Maskenin kısa tarihi

Dr. Ceyhun Balcı yazdı...

featured

Bilindiği gibi “tıbbi maske” 2 yılı aşkın süredir yaşamımızın ve hatta bedenimizin bir parçası olmuş durumda. Bu basit gerecin kullanımıyla ilgili olarak, kullanım süresi uzadıkça tartışmalar da alevlenmekte.

“MİASMA KURAMI”nın geçmişi antik döneme uzanır. Miasma, dilimize “kötü hava” olarak da çevrilebilir. Bu kurama göre kimi hastalıklar kötü havadan (havanın içerdiği olumsuzluklardan) kaynaklanır.

Mikroskop devrimi öncesinin kuramı olarak doğruları olsa da eksikleri az değildir.

Mikroskopik canlıların hastalıklara yol açtığının anlaşılmasından sonraya rastlar maskenin yaygın kullanımının geçmişi.

Her ne kadar maske kullanımını mikroskopik canlıların varlığını öğrenmemize tarihlesek de öncesinde de maske kullanımının olduğunu unutmamakta yarar var.

Görselini paylaştığım gaga benzeri gereç de gerçekte bir maske. Bugün kullandıklarımızla benzerliği olmayan bir tasarım olduğu tartışmasız. Veba salgınları döneminde kullanılmış. Kötülüğü sözcüklerle tanımlanamayacak kokunun söz konusu olduğu o dönemde bu tür maskeler ölüleri ortadan kaldırmakla görevli kimselerce kullanılmış. Kimi kaynaklarda bu maskelerin iç tarafındaki girintiye konan parfümlerle kötü kokunun duyumsanmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı bilgisi verilmekte.

Görsel (Ceyhun Balcı arşivi)

Bugün kullanmakta olduğumuz cerrahi/tıbbi maskeler ise Pastör’ün mikroskopik canlıları tanımlamasıyla birlikte yaşamımıza girmiştir demek yanıltıcı olmaz.

Öncelikle, İngiliz cerrah Joseph Lister cerrahi yaraların dış ortamdan kaynaklanan etkenlerle enfekte olduğu varsayımını ortaya atmış. Lister’in bu sorunu gidermeye ilişkin yaklaşımı antiseptik kullanımına odaklanmak olmuş.

İlerleyen yıllarda (1880’ler) ameliyathane havası, cerrahın elleri, cerrahi gereçler ve hatta cerrahın ve ona eşlik eden takımın ortama solunum yoluyla verdikleri hava da olağan kuşkulular listesine eklenmiş.

Ellerimizi yıkayarak mikropsuzlaştırmak, cerrahi gereçleri ısı ya da gaz sterilizasyonuyla mikroptan arındırmak olası. Günümüzde ameliyathane havasının da teknolojik yollarla sterilize edilmesi olanaksız olmaktan çıktı.

Cerrahın ve ona eşlik edenlerin solunumla ortama salabilecekleri mikroplardan korunmada maske biricik koru(n)ma yöntemi olmayı sürdürüyor.

Maskeyi ameliyathanede 1897’de ilk kullanan cerrah olarak bugünkü Wroclaw’daki Breslau üniversitesinin cerrahi bölüm başkanı Johann Miculicz’in adına rastlanıyor.

Ağzı, burnu ve varsa sakalı kapsayan bir parça gazlı bez iki ucundaki ikişer bağdan oluşmuş ilk cerrahi maske. Bugünkü tasarımın da bundan çok farklı olduğu söylenemez.

Yaklaşık yarım yüzyıl öncesinden başlayarak ortamı etkisi altına alan “kullan-at” akımına kadar çok kullanımlık maskeler gerekli temizlik işlemleri sonrasında defalarca kullanılmış.

1923 yılına gelindiğinde tüm cerrahların ve onlara eşlik edenlerin üçte ikisi maske takmayı kurala dönüştürmüş.

İnsanlığın tarih boyunca yeniliklere ve buluşlara yönelik tepkiselliğe maske kullanımında rastlanmıyor oluşu dikkate değer olmalı. Bunda, kullanıcıların sağlık meslek çalışanlarından oluşan bilinçli bir topluluk olmasının önemli etkisi olduğu düşünülebilir.

