden güzel bir hayata başlamaya hazırmış. Ülkenin kuruluşuna uygun yasaları yerinde bırakmışlar ama küfürbazlık ve takla okullarını tümüyle yasaklamış, küfreden yöneticilere ömür boyu kamu görevinden el çektirme kuralı koymuşlar. Her türlü kötülük ve mantıksızlıktan dersini çok iyi almış halk, artık aynı hatalara asla düşmeyerek mutlu ve güzel bir ülke yapmışlar Absürdistan’ı.