Kurtuluş Savaşı’nın mimarlarından iki Kuvayi Milliyeci: Atatürk ve Mehmet Akif

Sedat Şenermen yazdı...

featured

1. KURTULUŞ SAVAŞI’NA BAŞLARKEN NE OLMASI GEREKTİĞİ KONUSUNDA MUSTAFA KEMAL’İN DURUM DEĞERLENDİRMESİ

Efendiler, şimdi, Ankara’ya gelen mebus efendilerle temas ve görüşmelere gelelim:

Mebuslar aynı günde veya günlerde toplu olarak bulunamadılar. Teker teker veya küçük gruplar halinde gelip gittiler. Bu zevatın veya heyetlerin hepsine, ayrı ayrı hemen aynı esas noktaları… Günlerce tekrar ve yine tekrar etmek mecburiyeti hasıl oldu…

Türk milletinin kalbinden, vicdanından en bariz arzu ve iman malûm olmuştu: Kurtuluş!…

Bu kurtuluş feryadı, Türk vatanının bütün ufuklarında yankılanmakta idi. Milletten başka açıklamalar istemeye mahal yoktu. Artık bu arzuyu, ifade etmek kolaydı. Nitekim Erzurum ve Sivas Kongrelerinde, millî arzu billurlaştırılmış ve ifade olunmuştu…

Efendiler, her görüştüğümüz zat veyahut zevat, bizimle düşünce ve kanaatte hemfikir kalarak ayrılmışlardı. Fakat, İstanbul Meclisi’nde, “Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Grubudiye bir grup teşekkül ettiğini işitmedik. Niçin?! Evet, niçin? Buna bugün cevap isterim!

Çünkü Efendiler; bu grubu teşkil etmeyi, vicdan borcu, millet borcu bilmek vaziyet ve kabiliyetinde bulunan efendiler… imansız idiler… korkak idiler… cahil idiler.

İmansız idiler; çünkü, millî emellerin ciddiyet ve katiyetine ve bu emellerin dayanağı olan millî teşkilâtın sağlamlığına inanmıyorlardı.

Korkak idiler; çünkü, millî teşkilâta katılmayı tehlikeli görüyorlardı.

Cahil idiler; çünkü, kurtuluşun yegâne dayanağının millet olduğunu ve olacağını takdir edemiyorlardı. Padişaha dalkavukluk ederek, ecnebilere hoş görünerek, mülâyim ve nazik davranarak, büyük gayelerin elde edilebileceği gafletini gösteriyorlardı.”[1] Mustafa Kemal ATATÜRK

2. ÖLÜMÜNÜN 86. YILINDA MEHMET ÂKİF’İ ANMAK

Mehmet Âkif Ersoy (20 Aralık 1873-27 Aralık 1936), Türk şairveteriner hekimöğretmen ve siyasetçisidir.

Mehmet Âkif Ersoy, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ulusal marşı olan İstiklâl Marşı’nın yazarıdır. “Vatan Şairi” ve “Millî Şair” unvanları ile anılır. İstiklâl Marşı’nın yanı sıra Çanakkale DestanıBülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri bir araya getiren Safahat, en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim (daha sonraki adıyla Sebilü’r-Reşad) dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM’de yer almıştır.[2]

* Âkif’in Dine ve Düne Bakışı”, ‘yaşayan Kur’an’ eksenindedir.

* Onu “Direnişçi Âkif” kişiliğinde zulme, emperyalizme, zalime, sömürgeci güçlere karşı, zafere olan sarsılmaz imanı, tükenmeyen ümidi ve her türlü yokluğa, zorluğa rağmen var gücüyle birinci dönem TBMM’nin Burdur Milletvekili Kuvvacı Mehmet Âkif’i şeklinde “Kurtuluş Savaşı’nın manevi önderi” olarak görüyoruz. “Kur’an ayetlerinin yayınlanmasını gazetelerde yasaklayan padişah Vahdettin’e” ve işgal kuvvetlerine karşı Âkif ve Kuvvacı din adamlarının, Milli Hareketin RAHMANİ olduğunu Kur’an ayetleriyle halka en canlı örnekleriyle dile getirip anlatıkları bililiyor.

* 1936’da Mısır’dan yurda döndüğünde arkadaşı Mithat Cemal’e yazdığı bir mektupta Atatürk’ten ve Türkiye’den şöyle söz etmişti:

Mısır’da on bir yıl kaldım. Fakat on bir saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane (gerçek) bir fikrimi söyleyeyim mi?