1910-11’deki Mançurya vebası ve 1914-18 İspanyol gribi salgınları sırasında maske hekimleri ve sağlık çalışanlarını koruma amaçlı olarak ameliyathane dışında da kullanıma sokulmuş. Bu salgın sırasında kullanıma giren maskelerin tasarımıyla ilgili olarak Wu Lien Teh adını anmadan geçmiş olmayalım.

Tıbbi maske ilk olarak 1919’da patentlenmiş.

Kullan-at döneminde filtreli maske kavramı da yaşama girmiş. Hemen eklemekte yarar var. Bu ve benzeri maskeler sağlık çalışanları dışında tozlu ve gazlı ortamlarda çalışanların kullandığı bir gerece de dönüşmüş.

Son iki yıla dek kitlesel maske kullanımı uzak doğu coğrafyasının bir alışkanlığı iken son salgın maske kullanımını küresel ölçekte yaygınlaştırmış oldu. Her ne kadar şu anda maske ediniminde kısıt yoksa da salgının başlarında yaşanan kıtlık anımsanacağı gibi evde maske tasarımı ve üretimiyle ilgili yaratıcılıkları kamçılamıştı.

Salgının ilk aylarındaki maske darlığı sırasında havaalanlarında başkalarına ait maskelere el koymaya varan davranışların maske üzerinden uygarlık maskelerinin düşmesi sonucunu doğurduğu gerçeği de belleklerdeki tazeliğini korumaktadır.

Maskenin tıbbi amaçla kullanımına ilişkin gerekçeyi anımsamakta yarar var.

Maske, takanı değil karşıdakini korumayı amaçlayan bir gereçtir. Ameliyathanedeki hastayı ameliyata katılanlardan korumaktır temel amaç.

Salgındaki maske kullanımının mantığı da farklı sayılmaz.

Özellikle, virüs söz konusu olduğunda kullanımdaki sıradan tıbbi maskelerin geçirmezliği virüs küçüklüğündeki parçacıklar için yeterli değildir. Buna karşılık, hastalanmış ya da hastalanmamış olsa da virüs taşıması olası bireylerin çevrelerine damlacık yoluyla bulaştırmayı önlemenin önemli ve etkin gerecidir tıbbi maske.

Filtreli ya da N 95 adıyla anılan özel ve geçirgenliği çok daha kısıtlı maskeler de bulunmakla birlikte bu tipte maskelerin kitlesel kullanımının yaygınlaşması en azından parasal nedenlerle çok da olası değildir. Dolayısı ile, ortalama tıbbi maskeler kitlesel kullanımda kalmayı sürdürecektir.

Bilindiği gibi, salgının sonlanmakta olduğu varsayımıyla önlemlerin gevşetilmesi sonucu ilk vazgeçilen nesne maske olmuştu. Toplu taşıma araçları, kalabalık kapalı ortamlar başta olmak üzere pek çok yerde maske kullanımına son verilmesinin olağan sonucu haftada bir yayımlanan Covid 19 bilgilendirmelerine olanca açıklığıyla yansımış durumdadır.

Son söz : Salgınla birlikte yaşamımıza giren maske kullanımının kültürel davranış biçimine dönüştüğüne vurgu yapmış olalım. Maske, takandan çok takanın yakın çevresindekileri koruyan bir gereç olduğuna göre karşılıklı saygının önemli bir öğesi olmuştur günümüzde.

“Seni, önemsiyorum, yaşamına değer veriyorum” demenin bir başka yolu olmuştur.

Ülkemizi yönetenlerin kararsız ve ikircikli tutumu karşılıklı saygı duygusunu aşındırmıştır. Ülkemizi yönetenlere hemen her konuda güvensizlik duyup maske ya da başka salgın önlemlerinin gevşetilmesi noktasında uymak da çelişkili bir tutum olsa gerektir.

Aklını kullanmayı değil de kullanmamayı yeğleyen, bu yolla da cehaleti kutsayan anlayıştan beklenen olağan davranış biçimi olduğu kuşkusuzdur.

Hastasını/hasta yakınını maske takması için uyaran doktora yönelen fiziksel saldırı cehaletin ete, kemiğe bürünmüş halidir demek abartı olmaz.

