Makamdan makama nasıl geçilir

Nihat Genç yazdı...

Makamdan makama nasıl geçilir

Sanat müziğimizde makamdan makama geçmenin de usulleri yani ara taksimleri vardır.

Bir makamdan diğerine şıpdanak geçilmez. Doğa da öyledir, dallar birden çiçek açmaz, önce filizlenir yeşerir sonra gonca. Günler de öğledir, birden akşam olmaz, ikindi içinde bile kaç tane ikindi, akşam içinde merhale merhale kaç tane akşam vardır. Usul usul renkten renge yani makamdan makama suhuletle geçerler! Bazen gün ortasında fırtına kara bulutları getirir ve bu ani değişim insanı ürkütür, akşam mı oldu, dersiniz.

Ama çoğu zaman, sanatçı, kışlalar doldu bugün ya da huma kuşu gibi uzun havadan veya gazelden girmişse ya da Makber'i okumuşsa, sahne sanatçıları, dinleyici de oluşan kasveti gidermek için usul makam ara taksim tanımaz birden 'oy farfara farfara ateş de düştü şalvara' gibi oyun havalarına hızla geçiş yaparlar!

Dünkü bir çok kemalist ve milliyetçi arkadaşlar da galiba ülkede keder hüzün havası epeyi derinleşince usulü makamı birden bırakıp hay maşallah İzmir Marşı'ndan 'rakıları biraları su gibi içer, kaşıkları kırar, zilleri takar, akıllı da oynar, hüdayda misket seymen hemen de coşar Ankaralı' oyun havasına hızla geçiş yaptılar!

Sanat müziğinin hızlı ani geçişler yapmamasının sebebi dinleyicinin duygusal dengesini bozmamak içindir, yani, argosu, dinleyici maymun şebek değildir, bir önceki şarkıda uzaklara derinlere dalıp gitmişken birden hop anasını satayım oyun havalarına göbek atmasını beklemek sanatsal açısından çok yakışıksızdır.

Bu ani hızlı değişimleri insan denen psikolojik varlık kaldıramaz, fikri bozar beyni bozar, ruhsal dengeyi bozar, estetiği bozar, ortaya tuhaf biçimsiz bir şey çıkar, ki, adına 'bozuk', olmamış, yakışmamış, gitmemiş, uymamış, deriz!

Ara taksimlerle uzata uzata anlata anlata gelmekte olan yeni şarkının havasına kitleleri usul usul sokacaksınız, yani kitleyi önce yeni dönemin psikolojisine fikrine hazırlayacaksınız!

Ve sonra dinleyici/okuyucu bize geliyor, aklım karıştı diyor, dengem bozuldu, diyor, o çok ünlü bir ağbimiz değil mi ben neyi kaçırdım anlayamadım, diyor, biz böyle diyorduk şimdi niye böyle demeye başladık, diyor, ve kitlenin niçin dağıldığını, insanların neden neye bozulduğunu, anlamıyoruz!

İşte canımız gibi sevdiğimiz arkadaşlarımız dahi hızlı geçiş yaptılar, liberal açılımcı HDP'li Şirin Payzın programlarında boy gösteriyorlar, tabii ki bizim de kitlenin aklı karışır!

Bir çok muhalif yazar bir yandan cumhuriyet ve Atatürk vurgusu yapıyor öte yandan Diyarbakır'da boyanmış tabutlar önünde halay çekiyor, pek tabii milletin aklı karışıyor!

Cumhuriyetçilik'ten açılımcılığa bu kadar hızlı geçiş, pek tabii sadece insanların değil ülkelerin de dengesini allak bullak eder!

Daha dün Kanal İstanbul Montrö anlaşmasını bir ihtimal tartışmaya sokabilir diyen amirallere sarayla telefon görüşmesi yapıp anında sarayla birlikte cephe alıp amirallere 'zevzek' diyen Akşener, bugün İmamoğlu'nun yüzünde ise Allah'ın işaretlerini görüyor, onun yüzünde rabbi yesir yazıyor ya da tanıtım videosunda aleni açıkça mezhep ayrımcılığı dahi yapınca bizim kemalist ya da milliyetçi kesimlerden tek bir itiraz eleştiri gelmiyor..

