Küresel buhrana milli çözüm

Küresel buhrana milli çözüm

Korona virüsü ile mücadele başladığında Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılan slogan “Sorun Küresel, Çözüm Ulusal” olmuştu.

Nitekim hastalık küresel bir hal aldıkça, ülkeler içine kapandı ve her ülke aslında en büyük müttefikinin yine kendisi olduğunu öğrendi.

Küreselleşme canavarının sorgulandığı ve küreselleşme olgusunun sorun çözen değil; aksine sorunların kaynağı olduğunun sıkça dillendirildiği bir döneme de girdik.

Ucuz iş gücü için Çin’e yığılan ve Çin merkezli kurdukları üretim ağını sınırları ve dolayısıyla devletleri yok sayıp dünyaya taşımayı hedefleyen ulus ötesi şirketlerin ihtiyaç anında hiçbir işe yarayamayacakları ortaya çıktı.

Zira üretim merkezlerine uzakta kalan ülkeler acil ihtiyaç duydukları; ancak bu zamana kadar ucuza mal edildiği için Çin’de üretilen bütün ürünlere ulaşmakta zorluklar yaşamaya başladılar. Bu da beraberinde maske ve solunum cihazı savaşlarını başlattı.

Bundan sonra hiçbir ülke bu konuda tedbirsiz davranamayacak ve gerekirse devletler sağlık ve gıda güvenliğine kendileri yatırım yapmak durumunda kalacaklar.

Yine devletler, bilim ve teknoloji çalışmalarının tamamen ulus üstü sermayeye bırakılamayacağını ve bu alanlarda gerek özel sektörle ortaklık, gerekse doğrudan bulunmaları gerektiğini de anlamış görünmektedirler.

Söz konusu para olduğunda hiçbir kutsalı olmayan özel sektör özellikle ABD olmak üzere bu süreçte bir çok devleti yarı yolda bırakmış, parayı veren ülke düdüğü çalmıştır.

Küreselcilerin kontrolünde olan Dünya Sağlık Örgütü’nün de aynı Dünya Ticaret Örgütü gibi işlevini yitirdiğini ve tartışılmaya açıldığını gördük ki zaten olması gereken de buydu.

Sınırlar kalkacaktı, duvarlar yükseldi; dünya bir köy olacaktı, ulus devletler özlerine döndü.

Sınırları kaldıran organizasyonların yara aldıkları ve yerelleşmenin öne çıktığı bu süreç sona erdiğinde insanı doğrudan etkileyen yani insanın ihtiyaç duyduğu her türlü mal ve hizmet ülke sınırları içine taşınmak zorunda kalacaktır.

Yeni dünyanın parolası ekonomik milliyetçiliktir. Aksi takdirde milli şirketler, yok pahasına küresel sermayenin eline geçecektir ki ulus devletler artık bunu kabullenemezler.