Küresel ekonomik savaşta dolar silahı

Bartu Soral yazdı...

Küresel ekonomik savaşta dolar silahı

Küresel ekonomik savaş sertleşiyor. Amerika ardı ardına hem tehdit ediyor hem ekonomik yaptırımlar uyguluyor. Hedefte öncelikli olarak Çin ve Rusya var. Onların ardından İran ve kamuoyumuz duymuyor gibi yapsa da Türkiye geliyor. Amerika’nın ülke dışında bilinen 800 üssü var. 2. Dünya Savaşından beri dünyayı terbiye etmek, hizaya getirmek, istediğini yaptırmak için iki gücü kullanıyor; silah ve dolar.

Doların yaygınlaşması ve rezerv para haline gelerek bir sopaya dönüşmesi ABD’nin New Hampshire Eyaletinde bulunan Breton Woods kasabasında 1944 yılında yapılan anlaşma ile gerçekleşti. Diğer ülkeler paralarını dolara endekslerken, dolarda altına endekslendi. Hedef 1930 büyük ekonomik buhranında çöken altın standardı uygulaması yerine daha esnek bir sistem oluşturmak ve fiyat istikrarını bu sistem ile korumaktı. Sistem 30 seneye yakın bir süre, artan sorunlar ile birlikte çalıştı. 1970’lerin başında ise bitti çünkü ABD, doları altına endekslemekten vazgeçti ve imparatorluğunu ilan etti. Fiyat istikrarı için başsız kalan ülkeler ise dalgalı kur politikasına geçtiler, yani kendi kurlarını ve rekabet güçlerini piyasanın güvenli ellerine (!) devrettiler. Bir başka deyişle uluslararası kısa vadeli, spekülatif sermayenin teslimi oldular.

Yani sistem reel sektör ve finansal sektörün beraber hareket ettiği, birbirini desteklediği, kontrollü bir ekonomik yapıdan finansal sektörün hakim olduğu, istihdam yaratmayan kumarhane kapitalizmine evirildi. Öyle ki 2017 dünyada toplam dış ticaret hacmi 74 trilyon dolar olurken yıllık döviz işlemleri toplamı 1,27 katrilyona ulaştı. Bunun 1.11 katrilyonunu banka kredileri dışındaki finansal oyunlar için yapılan işlemler oluşturdu. Bu işlemlerde ABD dolarının ağırlığı yüzde 88. Ve bu işlemlerin yaklaşık yüzde 48’i İngiltere’de, yüzde 25’i ABD’de yapılıyor.

Bu yıllar içinde dolar üstünden dünyada sürdürülen finansal oyunlarla birlikte yaşanan ABD merkezli finansal sermaye birikimi, dolarizasyon ve doların rezerv para olması ABD’ye dünya üstünde inanılmaz bir hegemonya kurmasına, 800 askeri üs ve modern silahları kadar yardımcı oldu. Bu sayede ödemeler dengesi açığını ve aşırı borçlanmasını sürdürebildiği gibi, aldığı para politikası kararlarıyla, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere bütün dünyada çalkantılar, ekonomik krizler yaratabiliyor.

DOLAR BÜTÜN PİYASAYI ELE GEÇİRMİŞ DURUMDA

Doların yaygınlığı konusunda ilk çarpıcı veri forex piyasalarında görülüyor. Burada ülkelerin gayri safi yurt içi hasıla ve ithalat ihracat büyüklüklerinden çok farklı bir manzara çıkıyor. Bilindiği üzere forex piyasası, döviz ticaretinin yapıldığı uluslararası piyasalar. 2019 yılında doların forex piyasalarında günlük işlem hacmi 5.82 trilyon dolar. İkinci sırada 19 ülkenin kullandığı avro var; günlük 2.13 trilyon dolar. Üçüncü sırada ise 1.11 trilyon dolar ile Japon Yeni bulunuyor. Dördüncü sırada İngiliz Poundu, günlük 844 milyar dolar. Beşinci sırada Avustralya Doları, günlük 447 milyar dolar. Ve altıncı sırada Çin Yuan’ı, günlük 285 milyar dolar.

