'Kürt Sorunu' demişken Kürtçe ve Zazaca konuşan Türkmen aşiretleri 'sorun'un neresinde duruyor?

Ali Rıza Özdemir yazdı...

'Kürt Sorunu' demişken Kürtçe ve Zazaca konuşan Türkmen aşiretleri 'sorun'un neresinde duruyor?

Yine aynı terane başladı…

Neymiş efendim? “Kürt sorunu”ymuş…

Bilen, bilmeyen herkes bir ağızdan “Kürt sorunu” üzerinden demeçler vererek müstakbel bir “Kürt açılımı”nın yollarını döşemeye çalışıyor.

İyi de güzel kardeşim, konuşuyorsun da, konuya ne kadar vakıfsın?!

Ne biliyorsun konu hakkında!?

İhtisasın nedir?

“Kürt sorunu” derken neyi kastediyorsun!?

Senin aklına, zekâna ve birikimine birkaç numara büyük değil mi, bu büyük sözler!?

Vazgeçtim Kürtlerin kökeninden, tarihinden, dilinden, kültüründen…

En basitinden Kürtçe ve Zazaca konuşan Türkmen aşiretleri hakkında ne biliyorsun?

Ortadoğu’da Zazaca, Kurmançça, Sorani ve Goranice konuşan bin 500 aşiret var ve bunların 200 tanesi Türkmen kökenli.

Osmanlı arşiv belgeleri, aşiretlerin sözlü aktarımları ve dip kültürü böyle söylüyor.

Ey “Kürt sorunu” diye mangalda kül bırakmayan vatandaş…

Şimdi sana tane tane, teker teker anlatayım da, iyi dinle…

Anlamadın mı; bu yazıyı bir daha oku, anlamadıysan bir daha…

Anlayıncaya kadar okumaya devam et…

***

Tarihsel süreç içinde Kürtçe konuşan Türkmen aşiretleri, sen bilmesen de geçmişten beri bilinen ve tartışılan bir konu.

Ziya Gökalp’ten beri değişik bilim insanları ve araştırmacıların konuya eğildikleri biliniyor.

Yaşar Kemal’den tutun da David McDowal’a kadar geniş bir yelpazede birçok yazar, öyle ya da böyle konuya değinmiş.

Bölgede yaşayan aşiretler de, sonradan Zazaca ve Kurmançça konuşan Türkmen aşiretlerini biliyor.

Öcalan bile, yakalandıktan sonra sorgusunda Kürtleşen aşiretlerden bahsetmişti.

Özetle, dilden dile fısıltı şeklinde konuşulan ve bazı çalışmalarda ise kısaca değinilen bir konu Zazaca ve Kürtçe konuşan Türkmen aşiretleri.

***

Dil ve kültür sürekli olarak değişen canlı varlıklardır.

Bak, sen bile bilip bilmeden “Kürt sorunu” diye üfürürken, şimdi bu yazıyı okuyarak değişmeye başladın bile…

İşte topluluklar bazen dil değiştirir.

Yani bir süre A dilini konuşurken, bir süre sonra B dilini konuşabilir.

Birçok nedeni olabilir dil değiştirmenin.

Birçok dilbilimsel çalışmada ifade edildiği üzere bir topluluk dilini üç nesilde değiştirir.

Almanya’ya yerleşen akraban var mı!?

Ara, sor.

Almanya’ya yerleşen ilk nesil Türkler sadece Türkçe biliyordu.

Onların çocukları hem Almanca hem de Türkçe konuşmaya başladılar.

Torunları ise artık sadece Almanca konuşuyorlar.

Yani dil, üç nesilde değişiyor.

İşte Türkmenler de zaman içinde en azından üç nesil içinde dillerini değiştirmek zorunda kaldılar.

Nasıl mı oldu?

Onu da tane tane anlatayım.

***

Sulta Selim ile Şah İsmail arasında geçen Çaldıran savaşından önce Diyarbakır’dan Bağdat’a kadar egemenlik Türkmen beylerindeydi.

Elbette bölgede Kürtler de vardı ama Türkmenler nüfus olarak daha fazlaydı.

Şah İsmail, her yere Türkmen beylerini atamış ve Türkmenleri güçlendirmişti.

Çaldıran savaşından sonra ise ibre terse döndü.

Sultan Selim kendisiyle işbirliği yapan Kürt beylerini güçlendirdi. Siyasi egemenliği onlara verdi.

Kürt aşiretlerini kuzeye doğru iskân etti.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde bu iskân işi daha da hızlandırıldı.

Güneyden getirdiği Kürt aşiretlerini, kendi tabiri ile “Bağdat’tan Batum’a” kadar bir hat şeklinde iskân etti.

Türkmen aşiretlerine ne mi oldu?

Buhar olup uçmadılar elbette.

Türkmen aşiretlerinin bir kısmı katledildi, bir kısmı İran’a kaçtı, kalanlar ise birkaç yüzyıl içinde ve tedrici olarak dilini değiştirdi.

Siyasi egemenliği Kürt beylerinin devralmasıyla Kürtçe ve Zazaca bölgede pazar dili haline geldi çünkü…

Türkmen aşiretleri, Osmanlı devleti tarafından “perakende” hale getirilerek yani parçalanarak Kürt beylerine itaate zorlandı.

Bundan sonraki süreçte Türkmenler tedrici olarak dillerini değiştirmek zorunda kaldı.

Bak bir örnek vereyim.

Şavaklı veya Şavaklı adında bir aşiret var. Bugün de hala varlıklarını sürdürüyor.

Osmanlı arşiv belgelerinde 16. yüzyılın başında Şavaklı aşiretine “Türkmen” deniliyor.

Yani aşiret Türkçe konuşuyor.

Aynı yüzyılın ortalarında belgeler, aynı aşiretten “Türkmen Ekradı” (Türkmen Kürtleri) olarak bahsediyor.

Yani aşiret hem Türkçe hem de Kürtçe konuşuyor.

Aynı yüzyılın sonunda ise artık belgeler bu aşirete “Ekrad” (Kürt) diyor. Yani artık bütün aşiret Kürtçe konuşuyor.

Böylece üç nesilde dil değişimi tamamlanıyor.

İşin özeti bu…

***

Şimdi ey “Kürt sorunu” diyen vatandaş…

Kürtçe ve Zazaca konuşan Türkmen aşiretleri hakkında ne düşünüyorsun!?

Bu aşiretleri “Kürt sorunu”nun neresine koyuyorsun!?

Ne öneriyorsun!?

Bir fikrin, bir bilgin, bir önerin var mı!?

Bilmek, anlamak istemesen de Türkiye’de bir “Kürt sorunu” yoktur.

Türk milletine “Kürt sorunu” olarak dayatılan şey, ne kültürel haklar sorunudur, ne geri kalmışlıktır, ne de bunlara benzer başka şeylerdir.

Bugünün Türkiye’sinde bu tartışmalar çok geride kalmıştır.

“Kürt sorunu” olarak lanse edilen şey, esasen Türk milletinin egemenlik haklarına meydan okumak, sonra Türkiye’yi federasyonlara bölmek, işin sonunda da parçalamaktır.

Bugün “Kürt sorunu” kavramının içeriği Türkiye’yi parçalamaktan ibarettir ve bu kavramın başka bir izahı yoktur.

Eğer bu gidişata razıysan bundan sonra da “Kürt sorunu” demeye devam et.

Eğer razı değilsen aklını başına devşir ve Türk milletinin egemenliğini, Türkiye’nin birliğini savunmaya başla…

İkisinin arasında başka bir yol yok çünkü…