İnsanlık da Türkiye’de,

Milliyetçilik de Türkiye’de,

Müslümanlık da Türkiye’de,

Hürriyetçilik de Türkiye’de.

ALLAH BENİM ÖMRÜMDEN ALIP O’NA (MUSTAFA KEMAL’E) VERSİN.[3]

Kurtuluş Savaşı’na, başyazarı olduğu “Sebilü’r-Reşad, Sırat-ı Müstakim” adlı yayın organıyla katılan Mehmet Âkif’in, aslında Atatürk ile ilgili son görüşü budur.

3. HURAFELERE KARŞI, MODERNİST, KUR’AN ODAKLI İSLÂM ANLAYIŞINA SAHİP MEHMET ÂKİF’İN DİNDARLIĞININ ÜÇ BİLEŞENİ

Sinan MEYDAN, “Öteki Mehmet Âkif VAİZ” adlı eserinde bu konuyu kısaca şöyle ele almaktadır:

1.Âkif’e göre, “Doğu’nun KurtuluşuBatı emperyalizmine başkaldırıp, Batı’nın uygarlığını almakla mümkündür.

Çünkü Mehmet Âkif, millete şöyle seslenmektedir:

Ey millet uyan! Cehline kurban gidiyorsun!

Bu cehalet yürümez; Asra bakın: Asr-ı ulûm!

Âkif’in belirlediği, halkın her yönden YOKLUK, YOKSULLUK ve BORÇ içinde bulunmasının üç nedeni, bugün de hâlâ gerçekliğini ve geçerliliğini sürdürmektedir:

(1) Müslüman halkın yeterince çalışmaması,

(2) Müslümanların dinini bilmemesi,

(3) Müslümanların okumaması, iyi eğitim almaması.

Müslümanların geri kalmasını “Batı medeniyetinden” ve “gerçek din”den uzak kalmasına bağlayan Âkif, bu konuda;

Gerçek İslâmiyet’ten uzaklaşanlar kendilerini düşmanlarının ayakları altında bulurlar” diyen Atatürk ile aynı görüştedir.

Kur’an şairi Âkif’in dindarlığının üç temel bileşeni vardır:

(1) İslâm’ın temel kaynağı KUR’AN’dır.

(2) Geleneksel Müslümanlığa teslim olmamak.

(3) Çağın gelişmelerine ayak uydurmak.

Müslümanların dünden bugüne en büyük eksiklerinden biri özeleştiridir. Müslümanlar öteden beri başlarına gelen tüm felaketlere rağmen kendilerini “üstün” görmeye ve “yüceltmeye” devam etmişlerdir. İşte Âkif’in farkı (hem de yüzyıl önce) Müslümanların sefaletleriyle, esaretleriyle cesurca yüzleşerek sefil” ve “esir” Müslümanlar yaratan, “Kur’an kaynaklı olmayangeleneksel İslâm anlayışını eleştirebilmiş olmasıdır. Âkif’in:

Doğrusu bu herifleri dinledikçe, gençlerdeki dinsizlik modasını hemen hemen mazur göreceğim geliyor! Eğer dinin ne olduğunu bunlardan öğrenseydim, mutlaka İslâm’ın en büyük düşmanı olurdum” şeklinde ifadesini bulan sözleri, alışılmış Âkif ezberini bozacak niteliktedir.

Bu nedenle Âkif, hem Kur’an’a ve İslam’ın ilk dönemlerine dönmeyi hem Batı’nın medeniyetini almayı şöyle formüle etmiştir:

Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı.[4]

Mehmet Âkif, modernist, hurafelere karşı, Kur’an merkezli bir İslâm anlayışına sahip. O, akıl dışı, bilim dışı, hurafe yığını haline getirilen dini anlayışa öfkelidir. Çünkü Âkif, İSLÂM adına Allah’la insanları aldatmak için uydurulan dine şiddetle karşıdır.