Oysa, Çin’in 2019 yılı toplam dış ticaret hacmi 4.63 trilyon dolar ve dünyada birinci sırada. ABD 4.28 trilyon dolar dış ticaret hacmi ile ikinci sırada ama forex piyasalarında dolar ile günlük işlem, Yuan ile günlük işlemin 20 katından fazla. Örneğin İngiltere’nin 2019 yılı toplam dış ticaret hacmi 1.16 trilyon dolar ile Çin’in dörtte biri oranında ama foreks piyasalarında İngiliz Poundu Çin Yuan’ından üç misli fazla işlem hacmine sahip. Ayrıca ekonomik büyüklük olarak bakıldığında Çin 2019 yılında 13.6 trilyon dolar gayri safi yurt içi hasılaya sahipken İngiltere 2.86 trilyon dolar gayri safi yurt içi hasılaya sahip.

İkinci çarpıcı nokta rezerv verilerinde görülüyor. Merkez bankalarının ellerinde tutuğu rezervler aslında küreselleşme adı altında dünyaya hakim olan, saniyeler içinde bir ülkeden diğerine girip çıkan spekülatif sermaye hareketlerinin yarattığı çalkantıları bir nebze olsun dengeleyebilmek için ülkelerin başına sarılan bir bela. 2019 yılı itibariyle dünyada merkez bankaları yaklaşık 11 trilyon dolar rezerv tutuyorlar. Bunun yüzde 60’ı, yani 6.75 trilyon dolarlık kısmı dolar bazında, yüzde 20’si yani 2.28 trilyon dolarlık kısmı ise avro bazında. Çin Yuan’ı bazında tutulan rezerv ise 218 milyar dolar değerinde yani toplamın yüzde 2’si bile değil.

Yine ilginç bir veri SWIFT tarafından tutulan uluslararası ödeme kayıtlarında görülüyor. Çin dünya dış ticaretinin yaklaşık yüzde 13’ünü gerçekleştiriyor. Buna karşılık Çin’in para birimi Yuan ile yapılan ödemeler sadece yüzde 2. Dünya dış ticaretinde ABD’nin payı da yüzde 13 civarında. Buna karşılık ABD’nin para birimi dolar ile yapılan ödemeler toplamın yüzde 41’ini oluşturuyor. Aynı dış ticaret payına karşı Yuan kullanımı yüzde 2 dolar kullanımı yüzde 41. Yani Çin ithalat, ihracat yapıyor ama bu işlemlerde dolar kullanılıyor.

Dikkat çeken diğer bir durum ise ABD saldırganlığı karşı karşıya kalan ve bu sebeple Çin ile beraber hareket edeceği görülen Rusya ve İran veya Çin’in etkin olduğu BRICS veya Şangay Beşlisine üye ülke para birimlerinin uluslararası finansal işlemlerde dünya sıralaması içinde olmaması.

Doların yaygınlığı yani kısaca dünyada rezerv para olması pek çok sonucu yanında getiriyor. ABD finansal piyasaları likit, güvenilir ve derinliği yüksek piyasalar olarak değerlendiriliyor. Kullanıcısının yoğunluğu yeni kullanıcıları getiriyor. Gelişmekte olan ülkelerin dolar bağımlılığı, dolar bazında yüksek borçluluğu, dolar bazında rezervleri, FED’in-ABD Merkez Bankası- kararlarının ülke ekonomisindeki etkisini arttırıyor. Bu noktada dolar bazında borçlanan bir yerli firmanın borç yükünün FED’in %1-2 oranında yapacağı faiz değişikliği ile değerlenen dolar kadar o ülke para biriminin dolar karşısındaki değerinin etkili olacağı iddia edilebilir. Elbette doğrudur. Her ikisi de etkilidir. Ancak unutmayınız ki o kur hareketlerini de spekülatif sermaye hareketleri etkiliyor.

-YAZI DİZİSİ DEVAM EDECEK-