Son iki yazımda açıkça belirttim, İyi Parti tanıtım filminde Hazreti Ömer'in kasıtla kullanılması ve yanına Kudüs sembolleri konulmasına ses eden yok. Sadece AKP yapıyorsa İyi Parti de yapabilir deniyor.

Ve ama mezhep ayrımcılığı cumhuriyet'in sütunlarıyla oynamaktır, AKP yaptı ve anayasa ve hukuku yıktı ve Suriye'de mezhep savaşıyla milyonlarca müslümanın ölümüne sebep oldu, şimdi, biz de aynısını mı yapacağız? AKP'nin yapması ölçü ise AKP'yi niye eleştiriyorsunuz?

Ve siz bu son günlerde CHP'den anti-emperyalist tek laf duydunuz mu? Ve İyi Parti'den dinin siyasete alet edilmesine karşı tek laf duydunuz mu?

2003'te Irak tezkeresi meclisten geçemedi, çünkü, AKP'li vekiller Ankara'ya yeni seçilmiş yeni gelmişlerdi ve AKP grubunu disipline edemedi, ancak, Amerika'yla Babacan vasıtasıyla meşhur at pazarlığına girişti.

Yani, Irak'a sizinle girmemiz ve Amerikan askerlerine topraklarımızı açmamızın bedeli olarak para istediler. Tezkere meclisten geçmedi ama Amerika, at pazarlığıyla, AKP'yle uyum içinde çalışabileceğinin mesajını aldı ve öyle oldu, Suriye Irak parçalanıp ortadan kaldırılırken AKP'yi BOP genel başkanlığına getirdi.

İktidarı yeni tadan AKP o günlerde Amerika'ya laf edemezdi ve etmedi ve karşılığında Irak'ta öldürülen milyonlarca müslümana sessiz kaldı. Yandaş ekranları milyonlarca müslümanın ölümünü ekrana taşıyamadı, yüzbinlerce kız çocuğunun sakat kalmasıyla hiç ilgilenmedi, neden, Amerika'yı küstürürsek iktidarda kalamayız, diye.

Bugün de CHP Amerika'yı küstürmek istemiyor, CHP'nin ve ittifakın peşine takılmış kemalist yazarlar da Amerika'yı ürkütmek hiç istemiyor, ayrıca, kemalist yazarlar İyi Parti'yi de üzmek hiç istemiyor, İyi Parti açıkça mezhep ayrımcılığı yapmasına ve dini siyaseten kullanmasına ve Fetöcü ve Nato'nun partisi oluşuna sessiz kalıyor!

Dünün aynısı ve gelmekte olan, aynısı, partileri yazarları ve söylemleri ve bağlandıkları ve fişfişlendikleri projelendirildikleri yerler, aynısı.

İyi Parti, MHP'den koptuğu süreçte, milliyetçiliği öyle abarttı ki Türkler'in şamanist dönemi 'sembollerini' kullandı ve Akşener'in o günlerde adı da 'Asena'ydı. Şimdi makam hızla değişti ve İyi Parti çok ağır 'dincilik ve mezhepçiliğe' geçiş yapıp en hızlı tarikatçı cemaatçi mezhepçi semboller kullanmaya başladı.

Yeniçağ Gazetesi, ki, patronları İyi Parti vekili, yazarı Selcan Taşçı, Hazreti Ömer'in reklam filminde kullanılmasına ne var bunda canım diyerek yanlışında bilgisizliğinde taraftarlığında bugünkü yazısında ısrar etti, insan pek tabii üzülüyor tabii, kim ne ara kimin adamı olmuş?

Çok sevdiğimiz vatansever milliyetçi yazar kalem aydınlar var, ama, iş siyasete gelince, aynı mangalda kül bırakmayan sağ muhafazakar çevrelerin hızla geçişleri hızlı çalımları, insanı sahiden ürkütüyor! Bu kadar 'bozuk' ahlaksız siyaset olamaz, olmamalı!