Kurtuluş Savaşı esnasında Anadolu’da iki ayrı İslâm anlayışı vardı. Âkif, bunlardan

* Arap örfünün dinselleştirilmesinden oluşan “Uydurulan dine” karşı dikkat çekerken;

* Gerçek İslam’ı Kur’an ayetleriyle ilden ile köyden köye dolaşıp, halka vatan savunmasının farz olduğunu anlatarak, onları “Kuvayı Milliye Hareketinekatılmaya çağırıyordu.[5]

Aslında Gazi Mustafa Kemal Atatürk de iki ayrı İslam anlayışı olduğunu biliyor ve devrimler döneminde,

– Uydurulan dini (kurum ve kuruluşlarıyla) hukuken ortadan kaldırmış;

– Gerçek İslâm’ın aracısız, doğrudan Kur’an’dan öğrenilmesi için bir devlet politikası olarak “Kur’an’ın Türkçeye çevrilmesini” TBMM kararıyla gerçekleştirmiştir.

Dünyada anti-emperyalist zaferin BAĞIMSIZLIK MARŞI’nı ilk kez yazan da Âkif’tir.

4. KURTULUŞ SAVAŞI’NIN MİMARLARI OLARAK ATATÜRK VE ÂKİF’İN HER İKİSİNİN ORTAK BİLEŞENLERİ

Her ikisi de:

Akla ve bilime vurgu yapmışlardır.

İslâm dinini sarıp sarmalayan hurafelere karşıdırlar.

Dinin, Kur’an’dan Kur’anca anlaşılmasından yanadırlar.

Yobazlığa, bağnazlığa karşıdırlar.

Türk-İslam tarihine eleştirel bakıp, tarihten dersler çıkarmışlardır.

Her ikisi de dilin sadeleşmesinden, anlaşılır olmasından yanadır.

Müslümanların /Osmanlıların Batı karşısında geri kaldığını düşünmektedirler.

Her ikisi de Avrupa görmüştür.

İttihat ve Terakki saflarında sadece bir dönem yer alıp hürriyet mücadelesi vermişlerdir.

Ama her ikisi de İttihat ve Terakki’den ayrılmıştır.

Her ikisi de II. Abdülhamid’i eleştirmiştir. Âkif’in eleştirileri çok daha serttir.

1908 Meşrutiyeti’ni yeterli görmemişlerdir.

Osmanlı’nın uzak yakın bölgelerini her ikisi de gezmiş, halkı çok iyi tanımıştır. Halkın yokluk, yoksulluk içinde her yönden perişan olduğu konusunda aynı düşüncededirler.

Çanakkale Savaşları her ikisinin de tanınmasında etkilidir.

Her ikisi de emperyalizme karşıdır. İşgal yıllarında manda ve himayeye karşı tam bağımsızlığı savunmuşlardır.

Her ikisi de Balıkesir Zağnos Paşa Camii’nde konuşmuştur.

Her ikisi de Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşmasında çok özel yere sahiptir.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı, büyük önderi;

Âkif ise Kurtuluş Savaşı’nın direnişçi vaizi, manevi önderidir.[6]

Ortadoğu’da Küresel BOP’un uygulanması nedeniyle sınırları değiştirilmek /bölünmek istenen 22 ülkeden biri olarak Türkiye’nin karşılaştığı bu yıkıcı plandan çıkışta/kurtuluşta, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti kurucu değerleri üzerinden yeniden inşa ederken, Atatürk ve Mehmet Âkif’i yaşadıkları tarihsel gerçekliği üzere tanımak her yurtseverin vatan borcudur. Âkif’in şu mısraları günümüzde de ne kadar geçerli:

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.”

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…

Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın[7]

Sedat Şenermen

Kaynakça:

[1] Mustafa Kemal ATATÜRK, Nutuk, Yüzüncü Doğum Yılı Armağanı, Devrim Tarihi Enstitüsü Yayını, İstanbul, s. 320-321.

[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Mehmet_%C3%82kif_Ersoy

[3] Sinan MEYDAN, Öteki Mehmet ÂKİF VAİZ, İstanbul, 2015, İnkılâp Kitabevi.

[4], [5], [6] Bkz. Sinan MEYDAN, Öteki Mehmet ÂKİF VAİZ, s. 31,40, 41, 69, 72; 181, 182, 184, 194, 213; 263-264.

[7] https://www.tccb.gov.tr/assets/dosya/istiklalmarsi_metin.pdf

Kurtuluş Savaşı’nın mimarlarından iki Kuvayi Milliyeci: Atatürk ve Mehmet Akif

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 1 ay önce

    Yutkunamiyorum bile, tikandim. Ama geliyor gelecek olan. Istikbal Goklerdedir, bu gelecek olanin sirridir. Sagolasiniz !

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!