 

https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/cerrahi-maskenin-icadi

https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(20)31207-1/fulltext

https://www.livescience.com/face-mask-new-coronavirus.html

Maskenin kısa tarihi

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

7 Yorum

  1. 2 ay önce

    Herhangi bir grip belirtisi göstermeyen ve sağlığı ile ilgili bir şikayeti olmayan insanlara açık havada maske takmayı mecbur etmenin bilimsel değil etik bir tartışma olduğu düşüncesindeyim. İsveç, Covid salgını boyunca maske kullanımını asla zorunlu tutmadı.
    Ülkelerin istatistiklerine ve vaka sayılarına google vasıtasıyla bakabilirsiniz. Oradan maskenin ne kadar etkili olduğu çıkarımını kendiniz yapabilirsiniz.

  2. 2 ay önce

    Resim ironik ve komik olmuş. Veba salgını esnasında o dönemin sözde doktorları, vebanın havadan yayıldığını ve buna rağmen leşleri yiyen kargalara bulaşmadığını zannediyorlardı, karga gagasına benzeyen maskeler yapıp, vebadan onun ile korunacaklarına inandılar. Benzerlikler benzerlikler.

  3. 2 ay önce

    Maske karşılıklı saygının önemli bir öğesi olmuş 🙂 Markete maskesiz giremezsiniz dediler, o yüzden taktık. Fazla karmaşık açıklamalara gerek yok.

    Salgın çoktan bitti, ama Dr. Balcı ve diğer bazı doktorlar bu gerçeği henüz kabullenemediler.

  4. 2 ay önce

    “Beyaz adam geldiğinde, bizim topraklarımız, onların ellerinde İncil vardı. İncil’i verip bizi uyuttular; gözlerimizi açtığımızda İncil bizim elimizde, topraklarımız onlardaydı” demişti Jomo Kenyatta. Pandemi başladığında insanların eline maske ve dezenfektan tutuşturup televizyon yayınları ile adeta hipnotize ederek korku iklimine hapsettiler. Korku sisleri dağılmaya başladığında insanlar gördüler ki, işsiz kalmışlar, ellerinde avuçlarında ne varsa kaybetmişler ve dünyayı yöneten küresel efendiler servetlerine servet katmış.

  5. 2 ay önce

    Görüşlerini itikat haline getirmiş ve ona iman eden kişiler bilimi tabu haline getirerek bağnazlığa ve yobazlığa doğru giderler. Üç yıl boyunca havadan bulaşıyor, herkes taşıyıcı olabilir, aşı olsanız da virusu taşıyabilirsiniz diyerek insanları eve hapsettiler ve evde hareketsiz kalan, temiz havadan mahrum kalan, işsiz kalan, psikolojik olarak yıpranan insanların ömründen 2-3 senesini çaldılar. Binlerce yıldır temiz hava al, yürüyüş yap diye hastalara önerilerde bulunan hekimler sakın evden çıkma, açık havada bile maske tak demeye başladılar. Özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar bundan çok olumsuz etkilendi.
    Yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunanlar kontrollerini aksattı, hareketsizlikten kemik erimesi, obezite, D vitamini yetersizliği, psikolojik sorunlar, şeker hastalığı, yine hareketsizliğe bağlı damar problemleri, emboli vakaları, kalp sorunları, beslenme bozuklukları, alkol kullanımı, sigara alışkanlığı, eklem sorunları, kireçlenme, akciğer kapasitesinde azalma ve ailevi problemler çığ gibi büyüdü. Kanser hastaları kontrollerini aksattı. Yeni kanser vakalarının tespitinde gecikmeler yaşandı. Çocuklar ve gençler iki yıl boyunca doğru düzgün eğitim alamadı. Yanlış sonuçlar veren PCR testi ile pozitifsin denilen sapasağlam insanlar evlerine hapsedildi. Ekonomide iş gücü kayıpları yaşandı. Ama aklını kullandığını iddia edenlerin aklına bu kadar sağlam pozitif vakanın neden olduğunu sorgulamak gelmedi. Bazı hastaların 70-80 defa üst üste yapılan testlerinin hep pozitif çıkmasını da sorgulamadılar. Sayın Balcı, bilimsel düşüncenin temeli sorgulamaktır, gözü kapalı iman etmek değil.

  6. 2 ay önce

    Teşekkürler elinize sağlık. Ben kullan-at öncesine yetişmiştim. Selamlar.

    Cevapla
  7. 2 ay önce

    Çok teşekkürler.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!