Maske takma sanatı üzerine derin bir kurgu!

Maske takma sanatı üzerine derin bir kurgu!

Covid pandemisi nedeniyle maske takmayanlara cezalar geliyor, polis ve jandarma maske zorunluluğunu ihlal edenlere para cezaları yağdırıyormuş. Cezanın hikmetinden olsa gerek maske kullanımı hayli yaygınlaşmış.

Sağlığımızı korumada altın standart olarak kabul edilen bu nesne, adeta sihirli bir anahtar gibi hayatımıza girdi! Dersiniz takınca sağlık kazanacak, takmayınca hem sağlığımızı hem de varlığımızı kaybedeceğiz.

Amacım maskeyi ve kullanımını tartışmak. Olguyu bütün boyutlarıyla ve gerçek hayata uyarlayarak bir kurgu yapacağım. Adeta bir Tıp Polisi gibi çalışacağım. Tıp Polisi de nereden çıktı diyebilirsiniz. Profesyonelliğin gerçek hayatta karşılığını çizmek için elzem olduğundan elbette…

Müsaadenizle biraz hayal sınırlarınızı zorlayacağım. Kendime Tıp Polisi misyonu biçerek sokağa çıkacağım. Bir köşe başına masamı kurarak elime kalın bir koçan ceza tutanağı alacağım. Önümden geçen yediden yetmişe, bırakın maske takmayanı, maske takanlara bile “gel gel” diyeceğim. Diyeceksiniz ki maske takana ceza da nereden çıktı? Dedim ya amacım maske kullanımını profesyonel boyutta anlatabilmek. Biraz da düşündürmek. Önümden genç bir hanım geçiyor; cerrahi maskeli. Hayal edin yeterli. Sırayla anlatıyorum:

-İyi günler hanımefendi.

-İyi günler memure hanım.

Şimdi burada yine müsaadenizle sahneye effect katmak istiyorum. Kurbanın kalbi heyecandan hızlanmış, maskesi olduğu için az biraz özgüveni var ama yine de başıma ne gelecek endişesi ses tellerine yansımış, ancak memure hanımı ikna etmede kararlı, sağ eliyle maskesine tutup bak burada dercesine maskeyi sallıyor ve konuşuyor.

-Bir sorun mu var? Maskem ağzımda, hatta burnumu da kapattım, gördüğünüz üzere.

-Hanımefendi maske kullanımını ihlalden Türkiye Cumhuriyeti’nin bana verdiği yetkiye istinaden size ceza yazıyorum…

İşte burada kurban birden dağılıyor, cırlamaya başlıyor, cırlarken sesi iyice tizleşiyor

-Hangi gerekçeyle? Maske taktığım halde nasıl ceza yazarsınız?

Sinirleri iyice bozulmuş olmalı ki ağzındaki maskeyi çekiştirip polise yani bana doğru uzatıyor. Bense Tıp polisine yakışan bir vakar, kurbanı suçüstü yakalamanın hazzıyla cevap veriyorum.

-Evet hanımefendi, size maske kullanımını ihlalden ceza yazıyorum, keza ellerinizi dezenfekte etmeden maskenize dokundunuz ve tüm sterilize şartlarını ihlal ettiniz.  Biraz daha yüksek sesle konuşursanız bu kez sizi polise hakaretten tutuklamak zorunda kalacağım…

Elde var bir diyerek görevime aşkla devam ederken önümden uzun boylu, atletik vücutlu, takım elbiseli, James Bond çantalı bir beyefendi geçecek. Beyefendinin ağzında N-95 maske, yandan valvli olanından; kıymış paraya almış, sağlık onun için çok önemli, parası da var, niye takmayayım ki diye düşünüyor olmalı! Fakat yemezler! Dedim ya, ben bir Tıp Polisiyim. Öyle her maske takıp şekil yapana paye vereceklerden değilim. Beyefendiye gel gel diyorum. Beyefendi de bütün efendiliğiyle yanıma geliyor.

-Beyefendi size maske kullanımını ihlalden ceza yazmak zorundayım!

Beyefendi şaşırıyor.

-Şaka yapıyor olmalısınız!

-Hayır, görevimi yapıyorum!

-Ne gerekçeyle?