İşte, mesela, Taha Akyol, bu topraklarda 'Açık Toplum' kitabı ve kavramını onbin kez belki de her iki yazısından birinde kullanmıştır, ve ama, dünyanın en karanlık örgütünün ekranlarda .ötünü yalamayı da yani Fetö savcılarını da ordu tasfiye edilirken yere göğe koyamayan övgülerle ağırladığı açık bilgidir, ve genelkurmay başkanı İlker Başbuğ'a hukuksuz belgesiz 250 yıl ceza verilmesini hukuka uygun bulduğunu yazabilmiştir.

Hem on bin kez açık toplum geveleyen yazılar yazacak hem dünyanın en karanlık örgütüne merdiven maşa olacaksın, işte, sağcı muhafazakar liberal ve milliyetçilerin tıynetleri, aşikar ortada, hem de açık toplum diye on bin yazı yazacak hem CIA ajanının en yakın kankisi olacak ve bunu bir elli yıl okuyucundan gizleyeceksin!

Bugün de Akşener'in fetöcülüğünü dini siyasete alet ettiğini Nato'nun partisi olduğunu lütfen gizleyip ağbileriniz gibi dünyaya rezil olmayın!

Ayrıca İyi Parti desteği dolayısıyla payanda olduğunuz isim şaibeli Akşener!

Akşener'in 15 Temmuz gecesi nerede olduğu kimlerle hangi telefonları yaptığını en iyi bilen Fetöcülerdir.

Bugün İyi parti içinde mevzilenen Fetöcüler, yarın iktidar günlerinde, Akşener'i bir büyük karar arefesinde sıkıştırmak için 15 Temmuz gecesi yaptığı telefonları önüne koyup yani en yakınlarına dahi madik atacak en yakınlarını dahi hançerleyecek pislik bir örgüttür.

Bugün CHP'de örgütlenmiş Fetöcüler, yarınki iktidar günlerinde bugünden depoladıkları kasetlerle bir bir CHP'yi tıpkı MHP'de yaptıkları gibi paramparça edebilecek tıynettedir, yani, Fetöcüler için Cumhuriyet ve Sözcü ve Halk TV ve Yeniçağ yazarları zurnanın son deliği dahi değildir. Bu yazarların zurna deliği dahi yoktur, kullanırlar, sonra cinayetlerini kumpaslarını dahi sizlerin üstüne yıkar, kodeslerde çürütürler, ki, gladyoda kullandıkları milliyetçi cinayetleri sonra Ergenekon'la Kemalist yazarların üstüne yıkmışlardır! Hepsini yaşadık gördük ve hiçbirinden hala ders almamakta direniyoruz!

Selcan Taşçı ve bir çok arkadaşımız bugün Akşener'e paso desteğini veriyor, onların mezhep ayrımcılığına dini siyasete karıştırmasına ve bir Süleymancı ve Fetöcü ve Natocular'ın deposu olduğuna dair zerre tek satır yazamıyorlar, onların fikridir..

Çünkü, biz Akşener'i destekliyoruz, demek de bir fikirdir, tabii ki sahip çıkın, ama, lafları kavramları mezhepleri cumhuriyeti ve değerleri ve ahlakı lütfen eğip bükmeyin.

Aynı şey kemalist yazarlar için, HDP'yle ittifak başka, HDP'leşip HDP'ye açılım sözü verip toprak bütünlüğünü masaya meclise taşıyıp ihaneti meşrulaştırmak, başka şey!

Gerçi Selcan Taşçı arkadaşımızın İyi Parti desteği biraz utangaç, oysa İyi Parti'nin daha militan yazarlara ihtiyacı var, mesela Nagehan Alçı bugünden kuyruk sallamaya başladı bile. Ya da Emine Şenlikoğlu ya da Mehmet Metiner'i pekala transfer edebilirler, çünkü, bu yüzsüz ekibinin siyasi partilere getirdiği çok faydalar kolaylıklar vardır.

Bu yüzsüzler için rezillik utanma ahlak olmadığı için bir çok siyasetçi ve yazar da elini vicdanını beynini kirletmemiş olup aradan sıyrılır, çünkü, bu rezil yandaş tayfa, taşınacak kaldırılacak çöpü pisliği üstlenir ve yıldırımları üstüne çekerek diğerlerinin temiz kalmasını sağlar!