-Gerekçem şu beyefendi. Takmışsınız N-95 maskeyi. Alaaaa! Hem de yandan valvli. Siz güzel güzel mikropsuz havayı içinize çekiyorsunuz. İyi de filtre etmeden o yandaki valvden ciğerinizdeki havayı topluma salmaya nasıl cüret edebiliyorsunuz? Yazık değil mi şu insanlara. Bakın küçücük çocuklar, hamile kadınlar yanınızdan geçiyor. Nasıl bir aymazlık bu?

Daha oturalı on dakika olmadan iki ceza! Daralmayın, göreve henüz başladım. Tam o anda önümden bastonuna basa basa şişman mı şişman, terden yapış yapış bir amca geçecek. Sokağın başında bir masa, sandalyede doktor kılığında bir polis, etrafı hınca hınç insanları görünce merakına yenilecek, ben buyur demeden tıpış tıpış yanıma gelecek.

-Ne oluyor memure kızım burada? Maskemi dağıtıyorsunuz yoksa?

-Yok bey amca. Ceza dağıtıyoruz. Buyurun bu da sizin cezanız!

-Aa! Vay başıma gelenler! Kızım, evladım, bu nasıl iştir böyle, ben gariban bir emekliyim, bu cezayı ödersem ne yiyeceğim, ne içeceğim, hiç mi insafın yok?

-Ayıp oluyor bey amca, üslubuna dikkat et, hem suçlu hem güçlü derler bu duruma.

-Ne suç işlemişim kızım, evladım? Hastaneden çıktım üstelik; reçetemi aldım evime gidiyorum; hem şekerim var, hem de KOAH hastasıyım, nefes alacak ciğerim bile kalmamış, buna rağmen maskemi bile takmışım!

-Sen buna maske mi diyorsun bey amca, üstü katman katman kir, ter, toz, bilumum pislik! Yerden bir çaput bulmuş ağzına bağlamışsın adeta!

-Ne münasebet hanım kızım, hafta sonu bizim hanım çamaşır makinesine atmıştı, takalı daha üç gün oldu, her gün yıkanacak değil ya!

-Amcacığım suçunu ikrar ettin, bana söz bırakmadın, bırak görevimi yapayım, güle güle, hanım teyzeye selamlar…

-Ben ne yiyeceğim on beş gün boyu kızım?

-Amcacığım, madem sordun, anlatayım, sabahları yoğurt, yumurta, zeytin, peynir, yeşillik, domates, ceviz içi, menemen, omlet yiyebilirsin. Çayına şeker atmamak ve yanında ekmek yememek kaydıyla. Biz buna ketojenik diyet diyoruz, çok sağlıklıdır, hücrelerini yağ kullanımına alıştırmak zorundayız.

-Kızım sen benimle kafa mı buluyorsun? Yaşıma da mı hürmetin yok?

-O nasıl söz amcacığım? Tek amacım seni ve toplumu hastalıklardan korumak! Biliyorsunuz ki sağlıklı nesiller ancak koruyucu stratejilerle mümkündür. Lütfen görevimi yapmama izin verin ve hanım teyzeme saygılarımı iletin.

-Son diyeceğin bu mu?

-Hayır elbette, teyzeye söyleyin, akşam yemeğinde tavuk, balık, et kullanabilir; yanında zeytinyağlı sebze, çorba, salata yoğurt koyabilir. Ekmek? Iııh! Ketojenik diyette ekmek olmaaz.

Biliyorum daraldınız, şaşırdınız. Oturduğunuz yerden inceden inceye basıyorsunuz bana küfrü, kalayı. Maske dediniz anlattım. Şunu bilmelisiniz ki maskenizi takarak kanundan kaçabilirsiniz; ama bir Tıp Polisinden asla! Lütfen beni artık lafa tutmayın. Daha yapacak çoook işim var. Maskesi yana kayandan tutun da, maskesini çenesinin altına kaydırıp simidini ısıran insanlara kadar sayısız insanı uyarmam, korumam, cezayı basmam gerekiyor.

Gelelim sadede. Ne takalım, nasıl takalım mı diyorsunuz? Bu soru da yanlış. Öncelikle benim sizi takmam, sonra sizin doğru maske takmanız gerekir. Diyorsunuz ki sen bizi takmıyorsun! O zaman siz de maskenin üstüne huni takabilirsiniz misal; hatta kafanıza toka bile takabilirsiniz…