Yani Yeniçağ'a yeni militan yazarlar lazım, bir çok milliyetçi yazar Akşener ve İyi Parti taraftarlığına gözü kapalı girmemekte direniyor.

Yine destekleyin yine bildiğiniz gibi yapın ama Cumhuriyet ve kazanımları ve anayasanın girişi ve dinin siyasete alet edilmesi ve toprak bütünlüğümüz konusunda birazcık hassasiyet gösterin!

Hayır, tık yok, ses yok, Makber söylenirken birden 'oy farfara farfaraya' giriş yaptılar, bizi de milleti de kendilerini de 'şebek' 'maymun' yerine koydular!

Oysa, bir fikir konuşulur tartışılır hazırlanır demlenir, bir fikir, enine boyuna didiklenir ve proje tasarı parti politikası haline getirilir, değil, önlerine koyulmuş, ve alayı itiraz etmeden boyun eğmiş!

Selcan Taşçı'nın (mezhep ayrımcılığı yapılıyor lafını ilk ve tek söyleyen) Nihat Genç ismini yazısına taşıyacak kadar iradesi benliği kendine güveni olmayışı beni hiç üzmez, çünkü, yazarlarımızdan Cumhuriyet hassasiyeti istediğim için Sözcü ve Cumhuriyet ve Halk TV ve nicesi benim adımı yazacak anacak bir kendilerine güven ve bağımsızlıkları yoktur.

Ve kendilerine güveni bağımsız olamadıklarını bir şekilde kendileri beyan etmiş olur, ve böyle böyle değerler insanlıklar üzüle üzüle ipler kopar, ve kaybolur gideriz, dini mezhebi siyasete alet edenlerin bir kez daha hep birlikte niyazileri oluveririz!

Çünkü cumhuriyetçiler hiç değilse geçmiş yirmi yıldan ders çıkartmalı ve dinin siyasete alet edilmesine ve mezhep ayrımcılığına karşı dikkatli/duyarlı olmalı.

Sırf iktidar olacağız diye her şeye göz yummamalı!

Kemalist ya da milliyetçi yazarlar birazcık dirayet göstermeli, tamam, yine, destekleyin, yine oyunuzu verin, ama, Cumhuriyet'in en temel kazanımları ve varlığına karşı gelen bu dinci mezhepçi söylemlere karşı birazcık elinizi taşın altına koyun, yazarlığınızı hissettirin, kişiliğinizi kabul ettirin, onun bunun ya da bilinmedik projelerin kulu kölesi köpeği olmamış olursunuz!

Bugün, en azından, 2007'li yıllara gidin ve iktidarın arkasında duran yazarların sayılarına isimlerine coşkusuna dalgalanmasına ve galeyanvari söylemlerine bir daha bakın, bugün, o yazarların dörtte üçü tarihten silindi gitti, kimi kovuldu, kimi kendi vazgeçti, ama çoğunluğu pisliğe bulaşıp rezillikler utanç içinde insan içine çıkacak halleri kalmadı, ders çıkartın!

Sırf iktidar uğruna aynı filmi niye çekiyoruz, bir yazar kolay mı yetişiyor, yine Fetöcüler'in yine Nato'nun peşinde hala ne arıyoruz?

Aleni açık mezhep ayrımcılığı karşısında niye sessiz kalıp ya da lafı eğip büküyorsunuz, niye, yandaşlara benzemeye çalışıyorsunuz, niye soylu onurlu direnen bu toprağın tam da ihtiyacı olan bağımsız yazarlardan olmamakta diretiyorsunuz!

Sözcü'nün Cumhuriyet'in Halk TV'nin ve Yeniçağ'ın iplerini tutmuş patronlarına karşı konuşamayan yazamayan insanlar Cumhuriyetçi Atatürkçü ve milliyetçi asla olamaz!

İnsanların yazarların tarafların bu kadar ani makamdan makama geçmesi, tabii ki, arkadaşlıkların kitlelerin siyasetlerin ruh dengesini paramparça eder, tabii ki, Fetöcü ve Natocu partiler daha iktidara gelmeden yazarları şebekleştirip maymunlaştırarak hedeflerine şimdiden ulaşmış olur!